KemaL TürkLer Suikasti

'Genel Türk Tarihi' forumunda cCasT tarafından 14 Ocak 2011 tarihinde açılan konu


  1. KemaL TürkLer
    KemaL TürkLer Suikasti


    [​IMG]

    DİSK'in kurucusu ve ilk genel baskanı



    Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu lideri işçi sınıfının yılmaz neferi Kemal Türkler 1926 yılında Denizli’de yoksul bir ailenin ilk çocuğu olarak dünyaya geliyor.. Güç olan yaşama koşulları diğer kardeşlerinin doğmasıyla daha da güçleşiyor.. Çocukluğu yokluklar ve zorluklar içinde geçiyor.. İlkokulla birlikte hayatını kazanmaya başlıyor. Türkler’in ilk gençlik dönemi okullarda öğrencilik hayatta çıraklık şeklindedir.

    Terzi çıraklığı ile başladığı yaşam onun sonradan bir süre gömlek ustası olarak yaşamını sürdürmesine yardımcı olur.. Yine bu dönemde ayakkabıcı çıraklığı yapar. O çıraklar sorununu yaşamının bir parçası olarak ömrünün sonuna kadar canı yürekten savunur.. Çıraklıktan sonra mevsimlik işçilik dönemi başlıyor.. Orman işçiliği pamuk ırgatlığı un fabrikasında işçilik gibi…

    Yıl 1944 Türkler liseyi bitiriyor. Yedek subay olarak askere gidiyor. 1946 yılında askerden dönüyor Denizli’nin Tavas ilçesinde bir yıl devlet memurluğu yapıyor. 1947 yılında Türkler üniversitede okumak için İstanbul’a geliyor ve Hukuk Fakültesine kaydoluyor. Ve aynı zamanda Bakırköy Emayetaş fabrikasına işçi olarak giriyor. Ve Türkler’in hayatında işçilik dönemi başlıyor. Bir süre sonra işyeri temsilcisi oluyor; böylece sendikal yaşamı başlıyor.

    Türkler 1949 yılında ailesini İstanbul’a getiriyor. Çünkü babası ağır hastadır. Bir yanda babasının hastalığı diğer yanda ailenin geçim sorunu.. Türkler Hukuk Fakültesini 3. sınıfta bırakmak zorunda kalıyor. 1953 yılına kadar gömlek terziliği yapıyor. Artık Türkler hayatın ustasıdır. Tabak satıcılığı dahil çeşitli işler yapıyor. 13 eylül 1953’de Türkiye Maden-İş Sendikasının Bakırköy yönetim kurulu üyeliğine seçiliyor. 19 Mart 1954 tarihinde yapılan Genel Kurul’da Maden-İş Sendikasının Sekreterliğine getirildi. Yine aynı yıl sağlık sorunları nedeniyle genel başkanlık görevinden ayrılan Yusuf Sıdal’ın görevini üstlendi. Sendikal yaşamı ve Türkler’in yaşamı bölünmez bir bütün oluşturuyor.

    Böylece 1958 yılında Türkiye Maden İş Sendikası Türkiye genelinde örgütlenmeye başlıyor.

    1958 yılında Kemal Türkler Sabahat hanımla evleniyor. 1959 yılında Yasemin 1961 yılında Nilgün dünyaya geliyor. Türkler’in sendikacı kişiliğine aile reisliği ve baba kimliği de ekleniyor.

    1960 Devrimi’nin getirdiği hak ve özgürlükler sendikal çalışmaları hızlandırdı. 9 Ekim 1960 Türkiye Maden İş Sendikası Milletlerarası Maden İşçileri Sendikaları Federasyonu’na üye oldu.

    Kemal Türkler 1961 yılında Türkiye İşçi Partisi kurucuları arasında yer aldı.

    Kemal Türkler 15 Temmuz 1966’da sendikacı arkadaşlarıyla bir ortak karar alıyor. Sendikalararası Dayanışma Anlaşması (SA-DA). Bu sendikalar şunlar: MADEN-İŞ BASIN-İŞ LASTİK-İŞ GIDA-İŞ. Ve sonuçta bu sendikalar 15 Ocak 1967’de Türk-İş’ten ayrılıyor. Ve Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonunu kuruyorlar.

    Maden-İş sendikasından Kemal Türkler Lastik-İş sendikasından Rıza Kuas Maden İşçilerinden Mehmet Alpdündar Basın-İş’ten İbrahim Güzelce Gıda-İş’ten Kemal Nebioğlu DİSK yönetim kuruluna seçiliyorlar.

    Artık DİSK vardır. İşçi sınıfının öncü konfederasyonudur. Güçlü adımlarla yürümektedir.

