Kazancı Bedih Kimdir

Konusu '( ı-j-k-l )' forumundadır ve Misafir tarafından 29 Kasım 2010 başlatılmıştır.

  1. Misafir Ziyaretçi

    Kazancı Bedih kısaca hayatı

    Kazancı Bedih, 1929 yılında Şanlıurfa’nın Hekimdede Mahallesi’nde doğdu. Culhacılık yapmakta olan babasının adı Culhacı (Dokumacı) Halil, annesi Dalyanlar ailesinden Zemzem’dir.

    İki evlilik yapan Bedih, Halil, Mehmet, Şükran, Naci, Remziye, Nihat ve Müzeyyen isimlerinde 7 çocuk sahibidir. İlk eşi Adile Hanım, 1989 yılında vefat etmiştir.

    Çocukluk ve ilk gençlik yıllarında, babasının yanında bir müddet culhacılık yapmış, daha sonra Kazancı Hasan Diyar’ın yanına çırak olarak girmiştir. Önce Hasan Diyar'ın, daha sonra da Aziz ve Kadir Uçar isimli kazan ustalarının yanında kazancılık yapmıştır. "Kazancı" lakabı buradan gelmektedir. Ayrıca, ustalığı nedeniyle de halk arasında kendisine “Pir” denilmiştir.


    1949 yılında askere (Bingöl ve Elazığ Bando Bölüğü) giden Kazancı Bedih, askerlik hizmetini tamamladıktan sonra bir müddet kazancılık yapmayı sürdürmüş, daha sonra belediyenin bando bölüğünde trompet çalmaya başlamıştır. Belediyede 26 yıl çalışmış, 1986 yılında emekli olmuştur. Emekli olduktan sonra, Eski Hal Pazarı civarında demlik ve cezve tamiriyle ilgili küçük bir dükkân açmıştır. Bir müddet de bir mevlit grubuyla birlikte mevlitlere gidip ilahi ve gazel okumuştur.

    Mizac olarak alçakgönüllü bir yapıya sahip olduğu söylenen Kazancı Bedih’in, meşhur olduktan sonra da hayatını mütevazı bir şekilde devam ettirmiş olduğu bilinmektedir.


    Kazancı Bedih 19 Ocak 2004 tarihinde evinde uyurken, katalitik sobadan zehirlenerek eşi Fatma Hanım’la birlikte vefat etmiş, cenazesi Bediüzzaman Mezarlığı’na defnedilmiştir.


  2. anniccha Üye

    Cevap: Kazancı Bedih Kimdir

    Hayatı

    Kazancı Bedih, 1929 yılında Şanlıurfa’nın Hekimdede Mahallesi’nde doğdu. Culhacılık yapmakta olan babasının adı Culhacı (Dokumacı) Halil, annesi Dalyanlar ailesinden Zemzem’dir.

    İki evlilik yapan Bedih, Halil, Mehmet, Şükran, Naci, Remziye, Nihat ve Müzeyyen isimlerinde 7 çocuk sahibidir. İlk eşi Adile Hanım, 1989 yılında vefat etmiştir.

    Çocukluk ve ilk gençlik yıllarında, babasının yanında bir müddet culhacılık yapmış, daha sonra Kazancı Hasan Diyar’ın yanına çırak olarak girmiştir. Önce Hasan Diyar'ın, daha sonra da Aziz ve Kadir Uçar isimli kazan ustalarının yanında kazancılık yapmıştır. "Kazancı" lakabı buradan gelmektedir. Ayrıca, ustalığı nedeniyle de halk arasında kendisine “Pir” denilmiştir.

    1949 yılında askere (Bingöl ve Elazığ Bando Bölüğü) giden Kazancı Bedih, askerlik hizmetini tamamladıktan sonra bir müddet kazancılık yapmayı sürdürmüş, daha sonra belediyenin bando bölüğünde trompet çalmaya başlamıştır. Belediyede 26 yıl çalışmış, 1986 yılında emekli olmuştur. Emekli olduktan sonra, Eski Hal Pazarı civarında demlik ve cezve tamiriyle ilgili küçük bir dükkân açmıştır. Bir müddet de bir mevlit grubuyla birlikte mevlitlere gidip ilahi ve gazel okumuştur.

    Mizac olarak alçakgönüllü bir yapıya sahip olduğu söylenen Kazancı Bedih’in, meşhur olduktan sonra da hayatını mütevazı bir şekilde devam ettirmiş olduğu bilinmektedir.

    Kazancı Bedih 19 Ocak 2004 tarihinde evinde uyurken, katalitik sobadan zehirlenerek eşi Fatma Hanım’la birlikte vefat etmiş, cenazesi Bediüzzaman Mezarlığı’na defnedilmiştir.

    MÜZİK HAYATI
    Urfa kültüründe yetişen Kazancı Bedih, bu yörenin gelenekleri sayesinde müzikle tanışmış, ilk müzik bilgilerini yörenin "sohbet, muhabbet ve aynı zamanda birer halk konservatuarı" olarak nitelendirilebilecek olan sıra gecelerinde, birçok bilginin yanında, müzik ustalarını da dinleyerek edinmiştir.

    Ailenin tek çocuğu olduğundan, babası onu beraberinde Mecmelbahr’a ***ürdü. Mecmelbahr; Balıklıgöl’den çıkan suyun bir kanalla Hasan Paşa Camii’ne geçtiği yerde ağaçların ve yeşilliğin olduğu bir yerdi. Orayı çay bahçesi olarak çalıştıran kişi, müziğe çok meraklı biri idi. Oraya kurduğu gramofondan müşterilerine günün en sevilen sanat müziği parçalarını, Hafız Burhan, Müzeyyen Senar, Safiye Ayla gibi ünlü sanatçıları dinletirdi. Mukim Tahir, Kel Hamza gibi o devrin ünlü sanatçıları, dinlenmeye Mecmelbahr çay bahçesine gelir, zaman zaman da okurlardı. Bu nedenle Mecmelbahr, akşam serinliğinde çaylarını ve nargilelerini içmek, müzik dinlemek için gelen Urfalılarla dolar taşardı. İşte Kazancı Bedih de babasıyla gittiği Mecmelbahr’da, gramofondan ve bazen de canlı olarak müzisyenleri dinleyip, ustaların sohbetlerinden istifade etmiştir.


