Kibir Nedir? Kibir Hakkında bilgi

'Dini Konular' forumunda EyLüL tarafından 20 Temmuz 2011 tarihinde açılan konu


  1. Allahü Teâlâ, insanoğluna çeşit çeşit ve pek çok nimetler vermiştir. İnsan, bu nimetlerin hakiki sahibim unuttuğu zaman gaflete düşer; mal; ve servetin, güç ve kuvvetin kendisine ait olduğunu sanır da büyüklük taslamaya başlar. Hava verilmiş balon gibi, benlik duygusu kabarır, artık kendinden, başka bir kimsenin ne fikrini beğenir ne de yaptığından hoşlanır. Tamamen hakikatin ifadesi olsa da, başkasının sözü ile hareket etmez; dinin hakikatlerini bile başkasının ağzından duysa kabul etmez. Kendisini, akılda dahî; kuvvette, rüstem ve servette üstün görür. Netice itibariyle bu duygu, insanı inkâr fırtınasına kaptırır ve kendi öz nefsine taptırır.

    iblis, büyüklük taslaması yüzünden, kendinin ateşten, Âdeıaıin topraktan yaratıldığını iddia edip Allah'ın emrine karşı gelmedi mi?
    Fir'avn, kibir yüzünden, Tanrılık dâvasına kalkıp «Ben sizin en yüce Rabbinizim» diyerek kavmini kendisine taptırmış ve bu yüzden Allah'ın kahrına uğramıştı.
    Nemrud, kibre kapılıp, ülûhiyet iddiasına kalkıştı. Onun kafasındaki tanrılık sevdasını Cenab-ı Hak bir sivri sineğe parçalattı.
    Bizden evvel yaşamış, kimi yel ve kimi sel ile helak olmuş, kimi yere geçmiş kavimlerin batış sebeplerini Kur'ân~ı Kerim şöyle açıklamaktadır: «Onlar, yer yüzünde büyüklük taslamîşlardı» (1).

    Halbuki insan, vicdan aynasının karşısına geçip bir kendine bir de âlemlere baktığı zaman ibretle görecektir ki, kâinatın yanında kendi varlığı pek küçük ve bir nokta kadar silik kalır. Dünya ve dünyadan daha büyük semavî ecramın milyarlarcasınm gezip dolaştığı bu kâinat içinde insanın varlığı ne olabilir?
    Diğer insanlara kıyasla bizim üstün bir tarafımız yoktur. Onlar-la hilkatte bir eş, hakikatte kardeşiz; hep Hazret-i Âdemin ve Haz-refc-i Havva'nın çocuklarıyız. Yaratılıştaki değerler bakımından aynı seviyede bulunan insanlar arasında mal, servet, güç ve kuvvet iftihar vesilesi olamaz.
    Güçlü kuvvetliyim arkam var deme,
    insanı sırtüstü yere seren var î ,
    Insan, aslî maddesini düşünecek olursa karşısına bir yığın çamur, çıkar. Balçıkla iftihar, akıllı kimsenin yapacağı bir iş midir? Fakat aklın da yanılması ve dalâletleri vardır. Aklın sapkınlığı, hevâ ve heveslerin peşine takılmasıdır.