karadır kaşların ferman yazdırır

'Masallar ve Hikayeler' forumunda Sulfi tarafından 2 Temmuz 2008 tarihinde açılan konu


  1. bilinen öyküye göre bu türkü malatyalı fahriye ait .yaşar özürküt bu türkünün eskisehirin seyit gazi ilçesinden mustafa tunaya ait oldugunu söylüyor ve mustafa tunayı bulup türkü hakkında konuşmaya gidiyor:

    Karadir kaslarin ferman yazdirir,
    Bu ask beni diyar diyar gezdirir,
    Lokman Hekim gelse, yaram azdirir,
    Yarami sarmaya yar kendi gelsin.

    Ormanlardan asagi asar geçerim,
    Nazli yari kaybettim aglar gezerim
    Ormanlarin gümbürtüsü, basima vurur,
    Nazli yarin hayali karsimda durur.

    Karadir kaslarin benzer kömüre,
    Yardan ayrilmasi zarar ömüre,
    Kollarimdan baglasalar demire,
    Kirarim demiri, giderim yare.

    Ormanlardan asagi asar giderim,
    Nazli yari kaybettim,aglar gezerim,
    Ormanlarin gümbürtüsü, basima vurur,
    Nazli yarin hayali karsimda durur.

    Uzaklara gittim,gelirimdiye,
    Tabancami doldurdum vururum
    Hiç aklima gelmez ölürüm diye,
    Ölüm ver Allahim ayrilik verme.

    Ormanlardan asagi asar giderim,
    Nazli yari kaybettim,aglar gezerim,
    Ormanlarin gümbürtüsü, basima vurur,
    Nazli yarin hayali karsimda durur.

    Üç güzel oturmus karaya bakmaz,
    Insan sevdigini dilden birakmaz,
    Hey Allahtan korkmaz, kuldan utanmaz,
    Gönül defterinden sildin mi beni.

    Ormanlardan asagi asar giderim,
    Nazli yari kaybettim,aglar gezerim,
    Ormanlarin gümbürtüsü, basima vurur,
    Nazli yarin hayali karsimda durur.
     


    YAREN bunu beğendi.

  2. TÜRKÜNÜN HİKAYESİ

    Karadir Kaslarin Ferman Yazdirir türküsünün kahramani MUSTAFA TUNA ile 14 ARALIK 2002 tarihinde SEYITGAZI ‘deki evinde DSP Eskisehir Milletvekili NECATI ALBAY ile birlikte yaptigim söylesi...Mustafa TUNA ,astim hastasi..Zor nefes aliyor,arada bir yanindaki astim ilaci aletinden nefes çekiyordu. Zaman zaman konusurken zorlandi.

    -Sayin Mustafa Tuna yil 1944...Siz Seyitgazi’lisiniz, komsu kizina tutuluyorsunuz. Ama babaniz evlenmenize karsi çikiyor. Neden?

    -Kizin babasi Rum'dan dönme idi Babam ‘Ben soyuma Rum kani katmam’ diye itiraz etti. Kanimiza karismasin dedi. Belki de isabetliydi. Düsüncesi öyleydi. Ama gönül ferman dinlemedigi için, biz kizi kaçirmak zorunda kaldik.

    -Nasil ve kiminle kaçirdiniz?

    -Arabaci Rasit vardi. Arkadasimdi. Kiz nisanlaninca, biz Rasit’in arabasiyla kaçirmaya karar verdik. Benim araci kadinlarim vardi. Haber getirip götüren... Onlardan kizin ertesi gün çesmeye gelecegini ögrendim. Bir yandan da kizin kina hazirligi var. Bu is bitiyor, biz bunu önleyelim dedik. Kizin eviyle, Kuruçesme arasinda dar bir sokak var. Arabayi sokagin basina çektik. Birgün önceden de atlari nallatmisiz. Hersey hazir. Kiz testileri su doldurup, omuzuna almis. Sokak dar kaçacak-göçecek yer yok. Sabahin da körü... Saat 7-8 gibi. Kizi yakaladim. Duvara çarptim. Omuzundaki su testileri kirildi. Kucaklayip arabaya attim. Atlari kirbaçladik. Yola koyulduk. Kalabalik bir gündü. Arabaci yolu sasirdi. Planladigimiz yola gitmedi. Eskisehir yoluna sapti. Zaten arabaci Rasit saraliydi. Nöbeti tuttu, titriyor. Kiz bagiriyor. Bir elimle kizin agzini kapatiyor, ötekiyle Rasit’i tutuyorum. Yulari kavrayip, atlarin sirtina binecegim ama, bu defa ötekiler arabadan düsecekler. Atlar basi bos kosuyorlar. Aniden bir de karsidan kamyon çikti. Eskisehir tarafindan geliyor. Kamyonu gören atlar ürktü, anayoldan çikip, orman yoluna sapti araba.

