Kışla Gelen Bulaşıcı Hastalıklar

'Bebek Bakımı' forumunda Belinay tarafından 16 Ekim 2008 tarihinde açılan konu


  1. Kışla Gelen Bulaşıcı Hastalıklar
    [​IMG]
    Kış geldi, havalar soğudu. Mevsimle bağlantılı olarak çevremizdeki kişilerden daha sık hastalık haberleri almaya başladık. Ani ısı değişiklikleri ve ortamda dolaşan virüslerin de etkisiyle birçok kişi elinde mendille dolaşmak zorun kalıyor. Kış aylarında hastalıklara karşı en dirençsiz grubun başında çocuklar geliyor. Okulların açılmasıyla birlikte ev ve arkadaş ortamından, sınıf, yuva ve kreş gibi kalabalık ortamlara geçen çocuklar, burada çok sayıda çocukla temas ettiklerinden yaz aylarına göre daha fazla hastalanmaya başlıyorlar.

    Kış aylarında çocuklarda en fazla virüsler ve bakteriler yoluyla bulaşan hastalıkların görüldüğünü söyleyen Anadolu Sağlık Merkezi Çocuk Sağlığı Hastalıkları Bölümü Direktörü, Pediatri ve Pediatrik Endokrinoloji uzmanı Dr. Neslihan Güngör, kışın özellikle virüs hastalıklarının ilk planda geldiğini belirtiyor. Kış aylarında daha çok damlacık enfeksiyonu ile çocuktan çocuğa bulaşan hastalıkların sıklıkla görüldüğünü hatırlatan Dr. Güngör, “Virüsler enfekte damlacıkların havada asılı kalması ve bunların solunum yolu ile alınması sonucu, bir çocuktan diğerine ya da bir erişkinden çocuğa kolayca bulaşıyorlar. Bazen çocuğun aksırık, hapşırıkla çevreye yaydığı içinde virüs bulunduran bu kirli damlacıklar, çevredeki cisimlere tutunuyorlar. Diğer çocuklar da bu cisimleri alıp ağzına götürdüklerinde virüsü kapabiliyorlar ve hastalanıyorlar” diyor.

    Solunum Yolu Enfeksiyonları

    Anadolu Sağlık Merkezi Çocuk Sağlığı Hastalıkları ve Tıbbi genetik Bölümü’nden Dr. Ela Tahmaz ise, kış aylarında çocuklarda görülen solunum yolu hastalıklarını ve belirtilerini şöyle sıralıyor:

    Nezle: Kış aylarında en sık rastlanan çocuk hastalıklarından biridir. Hafif bir burun akıntısı ile başlar. Bazen de hafif öksürük olur. Kimi zaman öksürük biraz daha şiddetli olabilir. Bu tabloya nadiren ateş de eklenir.
    Grip: İnfluenza virüslerinin neden olduğu grip, genellikle yüksek ateşle başlar. Baş ağrısı, kas ağrıları, 39-40 dereceye varan ateş, burun akıntısı, burunda doluluk, öksürük olur.


    Boğaz enfeksiyonu: Halk arasında ‘beta mikrobu’ olarak bilinen beta streptokokun yol açtığı bademcik enfeksiyonu okul çağı çocuklarında çok sık görülen hastalık. Bademcikleri şişen çocuk, yutkunmakta, bazen uyurken nefes almakta zorluk çeker. Boğaz enfeksiyonu geçiren çocuklarda, enfeksiyonunun nedeninin beta streptokok olup olmadığı laboratvuar testleri ile araştırılmalıdır. Eğer beta mikrobu belirlenirse mutlaka antibiyotik tedavisine başlanmalı ve bu tedavi 10 gün sürdürülmelidir. Basit üst solunum yolu enfeksiyonlarında gereksiz yere antibiyotik kullanarak, bakterilerin antibiyotiklere karşı direnç kazanmasına zemin hazırlamamak gerekir. Ancak beta mikrobunun yol açtığı enfeksiyonun tedavisi özellikle önemlidir. Çünkü tedavi edilmediği taktirde, beta streptokokun neden olduğu enfeksiyona bağlı olarak çocukta hayatı tehdit eden kalp, böbrek ve eklem rahatsızlıkları oluşabilir.



