Kırmızı Koltuk OrhaN

'Eğlence' forumunda Wish tarafından 16 Haziran 2009 tarihinde açılan konu



  1. Evet sevgili forumdas dostları Bu haftaki kırmızı koltuk konuğumuz benim sevgi ve saygı duyduğum öğretmenim,arkadaşım,dostum,abim...... kısacası forumumuzun ve kalbimizin en özel üyelerinden Orhan Hocamız.

    Hocam :f77: hoşgeldiniz. Bütün bir yıl çocuklardı,biz velilerdi,sınavlardı,sonuçlardı derken
    yorgunluğunuzu rahat bir kırmızı koltukta çıkartın istedim.:f196:

    Yapı itibari ile çok sakin bir insan olduğunuzu bilmeme rağmen yine de size ilk olarak kahve ikram etmek istedim. :f80: Bilirim ki yanında çikolata ile ne kadar da çok sevdiğinizi. ;)
    Ama sizi sorularıyla terleten arkadaşlara önlem olarak elimde :) oklavam ,tepside meşrubatlar ile şu kapının arkasında belkiyorum. WisH demeniz yeterli. :f196:

    Ben şimdilik soru sormayacağım ama şunlarıda demeden gitmek istemiyorum.
    Ben ve oğlum sizin öğrenciniz olduğumuz için çok şanslıyız. Bize verdiğiniz emekler için size ne kadar teşekkür etsek az gelir ve biliyorum ki hakkınızi hiçbir zaman ödeyemeyiz.İyiki öğretmeniz oldunuz,iyiki iyi bir abimiz oldunuz,iyiki forumdaslı arkadaşlarıma sizi tanıma fırsatı verdiniz. Sizi seviyorum :f97:
     


    passer bunu beğendi.

  2. hocam kırmızı koltuğa hoş geldiniz diyerek başlayalım. Madem Dileğim soru sormamış ilk soru benden olsun
    Çok güzel bir mesleğiniz var saygıyla ellerinizden öpüyorum. Merak ettiğim konuya gelince; Öğrencilerinizle aranızdaki dialog nasıldır? Otoriter bir insanmısınız? :f81: Son olarakta sıradışı bir anınız var mı öğrencilerle ilgili?
     



  3. Öğretmenlerimize saygım ve sevgim sonsuz iyiki varlar..:f118:
    Orhan öğretmenim benim sorum geleneksel olcak, kırmızı kotuğa kim oturursa ona bu soruyu sorcam ..

    Zaman makinası ile gitmek istediğinizbir tarih olsa ,hangisi ve neden o tarih diye soruyorum..Cevabınız için şimdiden teşekkür ediyorum...
     



  4. Öncelikle hoşgeldiniz ...
    Benim sorum çok kısa.Öğrencilerinizin hepsini eminim ki çok seviyorsunuz.Siz de iz bırakan bir öğrenciniz oldu mu ? Neden ?
     



  5. Geç geldim, herkesten özür! :( O güzel sıcacık sözlerine teşekkür ediyorum Dilek! Her zaman çok iyisin sen… Senin ve oğlun Tunahan’ın öğretmeniniz olmamla da gurur duyarım hep… :f58:

    Aktif olamadığım bugünlerde Kırmızı Koltuk’a beni değer bulmanız bir sürpriz oldu benim için… Sevdiğinizi, sevildiğimi, sayıldığımı biliyorum zaten… Herkese çok teşekkür ediyorum.

    Eğitim-öğretim yılı boyunca tek düşündüğüm öğrencilerimdir hep… Onlar için varım, onların başarıları için varım. Toplumun etik kurallarını, milli, manevi ve kültürel değerlerini bilen; fiziksel, zihinsel ve duygusal güçlerini millet, yurt ve insanlık için yararlı olmalarının yanı sıra istedikleri okula ve kitap okuma alışkanlığını kazandırmaktır idealim. Bu eğitim-öğretim yılının tatlı yorgunluğunu, Kırmızı Koltuk’ta sizlerle paylaşarak çıkaracağım için mutluyum. :f63:

    Evet Dilek! Sakin, alçakgönüllü, hoşgörülü olduğum söylenilenlerin yanı sıra bugüne kadar ki yazılarım beni anlatır. “Duygularım, Düşüncelerimdir Yazılarım.” Bundan sonra da…