    -Ve ormanlarin gümbürtüsü basladi. Hangi ormandi bu?

    -KIZILTEPE ORMANI diyoruz. Su karsidaki orman, Eskisehir yolunda. Atlar ormanin içine daldi. O arada millet de pesimize düsmüs... Jandarma süvarisi bir yandan çevirdi; kizin nisanlisinin akrabalari öte yandan. Üstümüze geldiler. Nihayet arabayi çevirdiler. Teslim olmak zorunda kaldik.

    -Alip götürdüler sizi...

    -Götürdüler, tevkif ettiler..27 gün yattim. Sorgu hakimi samimi bir arkadasimdi. Ben o zamanlar Halkevi çalismalarina katiliyorum. Oradan tanisiyoruz. Beni hapishane bahçesinde volta atarken görmüs, isaret etti bana. ‘Hayrola n’apiyorsun orada?’ diye sordu. Ben de ellerimi üstüste çaprazlayip, tevkif edildim dedim. Gardiyani gönderdi ‘yaz, tahliyemi istiyorum de’ dedi. Yazdim, imzaladim. ‘Sen asagi in. Simdi seni birakacaklar’ dedi. Asagi indim, beni tahliye ettiler. O zaman sorgu hakiminin yetkisi vardi. Ben tahliye oldum. Ama mahkeme devam ediyor. Dosya agir cezaya, Eskisehir‘e gönderildi. Durusmaya çagirdilar. Mahkemeye gittim. Ilk durusmada beni tevkif ettiler.

    -Suç kiz kaçirma tabii ki ?

    -Evet evet. 431’e 62 inci madde geregince dava açildi. Mahkeme devam ediyor. Ikinci durusmaya kardesimle babam, RAZIYE’yi de getirdiler.

    -Babaniz araya girdi yani?

    -Evet, babam araya giriyor, kizin ifade vermesini istiyor. Alip mahkemeye kizi getiriyorlar. ‘Ben gönlümle gittim. Beni kaçiran olmadi. Yasim küçüktü,beni zorla evermek istediler, ben de Mustafa’ya rizamla kaçtim. Zorla filan götürülmedim.’ Bunlar zapta geçti. Savci itiraz etti: ‘Kizin yasi küçük, tanikligi geçerli degil‘ dedi. Ben de ‘Sayin yargiç, akit kisiyi resit kilar. O zaman küçüktü ama, olay olmus. Kisi resit sayilir ‘ dedim. Beraatimi ve tahliyemi istedim. Içeri girdiler, bir saat kadar kaldilar. Sonra karari açikladilar. Bir seneye mahkum edildim. Yalniz bu arada bir sey anlatmam gerek KARAKULAK diye biri var Seyitgazi’de... Varsil. Benim onunla bir meselem var. Ben ilk 27 gün yatip çiktigimda, pesime adam takiyor...Beni vurdurtmak istiyor. Adamin birine yüz lira veriyor. O da benim arkadasimdi. Gelip bana durumu anlatti. Biz o yüz lirayla,gidip güzel bir raki içtik. Sonra Karakulak’i yolda çevirip rezil ettim. Beni vurdurtmak için verdigi yüz lirayla içki içtigimizi söyledim. Boynuma sarildi, gönlümü aldi. Dayi yegen olduk. Aramiz iyilesti. Ama sonradan ögrendim ki, bir senelik tevkifatimda onun parmagi var. Benim ceza almam için mahkemeyi etkilemis. Yil 1944, tek parti dönemi...Bu tür seyler kolay oluyordu. Velhasil biz bir yil yatacagiz. Ben temyiz ettim, fakat savcinin kizi da mahkeme kaleminde memur olarak çalisiyor. Kayittan geçirdigim dilekçeyi, temyize göndermiyor. Ama dilekçenin tarih ve numarasi elimde var. Bana karar teblig ediliyor, bakiyorum temyiz istegim yok...Yazmamislar. Itiraz ettim. Elimdeki tarih-numarayi gösterdim. Zaten tahliyeme iki ay kalmis. Gardiyana on lira verdim, yeni yazdigim dilekçeyi bakanliga gönderdim. Tahkikat açildi, müfettis geldi. Hakli çiktim ama, bir sene yattim.

