Karagöz & Hacivat Örnek Oyun Metinleri

'Medya Bölümü' forumunda Yasemin tarafından 15 Ocak 2014 tarihinde açılan konu


  1. Karagöz Hacivat Örnek Oyun Metinleri



    1. METİN

    HACİVAT -Hoş geldin sevgili Karagöz'üm!
    KARAGÖZ - Hoş bulduk kel kafalı kara üzüm!
    HACİVAT - Nereden gelip nereye gidiyorsun bakalım?
    KARAGÖZ - Bir yere gittiğim yok da oğlumla kaç saattir okuma-yazma çalıştık... Biraz gezeyim dedim.
    HACİVAT - Tabii iyi yaptın efendim kafan balon olmuştur.
    KARAGÖZ -Hay hay kafam balon oldu da uçmasın diye boynuma yapıştırdım.
    HACİVAT - Hemen yanlış anlama yani uzun zaman ders çalışmaktan kafan şişmiştir.
    KARAGÖZ - Kafam pişti de soğutmaya çıktım.
    HACİVAT - Allah iyiliğini versin! Neyse çalışmalar iyi gidiyor mu?
    KARAGÖZ - Hem de nasıl iyi gidiyor bilemezsin Hacı Cavcav! Sen söyle de müdür benim ilkokul diplomamı hazırlasın...
    HACİVAT - Efendim sen hele hepsini iyi öğren de diploma işi kolay...
    KARAGÖZ - Şey okuma yazma öğrenirsem diploma başka başka ne işime yarayacak?
    HACİVAT - Bak meselâ artık mühüre lüzum kalmayacak...
    KARAGÖZ - Yerine kimse bakmayacak mı?
    HACİVAT - Kimin yerine Karagöz'üm?...
    KARAGÖZ -"Artık müdüre lüzum kalmayacak..." dedin ya!
    HACİVAT - Efendim müdür değil mühür! Hani imza yerine bastığın damga yok mu?
    KARAGÖZ - Öyle söylesene köftehor!
    HACİVAT - Pekâlâ mektup yazmasını biliyor musun?
    KARAGÖZ - Biliyorum Hacı Cavcav çok kolay!...
    HACİVAT - Aferin demek bilgini o kadar ilerlettin? O halde söyle bakalım mektup nasıl yazılır?

    KARAGÖZ - Oğlum "Hazır Mektuplar" diye bir kitap getirmiş... Onun içinden seçip seçip yazılır.
    HACİVAT - Allah iyiliğini versin" desene oğlun da senin kafada yetişiyor. Hiç kitaptan kopya edilerek mektup yazılır mı?
    KARAGÖZ - Niye yazılmasın? Bir yere yazdım oldu.
    HACİVAT - Pekâlâ cevap geldi mi?
    KARAGÖZ - Cevap gelmedi mektubun kendisi geri geldi.
    HACİVAT - Neyse... O zaman seninle biraz mektup üzerine konuşalım. Örnek ister misin?
    KARAGÖZ - Parasız olursa isterim Hacı Cavcav! Pişirip akşama yeriz.
    HACİVAT - Yine ne anladın mektup pişirilip yenir mi?
    KARAGÖZ - Köftehor "Ördek ister misin?" dedin ya!...
    HACİVAT - Aklın yine başka yerlere gitti. Sen şimdi beni iyi dinle! Bir defa tarihsiz mektup olmaz.
    KARAGÖZ - Anladım talihsiz mektup olmaz.
    HACİVAT - Talih değil tarih!... Yani mektup kâğıdının üst-sağ köşesine o günün tarihi yazılır.
    KARAGÖZ - Hay hay yazılır!
    HACİVAT - Mektubu kime göndereceksin Karagöz'üm?
    KARAGÖZ - Yabancıya gitmesin kendime gönderirim. Hem de çabuk gelir.
    HACİVAT - Saçmalama insan kendine mektup göndermez. Diyelim ki babana yazacaksın!
    KARAGÖZ - Pataklarım ha! Babam mezarda postacı mektubu ona nasıl verecek?
    HACİVAT - Allah Allah... Pekâlâ mektubu bana yazıyorsun nasıl başlarsan?
    KARAGÖZ - "Keçi suratlı Hacı Cavcav çabuk yanıma gel canım seni pataklamak istiyor!" diye yazarım.
    HACİVAT - Efendim olur mu? "Çok sevgili arkadaşım Hacivat Çelebi Beyefendi" diye yazılır.
    KARAGÖZ - Ben sana öyle yazamam çok istiyorsan otur kendin yaz!
    HACİVAT - Pekâlâ bana yazma! Oğluna yazıyorsun "Çok sevgili oğlum!" diye başlarsın.
    KARAGÖZ - Gerisini biliyorum. Mektup bitince zarfa koyar üstüne de adres yazarım.
    HACİVAT - Aferin Karagöz'üm sonra?...
    KARAGÖZ - Sonra da oğluma telefon edip mektubu okurum.
    HACİVAT - Yine sinirlerim oynamaya başladı.
     



