Kene Tehdidi ile ilgili Bilgilendirme

'Sağlık Rehberi' forumunda YAREN tarafından 18 Ağustos 2008 tarihinde açılan konu


  1. KENE Tehdidi İle İlgili Bilgilendirme

    'Kırım Kongo kanamalı ateşi hastalığına' neden olan ve her geçen gün Türkiye'yi daha fazla tehdit eden KENE ile ilgili bilgilendirme çalışması, kamuoyuna duyruldu.

    [​IMG]

    Kene tehdidi Türkiye'yi sarıyor !

    Kırım Kongo kanamalı ateşi hastalığı çoğumuz için yabancı. Oysa, son üç yıldır Türkiye'de de görülen hastalık, ölümlere yol açabiliyor. Art arda gündeme gelen vakalar ise Sağlık ve Tarım bakanlıklarını harekete geçirdi. Kenelerin insan vücuduna aktardığı bir virüsün yol açtığı hastalığı yakından tanımakta fayda var.
    [​IMG]
    Daha çok kırsal bölgelerde görülüyor. Keneler aracılığıyla insanlara geçiyor. Aniden geliyor ve ölümle neticelenebiliyor. Kırım Kongo kanamalı ateşi (KKKA) hastalığından bahsediyoruz. Türkiye'de ilk kez 2002'de görülen hastalık, içinde bulunduğumuz yaz aylarında 'alarm' veriyor. Son olarak Kastamonu'da bir vatandaşın bu hastalık sebebiyle ölmesi, Sağlık ile Tarım ve Köyişleri bakanlıklarını harekete geçirdi. İlk kez 1944-1945 yıllarının yaz aylarında Batı Kırım steplerinde ürün toplamaya yardımcı olan Rus askerlerine musallat olmuş. 1956'da ise Kongo'da görülmüş. Bu yüzden Kırım Kongo kanamalı ateşi adıyla dünya tıp literatürüne geçmiş.


    İki haftada öldürüyor
    KKKA, hayvanlara ve insanlara kenelerin ısırmasıyla geçiyor. Hayvanlarda belirtisiz seyrederken, insanlarda öldürücü olabiliyor. Daha çok, kırsal kesimlerde yaşayan insanlar risk gruplarını oluşturuyor. Hastalık ani başlayan ateş, baş ve kas ağrıları, kırgınlık, halsizlik ve iştahsızlık gibi belirtilerle başlıyor. Bulantı, kusma, karın ağrısı, ishal gibi şikayetlerle devam ediyor. Bunlara daha sonra vücudun muhtelif yerlerinde görülen kanamalar eşlik ediyor. Bunun sebebini Sağlık Bakanlığı Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdür Yardımcısı ve Enfeksiyon Hastalıkları Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Yardımcı Doç. Dr. Turan Buzgan şöyle açıklıyor: 'Vücudumuzda trombosit adı verilen kanama hücreleri var. Bunlar kanamayı önleyici görev yapıyor. Ancak kenelerin ısırmasıyla vücuda giren virüs yüzünden trombositlerin sayısı giderek azalıyor ve damarlarda hasar meydana geliyor. Bu da kanamaya sebep oluyor. Diş eti, burun, kulak kanaması gibi dış kanama ya da vücudun birçok yerinde morarmalar oluşarak iç kanama şeklinde de görülebilir.'


    Uzmanlar, hastalığın belirtilerinin, kene tarafından ısırılan kişiye virüsün geçmesini müteakip genellikle 1-3 günde ortaya çıktığı görüşünde. Bu süre, en fazla 9 gün olabiliyor. Hastalığa yakalananları n hemen hastaneye yatması hayati öneme sahip. İki haftada kaybedilmeyen hastalar, KKKA'ya karşı ömür boyu bağışıklık kazanıyor.

    Türkiye'de yayılıyor

    Geçmişe dönük bir bulgudan bahsedilememekle birlikte KKKA, Türkiye'de ilk olarak üç yıl önce görüldü. Tokat'taki bir vakanın ardından Gümüşhane, Sivas gibi illerden de benzer bildirimlerin gelmesi Sağlık Bakanlığı'nı harekete geçirmiş. Hastalığın tıp fakültesi eğitim kitaplarında yer almaması ve ülkemizde ilk defa görülmesi 'teşhisi' zorlaştırmış. Kan numunelerinin Fransa'ya gönderilmesiyle, kenelerden geçen bir virüsün hastalığa sebep olduğu ancak anlaşılabilmiş. Ardından, bir komisyon hastalığın görüldüğü illeri taramış. Neticede, virüsün 'hyalomma' türü bir kene tarafından bulaştırıldığı ve virüsün ülkemizde de çok yaygın olduğu tespit edilmiş. Bunun üzerine 2004'te Refik Saydam Hıfzısıhha Enstitüsü devreye sokulmuş.