    Gülümseyen insan güzeldir! değil mi? :f63:

    Yanında çikolatalı sade kahveyi de sevdiğimi bilirsin, teşekkür ediyorum. Arkadaşlarımı rahat bırak! Zor soruların ve sorunların kişisiyim ben, biliyorsun. Bekliyorum sorularını… Sen beni bu kadar yakından tanıyorsun, bu saate kadar niye beklettik arkadaşları, açıklasaydın sorulanları? :f30:

    Bende çok seviyorum seni Dilek! :f97:
     



  6. Teşekkür ediyorum HazaN! :f63: Öncelikle otoriter bir yapım olmadığını söylemeliyim. Ben bunun dışındayım ama güzel kazanımları için biraz tatlı sertim öğrencilerime…

    Diyaloglarıma gelince söylenilecek çok şey var.

    Öğrenci psikolojisinden anlayan, örnek olucu, sevgi-saygıya dayalı, öğretimle birlikte eğitime yer veren, etkileyici ve akıllı konuşan, öğretmeyi seven, öğrenmeyi sevdiren, öğrencisiyle uyum içinde, tatlı sert, öğrenci gözüyle bakabilen, kendi çocuğummuş gibi yaklaşabilen, önyargısız yaklaşabilen, öğrenci velileri ile iyi diyalog kuran, disiplinli ve yönetici olan, ders dışında öğrencilerle ilgilenen, notu bir silah olarak kullanmayan, öğrencilerin kişiliklerine yönelik onur kırıcı sözler söylemeyen, bağırıp çağırmadan sorunları konuşarak halleden, sabırlı ve toleranslı olan, öğrencilerini şefkatle severek onun duygularını paylaşabilen, öğrencilere ilk olarak doğruluğu ve dürüstlüğü öğreten, en önemlisi de her zaman güler yüzlü olabilen diyolaglar içindeyim ben… :f196:

    Anılarıma gelince, öğretmen olup ta anısız olur mu, pek çok tabii ki… En güzel anılarım da üç kuşağında aynı okulda öğretmenliği paylaşmamız. Öğretmenim, ben ve öğrencim. Ayrıca yıllarca birlikteliğimiz olan öğrencilerim. Büyük mutluluk bu!

    Kısa anılar:

    Yıllar öncesi Türkçe dersinde bir saat zarfları anlatan ben, konuyla ilgili soruyu sordum. İstediğiniz zarf türüne bir örnekte siz söyleyin? Sıkı tutunun cevap geliyor. MEKTUP ZARFI :f30:

    Yine lisede kompozisyon dersinde, dilekçe yazın, yarın ödevleri toplayacağım dedim. Uyanığın biri arzuhalciye yazdırmış. İyi güzel de arzuhalcinin damgasını niye bastırdın oğlum?
    -Damgasız dilekçe olmaz dediniz ya öğretmenim! :f118:

    Etkileyici anılardan:

    Hazırlıksız konuşma çalışmaları yapıyoruz. Listeden seçerek kaldırıyorum; kürsüye geçiriyorum onları…

    “Serdar! Konun, “eğitim”. Süren beş dakika… Evet, seni dinliyoruz.”
    Erkan , “gençlik” konusunda harika bir konuşma yapıyor.
    Arkadaki kızlar yine çığlık çığlığa... Bir anda irkiliyoruz.
    “Hocam! Yasin...” Bıktım bu çocuğun taşkınlıklarından!”
    “Kalk Yasin! Sen konuşacaksın.” Bütün sınıf geriliyor.
    Bugüne kadar derste sorulan hiçbir soruyu doğru dürüst yanıtlayamadı.
    Kimse onun herhangi bir konuda iki cümleyi bir araya getirebileceğine inanmıyor. Kızları zor durumda bırakmak neymiş görürsün şimdi. “Konuyu kendin seç! Tek yapman gereken burada beş dakika konuşmak…” Yasin, biraz düşündükten sonra, “Havadan sudan konuşacağım.” diyor.
    “Konuyu kendin seç” demekle hata ettiğimi anlıyorum. Ama sözümü geri almam doğru olmaz. “Peki, Yasin!” diyorum, “Süren başladı.”
    Yasin, beş dakika boyunca konuşuyor. Havayı, suyu anlatıyor. Kâh cümleleriyle kâh mimikleri kâh hareketleriyle…
    Birinci dakikanın sonunda gülmeye başlıyorum. Üçüncü dakikanın sonunda hepimiz kendimizi bu mizahçının sürprizlerinin keyifli yolculuğuna bırakıyoruz.

