Kent Sosyolojisi Nedir?

'Türkçe Sözlük' forumunda Sitem tarafından 13 Haziran 2011 tarihinde açılan konu


  1. Kent Sosyolojisi anlamı nedir
    Kentin Genel Özellikleri
    Kent türleri
    Kent Sosyolojisi hakkında bilgi

    Kent Sosyolojisi Nedir?

    Tanım olarak Batı'da 19. yüzyıl sonlarında ortaya çıkmış olan disiplinin adıdır. Sosyoloji disiplinleriyle aynı zemini paylaşmakla birlikte büyük ölçüde bu disiplinlerden ayrılan yönlere sahip olarak şekillendi. Kent sosyolojisinin ana sorunu ya da meselesi, modern kent toplumlarının yapısal özelliklerini ve sorunlarını anlamaya çalışmak olarak şekillenmiştir. Buna göre, kent sosyolojisi alanı içinde, belirli bir yöntemsel tercihle araştırmacılar, kenttte meydana gelen sosyal gruplaşmaları, bu grupların birbirleriyle olan ilişkilerini, etkileşim ve çatışmalarını, kentsel kurumlaşmaları ve örgütlenme biçimlerini, demografik dağılımın sosyal bağlantılarını ve sözkonusu grupların kent sosyal yaşamına uyum problemlerini vb. ele alıp irdeleyebilirler.

    Kent Sosyolojisi hakkında bilgi

    Sosyologlar, genellikle kent denilen sosyal grubu köy topluluğunun karşıtı olarak görmüşler bu anlamda tanımlamışlardır. Sosyoloji ve kent sosyoloji Batı orijinli olduğuna göre doğal olarak kent tanımlamalarının kaynağı da orası olacaktır. İlk sosyolojik şehir tanımını Rene Maunier isimli sosyolog yapmıştır. Ona göre kentin tek bir özelliğine göre yapılmış bu tanımları üç grupta toplamak mümkündür.

    1. Morfolojik tanımlar:

    Bu tanımda kentin köyden kütlesi yani gerek toprağın gerekse nüfusun çokluğu bakımından ayrıldığı surlar ve kalelerle çevrilmiş bir yerleşme grubu olduğu doğumların azlığı ya da evlenme oranını yüksekliği vurgulanır.

    2. Fonksiyonel özelliklere göre tanımlar:

    Zanaat fonksiyonu olan; endüstri ve ticaret merkezi; değişim, tüketim ve endüstri merkezi; kendine has hukuki fonksiyonu olan, belediye meclisi ve belediye hukuku olan sosyal grup.

    3. Her iki özelliği ifade eden karma tanımlar:

    İnsanlar, fonksiyonlar ve yerler olmak üzere üç unsurdan oluşan; kaleler ve surlar; kiliseler ve ticaret merkezleri; hem dini merkez hem de savaş zamanlarında sığınılacak bir yer, aynı zamanda ticaret fonksiyonu.

    Türk Sosyologlarının Kent Tanımlamaları

    Mübeccel Kıray’a göre tarımsal olmayan üretimin yapıldığı ve daha önemlisi hem tarımsal hem de tarım dışı üretiminin dağıtımının kontrol fonksiyonlarının toplandığı belirli teknolojik seviyelere göre büyüklük, heterojenlik ve bütünleşme düzeylerine varmış yerleşme biçimleri. Diğer bir sosyolog olan Yakut Sencer ise; Çoğunlukla tarım dışı kesimlerde yoğunlaşmış on binin üstünde bir nüfusu bulunan, farklılaşmış ve örgütlü bir fiziksel, toplumsal ve yönetimsel bütünlüğe sahip olan yerleşimlerdir. Ayrıca Yakut Sencer kent tanımlamalarında genellikle dört ölçüt kullanıldığına işaret eder.

    1. Demografik ölçüt

    Kent içi en az büyüklükteki nüfusun 10.000 olması yaygın olarak kabul görmektedir.

    2. İşlevsel ya da ekonomik ölçüt

    Nüfusun niteliği ve bileşimi dikkate alınmaktadır. Kent ile köy arasındaki temel ayırım sayısal farklılıktan önce nüfusun işlevidir. Köy nüfusu ağırlıklı olarak geçimini tarımdan sağlamasına karşılık kent nüfusu tarım dışı faaliyetlere yani sanayi, ticaret ve hizmet alanlarına kaymıştır.

    3. Toplumsal ölçüt

    Toplumsal bakımdan ayrı cinsten bireylerden oluşmuş, oldukça geniş, yoğun nüfuslu ve sürekli bir yerleşimdir.

    1. Resim Veriler Ve Sayım Sonuçlarının Düzenlenmesinde Kullanılan Yönetimsel Ölçüt
    Bu anlayışa göre nüfusu ne olursa olsun il ve ilçe merkezi konumunda olan yerleşmelerdir. 1930 sayılı Belediye Yasası, nüfusu 2.000’nin üzerinde olan yerleşimlerde belediye teşkilatı kurulacağını belirterek buraları kent saymıştır.