    Türkiye'de bugüne kadar 445 KKKA vakası tespit edilirken, Kastamonu'daki son olayla birlikte toplam 21 kişi hayatını kaybetti. Sağlık Bakanlığı verilerine göre, 2002-2003'te 150 vaka 6 ölüm, 2004'te 249 vaka 13 ölüm, 2005'te (24.06.2005' e kadar) 55 vaka 1 ölüm gerçekleşti. Tokat, Sivas ve Çorum başta olmak üzere 22 il, hastalık yönünden riskli yerler olarak tespit edildi.


    Tedavisi mümkün değil

    Sağlık Bakanlığı Müsteşarı Necdet Ünivar, KKKA'nın kontrolü için bugün dünyada kabul görmüş bir uygulamanın mevcut olmadığını, hastalığın tedavisinin de bulunmadığını söylüyor. Korunmada kişisel tedbirlerin büyük önem taşıdığını hatırlatarak, 'Hastaların uygun şartlara sahip hastane takiplerinin yapılması ve destek tedavisinin sağlanması için gerekli imkanlar sağlanmıştır.' diyor.


    Sağlık Bakanlığı Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü Bulaşıcı Hastalıklar ve Salgın Kontrolü Daire Başkan Vekili Veteriner Hekim Ramazan Uzun, hastalığı önlemek için Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından bir ilaç gönderildiği bilgisini veriyor. İlacın ölümleri engelleyemediğini belirterek, 'Etkili olduğu söylenen ilacın böyle olmadığı WHO'ya bildirildi. Hastalık ülkemiz açısından bir vaka. Bakanlığımız çalışmalarını sürdürüyor. Doğadaki keneyi yok etmemiz mümkün değil. Çünkü, kırsalda yaşayan ve orman bitki örtüsünün içine yerleşebilen bir hayvan. Bir kene 5-7 bin arası yumurta üretiyor, virüsü yumurtalarına geçirebiliyor. Bu nedenle kene nüfusunu en aza indirmemiz gerekiyor.' diyor.


    Konunun diğer tarafı ise Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı. Bakanlık, hastalığa karşı gerekli önlemlerin alınması amacıyla 81 ilin valiliğine bir genelge gönderdi. Hastalığın yayılmasında rol oynayan kenelerle mücadele konusunda çalışmalar yapıldığını belirten bakanlık yetkilileri, risk taşıyan 22 ilde Sağlık Bakanlığı ile işbirliği yapıldığını söylüyor.


    KENEYİ ELLE ÖLDÜRMEYİN

    Sağlık Bakanlığı, KKKA hastalığına karşı alınması gereken tedbirleri broşürlerle halka anlatıyor:

    Hayvanlardaki kenelerle mücadele edilmeli, hayvanlar kenelere karşı ilaçlanmalı.


    Çalı, çırpı, su kenarı veya gür otların bulunduğu alanlara piknik veya başka bir amaçlı gitme durumunda pantolon paçaları çorap içine alınmalı ve vücut kene yönünden kontrol edilmeli. Bu tür yerlere gidildiğinde mümkünse çizme giyilmeli.

    Keneler vücuttan uzaklaştırılırken koparılmamalı, bir cımbızla sağa sola oynatılarak_çıkarılmalıdır.

    Keneler kesinlikle elle öldürülmemeli, patlatılmamalı dır.


    Vücuttaki kenelerin üzerine herhangi bir kimyasal madde (alkol, gaz yağı vb.) dökülmemelidir. Çünkü bu kimyasal maddeler kenelerin kusmasına sebep olduğundan kusmuktaki virüsler, kenenin kan emmek için ısırdığı yerden vücuda girebilirler.




     



  2. KKKA YA DA YENI ADIYLA (TKA)
    Kene ve Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA):

    KKKA hastalığı ilk olarak 1944 yılında Kırım'da görülmüş ve Kırım Kanamalı Ateşi olarak tanımlanmıştır. Daha sonra 1956 yılında Kongo'da görülen hastalığın, 1969 yılında Kırım Kanamalı Ateşi ile aynı olduğunun farkına varılmış ve hastalık bundan sonra bugünkü bilinen Kırım Kongo Kanamalı Ateşi ismiyle anılmaya başlamıştır.

