Karate tarihi – Karate tarihçesi – Karate hakkında bilgi

'Spor Gündemi' forumunda YAREN tarafından 14 Mayıs 2011 tarihinde açılan konu


  1. Karate sporu



    Karate tarihi , Karate tarihçesi , Karate hakkında bilgi

    Dövüş sanatları tarihi; M.S. 540 yıllarında halk arasında Bodhidharma, Çin’de Tamo adıyla tanınan Daruma Taishi adlı Hintli bir keşişin Çin İmparatorunu görmek için Hindistan’dan Çin’e aylar süren çetin seyahati ile başlar

    O tarihlerde Çin İmparatoru halkın Budizmi öğrenebilmesi için ülkesindeki Budist keşişlere Budist metinleri, Sanskritçeden Çinceye çevirttiriyordu ve İmparator bu asil projenin kendisini Nirvana’ya ulaştıracağını düşünüyordu. Daruma ise başkalarının tarafından sizin adınıza yapılan iyiliklerin, sizi hedefinize ulaştırmayacağı düşüncesindeydi, bu yüzden İmparator’dan ayrılarak Honan eyaletindeki Budist metinlerin çevirisinin yapıldığı manastıra gitti.

    Manastır, yanmış bir ormanın kalıntıları içine inşa edilmişti. İmparatorun bahçıvanları manastırın inşa edildiği tarihlerde ormana yeni ağaçlar da dikmişlerdi. Bu yüzden manastıra ‘Yeni Orman’ – Şaolin (Japoncası ‘Shorin’dir) adı verilmişti.

    Manastırdaki keşişler tüm gün boyunca masaların üzerine eğilerek Budist metinlerini kayıt ve tercüme ediyorlardı. Hareketsizlikten bütün eklemlerinde atrofi oluşmuştu. Fiziksel ve zihinsel olarak o kadar körelmiş ve güçsüz durumdaydılar ki en basit meditasyon egzersizini dahi yapamıyorlardı. Daruma onlara vücuttaki ki (içsel enerji) akışını düzenleyen ve fiziksel gücü artıran bir dizi hareket öğretti. Yoga hareketlerinin hafifletildiği bu hareketlerde Hindi-Çin ikonografisindeki 18 ana hayvanın (ejder, kaplan, yılan, turna, maymun, peygamber devesi, leopar vb.) hareketleri esas alınmıştır. Bu hareketler Şaolin Kung-fu stillerinin ve Çin Kemposunun temelidir.


    Ryu Kyu Adaları

    Şu anda Japon toprakları olan Ryu Kyu adaları Japonya adası, Kore yarımadası, Çin ve Taiwan’ın arasında; Doğu Çin Denizinin tam ortasındadır. Ryu Kyu adalarının en büyüğü ve eski Ryu Kyu Krallığının merkezi olan Okinawa Adası konumundan dolayı yüzyıllar boyunca Doğu Çin Denizindeki deniz ticaretinin merkezi olmuştur.

    Okinawalılar çok eskilerden beri Te adını verdikleri el anlamına gelen bir savunma sistemini çalışmaktaydılar. Bugünkü modern Karatenin kökeni Okinawalıların yüzyıllar içinde Çin dövüş sanatlarının etkisiyle de şekillenen Te formuna dayanmaktadır. Okinawa adasında Karatenin bu ilk formlarının nasıl ortaya çıktığı konusunda hiçbir bilgi olmamakla birlikte adaya gelen gezgin Şaolin keşişleri ya da Şaolin manastırlarında eğitim görmüş Okinawalılar tarafından getirilmiş olabileceği bir ihtimaldir. Elbette Te’nin Okinawa insanının birikimlerinden ortaya çıkmış olması da bir ihtimaldir. 1300′lü yıllarda Çin Tang Hanedanlığı döneminde Okinawa Çin’in bir uydusu haline gelmişti. İşte bu tarihlerdedir ki Çin kültürü yoğun olarak etkisini göstermeye başladı. Dünyanın her yerinde olduğu gibi, Çin’den ticaret için gelen gemiler Okinawa’nın liman kentlerine sadece mallarını değil, kültürlerini de taşıyordu. Çinli gemiciler ve tüccarlarla adaya taşınan Çin Kemposunun adada çalışılan ile Te etkileşimi ile ortaya melez bir sistem çıktı : To-De ya da Karate.


    Silahların Yasaklanması

    1429 yılında Sho Hashi Okinawa’da hüküm süren üç krallığı birleştirdi. 1477′de halefi Sho Shin Okinawa’daki feodalizmi yıkarak bütün derebeylerini başkent Shuri’ye topladı ve askeri güçler haricindeki herkesin kör bıçaklar da dahil olmak üzere silah taşımasını yasakladı. Bu yasaklama kutsal amaçlar taşıyordu. Sho Shin insanların sanat ve felsefe uğraşmalarını istiyordu. Fakat bu, silah olarak sadece çıplak el ve ayakların kullanıldığı Te’nin gelişimini hızlandırdı.