    Kenti genel anlamda tanımlayacak olursak; Kent sanayi, ticaret gibi ekonomik etkinliği olan, tarımsal ürünlerde dahil olmak üzere her türlü ürünün dağıtıldığı, sınırları belirlenmiş bir alanda yoğunlaşmış nüfusun sosyal bakımdan tabakalaştığı, mesleksel rollerin artarak farklılaştığı dikey ve yatay hareketliliğin yaygın olduğu, çeşitli sosyal grupları barındıran, sivil toplum örgütlerinin etkinliğinin gittikçe arttığı, merkezi ve yerel yönetimi temsil eden yönetsel kurumların bulunduğu, yerel, bölgesel ya da uluslar arası ilişki ağlarına sahip heterojen bir toplumdur.

    Kentin Genel Özellikleri

    1. Şehir heterojen sosyal bir gruptur.
    2. Büyük nüfusa rağmen yerleşim alanının sınırlılığı sonucu nüfus yoğunluğu vardır.
    3. İnsanlar mekan bakımından yakın olmalarına rağmen sosyal mesafe bakımından birbirlerinden uzaktırlar.
    4. Şehir şahsiyetinin, ferdiyetin ve hürlüğün gelişmiş olduğu bir çevredir.
    5. Şehirde insan arasındaki ilişkiler geleneklerin hakim olduğu informel yollarla değil, formel ve rasyonel kanunlarla düzenlenir. (Aile, akraba ve hemşehri gibi gruplarda informel ilişkiler varlığını sürdürür.) Ancak genelde belirleyici olan hukuksal resmi (formel) düzenlemelerdir.
    6. Uzmanlaşmaya dayalı farklılaşmış formel iş organizasyonları yaygınlaşmıştır.
    7. Yol ve ulaşım imkanları ile sosyal unsurların mekansal hareketliliği ve sınıflar arasında sosyal hareketlilik ileri düzeydedir.
    8. Şehir kültürü dinamik bir yapıya sahiptir. Şehirler sosyal ilişkilere açık sosyal – kültürel değişimin yoğun yaşandığı yerlerdir.
    9. Şehir ekonomik imkanlar sağlık, eğitim, bilim, sanat vb. bakımdan gelişmiştir.
    10. Diğer taraftan kazalar, suç işleme, alkol, uyuşturucu bağımlılığı, sefalet, anomi (kuralsızlık) yabancılaşma vb. sorunları da üretmektedir.

    Kent Türleri

    Kentler büyüklüklerine ve işlevlerine göre farklı isimlendirilirler. Burada metropolis, metropolitan alan megalopolis ve çevre kent kavramlarını inceleyeceğiz.

    Metropolis (Büyük Kent): Belirli bir coğrafi, ekonomik, toplumsal, kültürel, yönetsel, siyasal organizasyon ve kontrol sisteminin mekanda odaklaşma noktasıdır. Metropolis, karar mekanizmaları aracılığıyla, çevrenin çeşitli alanlardaki gelişmesini denetleme fonksiyonunu yerine getirir. Büyük kent ülkenin dış dünya ile ilişkilerini kendi süzgecinden geçirerek çevresine yayma fonksiyonuna sahiptir.

    Metropoliten (Büyük Şehir Alanı): En genel anlamıyla nüfusun yoğun olduğu ve ekonomik, sosyal ve yönetim açısından o bölgenin merkezi durumunda bulunan “Merkezi Şehir ve şehirlerin” çevre kentleriyle oluşturdukları birimdir. Metropolitan alan idari yönden çok ekonomik ve sosyal bakımdan merkezi bir konuma sahiptir. Metropoliten alan ve “Megalopolis” yalnızca barındırdıkları nüfusun, yoğunluğu dolayısıyla değil, aynı zamanda kamu ve özel sektör iş kollarının buralarda faaliyet göstermesi, eğitim ve sanat yönünden birer merkez olmaları yönünden dünyanın simgesi konumundadır. Megalopolis birden çok metropolutan alanı kapsar.

    Çevre Kent: Şehrin beldiye sınırları dışında oluşan özellikle şehirde bir işte çalışanların yaşadıkları ve ihtiyaçlarını önemli bir kısmını şehrin alış – veriş merkezinden sağlayanların kaldıkları bölge Çevre Kentte yaşayanların çoğu kendi konutlarında oturur, burada genellikle yeni binalar vardır, burada yaşamak daha masraflıdır. Çevre kent orta ve üst düzeyde geliri olanların yaşadıkları alanları ifade etmekte olup gecekondu alanlardan farklı konumdadır.

    Metropoliten kent kavramının yanında bugün “Megakent” kavramı gündemdedir. 2000’li yıllarda dünya nüfusunun yarıdan fazlasının kentlerde yaşayacağı artık kesinleşmiş durumdadır. Bu kentlerden en az 23 tanesi nüfusu on milyonu aşan mega-kent konumdadır. İstanbul’da Mega – kent olarak kabul edilmektedir. Diğerleri Kuzey Amerika: New York, Los Angeles, Mexio City, Güney Amerika, Rio De Jenerio, Sao Paolo, Buerios Aires, Avrupa: Londra, Asya: Moskova, Pekin, Tiencin, Songhay, Seul, Tokyo, Delhi, Kalküta, Dakka, Manila, Bangkok, Afrika: Kahire, Lagos


    alıntı