     



  2. Zatürre: Daha çok kış mevsiminde görülen zatürre, akciğerin bir veya birkaç lobunun iltihaplanması şeklinde ortaya çıkan ateşli bir hastalıktır. Bu hastalıkta akciğerlerde bulunan hava kesecikleri iltihabi bir sıvıyla dolar. Akciğerlerin görevi olan oksijen alış veriş fonksiyonu bozulur ve bu nedenle kanda oksijen düzeyi azalır. Çeşitli bakteri ve virüslerin neden olduğu zatürre, özellikle risk grubu hastalarda ölümle sonuçlanabilecek ciddi bir akciğer hastalığıdır. Küçük çocuklarda, ileri yaştakilerde ve hali hazırda kronik bir hastalığı bulunan kişilerde daha ağır seyreder ve ölümle sonuçlanabilir. 39 dereceyi geçen ateş, öksürük, çoğu zaman pas renginde olan koyu kıvamlı balgam en önemli belirtileridir. Sıklıkla burun, boğaz enfeksiyonu sonrasında başlar.


    Bronşiolit ve bronşit: Bronşiolit, çocuklarda erken yaş grubunda (özellikle 3 yaş altında) bronşioller adı verilen küçük bronşların iltihabıdır. Bronşit ise, daha büyük çocuklarda ve yetişkinlerde görülür. Bronşit, büyük bronşların, yani soluk borusundan dallanarak akciğerlere yayılan hava borularını örten mukoza dokusunun akut ya da kronik iltihabıdır. Bronşit, üst solunum yollarında grip enfeksiyonu sırasında çok sık gelişen bir komplikasyondur. Boğmaca ve kızamık sırasında da soluk borusu ve bronş enfeksiyonlarına sık rastlanır. Özellikle çocuklarda, gençlerde görülen akut bronşitlerde, başlıca etken bakterilerden çok virüslerdir. Ama bakteriler de akut bronşit etkeni olabilir. Belirtileri inatçı kuru öksürük, balgam, ateş ve göğüste ağrıdır.


    Orta kulak iltihabı: Soğuk algınlığından sonra orta kulak iltihabı çocuklarda en sık görülen hastalıktır. Östaki borusunun bebeklerde ve çocuklarda erişkinlere oranla daha kısa ve yatay olmasından dolayı bakteriler burun ve boğazdan orta kulağa daha çabuk geçebilirler. Soğuk algınlığı, sinüzitlerde ya da boğaz enfeksiyonlarında östaki borusu kapanır ve bakterilerle bulaşmış olan sıvı orta kulak içinde kalır. Böylece mikropların daha çabuk üreyebileceği bir ortam oluşur. Akut Otitis Media adı da verilen bu hastalığın belirtileri kulak ağrısı ateş ve işitme kaybı ve özellikle bebeklerde beslenme güçlüğüdür.
    Boğmaca: Damlacık yoluyla bulaşan bu hastalıkta, 1 yaşın altındaki ve özellikle aşıları yapılmamış çocuklar risk altındadır. Önce kuru öksürük ve hafif ateş görülür. 1-2 hafta içinde öksürük, nöbetler halinde gelmeye başlar. Öksürme sırasında çocuk kızarır, morarır ve hatta terler
     



  3. Döküntülü Hastalıklar

    Virüslerin üst solunum yolu hastalıklarının yanı sıra döküntülü bulaşıcı hastalıklara da yol açtığını söyleyen Anadolu Sağlık Merkezi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Ayşe Sokullu, çocukların kış aylarında kalabalık ortamlara girmesiyle yoğun olarak geçirdikleri bu hastalıkları şöyle sıralıyor:

    Kızamıkçık:
    Rubella virusünün neden olduğu hastalıkta bazen hafif ateş ve boyundaki lenf bezleri de şişkinlik görülür. Yüzde küçük, düzgün, kırmızımsı pembe lekeler görülür. Lekeler vücuda ve damağa yayılır. Aşı ile korunmak mümkündür.


    Kızamık: Kızamık virüsünün neden olduğu hastalıktan yine aşı ile korunmak mümkündür. İlk belirtileri bir iki gün süreyle ateş, burun akması, göz sulanması ve kuru öksürüktür. Yanakların iç tarafında beyaz lekeler, alında, kulaklarda hafif kırmızılık görülür. Bu kırmızılık daha sonra tüm vücuda yayılır.


    Su Çiçeği: Varisella-zoster virüsünün sebep olduğu hastalık, hafif ateş, halsizlik, iştah kaybı ve şiddetli kaşınma ile başlar kısa süre içinde vücutta kırmızı lekeler oluşur. Bu lekeler daha sonra sivilceye dönüşür ve kabuklanır. İnsandan insana damlacıklar veya hava yoluyla bulaşır.