    DİSK ilk en geniş kitlesel tepkiyi sendikalar ve işçiler aleyhine olan 274 ve 275 sayılı yasaya gösterir. Ve 15-16 Haziran 1970 Türkiye işçi hareketinin kitlesellik kazandığı örgütlü mücadelenin başladığı gün olarak tarihe yazılır.. Bu nedenle sıkıyönetim ilan edilir. Kemal Türkler ve arkadaşları tutuklanır..

    Bu dönemde Kemal Türkler ve DİSK MESS grevini sürdürmektedir. Çeşitli yerlerde MESS patronu Turgut Özal ile toplu sözleşme pazarlıklarına otururlar ve hepsi de uzlaşmazlıkla biter.

    İktidar Devlet Güvenlik yasa tasarısını getirir.

    DİSK bu tasarıya karşı 16 Eylül 1976’da ülke düzeyinde genel yas ilan eder: İlk örgütlü genel grev başlamış olur ve Kemal Türkler tutuklanır.

    Coşkulu görkemli 76 1 Mayıs’ı burjuvazinin yüreğine korku saldı. Engellemek için çeşitli yollar düşündü.

    77 1 Mayıs daha görkemli daha büyük bir coşku ve büyük bir katılımla başladı.

    1 Mayıs 77 36 kişinin katledilmesiyle sonuçlandı..

    Disk’in 6. Genel Kurul’unda 26 Aralık 1977 Kemal Türkler DİSK genel başkanlığını kaybetti.

    78 1 Mayıs’ında Taksim alanına Maden-İş başkanı olarak yürüdü. O işçi sınıfının yılmaz neferi idi. Ateş-kan onu yıldıramadı.

    Burjuvazi Taksim alanını işçi sınıfına kapamaktan başka çare bulamadı. İstanbul’da sıkıyönetim ilan edildi.

    1 Mayıs 79 işçi bayramı DİSK’in öncülüğünde İzmir’de kutlandı.

    19 Aralık 1979’da yapılan Maden-İş sendikasının 23. Genel Kurulunda Enternasyonal Marşı’nın okunması nedeniyle tutuklandı.

    1980 1 Mayıs DİSK’in öncülüğünde İzmir’de kutlandı.

    Burjuvazi 1 Mayıs’ların kutlanmasının engellenemeyeceğini anladı. İşçi sınıfının önderlerine her türlü saldırıyı düzenledi.

    Türkler faşizm’e olan mücadelesini bir an olsun bırakmadı. O emekçilerin işçilerin can düşmanı faşizmin ne demek olduğunu iyi biliyordu.

    11 Temmuz 1980’de Gönen’deki Genel Yönetim Kurulunda ölümünden on gün önce yaptığı konuşmada:

    “Ülkemizde bu kanlı planı bozacak faşizm tehlikesini yok edecek güçler ve olanaklar vardır. Faşizmi tüm örgüt ve yuvalarıyla yok etmenin bunalımdan kesin kurtulmanın ülkemizin ve halkımızın sorunlarını çözümlemenin yolu da anti-faşist anti-emperyalist anti-tekel anti-şoven güçlerin cephesinden bu cephe güçlerinin ortak iktidarından geçiyor.. Gerçek kalıcı çözüm sosyalizme açılan ileri demokratik iktidarın kurulmasıdır” diye seslendi.

    1980 2. Bölge Genel Kurulunda yaptığı konuşmasında faşist olayların kökü devlet aygıtından faşist unsurlar temizlenmeden MHP ve faşist odaklar dağıtılmadan kazanılamaz. Faşist tehlikeyi bertaraf etmenin yolu tüm demokrasi güçlerinin aktif katılmasıyla seferber edilecek bir eylem birliğinden geçmektedir.

    Türkler ömür boyunca verdiği faşizme karşı mücadelede karanlık ve gizli ellerin yönlendirdiği faşist çeteler tarafından pusuya düşürülerek katledildi. Ve hain güçler bu kez namlusunu işçi sınıfının önderine doğrulttu. İşçi sınıfının mücadelesini böyle durduracaklarını sanıyorlardı.

    İşçiler Edirne’den Van’a kadar üretimi bırakarak önderleri için saygı duruşunda bulundu.

    Siren sesleri tüm Türkiye’ye işçi sınıfının faşizme karşı kararlılığını duyurdu. Hep bir ağızdan “BİRLEŞİK ÖRGÜTLÜ GÜÇ YENİLMEZ” diye bağırdılar..

    Cenaze törenine yüzbinler katıldı. Binlerce telgraf mektup mesaj geldi.