King's Bounty: The Legend

'Oyun Bölümü' forumunda cCasT tarafından 4 Temmuz 2010 tarihinde açılan konu


  1. King’s Bounty, 90’ların başında RPG furyasının en ateşli zamanlarında yüzünü göstermişti ilk olarak. Türdeşlerinden farkı oynanabilirlik ve RPG yapısının kendine özgü dizaynıydı. Aradan uzun yıllar geçti ve King’s Bounty geçtiğimiz günlerde The Legend isimli yapımıyla küllerinden yeniden doğdu.

    King’s Bounty‘de aradan geçen onca seneye karşın değişmeyen bir çok şey var aslında. Yine ilki ile aynı fantastik evrende geçiyor oyun. Zaman içerisindeki savaşlardan giderek güçsüz kalmış bir kral ve onun büyülü ülkesindeki en güzel yıldız parçası olan kızı merkezinde dönen hikaye, güzel bir kurgu ile işlenmiş. Krallık yine tehditler altındadır. Şehirlerin içine sızan gizemli yaratıklar ve krallığı sömürmek isteyen büyük eşkıya grupları, krallığın üzerine kara bulut gibi çökmüştür. Kral Marc, Darion savaş akademisinden mezun olan savaşçıları yardıma çağırır.
    Kahraman olmak için güzel bir gün!

    At üzerinde dağ taş demeden izometrik bir kamera açısı eşliğinde yolcuk ediyorsunuz. Her tarafınızda rengarenk ve güzel animasyonlarla bezenmiş mekanlar ve fantastik bir dünyanın canlıları mevcut. İşte tamda bu noktada grafikler üzerinde ne kadar çalışıldığını fark ediyorsunuz. Tamamen fantastik bir dünyanın içerisinde hiçbir gerçekçilik kaygısı olmadan hazırlanan modelleme ve animasyonlar, Fantastik RPG dünyasının içine çekiveriyor sizi. Fantastik RPG oyunlarında en sık görülen ve şikayet edilen nokta karakter çeşitlemesidir. Birbirine çok fazla benzeyen yaratıklar sürekli karşınıza çıkar genelde. Ancak King’s Bounty’de karakter çeşitlendirmesi gerçekten muazzam noktalara ulaşmış gözüküyor. Bu sayede dost ve düşmanlarınız genelde birbirlerinden farklı tipte oluyorlar.

    Tek kişilik savaşlardan sıkılanlara...

    King’s Bounty’de haritanın hemen her tarafında canavarlar ve eşkıyalar mevcut. Tabi yeni zırh ve silahlar, birbirinden çeşitli eşyalar, para ve en önemlisi tecrübe puanı kazanabilmek için bu yaratıklarla sık sık savaşmanız gerekiyor. Görevler ise çok uzun ve detaylı olmasına rağmen, sizi çok fazla uğraştırmamaya özen gösteriyor ve sonucunda tecrübe puanları ve çeşitli eşyalar veriyor. Aslında bu yönüyle baktığınızda oyunun bir miktar karışık olduğunu düşünebilirsiniz. Ancak gerçek bir savaşın içine girdiğinizde, King's Bounty: The Legend’ın epey kolaylaştığını göreceksiniz. Savaş sisteminde kahramanınızı direkt olarak kontrol etmiyorsunuz. Bunun yerine kahramanınız bir kumandan rolüne bürünüyor ve küçük ordunuzdaki büyücü ve savaşçıların düşmanlara karşı sırasıyla hangi hamleleri yapacağını söylüyorsunuz. King's Bounty: The Legend bir sıra tabanlı RPG oyunu olduğundan siz hamlenizi yaptıktan sonra düşmanda aynı şekilde size hamle yapıyor. Bu şekliyle aslına bakarsanız klasikleşmiş (Heroes of Might & Magic vb.) RPG oyunlarının savaş sistemlerine yepyeni bir soluk getiriyor King's Bounty: The Legend. Kahramanınız savaş alanında bir noktada duruyor ve ordularınıza emirler yağdırıyor. Kendinizi bir anda komutan gibi hissetmeniz an meselesi oluyor.
    Kazandığınız bir savaş sonrasında ganimetleri savaş alanı içerisinde bulunan kutu veya kasalardan alıyorsunuz. İlk bölümlerde oldukça değersiz eşyalarla yetinmek zorunda kalırken ileriki bölümlerde büyülü eşyalar, çok değerli zırh ve silahlar elde edebiliyorsunuz. Savaşlara girdiğinizde kahramanınızın ön plana çıktığı bir şekilde savaşıyorsunuz. Toplamda üç sınıf mevcut (Paladin, Mage, Warrior) ve bunlardan birini seçip seviye atladıkça büyü ve vuruş yeteneklerinizi kendi arzularınız içerisinde geliştirerek kahramanınızı dizayn ediyorsunuz. Kazandığınız savaşlar sonrasında tecrübe puanı alıyorsunuz. Ancak buradaki puanlama alışılmış RPG oyun tarzına hiç benzemiyor. Savaş sırasında hangi skill’leri daha çok kullandıysanız o özelliğiniz daha çok gelişiyor. Benzer bir özellik Dungean Siege serilerinde de göze çarpmaktaydı. Her girdiğiniz savaşın ardından muhtemel olarak asker kaybediyorsunuz. Ama karşınıza mutlaka ordunuza katabileceğiniz yeni savaşçılar çıkıyor.
    Seviyen kadar konuş