    17. yüzyılda Ryu Kyu Krallığı, Japon Satsuma Kabilesi tarafından istila edildi. Bu Ryu Kyu Krallığının sonuydu ve Okinawa Adaları bir daha asla bağımsızlığını kazanamadı. Okinawalı Samuraiların silahlarına el konuldu ve silah edinmek, kullanmak ve taşımak yasaklandı. 1609 yılında gelen bu yasak daha geniş kapsamlıydı ve dövüş sanatları çalışılmasını da yasaklamıştı. Korsanlardan ve saldırganlardan korunma ihtiyacıyla yüzyüze gelen ve çıplak ellerinden başka silahları kalmayan samurailar Te çalışmalarına ağırlık verdiler. 300 yıldan fazla süren yasaklama döneminde Karate asil sınıfınca büyük bir gizlilikle ve sadece anlatım yoluyla çalışıldı. Ustalar genelde aile fertlerinin ya da akrabaların oluşturduğu küçük gruplara öğretiyordu ve yazılı hiçbir kayıt tutulmuyordu. Çoğu Okinawalı Karatenin nerede ve nasıl öğretildiğinden habersizdi. Silahların yasak olması Karatenin dejenere bir sanat olmasını ya da sadece basit bir bedensel egzersiz formuna dönüşmesini önleyerek; uygulamada pratik ve etkili olmasını sağlamıştır. Bu ikinci yasağın Karatenin gelişimini asıl etkileyen dönem olduğu sanılmaktadır. Okinawalılar günlük işlerinde, tarımda, avda kullanılan bo (sopa), kama (orak), surujin (bir ucuna ağırlık bağlı av için kullanılan ip ya da zincir – bolo), tonfa (kenarı tutamaklı kısa sopa), kuwa (çapa) gibi aletlerin ölümcül bir silah kullanıldığı Kobudo sanatını da yine bu devrede geliştirmiş olmalılar.


    Naha, Shuri ve Tomari

    Karate çalışmaları Okinawa’nın üç şehrinde farklı şekilde gelişmiştir. Bu şehirlerdeki Te çalışmaları zamanla birbirlerinden oldukça farklılaşmış ve Shuri-Te, Naha-Te, Tomari-Te şeklinde şehirlerin adıyla anılmaya başlanmıştır. Günümüzün modern Karate stilleri, bu şehirlerin başlı başına birer ekol haline gelen Karate çalışmalarındaki farklılıkları yansıtmaktadırlar. Peki, aralarında sadece birkaç kilometre mesafe olan bu üç şehrin Karatelerini birbirlerinden farklılaştıran sebep nedir? Bu tamamen şehirlerin farklı toplumsal yapıları ve Çin’in ağırlıklı olarak etkileşim içinde bulundukları bölgelerine bağlıdır.

    Zamanla Okinawa Karate’si iki ana gruba ayrılmıştır: Shuri-Te ve Tomari-Te’nin karakteristiklerini yansıtan Shorin-Ryu ve Naha kentinden çıkan Shorei-Ryu. Shorin, Şaolin’in Okinawa dilinde okunuşudur. Shorei ise aynı kelimenin kırsal kesimlerde telaffuz edilen halidir ve her ikisi de ‘Yeni Orman’ anlamına gelir. Bu isimler bile Okinawa Karatesinin Çin orijinli dövüş sanatlarından ne kadar etkilendiğini göstermektedir.

    Gizli Kalmış Bir İnsanlık Mirasının Ortaya Çıkışı

    Satsuma işgali 1875 yılında sona erdi, Japonya Okinawa’yı bir eyaleti olarak tanıdı ve dövüş sanatları çalışmalarındaki gizlilik ortadan kalktı. 1902 yılında bir Shuri-Te ustası olan Yasutsune Itosu Okinawa halkına ilk Karate gösterisini yaptı. Sonraları Usta Itosu’nun çabalarıyla Karate Okinawa’da ilkokullara beden eğitimi dersi olarak girmiştir.

    Okinawa sanatını tanıtmak üzere Japonya’ya giden Gichin Funakoshi, 1917 yılında Kyoto’daki Butoku-den’de bir Karate gösterisi yaptı. Bu ve takip eden gösteriler, Karate ilk defa Okinawa’nın dışına tanıtıldığından Karate tarihindeki en önemli olaylardır ve pekçok Japon’u etkiledi. 1921’de Funakoshi, Prens Hirohito’ya bir ziyareti sırasında Shuri Kalesinde bir Karate gösterisi yaptı. Bu Okinawa sanatında oldukça etkilenen Prens raporunda bundan bahsetmiştir.

    1922 yılında Judo’nun kurucusu Dr. Jigoro Kano, Funakoshi’yi meşhur Kodokan dojosunda bir gösteri yapmaya davet etti ve Karate öğretmek üzere Japonya’ya yerleşmesini istedi. 1921’de Choki Motobu, 1929’da Kenwa Mabuni ve daha birçok Okinawalı Karate ustası Japonya’ya göç ederek sanatları buraya taşımışlardır. Okinawalı ustalar hiçbir zaman sanatlarının bazı kurallar altında sportif müsabakalarda kullanılacağını düşünmemişlerdir.