    Altıncı Hastalık: Ani başlayan ve 39-40 dereceye kadar yükselen ateş Altıncı hastalığın en önemli belirtisidir. Çocukta ateş, hafif burun akıntısı, baş ağrısı ve mide bulantısı diğer belirtilerdir. Boynun yan kıvrımlarında, kulak arkalarında ve başın arka kısımlarındaki lenf bezleri şişebilir. Bu hastalıkta ateş düştükten hemen sonra vücutta kırmızı renkli kaşıntısız deri döküntüsü oluşur.
    Bu hastalıkların yanı sıra mide ve bağırsak sistemine bağlı hastalıklar ve hava ısısındaki ani değişikliklere bağlı olarak atipik pnomonilerin de, görüldüğünü ifade eden Dr. Sokullu, “Atipik pnömoniler (tipik seyretmeyen zatürre) daha çok akciğer dışı belirtilerle görülür. Baş ve karın ağrısı, bulantı, ishal, ciltte döküntüler, bilinç bulanıklığı en çok görülen belirtilerini oluşturur. Atipik pnömonilerde solunum sistemi muayenesinde hastalık bulgusu bulunamayabilir. Bu nedenle ateşle başlayan hastalığı olan her çocukta pnömoni araştırılmalı, teşhis için akciğer filmi çekilmeli, balgam kültürü ve kan testleri yapılmalıdır” diyor.
     



  4. Kimler Risk Altında?

    Hem viral, hem de bakteriyel hastalıklar açısından kalabalık ortamlara giren çocukların risk altında olduğunu söyleyen Anadolu Sağlık Merkezi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Cihan Berkarda, “Ancak solunum yolu hastalıkları açısından astımı ve alerjisi olan çocuklar, kalabalık ailelerdeki çocuklar, küçük bebekler, okula giden çocukları olan ve bir de küçük bebeği olan ailelerdeki bebek risk grubundadır. Çünkü o bebek okuldan ağabey veya ablasının getireceği enfeksiyonları kapma riskini taşır. Diyabetli çocuklar da grip hastalığını daha ağır geçiriyorlar ve kan şekerleri kontrolden çıkıyor. Doğuştan bağışıklık sistemi bozuk olan çocuklar, kanser tedavisi alan çocuklar da risk altında. Bu nedenle risk grubundaki bütün çocukların grip ve diğer solunum yolu hastalıklarına karşı aşılanması gerekir. Grip aşısı ile bütün gribal enfeksiyonlar ve grip sonrasında çocukların karşılaşacakları ortakulak enfeksiyonları, zatürre gibi daha ciddi sağlık sorunları önlenebiliyor. Amerikan Pediatri Akademisi, çocuklarda grip aşısını rutin aşı takvimine koydu. Çocuklarda ilk üç yaşına kadar bir ay arayla 2 doz yapılıyor. Daha sonra her yıl bir doz yapılıyor. Biz de Anadolu Sağlık Merkezi’nde bu takvime uyuyoruz” diyor.
    Anadolu Sağlık Merkezi’nde geçtiğimiz yıldan itibaren zatürre aşısının da rutin olarak yapılmaya başlandığını söyleyen Dr. Ela Tahmaz, “ABD’de 2000 yılından itibaren her bebeğe rutin olarak yapılan bir aşı bu. 2-4-6 ve 16. aylarda dört doz mutlaka yapıyoruz. Ülkemizde de Sağlık Bakanlığı onayı ile yapılmaya başlanan bu aşı, pnömokok bakterisine karşı geliştirilmiş bir aşı. Aşı ile çocuklarda akciğer enfeksiyonu, orta kulak enfeksiyonlarından bir kısmını, farenjit, boğaz enfeksiyonu, üst solunum yolu enfeksiyonları ve bebeklerde ölüme neden olan sepsisleri önlemek mümkün oluyor. Bir de daha önceden Sağlık Bakanlığı’nın da yaptığı rutin aşılar var. Difteri, boğmaca, kızamık, menenjit aşısı ve su çiceği aşısı gibi. Bu hastalıklardan korunmak için rutin aşı takviminde bulunan bu aşıları mutlaka yaptırmak gerekiyor” diyor.