    Kene:
    [​IMG]

    Kırmızı - kahve renginde yassı, oval bir dış parazittir.
    Keneler evcil ve yabani hayvanlara ve insanlara yapışıp kan emerek büyürler.
    Evcil hayvanlar vasıtası ile evlerin içine kadar gelebilirler.
    KKKA virüsünün bulaşmasında Hyalomma türüne ait keneler daha büyük bir yere sahip olmakla beraber, tüm keneler de bu virüsü bulaştırabilir.
    Hyalomma soyuna ait keneler ülkemizin de içinde bulunduğu çok geniş bir coğrafik alanda yerleşmişlerdir. Ülkemiz kenelerin yaşamaları için coğrafi açıdan oldukça uygun bir yapıya sahiptir.

    Bulunduğu yerler:

    Hayvan barınakları ve hayvanların üzerinde,
    Su kenarları ve otlak şeklindeki yerlerde,
    Çalı, çırpı ve gür ot bulunan yerlerde,
    Çayırlarda yaşarlar.

    [​IMG]


    Hangi kaynaklar ile bulaşabilir?

    Bir çok kuş ve yaban hayvanı virüse karşı dirençli iken, virüsün yayılmasında önemli rol oynar. Keneler virüsü enfekte hayvanlardan (küçük kemiriciler, yabani hayvanlar , evcil memeli hayvanlar ve kuşlar) alırlar.

    [​IMG][​IMG]
    [​IMG]

    Hastalık (Virüs bulaşması) enfekte kenelerin ısırması ile başlamaktadır.
    Keneler, insanları kan emmek amacı ile ısırmaları sırasında virüsü bulaştırmaktadırlar.
    Virüs, kene ısırmasının yanı sıra hasta hayvan ve insanların kan, ifrazat ve dokularıyla direkt temasla da bulaşmaktadır.
    Her kene bu virüsü taşımadığından, her kene ısırdığında bu virüs bulaşmayabilir. Kene ile temaslarda başka virüsler de bulaşabileceğinden hassas davranmakta fayda vardır.

    Özellikle Nisan ve Ekim aylarında aktif hale geçerek çevrelerindeki hayvanlar ve insanlarla (hayvan barınaklarında , avcılık sırasında, piknik doğa yürüyüşü v.b. yapılan kırsal alan gezileri sırasında ayaklara atlayarak ve/veya tutunarak ormanlık alanlarda ağaçtan düşerek v.b.) temas ederek derinin açık bulunan kısımlarından vücuda dolayısı ile kan kaynaklarına ulaşırlar.

    Bir süre sonra kenenin tutunduğu bölge kızarır ve kaşınır.


    Vücuda yapışmış keneyi kesinlikle elle öldürmemek, patlatmamak ve kenenin üzerine herhangi bir kimyasal madde (alkol, gaz yağı gibi) dökmemek gerekir. Çünkü bu işlemler kenenin kusmasına neden olur ve mikrobun vücuda girmesini kolaylaştırır !!!

    Herhangibir sağlık kurumuna ulaşmanın zor olduğu durumlarda;


    Kene henüz deriye gömülmemişse cımbızla deriye tutunduğu baş kısmından tutulur, sağa sola oynatılarak yukarıya doğru sabit kuvvetle çekilir ve çıkarıldığı yere antiseptik solusyonlar (betadine, baticon, ) sürülebilir. Çıkan kene çamaşır suyu veya böcek öldürücü ilaç ile dolu kabın içine atılarak ölmesi sağlanır.


    [​IMG][​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG] [​IMG]
    [​IMG]
    Kene başı doku içine gömülmüş ise cerrahi olarak çıkartılmak üzere mutlaka bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.

    [​IMG]
    Kenelerin kesinlikle çıplak elle öldürülmemesi ve patlatılmaması gerekir. Çünkü kenenin taşıdığı virüsler bu sırada da bulaşabilir.

    [​IMG]

    Hastalık belirtileri:

    Kene ile temas edenlerin en az 10 gün süre ile kendilerini takip etmeleri aşağıdaki belirtiler oluştuğunda bir sağlık kuruluşuna başvurmaları gereklidir.
    Ateş, kırıklık, baş ağrısı, halsizlik, aşırı duyarlılık, kollarda, bacaklarda ve sırtta şiddetli ağrı ve belirgin bir iştahsızlıkla başlar.
    Bazen kusma, karın ağrısı veya ishal olabilir. İlk günlerde yüz ve göğüste kırmızı nokta şeklinde kanama odakları ve gözlerde kızarıklık dikkati çeker.
    Gövde, eller ve ayaklar da morluklar oluşabilir.
    Mide-Barsak ve İdrar yollarından kanamaklar olabilir. Bazen vajinal kanama da olabilir
    Ateş 5-12. güne kadar çıkar ve sonrasında düşmeye başlar.


    Nekahat dönemi uzun sürelidir.

    Ölüm olayları daha çok hastalığın ikinci haftasında (5-14 gün) görülebilmekte ve bu oran yaklaşık % 30'ları bulabilmektedir.

    İyileşme hastalığın dokuzuncu veya onuncu günlerinde gerçekleşmektedir.



    Kimler bu hastalık açısından risk grubundadır?

    [​IMG]
    Hastalık daha çok hayvancılıkla uğraşanlarda, mezbaha çalışanlarında ve kırsal alanda yaşayanlarda görülebilmektedir. Piknik, doğa yürüyüşü ve avcılık gibi nedenlerle kırsal alana çıkanlar da risk altındadır.



    Kuluçka süresi:



    Kene tarafından ısırılma ile virüsün alınmasını müteakip kuluçka süresi genellikle 1-3 gündür; bu süre en fazla 9 gün olabilmektedir.
    Enfekte kan, ifrazat veya diğer dokulara doğrudan temas sonucu bulaşmalarda bu süre 5-6 gün; en fazla ise 13 gün olabilmektedir.


    Tedavi:

    Destek tedavisi yapılmaktadır.
    Tam kan veya kan ürünleri verilerek oluşan eksiklikler giderilir.
    Hastalığın spesifik bir tedavisi bulunmamakla birlikte, antiviral ilaçlar kullanılmaktadır.

    Aşı ile korunma;


    Bugün için etkili bir aşısı bulunmamaktadır.
    KKKA hastalığının geçirilmesinden sonra virüse karşı bağışıklığın ömür boyu sürebileceği belirtilmektedir.
    [​IMG][​IMG][​IMG]
    Korunma ve mücadele yolları:

    Mümkün olduğu kadar kenelerin bulunduğu alanlardan kaçınılmalıdır.
    Kene bulunan hayvan barınakları uygun akarisitlerle usulüne göre ilaçlanmalıdır.
    Hayvanlardaki kenelerle mücadele edilmeli, hayvanlar kenelere karşı ilaçlanmalı. (kene tozu v.b.)
    Çalı, çırpı, su kenarı veya gür otların bulunduğu alanlara piknik veya başka bir amaçlı gitme durumunda çıplak ayakla ve kısa giysilerle dolaşılmamalı ve pantolon paçaları çorap içine alınmalıdır. Ayrıca dönüşte vücut kene açısından kontrol edilmelidir. Bu tür yerlere gidildiğinde mümkünse çizme giyilmelidir.
    Hasta olan kişilerin kullandığı malzemeler ve tuvaletler çamaşır suyu ile dezenfekte edilmelidir.
    Kene kovucu aerosollar ve spreyler kullanılabilir.


    Sonuç olarak;

    Tüm bulaşıcı hastalıklarda olduğu gibi önlem almak gereklidir.Telaşlanmanın ve gereksiz önlemlere başvurmanın, gereksiz ilaç kullanımının yararı yoktur, hatta zararı olabilir. Yukarıda da belirtildiği gibi kene ısırmalarında mümkün olan durumlarda sağlık kurumuna müracaat etmek öncelikli davranış olmalıdır.

    Bir toplumun olağan durumlardaki sağlık düzeyi, olağandışı durumlardaki sağlık sorunları ile mücadele etme gücünün belirleyicisidir. Bu nedenle toplum sağlığına gereken önem verilmeli ve koruyucu sağlık uygulamalarına daima özen gösterilmelidir.

     






  3. Ulus sevgisi kadar büyük sevgi yoktur ve kişiliğimiz için değil, fakat mensup olduğumuz ulus için elbirliği ile çalışalım.
    Mustafa Kemal ATATÜRK​

    [​IMG]
    Kene ısırma vakalarının yoğun olduğu kentlerimiz.