  2. 2.METİN


    karaagöhaciva9.

    (İki arkadaş yürüyorlar.)
    HACİVAT – Eeee, görüşmeyeli nasılsın Karagöz’üm?
    KARAGÖZ – Köftehor, hergün görüşüyoruz ya!…
    HACİVAT – Canım lafın gelişi öyle denir. Yani dünden beri nasılsın, neler yapıyorsun?
    KARAGÖZ – Bulduğum her işi yapıyorum.
    HACİVAT – Aferin, boş duranı kimse sevmez! Keşke okuma yazman da olsaydı hiç işsiz kalmazdın!
    KARAGÖZ – Boş kaldıkça çalışıyorum ya…
    HACİVAT – Çok iyi!… Neredesiniz?…
    KARAGÖZ – Bizim evdeyiz…
    HACİVAT – Canım öyle değil, yani çalışmanın neresindesiniz demek istiyorum?
    KARAGÖZ – Çalışmanın içindeyiz Hacı Cavcav!
    HACİVAT – Allah iyiliğini versin, sana nasıl anlatmalı? Ne çalışıyorsunuz?
    KARAGÖZ – Bilmiyor musun, ilkokul birinci sınıf kitaplarına çalışıyoruz.
    HACİVAT – Efendim, onu biliyorum! Haftalar evvel alfabeye başlamıştınız. Harfleri söktün mü?
    KARAGÖZ – Ben söktüm de hanım kaybolmasınlar diye tekrar yerlerine dikiyor.
    HACİVAT – Öyle değil, yani harfleri artık tanıyor musun?
    KARAGÖZ – Tabii tanıyorum da birbirimizi görünce selamlaşıyoruz.
    HACİVAT – Senin bugün yine tersliğin üstünde.
    KARAGÖZ – Köftehor, seni görünce tersim dönüyor.
    HACİVAT – Pekâlâ, heceliyor musun?
    KARAGÖZ – Hay hay, geceliyorum.
    HACİVAT – Değil efendim, yani yanyana gelen harflerin sesini verebiliyor musun?
    KARAGÖZ – Ben ses veriyorum, onlar da bir ağızdan şarkı söylüyorlar.
    HACİVAT – Sinirlenmemek için kendimi zor tutuyorum. Bana güzel cevaplar versen sana yardım edeceğim ama fırsat vermiyorsun ki…
    KARAGÖZ – Köftehor, yardım ettin de "Olmaz" mı dedim.
    HACİVAT – Pekâlâ, bizim alfabede kaç tane harf var?
    KARAGÖZ – Herkesin kendi alfabesi oluyorsa sizin alfabede kaç harf olduğunu ne bileyim.
    HACİVAT – Allah Allah!… Yani Türk alfabesinde kaç harf var biliyor musun?
    KARAGÖZ – Onu bilmeyecek ne var!
    HACİVAT – Aferin, söyle bakalım?
    KARAGÖZ – Önce sen söyle ki kendin biliyor musun göreyim!
    HACİVAT – Canım bilmesem ben okuyup yazabilir miyim! Tabii yirmi dokuz harf var Karagözüm!
    KARAGÖZ -Aferin, ben de öyle söyleyecektim Hacı Cavcav!
    HACİVAT – Neyse… İlk harfin adı nedir?
    KARAGÖZ – Köftehor aklımı karıştırma! Harflerin adı soyadı da mı oluyor?
    HACİVAT – Seni ders çalıştırırken oğlun nasıl sabrediyor, "İmdat" diye bağırmıyor, aferin çocuğa!
    KARAGÖZ – Oğlumu harflere karıştırmam!
    HACİVAT – Efendim ilk harfin adı aaaaa’dır. Neymiş?…
    KARAGÖZ – Aaaaaaadır!…
    HACİVAT – Aaaaadır değil, aaaaa!…
    KARAGÖZ – Hacı Cavcav, bu harfin adı bizim alfabede çok kısa idi ama senin ağzında lastik gibi uzadı.
    HACİVAT – Sen kısasını öğren yeter a…
    KARAGÖZ – Gördün mü, ben de sana öğretiyorum.
    HACİVAT – Pekâlâ, daha sonra hangi harfler gelir?
    KARAGÖZ – Bilmeyecek ne var, öteki harfler gelir.
    HACİVAT – Efendim, be, ce, çe, de..
    KARAGÖZ – Hay hay, peçete gelir. yemek mi var?…
    HACİVAT – Hay peçete gözüne girsin! Kaç tane sesli harf olduğunu da bilmiyorsun değil mi?
    KARAGÖZ – Harflerin hepsi seslidir Hacı Cavcav!
    HACİVAT – Kim söyledi?…
    KARAGÖZ – Kimse söylemedi ama harfin sesi çıkmazsa onu nasıl okuruz? Sen beni kandırıyorsun!
    HACİVAT – Sen okuma yazma öğrenirsen, kediler de alfabeyi öğrenirler. (Hacivat, sonra Karagöz giderler.)
     



