Kâmil Zatlarla Tevessül

'Dini Konular' forumunda Semerkand tarafından 6 Aralık 2011 tarihinde açılan konu


  1. Kâmil Zatlarla Tevessül
    Tasavvuf - İstiane
    Ayet-Hadis-işerif
    "Ey iman edenler, Allah'tan korkun, O'na yaklaşmaya vesile arayın" (Maide, 5/35) Bu ayet-i kerimede geçen tevessül: Yakınlaşmak ve yakın olmaya yarayacak şeyleri aramaktır. Meselâ herhangi bir isteği olan kişinin "Ya Rabbî şu sıkıntımın giderilmesi için filan amelimi vesîle ederek senden istiyorum" ya da "filan zatın hatırına senden istiyorum" demesi gibi. Hadîs-i şeriflerde bunun çok örneği vardır. Ancak biz yerimizin darlığı sebebiyle bunlardan iki örnek vereceğiz.

    Hz. Peygamber (s.a.v.) gözlerinin açılmasını isteyen a'ma bir zâta şu tavsiyede bulunur: "Güzel bir abdest al, sonra iki rekat namaz kıl, akabinde de şöyle dua et: Ya Rabbi ben senden istiyorum, rahmet peygamberi ile sana yöneliyorum. Ya Muhammed (s.a.v.), şu ihtiyacımın görülmesi için seninle Allah'a yöneldim. Ya Rabbi O'nu benim hakkımdaki şefaatçi kıl" Osman bin Huneyf (r.a.) diyor ki: "Bu zat gitti, biz daha Rasûlüllah'ın (s.a.v.) huzurundan ayrılmamıştık, tekrar geldi. Baktık ki gözleri iyi olmuştu. (Tirmizî, Deevât, 119; İbn Mâce, İkâmetu's-salât, 189; Ahmed bin Hanbel, c. IV, s. 138)

    Hz. Ömer'in (r.a.) hilâfeti esnasında bir ara şiddetli kuraklık olmuştu. Efendimiz'in (s.a.v.) amcası Hz. Abbas'ı (r.a.) yanına alan Hz. Ömer, onu vesîle kılarak şöyle dedi: "Allahım bizler daha önce Peygamberimizi vesîle edinerek sana niyazda bulunurduk, sen de bize yağmur verirdin. Şimdi ise Peygamberimizin amcasını vesîle kılıyor ve senden talep ediyoruz, bize yağmur ihsan et" Bunun üzerine yağmur yağdı. (Buhârî, İstiska, 3)

    Görüldüğü gibi mübârek zatlarla tevessül edenlerin başında Hz. Peygamber (s.a.v.) ve Sahabenin büyükleri gelmektedir. Ayrıca diğer peygamberler, tabiin ve âlimlerin yaptığı tevessül örnekleri sayılamayacak kadar çoktur. Bütün bu delillere rağmen, müminlere kâfir diyen dalâlet ehlinin hidâyeti için dua etmekten başka çâre yoktur.

    Yukarıda örneği görüldüğü gibi, yüzlerce bid’at sâhibi ve dalâlet ehli, sapık bilgilerini, bozuk işlerini, Kur’an ve Hadîs'ten çıkardıklarını söylemektedirler. Biz de kendimizi müçtehit yerine koyup bu iki kaynaktan hüküm çıkarmaya kalktığımızda –Allah korusun- aynı duruma düşebiliriz. Öyleyse Kur'an ve Sünnete uygun itikat etmek için, İmâm-ı Rabbânî Hazretleri'nin ısrarla üzerinde durduğu gibi, ehl-i sünnet âlimlerinin anladıklarına uymak lazımdır. (157. Mektup) Zira bizim anladığımız şeyler, ehl-i sünnet âlimlerinin anladıklarına uymuyorsa hiçbir kıymeti yoktur.







    Dr. Mustafa BAHADIROĞLU