    -Siz bu arada olayi türküye mi döktünüz?

    -Ben Seyitgazi’deki ilk yirmi yedi günlük hapisligimde, sazla türküyü söylemeye baslamistim. Hapishaneden, disariya tasti türkü... Bütün Eskisehir’in dilinde. Öyle meshur oldu ki türkü, Eskisehir yikiliyor. Hapishanede berber Gazi vardi, idamlik. Seyitgazi’den. O beni koruyor. Kimse bana dokunamiyor hapishanede. Tatarlar var. "Leylalar" diye bir türkü söylüyorlar. Cümbüsün bini, bir para. Bizim türkü de her tarafa yayildi. Ben günümü tamamlayip çikacagim sirada, Hakki Efendi, yani kizin babasi haber gönderiyor, "tahliye oldugunda dogruca bizim eve gelsin görüselim" diyor. Ama babam kabul etmiyor. Ben babami karsima alip da onlara gitmedim.

    -Yani görüsmediniz...

    -Ben kizla görüsüyorum, ama babasina gitmedim. Hatta hiç unutmuyorum, aracilar vasitasiyla kiz bana bir çevre göndermisti. Baktim olmayacak, babam reddediyor, 1948‘de terk-i diyar eyleyip, Ankara’ya gittim. Orada is bulup çalistim. Insaatlarda çalistim, taseronluk yaptim.

    -Esiniz Hikmet Hanimla nasil tanistiniz?

    -Benim çalistigim insanlarin akrabasi idi. Her zaman görüyordum. Kismetmis, istettim evlendik.

    -Simdi sunu ögrenmek istiyorum 'Karadir Kaslarin Ferman Yazdirir Türküsü' bu anlattiginiz yasam öykünüzün yansimasi mi? Yani size ait degil mi?

    -Bestesi de güftesi de bana ait.

    -Baska türkü yaktiniz mi?

    -Siirlerim çok, ama baska türküm yok.

    -Bu türkü çok tutuldu. Herkes kendinden bir parça buluyor bu türküde... Ögrenmek istiyorum ‘Karadir Kaslarin Ferman Yazdirir’ ne demek sizce?

    -Yani hatira yazdiriyor demek.

    -Kaslari kara miydi?

    -Karaydi, çok da güzeldi rahmetli canim ...(Burada Mustafa Tuna’nin gözleri doluyor... Aglamakli oluyor)

    -‘Bu ask beni diyar diyar gezdirir’...

    -Gezdirdi, uzun yillar gurbette yasadim. Yirmi iki yil Seyitgazi’ye hiç gelmedim...

    -‘Lokman hekim gelse, yarem azdirir’...

    -Çare yok yani...

    -Çare yok ‘Yaremi sarmaya yar kendi gelsin’

    -Çok sözleri var türkünün ...Ama unutmusum.

    ‘Anasi Ümmü de babasi Hakki,
    Bizi ayirmaya var miydi hakki,
    Kuruçesme suyu çaglayip akar,
    Anasi çikmis da yollara bakar.’

    -Anasinin adi Ümmü, babasinin adi da Hakki miydi?

    -‘Ormanlarin gümbürtüsü basima vurur, Sevdigimin hayali karsimda durur.’ ne demek?

    Atlar ormana girdi ya...Onu kastediyorum.

    -‘Kiziltepe ardiçlari sallanir, Birgün evvel atlarimiz nallanir’. Bir gün evvel Rasit atlari nallatip, arabayi hazirlamis yani...Öyle mi?

