Kısırlık Nedir?

'Sağlık Rehberi' forumunda okkan tarafından 3 Ekim 2009 tarihinde açılan konu


  1. KISIRLIK NEDİR

    Kısırlık tanım olarak düzenli cinsel ilişkiye rağmen 1 yıl içinde gebe kalamamaktır. Toplumda kısırlık problemi ile karşılaşma oranı %15 civarındadır. Doğada gebe kalmanın verimliliği düşüktür. Daha önce çocuğu olan bir çiftin, gebe kalmak ile ilgili erkeğe ve kadına ait herhangi bir problemi olmadığı halde, düzenli ilişkiye rağmen her ay gebe kalma şansı ancak %25 civarındadır. Bir yılın sonunda toplumda çiftlerin %85’i gebe kalabilmekte, fakat %15’i infertilite (kısırlık) tanımı içine girmektedirler.

    Genel olarak, kısır çiftlerin %40’ında erkeğe bağlı faktör sorumludur. %15 çiftde kadına ait yumurtlama, diğer %15 çiftte rahim-tüp ile ilgili problemler sorumlu olmaktadır. %30-40 çiftde hem erkeğe hem kadına ait problemler birlikte katkıda bulunmaktadırlar. %15 çiftde ise mevcut tanısal testler normal olup, görünür bir problem saptanamaktadır; bu duruma izah edilemeyen infertilite denir.

    Kısır hastaların tanı ve özellikle tedavisinde son 10 yıl içinde baş döndürücü hızla gelişmeler elde edilmiştir. Tüp bebek ve ilgili tekniklerde sağlanan gelişmeler ile daha önce ümitsiz olan çoğu çifte günümüzde çocuk sahibi olma şansı doğmuştur.

    İnsanda ilk tüp bebek (Louis Brown) 1978’de dünyaya gelmiştir. 1992’de menideki sperm kullanılarak yapılan mikroenjeksiyon sonrası ilk gebelik rapor edilmiştir. Menide hiç sperm olmaması olarak tanımlanan azospermi olgularında, testisden sperm elde edilerek (TESE) mikroenjeksiyon sonrasında ilk gebelik 1995’de bildirilmiştir. Tıkayıcı olmayan azospermiye bağlı kısır olan çiftlerde, 1995 öncesi tek çocuk sahibi olma şansı evlat edinme iken, TESE’de sperm çıktığı takdirde %40-45’ler civarında gebe kalma şansı sunmak inanılması güç bir gelişmedir. Elbette bu konuda devam eden gerek temel gerekse de klinik çalışmalar, tüp bebek uygulamalarında kısa gelecekte başarı şansını arttıran yeni uygulamaların ortaya çıkmasını sağlayacaktır.

    Mikroenjeksiyon, erkeğe bağlı kısırlık tedavisinde bir devrimdir. Mikroenjeksiyon, bir spermin bir yumurta içine yerleştirilmesi esasına dayanır. Sperm canlı olduğu takdirde, sperm şekli, hareketliliğinde olan sapmalar, mikroenjeksiyonda by-pass edilmekte ve önemini yitirmektedir.

    Kısır çiftlerde tüp bebek uygulaması en son tedavi seçeneği olarak görülmelidir. Kısırlık nedenine göre değişmekle birlikte öncelikli olarak standard tedavi metodları denenmelidir. Standard tedavi metodları ile yanıt alınamıyan olgularda tüp bebek tercih edilmelidir. Bu bağlamda kadın yaşının son derece önemli olduğu hiç bir zaman göz ardı edilmemelidir. Bayan yaşına bağlı özellikle 38 yaş sonrasında gebe kalma potansiyeli azalmaktadır. İleri kadın yaşı varlığında tüp bebek dahil her türlü tedavide başarı şansı azalmaktadır. Bu nedenle, gebe kalmakta güçlük çeken çiftlere, uygun araştırma sonrası, tüp bebek öncesi tedavi seçenekleri ile başarı elde edilemiyor ise gecikmeden tüp bebek uygulamasına geçmelerini öneriyoruz.

    Sonuç olarak, kısır çiftlerin çocuk sahibi olmaları yolunda tıpda büyük mesafeler kat edilmiştir. Tedavinin başarısını belirleyen en önemli unsur doğru tanı ve en etkin tedavinin seçilerek hızlı bir şeklide uygulanmasıdır.
     



  2. Cevap: Kısırlık Nedir?

    Sigara, alkol ve aşırı şişmanlık gibi sosyal nedenlerin erkek kısırlığında belirleyici rol oynadığı belirlendi.

    Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Semih Özkan, yılda yaklaşık 90 bin kadar çiftin kısırlık sorunuyla karşı karşıya kaldığını belirterek, fast food tarzı beslenme ile aşırı sıcağın da erkeklerdeki kısırlığın diğer nedenleri arasında sayılabileceğini belirtti.

    Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Semih Özkan, yaptığı açıklamada kısırlığın, toplumun yüzde 15’inde görülen bir problem olduğunu söyleyerek “Türkiye’de her yıl 600 bin civarında evlilik olmaktadır, yılda yaklaşık 90 bin kadar çiftin ise kısırlık sorunuyla karşılaştığı gözlemlenmektedir” dedi. Doç. Dr. Semih Özkan sigara ve alkolün de sperm kalitesini düşürdüğünün altını çizdi. Sigara içilen ortamlarda bulunan pasif içiciler de dahi ortamın havasını solumaları yoluyla havada bulunan zehirli maddeleri solunum yoluyla alarak sperm üretiminin olumsuz etkileneceğini bildirdi. Yapılan araştırmaların, haftada 60 ml. üzeri alkol kullanımının sperm üretimini olumsuz yönde etkilediğini gösterdiğini belirten Doç. Dr. Özkan, “Ayrıca steroid, antidepresan, sulfomidli bazı abtibiyotikler, kanser tedavisinde kullanılan bazı ilaçlar da sperm kalitesi, hareketliliği ve üretimi için zararlı olabilmektedir” diye konuştu.

    Testiste gerçekleşen sperm üretim işlevinin, çevresel koşulara oldukça duyarlı olduğunu kaydetti. Doç. Dr. Semih Özkan, sperm üretiminin uygun olmayan her koşuldan olumsuz olarak etkilenebileceğini ifade etti. Doç. Dr. Özkan, fast food tarzı beslenmeden uzak kalınması gerekliliğini belirtti. Özkan, “Yüksek kolesterol, spermin zar yapısını bozduğu için döllenme yeteneğini azaltır ve kısırlığa neden olabilir. Bu nedenle özellikle “Fast Food” denilen aşırı yağlı, kolesterolü arttırıcı gıdalardan uzak durmak gerekir” dedi.

    -SICAK SU BANYOLARI VE SAUNALARA DİKKAT-

    Doç. Dr. Semih Özkan, aşırı sıcakların sperm üretimini olumsuz etkileyeceğini belirterek “Kısırlık sorunu ile karşı karşıya olan erkeklere kesinlikle, sıcak su banyoları ya da saunaları tavsiye etmeyiz. Ayrıca dar iç çamaşırları da aşırı sıcak oluşturduğu için testis damarlarının genişlemesi sonucu sperm kalitesini azaltabilir” diye konuştu.

    Kaynak: Haber Türk - 27.02.2008