    Oyun Endoria isimli fantastik bir dünyada geçiyor ve bu dünyada binlerce birbirinden farklı tip ve özellikte yaratık mevcut. Ancak King’s Bounty: The Legend’ı benzerlerinden ayıran en büyük özellik ise bu yaratıkların bir çoğunun ilerleyen seviyelerde yanınızda savaşabilecek olması. Oyunda bir çok büyü tipi ve stat adı verilen özellikler çeşitli varyasyonlar eşliğinde dağıtılmış ve sonuçta oldukça büyük bir yaratık çeşitliliği sağlanmış. Ordunuzu kurarken askerlerinizin hangi özelliklere ve özel büyü güçlerine sahip olduğunu çok iyi tartmanız gerekiyor. Ayrıca ilerleyen bölümlerde kazanacağınız “Spirits of Rage” özelliği sayesinde dört adet farklı özelliklere sahip süper güçlü yaratıklarda sizinle birlikte savaşın en stratejik anlarında yanınızda savaşıyor ve sizinle birlikte seviye atlıyorlar.

    King’s Bounty: The Legend iyi bir oyun olarak biz RPG severlere göz kırpıyor. Keşke kullanılan İngilizce ve hikayesi de o kadar iyi olabilseydi diye içimizden geçiriyoruz. Her ne kadar yapımcılar kullanılan dil üzerine çok uzun süre çalıştıklarını söyleseler de, maalesef vasatı geçemiyor. Katuri Interactive en büyük özelliklerinin farklı tarzda bir oyun olmaları olduğundan sıkça dem vursa da, Dungean Siege oynamış olanlar için, benzer gelecek bir çok taraf olduğu açıkça görülecektir. Multiplayer oynayamamak yine oyunun en büyük eksilerinden birisi olarak karşımıza çıkıyor. Türün meraklıları için arşivlenmesi gereken yapım, özgün oyun yapısıyla ve güzel grafikleriyle oynanmayı hak ediyor.

    Rengarenk grafikleri ve tamamen kendine özgün atmosferiyle King’s Bounty, Rusların da gayet güzel bir oyun yapabileceğini kanıtlıyor. Açıkçası madem Ruslar bir oyun yaptı neden bizde yapamayalım diye içimizden geçiriyoruz. Fallout 3’ten sonra gelen bu iyi yapım, Diablo III gelene kadar bizleri RPG’ye doyuracaktır.



    [​IMG]

    [​IMG]