    -Evet evet...Kiziltepe ormani da Eskisehir yolu üzerindeki orman...

    -Sonra Hikmet Hanimla evlendiniz. Siz mutlu oldunuz, karsi tarafin durumu n’oldu?

    -O çok üzgün öldü canim...

    -Yakinda mi öldü?

    -1989’in 21 Temmuz’unda öldü. Su siirle andim ben..

    ‘Açmis kollarini kara toprak,
    Seni bagrina basmak için,
    Niçin niçin niçin,
    Çektigin izdiraplar için.’

     



  3. (Sözün burasinda Necati Albay, araya giriyor.)

    -Mustafa Abi, senin türküde unuttugun yeri ben hatirlatmak istiyorum.

    ‘Dolana dolana geldim bacana,
    Çay mi demletirsin Kadir kocana,
    Danistin da mi geldin Sultan Elif Hocana
    Ölüm ver Allahim, ayrilik verme’

    -Bunlar kim?

    -(Necati Albay) Kadir evlendigi adam, Sultan Elif de , Demirci Guru Memed’in kardesi, aracilik yapiyormus.

    -Benim yirmiyedi günlük hapisligimde dügün yapildi, evlendi. Alti ay, bir sene kocasiyla kaldi. Benim için ifade verdikten sonra, kocasinin evine gitmedi, babasinin evine döndü. Iste o zaman babasi hapisten çikinca dogru bize gelsin dedi. Resmen bosanmamislardi; ayriydilar. Babam da riza göstermeyince ben buralari terkettim.

    -Ne zaman terkettiniz; kaç yil sonra döndünüz Seyitgazi’ye?

    -1948 yilinda terkettim; 1975 yilinda döndüm. Çocuklarin çogu gurbette dogdu.

    -(Necati Albay) Babasiyla küsken arada bir ‘Köylü Gazetesi’ gönderirdi Seyitgazi’ye. Beni de aralarina alirlardi, babasi Ahmet Amca bana okuturdu gazeteyi. Mustafa Abi’nin haberini öyle alirdik.

    -Mustafa Bey, siz uygar bir insansiniz, türkü yakanlarin duygusalligi fazladir. Hayatini o türküye baglar, etkisinden kurtulamaz. Ama siz bunlari asmissiniz. Mutlu bir evlilik yapmissiniz. Meslek edinmissiniz. Yetiskin çocuklariniz var. Yasamda basarilisiniz. Ama burada benim ögrenmek istedigim sey su; kizi baskasina zoraki vermeleri, babanizin da itirazi mi sizi etkiledi? Olayin nedeni bu mu yani?

    -Evet.

    -Kiz ile sonra hiç karsilastiniz mi?

    -Kocasi öldükten sonra bir iki karsilastik. Ailesiyle sürekli görüsüyoruz. Tabii konu hassas oldugu için kimse üstüne gitmiyor.

    -Mustafa Bey, peki bu türkü burada, Seyitgazi‘de dogmus, Zonguldak’a nasil maledilmis?

    -Vallahi bilmiyorum ki...

    -(Necati Albay) Agabey benim hatirimda kalan su; ben sana hatirlatayim da sen ne dersen de... Bu türküyü sen Zonguldak’ta çalisirken, hani orada bir yerde çalismissin ya!

    -Bartin’da ...

    -Hah!. Oralarda çalisirken, Zonguldak türküsü diye verdin. Buraya maledilmesin, aileler üzülmesin diye. Benim hatirladigim, 1975’te sen buraya döndügünde seninle konustuk. O zaman sen bana böyle anlattin.

    -Bu hastalik bende unutkanlik yapti. Birçok seyi hatirlayamiyorum. Türkünün çok sözünü de unuttum. Hatira defterim vardi. Onu da yaktim.

    -Simdi isi yerine oturtmak gerek. Bu türkü Seyitgazi’li iki gencin yasadigi olay üstüne yakilmis. Olayin taze olmasi nedeniyle kimi ayrintilar gizlenmis. Ama artik olan olmus, ölen ölmüs... Gerçek neyse ortaya çiksin. Türkü de dogdugu yere maledilsin.