    Kim demiş, Nasrettin Hocalar, Kavuklu Hamdiler, İsmail Dümbüllüler dünyaya bir daha gelmezmiş diye! Gülmeyi unutan yüzleri güldürebilmek insanlara verilmiş ne güzel armağan!
    Gülebilmek ve yaşadığımızı hissetmek için senin konuşmana ihtiyacımız var Yasin! Lütfen artık susma, olur mu? :f196:
     



  7. Teşekkür ediyorum passer!:f40: Güzel bir soru... :f118: Bugün yaşanılanları yaşadıkça ara ara düşünmedim değil! :f20:

    Osmanlı, özellikle Kanuni zamanında yaşamak isterdim ben…

    Osmanlı Devleti, Kanuni Sultan Süleyman zamanında en şaşalı ve görkemli zamanını yaşadı. Yaşadığı dönemde Osmanlı Devleti’ni dünyanın en güçlü devleti haline getirdi o dönemde Kanuni Sultan Süleyman… Sadece Osmanlı Devleti’nin değil cihan padişahı olarak ta anılıyordu. Adaletin, eşitliğin ve hukukun olduğu toplumda ülke zenginliği de söz konusu… Hazine onun zamanında öyle bir doldu ki kullandıkları madeni paraları bile altından yapmaya başladılar. İkinci olarak kendi zamanında çok az ülkenin Kralı Kanuni Sultan Süleyman ile görüşmeye denkti. Dönemin en güçlü imparatorluklarından Avusturya-Macaristan İmparatorluğu'nun kralı bile Osmanlı Devleti’nin sadrazamına denk bir mevkideydi. Onun zamanında Osmanlı her yönden en güçlü dönemini yaşadı. :f196:
     



  8. merhaba orhan abi...

    öncelikle forumumuzda senin gibi öğreticiler bulundurduğumuz için çok mutlu olduğumu belirtmek isterim...

    iyiki varsın ve iyiki senin gibiler var...

    çok uzatmadan sorularıma geçmek istiyorum...

    bu arada hiç bu kadar ciddi konuşmamıştım...

    neyse uzatmayayım

    1)ilk öğretmenlik yıllarında ne gibi zorluklar yaşadın??

    2)bu zorluklar sana ne gibi tecrübeler kazandırdı

    şimdiden teşekkürler

    saygılarımla...
     



  9. Orhan Hocam Öncelikle Kırmızı Koltuğa Hoşgeldin Sorum Şu En Çok Hangi Öğretmeninizi Sevmiştiniz
     



  10. Tabii ki Blue! İz bırakan pek çok öğrencilerim var. Okulda olduğu gibi yaşamlarından da etkilendiğim öğrencilerim oluyor. Arkadaşımız WisH''te sözü edilen bir öğrencilerimden.

    Oldukça değer bulduğum sorun için teşekkür ediyorum Bleu! :f196:

    İz bırakan anım:

    Ortaokul öğretmenlik yıllarımdan bir olay ama beni derinden sarsan bir olay… Sonrası mı, okuyun! :(
    Bir öğrencim, görseniz dünyalar güzeli… İnsana huzur veren bir gülümsemeye sahip. Denebilir ki sürekli gülüyor. O güldükçe benim öğretme coşkum kamçılanıyor sanki... Bir gün yine dersteydik ve sınıfın doğal havasından kaynaklanan esprilere herkes kahkahalarla gülüyordu. Hele bizim Pilot Özgür… Exuperiy’in Küçük Prens’ini okuduktan sonra pilot olmaya karar verdi. (Kitabı çok beğenmiş, hatta bana şöyle demişti, “Öğretmenim, baştan sona bitirebildiğim ilk kitap, bu oldu.”

