Kilit Roman Özeti Mustafa Necati Sepetçioğlu

'Kitap özetleri' forumunda anniccha tarafından 6 Kasım 2010 tarihinde açılan konu


  1. Kilit Kitap Özeti
    Yine baskına uğramışlardı. Artık dayanamayan Kadın Ana, Tuğrul ve Çağrı Bey’in karşısına geçip öfkeli bir şekilde bu baskınların nereye kadar devam edeceğini sordu. Bir önceki baskında gelinini, ondan öncekinde ise oğlunu kaybetmişti. Bu sefer de torunu Atsız’ı kurtarmak için yapmadığı kalmamıştı. Her seferinde Kınık Boyunun kanı akıyor, yurtsuz yuvasız kalıyordu. Tuğrul ve Çağrı Bey de bunun farkındaydı. Gittikleri her yerde Selçuklunun güçlenmesinden korkan çevre boylar, bir araya gelerek Selçuklu üzerine saldırıyorlardı. Geldikleri yere geri dönemezlerdi. Kınık Boyu yok olmadan yurt edinmeleri gerekiyordu; ama her şeyin bir vakti vardı.

    Aradan altı yıl geçmiş ve çok şey değişmişti. Artık Selçuklu için dur durak yoktu. Tuğrul Bey aylardır zırhıyla çizmesiyle yatıyor, Çağrı Bey ordunun başında mekik dokuyordu.Serahs’ta bir canlılık vardı. Uzun bir süre sonra Tuğrul Bey, Çağrı Bey, Sarı Hoca, Küpeli Hafız, Sav Tekin ve diğerleri Serahs’ta bir araya gelmişti. Yaptıkları meşveret sonucu Gazneli karşısında kaçmaktansa, onlarla savaşmaya karar verdiler. Savaş öncesi babası Çağrı Bey, Alpaslan’a da görev verdi. Artık oğlu Alpaslan, Sarı Hoca ve Sav Tekinden öğrendikleriyle belli bir olgunluğa ermiş, çeri bile toplamıştı. Alpaslan Merv ile Serahs arasındaki hem çöle doğru hem de geriye Dandanakan’a doğru bütün suları içilmez, kuyuları da kullanılmaz hale getirdi.

    İki ordu Dandanakan’da karşılaşmış ve savaşı Selçuklu kazanmıştı. Ama Sarı Hoca savaş sırasında atılan bir okla ağır yaralanmıştı. Atından düşmüş ve yerde yatıyordu. Bu sırada cebinden bir kilit çıkararak Alpaslan’a verdi. Bu kilidin yarısının Dandanakan’da açıldığını ve diğer yarısını da Alpaslan’ın açacağını söyledi. Tek isteğinin Selçuklunun kapalı kutudan kurtulup denize ulaşması olduğunu söyledikten sonra vefat etti.

    Selçuklu Merv’e taşınmış, Çağrı Bey vefat ettikten sonra ordunun başına Alpaslan geçmişti. Oğlu Melikşah’ın düğününde adamlarını toplayarak zamanın geldiğini, Bizans üzerine gideceklerini söyledi. Herkese görevlerini anlattıktan sonra Afşin ve Ersagun’la özel olarak konuştu. Afşin, Alpaslan’ın Selçukluyu yarı yolda bırakacağına inandığı Gümüş Tekini öldürecek ve Ordu Beyi olacaktı. Ersagun da bunu beğenmeyip baş kaldıracak, dövüşüp yenilecek ve kaçıp Bizans’a sığınacaktı. Burada hem Bizans’ı içten tanıyacak hem de Peçenekliyi Selçuklu için hazırlayacaktı.

    Nitekim öyle de oldu. Herkes Ersagun’u hain biliyordu. O da rahatça Bizans’a sığındı. Bizans’ta sürekli Küpeli Hafız’la diyalog halindeydi. Küpeli Hafız çok daha önceleri Bizans’a gelmiş, adını Akaleptos olarak değiştirmiş ve papaz kılığına girmişti.

    Ersagun, Afşin’le Balçar adında Peçenekli bir genç sayesinde haberleşiyordu. Balçar bir zamanlar Peçeneklinin başında bulunan Kegen Bey’in oğluydu. Dedesi Demirci Baldur ölünce babası Bizans’a yerleşmiş, burada Bizans oyununa gelmişti. Babası öldükten sonra Balçar da Bizans’a gelmiş, şans eseri Küpeli Hafız’ın yanında rahip kılığında çalışmaya başlamıştı.

    Selçuklu saldırıları karşısında Romanos Diogenes, Uzlardan, Peçeneklilerden ve diğer birçok milletten oluşan büyük bir ordu toplamıştı. Ve Malazgirt’e doğru yola çıkmıştı. Küpeli Hafız, Ersagun ve Balçar da Bizans imparatorunun yanında savaş meydanına doğru geliyordu.

    Bu sırada Halep’te olan Alpaslan da bunu öğrenince hemen yola koyuldu ve Ahlat’a geldi. Bütün beyler Merv’den sonraki altı yıl boyunca kendilerine verilen görevi eksiksiz bir şekilde yerine getirmiş ve sonunda burada toplanmıştı. Her şey tamamdı.

    Alpaslan çadırından çıkarken Sarı Hoca’yı ve dediklerini düşündü. Artık kilidin açılma vakti gelmişti...