    -Elli altmis sene geçti aradan. Ben yazdigim seyleri hatirlamiyorum

    -Bartin’da ne is yaptiniz?

    -Tapu Kadastro’da çalisiyordum. Geçici görevle gittim. 1950’li yillar olsa gerek.

    -Mustafa Bey, bu bir fikri ürün. Araba üretmek, tarlada bir sey yetistirmek gibi... Fikir üretimi... Size ait olan bu ürünü baskalari sahiplenmis. Hem de siz sebep olmussunuz. Allah gecinden versin size bir sey olsa, bina mal-mülk geçer gider. Ama bunlar kalicidir. Bunlarla anilirsiniz.

    -Iste bilmiyorum gayri... Benim adima bir sey kaydettirmedim. Kimse üzülsün istemedim

    (Necati Albay elindeki dizeleri okuyor.)

    ‘Minareye çikip bize baktilar,
    Arkamiza candarmayi taktilar,
    Arabada sarilip da yattilar,
    Ölüm ver Allahim ,ayrilik verme.’

    -Necati Bey daha iyi biliyor. Halka malolmus. Ben unutuldum artik, halkin oldu türkü.

    -Necati Bey, siz bir ay öncesine, yani 3 Kasim 2002 seçimlerine kadar DSP Eskisehir Milletvekili idiniz. Benim de çok eski bir arkadasimsiniz. Bana da bu türküyü arastirmam için yardimci oldunuz. Anlasiliyor ki, ‘Karadir Kaslarin Ferman Yazdirir’ türküsü, dogdugu yere mal edilmemis. TRT kayitlarinda Zonguldak görünüyor. Oysa olay burada, Seyitgazi’de geçmis. Sizin de çocukluk anilarinizda yeri var. Bana bu türkünün bu bölgeye ve Mustafa Bey’e ait oldugunu nasil açiklayabilirsiniz?

    -Simdi Yasar’cigim, Mustafa Abim, benim çok sevdigim birlikte oldugum, beraber gün geçirdigim bir kisi. Mustafa Abi yetisme çaginda, Seyitgazi’yi terketti gitti. Nedeni bir kiz kaçirma olayidir. Mustafa Abi’nin babasi ile de yakinligim vardi. Zaman zaman bir araya geldigimizde, 'Ah oglum, benim bir oglum var, simdi buralarda degil’ der iç geçirirdi.

    -Bu olaya müdahalesinden ötürü üzüntü duyar miydi?

    -Duymaz miydi? Ben gerçekten Mustafa Abi’yi çok merak ederdim. Onu tanimamistim. Ama Ahmet Amca’nin anlatimindan biliyordum. Nerede oldugunu bilmezdim. Ama zaman zaman ondan ‘Köylü Gazetesi ‘ gelirdi. Kahvede oturan ihtiyarlara gazeteyi okurdum. Yani benim bu aileyle böyle bir yakinligim vardi. Bu Köylü Gazetesi, Ahmet Amca ile oglu arasinda ve bizler arasinda bir iletisim araciydi. Sonra aradan yillar geçti, saniyorum 70’li yillardi. Mustafa Abi emekli oldu. Seyitgazi’ye geldi. Tanistik. Bu simdi içinde bulundugumuz evleri yaptirdi. Buraya yerlesti. Dostluk öyle basladi.

    -Bu türkünün ona ait oldugu konusu...