    Bir ara gözüm Nazlı’ya takıldı. Adı gibi nazlı mı nazlı, narin bir öğrencim… Nazlı somurtmuş, tahtaya bakıyordu. Buna bakmak denir mi bilmiyorum, öylesine derindi ki sanki duvarı delip uzaklarda, çok uzaklarda yitip giden bir şeyi yakalamak ister gibiydi. Ders bitimine kadar onun bu kaybolmuşluğu sürüp gitti. Teneffüste yanıma çağırdım, ‘Neyin var kızım, durgunsun? ‘ diye sordum. İlkin “Yok bir şey öğretmenim.” dedi. Tutukluğunun yanındaki arkadaşlarından kaynaklandığını sezdim. Aldım onu, rehberlik odasına götürdüm. “Anlat!” dedim. Ardından, “Belki bir şey yapamam ama dinlemeyi bilirim.” diye ekledim. Önce sustu, sonra gözlerinde iki damla yaş belirdi. O gözyaşlarını görmeliydiniz gerçekten; anlattıklarının çok ötesindeydiler, öyle masum akıyorlardı ki... Gözyaşlarına tahammül etmenin pek kolay olmadığını o an anladım. İçimden bir şeylerin kopup boşluğa savrulduğunu hissettim, yine de “Anlat!” dedim. O da derin bir iç geçirerek, “Ağır geliyor öğretmenim!” deyiverdi. “Ne ağır geliyor kızım?” diye sordum. ‘Hayatım çok karışık, kaldıramıyorum. Neden bütün her şey beni buluyor?’ diye sordu. Ben de teselli demeyeceğini bile bile, “Hepimizin farklı sancıları var kızım. Sanıyor musun ki hayat öyle hep güllük gülistanlık? Yok öyle bir şey! Hem sonra öyle olsaydı, yaşamamızın anlamı mı kalırdı? Zorluklar var ama önemli olan direnebilmektir bu zorluklara…” dedim. “Ama hocam, ben bebekliğimden beri çekiyorum. Artık çekmek istemiyorum.” dedi. “Çektiğin şey nedir?” diye sorduğumda, bana annesinin yıllar öncesi vefat ettiğini, babasının da Almanya’da bir başkasıyla evlendiğini… Sustum!

    İşte Nazlı! İlgilendiğim, yardımcı olduğum Nazlı, şimdi Anadolu’da Tekstil Mühendisi… :f63:
     


    passer bunu beğendi.

  11. Hosgeldiniz Hocam

    Buyrun ben size bir kahve veriyim :f80:

    Hazırsanız kahvenizi içtiyseniz sorulara başlıyım

    1) Okulda hiç şikayetci olduğunuz öğrenci varmı ?
    2) Öğrencilerinize hiç bağırıyormusunuz ?
    3) Okulda birini dövdünüzmü dövdüyseniz neden ?
    4) En sevdiğinizkitap hangisi ?

    Sanırım bu kadar yeter :f196:
    Sizi çok seviyoruz :f97:
     



  12. Sizi tanımak çok güzel orhan bey sizin gibi öğretmenlerimizin her zaman başımızın üzerinde yerleri var

    Ömür su gibi geçip giderken arkanıza baktığınızda ben bunu hak etmedim dediğiniz olay,söz vs vs...
     



  13. Her alanın zorlukları yaşanılır ilk yıllarda… Alanımla ilgili iki üniversite eğitimi almama karşın, uygulamada zorluklarla karşılaştığım anlar olmuştur. Birikimler yaşayarak, uygulayarak değer kazanır. Bu süreç içinde zorlukları da görüyor insan...

    İlk günlerimde ortama alışmada, ilk aylarda lise programlarına uyumda, onlarca deneyimli öğretmenlerle bir arada olmada, yüzlerce öğrenci karşısında ders sunumunda yaşanılan o anlar, ilk heyecanlar… Yaşanılan pedagojik sıkıntılar ile Psikolog Rehber Öğretmen Servisinin (PDR) olmayışı da öğrenci ve veli sorunlarının çözümünün zorluklarıydı o yıllar… Ve 12 Eylül öncesi liselere kadar indirilen anarşi ve terör… Sonrası okulun fiziki, ders araç-gereç ve donanım yetersizliklerinin yanı sıra sık değişen eğitim sistemi, yenilikleri uygulamada karşılaşılan zorluklar… Yöneticilikte de kurum kültürünün yerleşmesi çabaları…

    Hayat zordur, öyle de olmalıdır. Bu bir gerçektir. Öğretmenlikte zor, en çok onurlu olanıdır da öğretmenlik…

    Bu gerçeği gördüğümüzde, onun üstesinden gelinir. İyi anlaşılırsa ve kabul edilirse yaşam ve öğretmenlik artık zor olmaktan çıkar. Çünkü bunu kabullenince yaşamın ve öğretmenliğin zor olduğu gerçeği artık önem taşımaz. Bunlar bilindiğinde yıllarla birlikte deneyimlerde artıyor.