    Bulaşıcı hastalıklardan korunmak için aşılamanın önemini hatırlatan Dr. Neslihan Güngör, hijyen kurallarına uyulması gerektiğinin de altını çiziyor. “Kreşlerde, okullarda gerekli temizlik önlemlerinin alınması, oyuncakların, yüzeylerin uygun şekilde temizlenmesi ve her şeyden önce çocukların küçükten itibaren hijyen kuralları konusunda eğitilmesi” gerekir diyen Güngör, “ Örneğin benim yurt dışında çalıştığım Pittsburg Çocuk Hastanesi’nde asansörlerin kapısında ‘ Hapşıracaksanız, elinizi ağzınıza götürüp mendilinizle kapattınız mı’ diye bir yazı olurdu. Büyük insanlar bile onu okuyup gayri ihtiyari toparlanıyorlardı. Basit bir şey ama ben toplumda çok görüyorum. Rahatça topluluk içinde ellerini ağızlarına kapatmadan aksırıp, öksürüyor, hapşırıyorlar. El temizliğine özellikle dikkat edilmeli. Çocuklara ellerini uygun sürede su ve sabun kullanarak yıkamaları gerektiği öğretilmelidir. Bu süre küçük bir çocuk şarkısının başından sonuna kadar söylenmesi şeklinde olabilir” diye konuşuyor.
    Anne babaları, sigara konusunda da uyaran Dr. Güngör, ebeveynlerin çocukların yanında içtikleri sigaranın, çocuklarını bulaşıcı hastalıklara daha yatkın hale getirdiğini söylüyor. Çocukların hastalıklara karşı dirençli olabilmeleri için kış aylarında da, vitaminden zengin sebze ve meyve ile beslenmeleri gerektiğini söyleyen Dr. Güngör, “Kış aynı zamanda çocukların kalabalık kapalı ortamlarda daha sık bulunduğu, fiziksel aktiviteye fırsat bulamadıkları bir dönem. Bu nedenle anne babaların çocukların enerji alımı ve kullanımı arasındaki dengeyi sağlamaya da dikkat etmeleri gerekir. Aksi takdirde kış sonunda çocuklarımız kilolu olarak karşımıza çıkıyorlar. Obezite çağdaş dünyanın bir sorunu ve kış aylarının zemin hazırlayacağı hastalıklar arasında obeziteyi de unutmamalıyız bence” diye konuşuyor.


    Yoğun Bakım Gerekebilir

    Çocuklarda görülen solunum yolu hastalıklarının bazen yoğun bakım şartlarında tedaviye ihtiyaç duyabileceğini hatırlatan Anadolu Sağlık Merkezi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Çocuk Yoğun Bakım Sorumlusu Dr. Ayşe Akcan Arıkan “Özellikle kışın en fazla karşımıza çıkan sorunlar, solunumsal hastalıklar. Özellikle doğuştan gelen kalp hastalığı olanlar gibi bazı hassas gruplar, solunum yolu hastalıklarından diğer çocuklardan biraz daha fazla etkileniyorlar. Bu çocuklar kendi kendilerine yeteri kadar soluyamadıkları ve çabuk yoruldukları için, bir hastalık söz konusu olduğunda desteğe ihtiyaç duyuyorlar. Bu destek tedavisi bazen oksijen, soğuk buhar uygulaması veya hava yollarını genişletici tedaviler gibi servis şartlarında verilecek kadar kısıtlı tedavi olabiliyor. Ama bunlar yeterli olmadığı zaman çocukları yoğun bakım izlemine alıyoruz” diyor.

    Yoğun bakımda daha girişimsel ve daha yüksek destek sağlama imkanı olduğunu hatırlatan Dr. Akcan, “Durumu ağır olmayan çocukları solunum destek makinesine bağlamadan, sadece burundan özel bir maske kullanarak ‘non invaziv ventilasyon’ dediğimiz bir yöntem kullanıyoruz. Bunu küçük çocuklardan erişkin yaştaki çocuklara kadar yapabiliyoruz. Ancak çocukta çok ciddi solunum yetmezliği varsa, solunum borularına bir solunum tüpü yerleştirerek mekanik olarak solunum yapmalarını sağlıyoruz. Gerekli hava yolu açıcı tedavilerini ve diğer tedavilerini de burada hem direkt olarak akciğerlere, hem de damardan uygulayabiliyoruz” diye konuşuyor. Anadolu Sağlık Merkezi Çocuk Yoğun Bakımının bu konuda son derece donanımlı olduğunu söyleyen Dr. Akcan, üniteyle ilgili şu bilgileri veriyor: “Ünitemizde çocuk hastalara ayrılmış toplam 6, yatağımız ve solunum tedavisini uygulayabileceğimiz ventilatörümüz var. Her yatak başında dakika dakika kan basıncı ölçümü, dakika dakika karbondioksit ölçümü, kan oksijen seviyesi ölçümünü yapacak monitorizasyon düzeneğimiz var. Hemşire arkadaşlarımız bire bir hasta başında olmasalar dahi, santral monitorizasyon ile bulundukları yerden hastaların bütün hayati bulgularını ekranlarda görebiliyorlar. Böylece en fazla solunum desteğine ihtiyaç duyan çocuklar bile an be an kontrol altında tutulabiliyor."