kiracı hakları

'Merak Ettiklerimiz' forumunda ZeuS tarafından 28 Temmuz 2011 tarihinde açılan konu


  1. kiracı hakları nedir

    İmzaladığımız kontratlar nasıl olmalı, artış oranları neye göre belirleniyor, kiracılar kontrat öncesi evi hangi şartlarda tahliye edebilir, gürültücü komşularla veya gürültü yaptığımızı iddia eden komşularla yasal olarak nasıl uzlaşabiliriz...

    * Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının konut hakkımızla ilgili 57. Maddesine göre: “Devlet, şehirlerin özelliklerini ve çevre şartlarını gözeten bir planlama çerçevesinde, konut ihtiyacını karşılayacak tedbirleri alır, ayrıca toplu konut teşebbüslerini destekler.”
    * Gayrimenkul kiraları hakkında 6570 sayılı yasanın 7. Maddesine göre; “kira bedelini vaktinde ödememelerinden dolayı haklı olarak bir yıl içinde kendilerine iki defa yazılı ihtar yapılan kiracılar aleyhine, ayrıca ihtara hacet kalmaksızın, kira müddettinin hitamında,tahliye davası açabilirler. ”
    * Gayrimenkul kiraları hakkında 6570 sayılı yasanın 9. Maddesine göre; “kira mukavelelerinde; bu kanunun kira bedellerinin tayinine mütaalik hususlar müstesna kiracı aleyhine değişiklik yapılamaz. ”
    * Gayrimenkul kiraları hakkında 6570 sayılı yasanın 11. Maddesine göre; “Kiracı kira müddetinin bitmesinden en az on beş gün evvel mecuru tahliye edeceğini yazı ile bildirmediği takdirde sözleşme aynı şartlarla bir yıl uzatılmış sayılır.”

    Kira artış oranları nedir, iyi bir kontrat nasıl düzenlenmelidir, evsahipleri, kiracı ve komşu ilişkilerindeki sorunlarda hukuk ne zaman ve hangi koşullarda devreye girebilir?


    KİRA KONTRATI NASIL OLMALI?
    Kiracının haklarını gözeten bir kira kontratı nasıl olmalı, nelere dikkat etmeliyiz? Ev sahibinin evin durumu gerçekten iyi değilse kontratta ‘mükemmel’ yazmasının bir etkisi olur mu? Kime, neye göre mükemmel, yasalar bu işe ne diyor?

    Turgut Öz: Kiracıların durumu biraz iyi. 6570 sayılı gayrımenkul kiraları hakkındaki kanun, şehirlerde ve belediye sınırları içerisinde sözleşmeler ne yazarsa yazsın veya yazılı bir sözleşme yapılmış olsun ya da olmasın kiracıyı tek yanlı olarak koruyan hükümler içeriyor. Ama tabi yine de boşluklar var. Bu boşlukları dolduracak noktaları kiracıların iyi bilmesi gerekiyor. Yazılı bir kontrat yapıldığında mükemmel diye yazmak, evin daha sonraki bozuklukları, teslim aldığınızda mevcut olan eksikleri kabul ettiğiniz anlamına gelebilir. Bu bakımdan sakıncalıdır. Daha sonra bunun hangi baskılar altında ya da ne gibi şartlarla yazmak zorunda olduğunuzu ispatlamak sorunlarıyla uğraşmak yerine böyle bir şey yapmaktan kaçınmak gerekir. Ama ne olursa olsun kiracı olarak kabul edilebilmek için bunu yapma mecburiyetinin de doğduğu inkar edilemez. Böyle bir durumda eve girdikten, sözleşmeyi yaptıktan hemen sonra bir tespit yapılmasını tavsiye ederim. Karşı tarafa kiraya verene hangi şartlar altında bu şartın kabul edildiğini belirten bir tesbit yapılırsa, mahkemelerimiz bunu gözönüne alacaktır.

    KİRA ORANLARI
    Kira oranları neye göre belirleniyor? Fiyatları belirleyen bir merci var mı?

    Turgut Öz: Her ne kadar yasalar, kiracıyı koruyan bazı hükümü içeriyorsa, ne olursa olsun, kira sözleşmesi serbest iradeyle kurulan bir borçlar hukuk sözleşmesidir. Bu bakımdan bu sözleşme yapılırken, kiraya verenin isteyeceği kira miktarına sınır çizen ya da belirli ölçüler getiren bir hükmümüz yok. Bir kişi nasıl hiçbir zaman evini kiralamama hakkına sahipse, istediği fiyata kiralama imkanına da sahip. Burada yapılacak bir şey yok. Ancak sözleşme yapıldıktan sonra istediği gibi kirayı arttırmasına yönelik hükümler var. Bu bakımdan maalesef sözleşme yapılırken, alabileceğimiz bir tedbir yok.

    ANAYASA’NIN VATANDAŞA TANIDIĞI HAKLAR
    Anayasanın konut hakkıyla ilgili maddesi vatandaşa ne tür haklar tanıyor? Vatandaş olarak ne gibi haklarımız var?

    Turgut Öz: Anayasa’nın konut hakkına ilişkin hükümleri aslında doğrudan bu konuya çok çare değil. Ama unutmamalı ki, Anayasamızda mülkiyet hakkı esas alınmış ve korunmuş. Sözleşme usulü esas alınmış ve korunmuş. Konut imkanını vatandaşlara sağlamak için bu hakların özüne dokunulamaz. Bu bakımdan bazı özel durumlarda objektif olarak değişen ekonomik şartlara bağlı olarak kira artışının azaltılması, önlenmesi imkanları var. Ama böyle bir subjektif bir sebeple, şahıslar işini kaybettiği için veya hasta olduğu için kira miktarının düşürülmesi veya artışını önleyici bir hüküm yok. Bu konuda Anayasa’nın da yapabileceği bir şey yok. Şu çok özel durumlarda mahkemelerimiz buna bir fren yapabiliyor. Mesela kişi kalp krizi geçirmiş, ağır hasta. Kanunen evden çıkartılması hayatını tehlikeye düşürecek. Öyle bir durumda tahliye imkanı olsa, hiç olmazsa bu sağlık sakıncası geçene kadar ev sahibi beklemeye mecbur edilebiliyor ama onun dışında işim bozuldu. İşten çıkarıldım gibi sebepler yükümlülükleri hafifletmiyor.

    KİRA ARTIŞ ORANI
    Kontrat yıllık hayat şartlarına göre düzenleniyor oysaki işyerleri yüzde 10 zam yapıyor. Bunun çaresi nedir?

    Turgut Öz: Gayrimenkul kiraları hakkında kanuna göre kira sözleşmelerinde hangi kira artış oranı yazarsa yazsın, kiracı ilk seneden sonra herhangi bir kira artışı yapmakla yükümlü değil. Böyle çok önemli bir koruyucu hüküm var. O orana uymak zorunda değil. Fakat kanun bunu dengelemek maksadıyla kiraya verene mahkemeye başvurmak suretiyle, değişen hayat şartlarına göre kira bedelinin arttırılması davası açma imkanı veriyor. Bunlara kira tespiti davası denir. Sulh hukuk mahkemesinde açılan bir dava. Burada hakim, sözleşmede yazılan oranda kirayı arttırmak durumunda değil. Son yıllardaki durum ise şöyle: 2001 tarihinden sonra, mahkeme TEFE’deki artış oranında kira artışını yapacaktır. Belki adalet kavramına dayanarak bundan biraz daha aşağı olabilir ama söz konusu kişinin ödeme gücünü doğrudan doğruya dikkate almayacaktır.