    Teşekkür ediyorum barışkolik! :f196:
     



  14. Hoş buldum ßyFeaR, teşekkür ediyorum! :f196:

    Öğrencilik yıllarında bir özelliğiyle en sevdiği, hayranı olduğu bir öğretmeni vardır her insanın… Bitirilen okul sayısına göre de birkaç öğretmene çıkabiliyor sevilen öğretmen sayısı… Okunulan okullardaki öğretmenlerin kişisel nitelik ve birikimi göz önüne alındığında diyebilirim ki ben, ilkokul öğretmenimi sıcak ilgisiyle, ortaöğretimde Fransızca öğretmenimi kibar, nazik ve arkadaşça yaklaşımıyla, üniversitede de Yeni Türk Edebiyatı öğretmenimin şiir gibi konuşması ve ders işlemesiyle etkilendiğim, sevdiğim, saydığım öğretmenlerim olmuşlardır. :f63:
     



  15. Cevap: Kırmızı Koltuk OrhaN

    Ben teşekkür ediyorum hocam
     



  16. Çok teşekkür ediyorum Bloomcuğum! :f118: Bende sizleri çok seviyorum. :f196:

    Yaklaşık 1000 öğrenci topluluğu var okulumuzda… Oldukça kalabalık bir öğrenci topluluğunda farklı kesimlerden gelen öğrencilerimizin farklılıkları da olacaktır elbette… Çocuk eğitimine önce aileden başlanmasıyla, okulda şekillenmesiyle, çevrede konum edindirilmesiyle şikâyetçi olduğumuz sorunlu öğrenci kalmamalı… Şikâyetlere gelince, yalan söylemek… Çünkü yalan hiçbir zaman çözüm değil sorunlarda… Başka ne diyebilirim Bloomcuğum, öğrencilik bilincinde olmayan öğrenciler, artı bir amacı ve sorumluluk duygusu kazanamamış öğrenciler… Bunların dışındaki şikâyetlere, çocuk gözüyle baktığımdan onlara pek şikâyet demem. Hoşuma gider, çok seviyorum onları… Bu tutumum zaten çözücü oluyor şikâyetleri…

    Tatlı sertim demiştim annenin sorusuna… Söyleneceklere ve konuya göre diksiyonu iyi kullanma yeteneğimi kullanırım. Olaya ve ortama göre o an ki kendimin ve öğrencilerimin psikolojik durumuna göre şekil alır konuşmam.

    Bir çözüm değil ki dövmek! :( Bırakın dövmeyi, dövmenin sözü bile edilmemeli her yerde… :f19:

    Her türde pek çok kitap okumuşumdur. İlgimi çeken çok kitapları sevmişimdir. Herhalde yaşım ve alanım gereği genelde eğitim ve düşünce kitapları ve dergiler ağırlıkta artık… Bugünlerde okuduğum kitap, Ziya Baran’ın “Leonardo Da Vinci'yi Bırakın Kendi Şifrenize Bakın” ilgimi çekiyor.

    Sende yaz tatilinde şu kitabı okumana ne dersin?

    Seviyorum seni! :f97:
     



  17. Merhaba Orhan Bey Kırmızı Koltuğa hoşgeldiniz.Gördüğüm kadarıyla konuğumuz eğitmen olunca haliyle sorularda zor oluyor..:f196:
    Öğretmenlik zor ve kutsal bir meslek.Bu vesileyle buradan bütün öğretmenlerimizi saygıyla selamlıyoruz.
    Öncelikle ilk geldiğiniz günden itibaren her daim aramızda olmanızdan dolayı teşekkür ederim.İyi ki bizimlesiniz.Duruşunuz tavrınız takdire şayan saygılarımızı sunarız.:f118:
    Sevgili WisH sayesinde sizi daha yakından tanıma fırsatı bulacağız..:f196:

    Soruma gelince; mesleğiniz hakkında epey soru sorulmuş ve sorulacaktır.Benim sorum ise forumdaşla ilgili olacak.
    Bizlere kısaca forumdaşın tanımını yaparmısınız..Beğendiğiniz ve eleştirdiğiniz yönler varmı?
    Varsa nelerdir?
    Kolay gelsin saygı ve sevgiler..
     



