Kişi sevdiğiyle olmak ister

'Güncel Bilgiler' forumunda Filiz tarafından 9 Mayıs 2008 tarihinde açılan konu


  1. Kişi sevdiğiyle olmak ister!.

    Sevdiğinin hâliyle hâllenir… Sevgisi kadarıyla, onunla yaşar!.

    Sevginin ne olduğunu tam olarak bilemediğimiz için,
    çoğunlukla, “beğeni” ile “sevgi”yi birbirine karıştırırız..

    “Beğeni” yanında “sahip olma” arzusuyla açığa çıkar!.


    Bir nesneden hoşlandığında, beğendiğin şeye sahip olmak ve
    üzerinde tasarruf edebilmek arzusuyla yaşarsın…

    Bu tüm mahlukatta çok yaygın bir duygudur!.

    Kimi, beğendiğini cebine sokar;
    kimi beğendiğine tasma takıp yanında taşıyarak onunla hava atmak ister;
    kimi yakalayıp inine sürükler… Her mahlûk yaradılış fıtratına göre,
    beğendiği üzerinde tasarruf etmek ister.

    “Sevmek” ise bundan çok farklıdır…

    Sevince, yanlızca sevdiğin için yaşamak istersin!.

    Yalnızca yanında olmak, yalnızca onun olmak,
    yalnızca onun zevk aldığıyla zevk alıp, sevmediğinden kaçmak istersin!
    Sevdiğin öylesine sarmıştır aklını, fikrini, ruhunu ki, her şey sana,
    onu hatırlatır; yanında iken bile onun içinde olmak istersin!…
    Yakınlık bile uzak gelir sana!…

    Sen kaybolursun, sende; sevdiğin kalır yalnızca, beyninde!..

    Onun bakışıyla bakar, onun değerlendirmesiyle değerlendirir,
    onun diliyle konuşmaya başlarsın!. Gözün ondan başkasını görmez,
    kulağın ondan başkasını duymaz,
    elin ondan başkasına uzanmaz olur!.

    Her an sana sahip olmasını; varlığının, tasarrufunun her an
    üzerinde olmasını, her an seni kucaklamasını istersin!…
    Bedensel yakınlık bile, korkunç uzaklık gibi gelir sana;
    ve onunla tek bir beden, tek bir ruh, tek bir şuur olmayı dilersin!.

    Sevgi, fıtratın müsait ise, sevdiğinde yok edesiye yakar seni;
    ve gün gelir kaşında-gözünde, yüzünde-dilinde
    sevdiğini görürler de, “sen o olmuşun” derler!

    Beğenen sahip olmak ister…

    Seven ise sevdiğinde yok olur; feda eder her şeyi sevdiği uğruna!.

    Bazılarının da sevgi kokusu sürülür üstüne; “aşığım” sanır!.
    Ama sevdiği uğruna, fedakarlık etmeye gelince sıra,
    o koku siliniverir üzerinden “kopamama” sabunuyla!.

    Parasından kopamaz… Mevkiinden kopamaz…
    Yakınlarından kopamaz… İçinde yaşadığı ortamın
    güzelliklerinden kopamaz… “Etraf”tan kopamaz!.

    Derken kusurlar belirmeye başlar sevdiğini sandığının üzerinde…
    Eksiklikler görmeye başlar başlar, yetersizlikler görmeye başlar…
    Bunlar önce acıma duygusuna dönüştürür sevgisini;
    uzaktan acıyarak seyretmeye başlar…
    Sonra tatlı bir anıya dönüşür, sevgi sandığı duyguları!.
    Bu tecrübe gösterir ki, onun fıtratında sevgi programı yoktur!..
    Beğeniyi, sevgi sanmıştır!..

    Uzaklaşma ondan gelmemiş de, karşısındakinden gelmişse,
    bu defa “nefret”e döner “beğeni”; ondan intikam alma duygusu
    gelişir içinde; ve vicdanla intikam dalgaları arasında
    bir o yana bir bu yana sürüklenir durur; terkedilmişliğin, uzaklaşmanın,
    layık olmadığını yaşamanın sanısı içinde!..

