KIYISINDAYDIM... DÜŞ'tü, DÜŞÜYOR ŞEHİR..!

'Kısa Bilgiler' forumunda Aderito tarafından 2 Ocak 2013 tarihinde açılan konu


  1. aşk yarışına düşerse akıl...

    "Sen de düşüyorsun bilmeden sorgu sual etmeden, düşünmeden!
    Eksiğim farkındayım ama nasıl bakarsam bakayım. Aşk; güzel duruyor sende..."


    Yarım yamalak aşk eteklerini tutuşturur. Hissettikçe deşer yarasını geçmişin. Elde avuçta kalan son hırsıyla dişlerken yarını ne kendini bilir insan, ne sevdiğini.

    Varsa yeni yetme aşkın elinde kıvranır beden. Ne avuç dolar, ne doyar benlik. Ulu orta bir çınar büyür kimse görmeden sarka sarka dallarının içinden. Gün gelir herkes görür artık vakit çok geçmişken. Her gece yeniden, yeniden çöker üstüne içini yakıp kesercesine. Sen bir köşeye yığılıp düşünü pembe mavi cıvıl cıvıl renklerle boyarken, yabancı bir beden geçer sen yerine teninden; yine de sen kirlenirsin...!

    Geç kalmışızdır; dün, bu kadar çabuk geçmeseydi keşke derken, yolu ortasından kesilmiş ömür uzak şehrin sultanlığına kurmuştur düzenini ve içine sığmaz içi gözlerini yaparken kendine siper. Aşık, ne kendini bilirmiş, ne özlediğini. Oysa aşkta varsa ışık ve renk tir tir titriyorsa beden kalp sığmayı reddediyorsa kabına ve hatırlanmıyorsa mazide kalan herşey, gecesi gündüzüne girmiştir artık hayatın...
    Hissetmeyi unutur göz elde avuçta ne varsa. "O" düş ve ilhamdır artık. Di’li geçmiş zamandan aşıp ellerinde kalan ve "O" yoksa; artık kalesi düşmüş şehirdir Aşk, susmaz; her yokluğunda ona buna kendine sitemle söylenir... Ben de kendime!
    Toplayıp çıkarmadan ve çarpıştırmadan kimseyle haklılığımı, suçluluğumu yüzüne tükürüyorum zamanın artık gecikmiş, dile gelmiş insan tadında.

    Sen kokan nefesim yüzüne yaklaşmamışken, ezilip büzülmeden eksilmeden ve eksitmeden içimdeki kırıntıları göğsümde saklıyorum dört yandan mağrur sevdamı artık duymayan ama doymayan insan aklıyla. Karışmamış terime terin, hiç bakmadığım gözlerinin içine susmamışken titreyen sesim. Erik tadındır sanıp, yudumluyorum biz geçmişimi. Gözlerin umduğum kahve tanelerine şefkatle bakarken, sana; anmayan ama unutmayan mektuplar yazıyorum. Üstelik her harften binlerce kurban vererek senin adına..!

    Biliyor musun?
    Yoksa uyandığımda yanıbaşımda gözlerin, ışıldamamış gün düşmüştür aşka ihanetten şehir. Morarır inim inim inleyen umudum. Yine de solgun düşler kurarım ben ardınsıra, kasvetini ellerimle çıkarıp alırken aklımdan, ben yeniden Sana başlarım. Ve her yıkıntının ardından bir an'da olsa yine uyanacak bu Aşk'tan şehir...





    ! AYN