Kan Naklini Kim Buldu

'Ders notları' forumunda Merve tarafından 22 Şubat 2012 tarihinde açılan konu


  1. Kan Naklini Kim Buldu
    Kan Naklini İlk Kim Buldu


    Bir insana yapılan ilk kan nakli, 12 Haziran 1667 günü, Montpellier Üniversitesi Felsefe ve Matematik Profesörü ve 14. Louis’- nin özel doktoru Profesör Jean-Baptiste Denys tarafından gerçekleştirildi. O gün, Profesör Denys’e 15 yaşında bir hasta getirilmişti. Delikanlının çok yüksek ateşi vardı ve o günün yöntemlerine göre, bu yüksek ateşi düşürebilmek için kendisine tam 20 kez hacamat yapılmış, yani kanı alınmıştı. Kan kaybını karşılayabilmek için, Profesör Denys, hastasına bir kuzudan alınan 250 gram kan verdi. Bu, o günün bilimsel ortamına göre, çok tehlikeli bir denemeydi. Ancak Profesör Denys’in notlarına göre, hasta bu tehlikeli deneye “gülümseyerek” yanıt verdi ve çok geçmeden sağlığına kavuştu. Ne var ki, bu olumlu başlangıç, sonraki denemelerde de aynı sevindirici sonucu vermedi. İlk girişiminden başarılı sonuç alan Profesör Denys, daha birçok hastasına, hayvanlardan aldığı kam nakletti. Ama bu hastaların tamamına yakın bir bölümü kısa süre içinde öldü. Deney önce Fransa’da, daha sonra da öteki ülkelerde yasaklandı.

    Bir insandan bir başka insana kan nakletmeyi ilk akıl eden ve bunu başaran kişi, döneminin “dahi” doktoru 28 yaşındaki Thomas Blundell’dir. Bu genç bilim adamı, 1818 yılı Eylül ayında Londra’daki Guy’s Hospital’da kendi buluşu olan ince bir şırınga aracılığıyla değişik kişilerden aldığı taze kanı, ölmek üzere olan bir hastasına aktardı. Ne var ki, kan nakline ilişkin birtakım bilimsel sorunlar bir yana, söz konusu hasta zaten ölümün eşiğindeydi ve deneme doğal olarak başarısızlıkla sonuçlandı. Ancak 10 yıl sonra Doktor Blundell, sağlıklı insanlardan aldığı taze kanla bir başka insanı yaşatmayı başardı ve bu konuda tıp biliminde çığır açarak kendisinden sonra gelecek meslektaşlarına öncülük etti.

    Kan nakli sayesinde bir hastanın hayatının kurtarılmasına ilk kez 1825 yılında Londra’- da tanık olundu. Dr. Doubleday, şiddetli bir iç kanama geçiren bir kadın hastasına, başka insanlardan aldığı yaklaşık 750 gram taze kanı aktardı ve bu kadını kurtardı. İlk 200 gram kanın verilmesinden sonra hasta, yatağında doğruldu ve “Kendimi bir boğa kadar güçlü hissediyorum” dedi. Aynı anda nabız 140′tan 104′e düşmüştü. İyi denetlenebildiği takdirde kan naklinin başarılı sonuç verebileceğini kanıtlayan bu ilk denemeye karşın hâlâ aşılması gereken iki büyük engel vardı. İlk kez 1900 yılında Viyanalı doktor Karl Landsteimer, kan gruplarını belirledi. Böylece doktorlar, hangi kişilerin kime kan verebileceklerini öğrenmiş oldular. Bu bilginin pratik olarak uygulanabilmesi için aradan yıllar geçmesi gerekti. 1907 yılında Norveçli Doktor Jansky, ilk kez kan gruplarını bugün bilinen anlamıyla tam olarak ayırdı. Ertesi yıl, New Yorklu Doktor Reuben Ottenberg, bir insandan bir başkasına kan nakletmeden önce, kan grubunun belirlenmesi gerektiğini ve bunun nasıl yapılabileceğini gözler önüne serdi. Aşılması gereken bir başka sorun ise, pıhtılaşmaydı. Bu sorun nedeniyle, daha önce hayvanlardan alınan kanların verildiği bazı hastalar, çok şanssız olmuş ve bir miktar kan alabildikten sonra pıhtılaşma nedeniyle kendilerine daha fazlası verilememişti. Bu sorun, sodyum sitrat adı verilen bir kimyasal maddeyle çözüldü ve kan, hastalara verilmek üzere şişe içinde bu maddenin yardımıyla depolanabildi. Bu yöntemin mucidi, Belçikalı Cerrah A. Hustin’dir. Dr. Hustin, bulduğu yöntem sayesinde ilk kez 27 Mart 1914 tarihinde Brüksel’deki Saint-Jean Hastanesi’nde bir hastaya şişeden kan aktarmayı başardı. Her ne kadar bu kimyasal madde pıhtılaşmayı önlüyorsa da, çözüm yalnız birkaç saatle sınırlı kalıyordu. Bu sorunun üstesinden de, 1917 yılında Batı Cephesi’nde Kanada askerleri için çalışan Amerikalı Doktor Oswald Robertson tarafından gelindi.



    alıntı