    Oysa yanlızca, fıtratında olmayan gerçek sevginin sonuçlarını yaşamaktadır!.
    Cüzdanı için, güzelliği-yakışıklılığı için, kendisine hoş gelen huyları için,
    mevkii-koltuğu için, ilmi için beğenmiştir; sevdiğini sanmış;
    sahip olamayınca da arzusuna erişememenin düş kırıklığı içinde kopmuş;
    yalnızca çıkarları doğrultusunda yaşamayı tercih etmiştir…

    Seven ise göze almıştır kopmayı… Dışlanmayı…
    Paradan-puldan, namdan nişandan, dosttan akrabadan uzak kalmayı…

    Fıtratından gelir sevgi!. Kulluğu sevmek üzeredir!.
    Onunla, sevmeyi yaşamak istediği için yaratmıştır onu Yaratan…
    O yüzden kopar anadan-babadan; dünyadan paradan!

    Seven, karşılıksız sever!…

    Beğenen karşılığını ister!.

    Benim istediğim gibi yaşarsan seni boğarım sahip olduklarıma, der beğenen!..
    Onun zaten fıtratında yoktur sevgi, bilmez aşkın ne olduğunu!..
    Ne üzere yaratılmışsa, odur tüm meşgalesi… Karınca gibi çalışır;
    maymun gibi çiftleşir; aslan gibi yavrularına sahip çıkar…
    Ama pervane gibi sevemez!. Atamaz kendini ateşe!.

    Sevgi sonunda yanmayı getirir!.. Beğeni ise sonunda kaçmayı!.

    Beğenen mahlûkat çoğunluğuna göre, “sevgi” delilikten bir türdür!..
    Anlamazlar onlar, sevdiği uğruna, etraf ne derse desin deyip,her şarta katlanmayı!
    Ve “delillik bu” derler…

    Beğenme bir tür “hobi”dir!…
    Bazen ömür boyu sürer, bazen bir kaçyıl, bazen bir kaç ay!..

    Sevgi bir ömür boyudur!…
    Bitmez, tükenmez, bazen durulur, bazen coşar ama hiç gerilemez!.
     



  2. sevgi; sevdiğinin alışkanlıklarını dahi edinmektir....

    teşekkürler bu anlamlı dizelere:f118:
     



  3. Kimi seversen ona benzersin,Kime benzersen onun gibi yaşarsın! O zaman kimleri sevdiğimize bir bakalım ki kendimizi tanıyalım. İnsanın Allah-u Zülcelal’i ve Hz. Peygamber (S.A.V)’i sevmesi demek; Onlara itaat etmesi, emirlerine uyması ve yasaklarından kaçınması demektir. Nitekim Allah-u Zülcelal bir ayet-i kerime de şöyle buyurmuştur; “Kim Allah’a ve Peygambere itaat ederse, işte onlar Allah’ın kendilerine ni’met verdiği peygamberler, sıddıklar, şehidler ve salihlerle beraberdir.” (Nisa; 69)


    Hz. Peygamber (S.A.V) bir hadis-i şerifte şöyle buyurmuştur; “Kişi, sevdiği ile beraberdir.” (Buhâri, Müslim)

    Sevgi bir ömür boyudur!…
    Bitmez, tükenmez, bazen durulur, bazen coşar ama hiç gerilemez!. [eline emeğine sağlık FİLİZ ... hep sevgi ile kalın]
     



  4. Her cümlesi ayrı bir güzel,sevgi ve beğeniyi birbirinden o kadar ayırmış ki,sevmeyi bilmeyenler sevdim demesin.Tacı tahtı bırakabiliyorsanız seviyorsunuz.Paylaşımın için çok teşekkürler Filiz.
     



  5. Sevgi bir ömür boyudur!…
    Bitmez, tükenmez, bazen durulur, bazen coşar ama hiç gerilemez!