  3. 3. METİN

    İftar Bilmecesi

    karaagöhaciva7.

    (Hacivat, arkadaşının arkasından yetişir.)
    HACİVAT - Merhaba Karagöz'üm, uğurlar olsun!
    KARAGÖZ - İftar kokuları burnuna dolsun!
    HACİVAT - Hah hah hah!... Eksik olma, beni yine güldürdün! Aman!...
    KARAGÖZ - Ne oldu Hacı Cavcav, kel kafanı bit mi ısırdı?
    HACİVAT - Değil efendim! Sen göbeklenmişsin?...
    KARAGÖZ - Pataklarım ha, ağzını bozma!
    HACİVAT - Canım fena bir şeyi mi söyledim?
    KARAGÖZ - Köftehor, "Sen köpek yemişsin!" dedin ya!...
    HACİVAT - Efendim hiç öyle söyler miyim? Yani göbek yapmışsın diyorum.
    KARAGÖZ - Ne zaman börek yapmışsın?...
    HACİVAT - Allah iyiliğini versin, hemen saçmalamaya başladın! Kilo almışsın...
    KARAGÖZ - Bizde terazi yok ki, kilo alıp ne yapayım?
    HACİVAT - Nasıl anlatmalı?... Şişmanlamışsın!...
    KARAGÖZ - Öyle söylesene! Hay hay!...
    HACİVAT - Nasıl da farketmemişim? Çok kilo almışsın!
    KARAGÖZ - Köftehor, başka türlü geçinebilir miyim?
    HACİVAT - Canım, Ramazan'da kilo almanın geçinmekle ne alâkası var anlayamadım?
    KARAGÖZ - Anlayamayacak ne var? Her akşam birkaç iftira, her gece birkaç sahura gidiyoruz ya, tabii bir ayda yirmiiki kilo şişmanlıyorum.
    HACİVAT - Allah Allah?...
    KARAGÖZ - Sonra da parasızlıktan Ramazan sonrası on bir ay akşam yemekleri ile idare ettiğim için ayda iki kilo zayıflayıp, gelecek Ramazan'a kadar idare ediyorum.
    HACİVAT - Allah iyiliğini versin! Bırak şakayı ama Karagöz'üm, şişmanlık iyi değil! çeşitli hastalıklara sebep olur.
    KARAGÖZ - Hay hay!... Sen şimdi bırak şişmanlığı da Hacı Cavcav, aklıma bir bilmece geldi.
    HACİVAT - Hatırın kalmasın, sor bakalım?
    KARAGÖZ - Ama bilemezsen bize iftara geleceksiniz!
    HACİVAT - Anlayamadım? Öyle şey olur mu?