    -Bu türkünün ona ait oldugunu bilmeyen yoktur Seyitgazi’de... Türkünün sözlerinde geçen yerler de Seyitgazi’nin yer adlaridir. Örnegin Kiziltepe, Eskisehir’den Seyitgazi’ye gelirken yol üstünde gördügümüz tomruk yigili tepenin adidir. Ve de ardiçlar vardir. ‘Ardiçlik’ denir. Bu da geçiyor türküde. Kiziltepe’nin altinda deve yolu vardir. ‘Develerin gümbürtüsü’ diye geçiyor. Eskiden deve kervanlari bu yoldan geçerdi. Boyunlarinda çanlar vardi. ‘Develerin gümbürtüsü , basima vurur’ lafi da budur. Yani ‘Derelerin gümbürtüsü’ degil...’Develerin gümbürtüsü’ dür o. Ve bu da Kiziltepe’nin yanindan geçen deve yoludur. Kahramanlari belli olan ‘Karadir Kaslarin’ türküsü Seyitgazi’de yaratilmis bir türküdür. Ama Mustafa Abi bunu kimseye zarar vermemek için geçici olarak çalistigi Zonguldak’a maletmistir. Çünkü aileler rencide olsun istemiyordu. Kiz evlenmisti. Çocuklari vardi. Böylece türkü oradan halka maloldu. Her Seyitgazi’li bu türkünün olayini bilirdi. Vaktiyle bu türkü radyodan çalinirken, Seyitgazi’liler olaya duyduklari saygidan ötürü radyolarini kapatirlardi. Yani sözün kisasi bu türkü saziyla, sözüyle Seyitgazi’lidir. Mustafa Abi’nin yasam öyküsüdür.

    -Peki Mustafa Bey sizin egitiminiz neydi?

    -Burada Seyitgazi’de o zaman ortaokul yoktu. Ilkokulu burada bitirdim, Kalecik‘te ortaokul diplomasi aldim. Tapu Kadastro’ya girdim. Orada tekamül kurslarina devam ettim. Kademe kademe ilerleyip, tapu müdürlügünden emekli oldum.1921 dogumluyum.

    -Mustafa Bey sizi bu hasta halinizde epeyce yorduk. Çok tesekkür ederim. Ama önemli bir saptama yaptigimiza inaniyorum. Eger izin verirseniz, türkünün kimliginin degismesi için gerekli girisimleri yapacagim. MESAM ve TRT’ye bu anlattiklarinizi aktaracagim. Türk Halk Müzigimizin önemli ürünlerinden biri olan Karadir Kaslarin Ferman Yazdirir türküsünün’nün asil kaynagina, yani SEYITGAZI’ye ve sahsiniza kaydedilmesi için çaba gösterecegim.

    -Kimseye zarar gelsin istemiyorum. Hatta kizin adi hiç geçmese iyi olur. Gerisi size kalmis, n‘aparsaniz yapin


    bende CEMALiM türküsünü istiyorum
     


    Oylesine bunu beğendi.

  4. Tek kelime ile harika paylaşım :f40: Ellerinize, yüreginize saglık Sulfi :f118: :f118: :f118: :)

    Bendensiniz :f80: Afiyet olsun..
     



  5. harikasın sulfi valla sabah sabah harika oluyor hem türküyü dinlerkene hikayesini okumak çok hoştu :f118: :f118: :f118:
     



  6. Emeğine sağlık Sulfi
    Paylaşım için teşekkürler.
     



  7. bu güzel bilgiler için tşk ler emeğine sağlık SULFİ:f118: türkü eşliğinde keyifle okudum:f118:
     



  8. Türkü çok güzel yüreğine sağlık Sulfi bu güzel paylaşımın için teşekkürler ve bu güzel çalışmaya (+rep):f40:
    :f118: :f118:
     



  9. Yüregine sağlık sulfi çok güzel bir türkü ve hikayesi teşekkürler arkadaşımm..:f9:
     



  10. harika Türkü eline sağlık sulfi en kısa zamanda hikayesini de okuyacam :f118: :)
     



  11. Yaaaa kıskanıyorum ama ben hala bulamadım aradığım türkünün hikayesini :(
    en kısa zamanda burada görüşmek üzere
    emeğine sağlık Sulfi çok güzel bir türkü seçmişsin paylaşım için teşekkürler
     



  12. Vay be.Bu türküyü çok severdim. Hikayesi ile daha çok sevdim. Teşekkürler.
     



  13. Çok hoş bir hikayeydi.Zaten türkü'ye diyecek birşey yok. Emeğinize sağlık.:)
     



  14. sulfi bu güzel çalışma için teşekkürler :f118:
     



  15. Bu güzel hikaye için teşekkürlerrr
    Türküyü biliodum,hikayesinide öğrenmiş oldukk
    teşekkürlerrrr:f40:
     



  16. AYYA Bayılıyorum bu türküyeee çok çok teşekkür ederim sulfiiiiiii:f118: :f118: