kayıkçı kul mustafa genç osman destanı

'Okulistik' forumunda Misafir tarafından 17 Aralık 2010 tarihinde açılan konu



  1. Genç Osman Destanı

    Sultan Dördüncü Murad’ın Bağdat Seferine katılan Genç Osman adlı delikanlı ile ilgili menkıbe.
    Olay 17. yüzyılın yeniçeri aşıklarından Kayıkçı Kul Mustafa’nın destanıyla da bestelenerek günümüze kadar gelmiştir. Günümüze farklı manzum metinler halinde gelen menkıbenin konusu şu şekildedir:

    İran şahı, Dicle Nehrini geçip Bağdat’ı fetheylemiş, Ehl-i sünnet Müslümanlarına şiddetli eziyetler ve mübarek makamlara karşı hürmetsizlik etmektedir. Haber Sultan Murad Hana ulaştığında Padişah’ın canı sıkılmış, harp divanını toplamış ve Bağdat’a sefer için ordunun hazır olmasını dilemiş. Sultan yeniçeri ve sipahilerden başka gönüllülerin de sefere gelmesini istemiş ve bu hususta şöyle buyurmuş:

    Ayrıca ulaklar salın her yere

    Gönüllüler dahi gelsin sefere

    Gönüllü olanlar bıyık burmalı

    Öyle ki, üstünde tarak durmalı

    Bıyıksız gençlerle Bağdad iline

    Varamam... Buyruğum böyle biline

    Padişahın bu fermanına rağmen gönlü cihad ateşiyle yanan, 18 yaşında, üç aylık evli Genç Osman kendini nefer olarak yazdırmayı başarır. Fakat bu haber padişahın kulağına gider. Murad Han; “O söz dinlemezden hesap sorayım!” diyerek otağı hümayuna çağırtır. Osman’ı gören bütün vezirler ve beyler padişahın onu cezalandıracağını düşünerek: “Eyvah bu tüysüz yiğide yazık olacak!” dediler:

    Osman otağ içre el-pençe divan

    Gök gibi gürledi Sultan Murad Han

    Bre bilmez misin eyledik ferman

    Şol Bağdad üstüne gider olanda

    Gönüllü olanlar bıyık burmalı

    Öyle ki üstünde tarak durmalı

    Bir pençe vuruşta kalkan kırmalı

    Düşman üzere hamle eder olanda

    Osman kaşla göz arasında cebinden çıkardığı demir tarağı üst dudağına vurdu. Demir tarak körpe dudağa saplanıp titredi ve durdu. Tarağın dişlerinin dibinden kan damlaları dökülürken, elleri göbeğinin üzerinde göğsü kabarık, başı dik olduğu halde şöyle dedi:

    Gündüz gece gönlü ayık sultanım

    Bin Bağdad şehrine layık sultanım

    İşte tarak işte bıyık sultanım

    Ölürüm ben, size keder olanda.

    Murad Han fevkalade memnun. Osman’ı dualarla taltif ettikten sonra Bağdad’a ilerleyen öncülere serdar eyledi.

    Genç Osman bundan sonra kırk gün Bağdat muhasarasında cansiperane çarpıştı. Kırkıncı gün Osmanlı sancağını surlara dikti. Bu sırada kolları ve bir rivayete göre de başı kesilmesine rağmen savaşmaya devam etti. Neticede Bağdat’ın kesin olarak elde edilmesinden sonra vasiyetini yaparak toprağa uzandı:

    Sözümü iletin ol Murad Hana

    Din ve devlet için boyandım kana

    Akşam, sabah her an yolumu gözler

    Bir taze gelinle bir garip ana

    Anam gözlemesin artık yolumu

    İncitmesin benim körpe dulumu

    Ak sütünü helal etsin oğluna
    Böylesine arz eyleyin halımı
    Kaynak: Rehber Ansiklopedisi