    KARAGÖZ - Pataklarım ha, bal gibi olur!
    HACİVAT - Bilmeceyi bilirsem, siz bize iftara geleceksiniz? Ters oldu ama sor bakalım?
    KARAGÖZ - Ters sensin! İyi dinle!... Bugün hangi gün?
    HACİVAT - Canım bırak bugünü de sen şu bilmeceyi sor bakalım?
    KARAGÖZ - Köftehor, sordum ya!...
    HACİVAT - Allah Allah, ne zaman sordun? "Bugün hangi gün?" dedin o kadar...
    KARAGÖZ - İyi ya, işte o bilmece idi.
    HACİVAT - Efendim öyle bilmece olur mu? çocuklar bile cevabını hemen verir. Bugün hangi gün olacak? Sen de biliyorsun ki Cumartesi...
    KARAGÖZ - Bilemedin Hacı Cavcav!...
    HACİVAT - Hah hah hah, haydi Pazar olsun!
    KARAGÖZ - Düşün de öyle cevap ver!
    HACİVAT - Düşünecek ne var? Cumartesi, Pazar olmazsa... Pazartesi, Salı, Çarşamba, Perşembe...
    KARAGÖZ - İyi düşün de sonra mızıkçılık yapma!
    HACİVAT - Kaldı bir gün... Bildim, Cuma!...
    KARAGÖZ - Bilemedin!...
    HACİVAT - Allah Allah?... Pekâlâ bilemedim, cevabını sen söyle bakalım!
    KARAGÖZ - Köftehor, bugün Ramazan günü...
    HACİVAT - Birâder böyle bilmece olur mu? sen uydurdun!
    KARAGÖZ - Baştan kabul etmeseydin!
    HACİVAT - Haklısın ama bana doğru dürüst bir bilmece soracaksın zannettim. Ne olacak şimdi?...
    KARAGÖZ - Söyledim ya, bu akşam bize iftira geleceksiniz?
    HACİVAT - Karagöz'üm, sen bizi kolay kolay iftara dâvet etmezsin ya, bu işin içinde bir bit yeniği var.
    KARAGÖZ - Bit yemi yok, fare zehiri var.
    HACİVAT - Pekâlâ sorması ayıp olmasın da iftarda bize neler ikram edeceksin bakalım?
    KARAGÖZ - Köftehor bilmiyor musun? Neler getirirseniz onları beraberce yiyeceğiz. (Yürümeye devam ederler.)
     



  4. 4. METİN

    karaagöhaciva9.

    Davul Bahşişi


    (İki arkadaş konuşarak yürüyorlar.)

    HACİVAT - Aman Karagöz'üm, beni bazen kızdırsan da seni görünce rahatlıyorum, Nasılsın?...
    KARAGÖZ - Teşekkür ederim, iyiyim Hacı Cavcav!
    HACİVAT - Hayrola, kendi kendine niye gülüp duruyorsun?
    KARAGÖZ - Başıma gelenleri hatırladıkça gülmeden edemiyorum. Hah hah hah!...
    HACİVAT - Hah hah hah!... Demek seni bu kadar çok güldürecek kadar tuhaf şeyler oldu.
    KARAGÖZ - Pataklarım ha, sen gülme!
    HACİVAT - Canım nasıl gülmeyeyim, baksana çok komikmiş...
    KARAGÖZ - Köftehor, daha beni dinlemeye başlamadan neye gülüyorsun?
    HACİVAT - Tamam efendim, gülmüyorum. Haydi anlat?...
    KARAGÖZ - Biliyorsun, Ramazan gelince benim dededen kalma davulu köşesinden çıkarıyorum.
    HACİVAT - İyi yapıyorsun Karagöz'üm! Davulsuz Ramazan tuzsuz yemeğe benziyor.
    KARAGÖZ - İyi ya, ben de ilk günden davulumu gümbürdettim ki Ramazan şenlenir oldu.
    HACİVAT - Aferin, eline koluna sağlık!... Sonra?...
    KARAGÖZ - Dinleyeceksen çeneni kapat Hacı Cavcav!
    HACİVAT - Kapattım!...
    KARAGÖZ - Dün de davulumu sırtlayıp düştüm yollara... Komşu mahallede kapı numarası ile başlayıp salladım tokmağı...
    HACİVAT - Aman çal davulu Karagöz'üm, çal ki şu güzel Ramazan âdetimiz unutulmasın!
    KARAGÖZ - Pataklarım ha, yine çenen açıldı!
    HACİVAT - Canım efendim, verdiğin bilgilere senin adına seviniyorum da konuşmadan edemiyorum.
    KARAGÖZ - Davulun sesi bir güzel çıkıyor ki Hacı Cavcav, keyfime değme gitsin!...
    HACİVAT - Oh oh, maşallah, gelsin bahşişler!...
    KARAGÖZ - Bahşişler geldi de... Evin birisinde başıma bilsen ne işler geldi.
    HACİVAT - Aman Karagöz'üm, yanlışlık mı oldu?
    KARAGÖZ - Yanlışlık falan olmadı da... Huysuz Haydar beyin kapısında işler karıştı. Evde sesler var, bekle bekle bahşiş yok...
    HACİVAT - Efendim yoksa geç öteki kapıya... Herkes zorla para vermek zorunda değil ki...
    KARAGÖZ - Bana bak, alamadığım bahşişleri sonra senden isterim ha! Köftehor, vermeyeceklerse önceden söylesinler de boşuna tokmak sallamayayım.
    HACİVAT - Sen de haklısın Karagöz'üm! Pekâlâ, bekleyince ne oldu?
    KARAGÖZ - Ne olacak, ben davul çalmaya devam edince üstüme pencereden bir kova suyu boşalttı.
    HACİVAT - Çok ayıp etmiş ama bir şeye mi sinirlenmiş?
    KARAGÖZ - Ben kapısında davul çalmadan az evvel evini soyan hırsıza sinirlenmiş Hacı Cavcav!
    HACİVAT - Canım olsun, hırsıza kızıp davulcunun başına su boşaltılır mı?
    KARAGÖZ - Hay hay, boşaltılmaz ya... Huysuz Haydar beyin bütün parası çalınmış da bana verecek bahşiş bile kalmamış...
    HACİVAT - Vah vah vah!... Pekâlâ sen ne yaptın?
    KARAGÖZ - Ne bileyim!... Kafama su boşaltacağına, pencereden soyulduğunu söylesene, topladığım bahşişleri de verirdim.
    HACİVAT - Aferin Karagöz'üm! Eeee, sonra?...
    KARAGÖZ - Ben inadına kapıda çalmaya devam ediyorum.
    HACİVAT - Şey, davulun ıslanmamış mı?
    KARAGÖZ - Önce ıslanmamıştı. Çalıp söylediğim mâniyi duyunca kafama bir kova daha su boşlattı.
    HACİVAT - Ne mânisi söyledin bakayım?
    KARAGÖZ - Yarım kaldı uykusu,
    Sardı bahşiş korkusu,
    Haydar Bey pencereden
    Başıma boşalttı su.
    HACİVAT - Allah iyiliğini versin Karagöz'üm!... (Konuşarak yürümeye devam ederler.)