Kierkegaard Hayatı

'Biyografi' forumunda Aysell tarafından 9 Mayıs 2011 tarihinde açılan konu


  1. Kierkegaar kimdir
    Kierkegaar biyografisi
    Kierkegaar hakkında bilgi


    Soren Aabye Kierkegaard (1813-1855) Danimarkalı filozof ve teolog.

    Yaşamı

    Kierkegaard dindar babasının etkisiyle din eğitimi alarak ve katı bir dinsel atmosfer içinde yetişti.Tüm yaşamında bu çocukluğun etkisi görülür.Kendisi de dinsel düşünceleri olan birisi olmakla birlikte sürekli din adamlarıyla kurumlarıyla ve düşünceleriyle çatışma halinde oldu. Mevcut Hıristiyanlığın yozlaşmış olduğunu ileri sürdü ve Hıristiyan inancinin tamamen yenilenmesine yönelik eleştiriler geliştirdi. Kierkegaard din ve tanrıyı tamamen bireysel bir konu olarak değerlendirdi. Bu yönde giderek sistematik felsefenin bireyi gözardi eden bütüncüllüğünü de reddetti. Felsefesinde bireyi merkeze aldı.

    Felsefesi

    Kierkegaard varoluşçuluğun öncülerinden sayılır.Varoluşçu felsefe bir bakıma her varoluşçu filozofta kendine özgü bir nitelik kazanarak ayrıca tanımlanır ancak bilinen genel nitelikleri ve felsefi özgüllüğü açısından varoluşçuluğun kurucu isimlerinin başında Kierkegaard sayılmaktadır.Kierkegaard’ın belli bir felsefi sistematik geliştirmediği doğru olmakla birlikte (Kierkegaard bu anlamda Nietzsche gibi bağımsız ve dizgesiz filozoflardandır) kullandığı kavramlar ve felsefe yapma tarzı sonradan varoluşçu felsefelerde görülen nitelikleri barındırır.Kierkegaard’ın itiraz ettiği ve sürekli eleştirdiği filozof Hegel’dir.Hegel’in rasyonalist ve sitematik felsefesi Kierkegaard için kabul edilemezdir.Kierkegaard’ın Hegel’den daha çok asıl olarak hegelcilik’i hedeflediği söylenebilir.Varoluşçu felsefelerde görülen kavramların çoğunluğu öncül olarak Kierkegaard’da görülür: saçma bulantı korku ve kaygı.Kierkegaard’ın felsefi sorunsalı bir bakıma mevcut Hıristiyanlik icinde ve hatta karşısında nasıl iyi bir Hıristiyan olunacağı noktasına da bağlıdır.Kierkegaard felsefe tarihinin soyut mantıksal kurgularla geliştiğini ve bu nedenle bireyi bireyin gerçek yaşamını gözden kaçırdığını düşünür.Ona göre varoluş somut ve öznel insanın yaşamıdır.Bu nedenle felsefe somut düşünmeye yani varoluşa yönelmelidir.(wiki)

    Kierkegaarda göre felsefe Aristotelesten bu yana hep özlerle idealarla her türden mantıksal kurgularla ilgilenmiştir. Bu yüzden bireyin gerçek yaşamı gözden kaçmıştır. Kierkegaard ilk eleştirilerini bu tutuma ve bu tutumun büyük temsilcisi Hegele karşı yapar; ona göre soyut düşüncelere dalmak ile ya da doğa bilimlerinde yapıldığı gibi ölçüp biçmekle bireyin varoluşu anlaşılamaz.

    Varoluş “somut öznel ve uyanık insanın yaşamıdır.” Varoluş terimini modern anlamda kullanan ilk filozoftur Kierkegaard. Varoluş derken ne anlıyor? İlkin soyut düşünmeye karşı somut düşünüşe yönelir o. Soyut düşünme de varoluşla ilgili kaygılarıyla birlikte tek kişi unutulmuştur. İkinci olarak nesnel düşünceye karşı çıkar. Nesnel düşünce de kişisel tutkunun sevgi ve nefretin ilginin kısaca her içten olan şeyin öldüğüne inanır. Nesnel düşünme karşısına öznel düşünmeyi koyar. Öznel düşünen kendi geçek varoluşunun iç yönünü ortaya koyarak felsefe yapar en çok karşı çıktığı filozofta yukarıda belirttiğimiz gibi “soyut düşünür” Hegeldir.
    Hegelde öznel varoluşu içinde tek kişinin ortadan kalkmasına dahinin bile düşüncenin sürüklediği boş bir yaprak gibi olmasına karşılık bu yeni felsefesi ile Kierkegaard tek kişiyi kendi asıl varoluşunu en uyanık bilinci içinde toplamak ister.
    Bu felsefe doğrudan doğruya şu çağrıyı duyurmak ister: “yaşamını boşuna harcama günlerini öldürme uyku içinde geçirme uyan ve insan ol!” Kendisi “bütün yaşamını doymuşluğu içinde uyuklayan insanları nasıl uyandırabileceğini düşünmekle geçirdiğini” söyler. Belki insanları biri cılız biri kanatlı eşit olmayan- iki atın çektiği bir arabaya oturup yürü diye bağırsa! Belki o zaman uyanacaktır. Kanatlı at sonsuzluk cılız at zaman arabacı da içimizden her biri. Zaman içinde sonsuzluğun kendisine parıldadığı kimse kendi varoluşunda uyanmış olan kimsedir. En iyi uyandırma aracı da kaygılı korku ya da iç-daralmasıdır. Her insanın içinde bu korku yerleşiktir. Ona göre dünya da yapayalnız kalabileceği tanrı tarafından unutulmuş olabileceği milyonlarca iş güç arasında gözden kaçmış olabileceği korkusu. Ama korku bu iç daralması korkak ruhlar için değildir. Ancak korkuyu ta yüreğinde bütün uyanıklığı ile tutan ve bundan kaçmayan kimse bu korkuyla varoluşunun uyanıklığını sürdürebilir.
    Böylece varoluş sorusuna Kierkegaardın verdiği cevap: varoluş somut öznel ve uyanık insanın yaşamıdır. Varoluş uyanık insanın yaşamını en açık sorumluluğu içinde sürdürdüğü bir bölümüdür bir parçasıdır. Ancak varoluş üzerinde düşünmeye elverişli değildir onu düşündüğümüz anda onu ortadan kaldırmış oluruz. “kendisini düşündürmeyen bir şey vardı” diyebiliriz ancak o da şu: varolmuş olan. Kavranamayan olağanüstü bir şey ona ancak sezerek ve inanarak yakınlaşabiliriz.
    Varoluş öyle ise irrasyonel yani us dışıdır. Onu kavramlarımızla kavramaya çalışır çalışılmaz kaçıp gider elimizden. Öyle ise varoluş paradoksal bir şeydir. Ancak düşünmeden önce veya sonra ancak tutkular ve eylemlerle bir an için onu yakalayabiliriz bir anlık birden bire olan bir parlama içinde onu görebiliriz. Büyük ruh hareketlerinde ve tutkulu eylemlerde mantıksal düşünme çözülür kaybolur. Düşünmek ve varoluş-olmak birleşemez.