    Kazancı Bedih katıldığı müzik meclislerinde müziğe olan merakı nedeniyle çok kısa zamanda ilerleme yaptı. Cümbüş çalmaya merak sardı, devrin iyi çalanı Necim Şıh ( Şıh Müslüm Görgün)’tan ders alarak kısa zamanda cümbüş çalmasını öğrendi.

    Askere gitmeden önce Urfa’nın meşhur gazelhanı Tenekeci Mahmut’la iki yıl kadar sıra gezdi, Tenekeci Mahmut Ustadan usta çırak geleneği içinde ders aldı.

    Kazancı Bedih Damburacı Derviş, Hacı Nuri Hafız’dan istifade etti. Dönemin meşhur müzik ustalarının müzik meclislerine katıldı, bazen söyleyerek bazen de cümbüş çalarak onlara eşlik etti. Halil Hafız, Ahmet Hafız, Culha Hafız, Dellek Mahmut Hafız, Akif Hoca, Cevher Hoca, Demir İzzet, Aziz Çekirge, Cuan Mahe ve Şükrü Hafız, Kurrik Mahe, Karaköprülü İsmail, Mehmet Ataç, Mustafa Ataç, Tertipli Mustafa, Miktat Toprak birlikte meşk meclislerine katıldığı müzik ustalarından birkaçıdır.

    Şanlıurfa’da eskiden müzik gruplarına “takım” denirdi ve bir yere çağrıldığında herkes takımı ile giderdi. Kazancı Bedih de askerden geldikten sonra arkadaşlarıyla bir takım kurdu ve bu takım arkadaşlarıyla yıllarca sıra gezdi. Mehmet Çelik, Ali Kanun, Hasan Diyar, Necim Şıhe (Şıhmüslüm Görgün), Terbiyeli Mehmet, Çırçır Mahe, Nacar Celal, Abdurrahman Sabuncu, Mustafa Usta, Kazancı Bedih’in takım arkadaşlarıydı.

    Yıllar içerisinde birçok ünlü sanatçı da Kazancı Bedih’in müzik meclisinde bulundu. Ondan istifade etti. Seyfettin Sucu, Mehmet Delioğlu, Mahmut Coşkunses, Kadir Sema, İbrahim Tatlıses, Mahmut Tuncer, İzzet Altınmeşe, Selahattin Alpay bunlardan sadece birkaçıdır.

    KATILDIĞI PROGRAMLAR VE YAPTIĞI KASET VE CD'LER

    Ses kaydı yapılan teybin Urfa’ya geldiği 1950’li yıllardan beri Urfa’da “bant yapma” adeti vardır. Urfalı müzikseverler, meşhur ustalarını evinde ağırlar. İcra edilen müzik faslını da , Grundig, Oher, Sony gibi zamanın meşhur markalı teyplerine kaydederek bant yaparlar. Daha sonra bu bantlar ev, kahvehane, çay bahçesi gibi ortamlarda sevenlere dinletilir. Urfa müzik arşivi sayılan bu tür kasnak bantlara yüzlerce müzik ustasının sesi kaydedilmiştir.

    İşte kasnak teybin Şanlıurfa’ya geldiği 1950’li yıllardan itibaren Kazancı Bedih, bant yapma meraklılarının aranan kişisi oldu. Böylece Kazancı Bedih, yüzlerce mahalli banda gazel, maya ve türkü okudu. “Diplomalı Bant”, “Keşkürlü Bant”,” Dörtlü Bant”, “Türkülerle Şanlıurfa” Kazancı Bedih’in gazel okuduğu meşhur mahalli bantlardan birkaçı olarak sayılabilir.

    Gerek mahalli bantlar ve gerekse 1988 yılından itibaren yapmaya başladığı yasal kasetlerle Kazancı Bedih, bölgemizde gazelhan olarak tanınmaktaydı. Fakat esas olarak şöhreti 1993 yılında katıldığı İbrahim Tatlıses’in “İbo Show” programı ile yakaladı. Eşkıya filmi ile de şöhretini pekiştirerek kendi alanında zirveye çıktı.

    Kazancı Bedih, 1993 yılında Kanal-6 televizyonundaki İbo Show programına katılarak yurt içi ve yurt dışında birçok kişi tarafından tanındı. Halk, onun sesinden gazeli sevdi, sesinin güzelliği, okuma tavrı milyonlarca kişiyi adeta büyüledi. Yaşı 60’ı aşmış olsa da Kazancı Bedih artık ünü ülke sınırlarını aşmış şöhretli bir sanatçı idi. Bu televizyon programından sonra Kazancı Bedih yapımcıların aranan kişisi oldu, rahmetli olduğu 2004 yılına kadar televizyon programları, sinema filmleri, konserler, kasetler birbirini takip etti.

    Müzik hayatı boyunca yüzlerce mahalli bant dolduran Kazancı Bedih, 1988 yılından başlamak üzere Türkiye çapında satılan, Kültür Bakanlığı’ndan onaylı kaset doldurmaya başladı. İlk olarak Urfa’da Sim Kasetçilik adına “Urfa Geceleri-3” kasetini, ardından “Urfa Geceleri 4 ve 6” kasetlerini okudu.