  18. Tanışıyor olmamıza sevindim €lem! :f63: Teşekkür ediyorum. :f196:

    Üzülerek söylüyorum ki oldu. Kusurlu olmadığım iki ayrı olayın ardından işittiğim onur kırıcı iki söz…

    Yapımı tamamlanan yeni bir okul binasının açılış törenini sunuşum sırasında, bir siyasi parti ilçe başkanının, ilçe kaymakamından izin alarak konuşmasına, “Programda yeri yokken bu kişiyi sen nasıl konuşturursun?” diyen vali yardımcısından, “Seni doğduğuna pişman edeceğim!” sözü karşısında o zamanın ilçe kaymakamının da aradan çekilmesiyle aranan suçlu ben oldum.

    Oysa her şey iyi gidiyordu, konuşmalar ve şenlikler yapılıyor, yeni okulun açılış coşkusu yaşanıyordu. Olayın mikrofonlardan topluluğa yansıması, ortalığın sessizliğine, ardından orada bulunanların tepkisine neden oldu bu olay… Bana söylenen bu onur kırıcı sözler karşısında vali yardımcısı ve kaymakama karşı beni haklı yere savunanların tesellileri olmasaydı, kişilik onurum, öğretmenlik onurum adına öğretmenlikten ayrılalı yıllar olacaktı belki de… Çünkü sunuculuğumun takdirini beklerken tekdiri hak etmedim ben…

    Başka bir olay başka bir onur kırıcı işittiğim söz:

    Bir gece yarısı çok sevdiğim bir yakınımı kaybedişim sonucu 10 dakikalık gecikmem rastlantı bu ya ilçe kaymakamı okula gelir. Beni makamımda göremeyince soruşturma başlatır. Yakınımı kaybedişim için şehir dışına çıkacağımdan, 1 günlük izin belgesini yazarken kaymakamla karşılaştım. Durumumu bildirmeme karşın, “Önceden bildirmen gerekirdi lan!” diyerek izinsiz olarak cenazeye katıldım.

    Soruşturma sonrası aldığım ceza ise başka bir okula sürgün… Mahkemede hakkımı aradım. Yakınımın ölüm raporunu getirerek haklılığımı kanıtladım. Sürgün damgasını yemedim ama izinsiz ayrılmak, amire karşı gelmekten aldığım ceza “Kınama” idi.

    Aldığım cezayı yakınımı kaybedişim yanında değersiz buldum ama işittiğim, “lan” sözü...

    İşte iki olay sonrası, “Seni doğduğuna pişman edeceğim!” “Önceden bildirmen gerekirdi lan!” sözlerini hak etim mi diye düşünen ben,

    Ya benim kişilik onurum, öğretmenlik onurum! diyorum. :(

    WisH! Çok bunaldım, hani soğukluklar? Kahve biteli çoook olduuu! :f30:
     



  19. Hocam ateş koltuğuna hoş geldiniz bol bol terlemeniz dileğiyle bende soru soracam.

    Hocam hiç öğrenciler yüzünden mesleği bırakmayı aklınızdan geçirdiniz mi_?
     



  20. Afedersiniz hocam. :oops: Çok bekletmedim umarım sizi. Tam da dondurma almaya gitmiştim. Baktım sevdiğiniz dondurmadan kalmamış.;) Oradan başka dondurmacı derken beklettim sizi. Ama sonunda en sevdiğiniz dondurmayı buldum. :f196:



    Afiyet olsun hocam. Ben meşrubatlarıda bırakayım. Soruları cevaplarken yudumlarsınız.



    Bu arada birçok arkadaşımız sizi merak ediyor. Bizlerle resminizi paylaşmayı düşünürmüsüz. :f19: