Kalça çıkıklığı nasıl anlaşılır?

'Hastalıklar' forumunda EyLüL tarafından 5 Temmuz 2011 tarihinde açılan konu


  1. Kalça çıkıklığı nasıl anlaşılır? Kalça çıkıklığı belirtileri sebepleri tedavisi
    Kalça çıkığı nedir,Nasıl anlaşılır?
    Kalça çıkığının nedenleri nelerdir?

    [​IMG]
    Kalça ekleminde; uyluk kemiğinin (femur) yuvarlak başı, kalça kemiğinin yuvasına oturur. Bu kusursuz eklem bacağın serbest dönme hareketi yapabilmesini sağlar. Kalça çıkığı; bu eklemde görülen bozukluk, kalçayı oluşturacak taslağın embriyo döneminde kusurlu gelişmesi ya da tam gelişmemesiyle ortaya çıkar.

    Kalça eklem yerlerinin kenarları leğen kemiği tarafından çepeçevre sarılmıştır. Bazı bebeklerde eklem yerlerindeki oyuklar, kalça kemiklerinin yerine oturabilmesi için oldukça dardır. Dolayısıyla bunlar tamamen yerlerinin dışına otururlar. Yeni doğan bebekler, doğumdan hemen sonra doktorlar tarafından tepeden tırnağa kontrol edilir. Doktorların bu kontrollerde dikkat ettikleri şeylerden biri de çocuğun kalça kemiklerinin tam olarak yerine oturup oturmadığıdır. Doktor bebeğin bacaklarını her yönde hareket ettirerek, eklem yerlerinin tam olarak yerine oturup oturmadığını kontrol eder . Bu yöntem ‘Barlow Testi’ olarak adlandırılır. Ancak yeni doğmuş bir bebeğin kemiklerinin tam olarak yerine oturması beklenemez, 6 ay sonra yapılacak ultrasonla, eklemlerin yerine tam olarak oturup oturmadığı anlaşılabilir.

    Kalça çıkıklığının aileye ilk gelen bebekte görülme olasılığı yüksektir. Ayrıca ters meydana gelen doğumlarda eklem yerlerinde fazla baskı olması nedeniyle kalça çıkığı kolaylıkla oluşabilmektedir. Erken farkına varılan kalça çıkığı kolaylıkla tedavi edilebilir. Bunun nedeni doğumdan sonraki ilk aylarda eklem yerlerinin tam yerine oturmamışlığı ve oynak olmasıdır. Çocuk ayakta dikilmeye ve yürümeye başladıktan sonra kalça çıkıklığı varsa kemikler yanlış kaynamaya başlar. Bu daha sonraları yürürken içe doğru basmaya ve aksamaya neden olur
    [​IMG]
    Kalça çıkığı küçük yaşta tedavi edilmediği taktirde, 20′li yaşların sonlarına doğru, kalça kemikleri tam yerine oturmadığı için kireçlenme görülmektedir. Tıp dilinde ‘Koksartroz’ adı verilen bu durum yürümede aksamaya yol açar, ayrıca zamanla omurganın statik dengesinin bozulmasıyla sırt ve bacak ağrıları gibi rahatsızlıklara da neden olur.

    Kalça çıkıklığı belirtileri nelerdir?

    • Elle yapılan muayenede uyluk kemiği başının belirgin biçimde yüksek olması
    • Yürüme yaşından önce çocuğun her iki kalçasının yanlara doğru tam açılmaması
    • Çıkık kalça tarafındaki bacağın kısa olması. Hasta sırtüstü yatarken bacakların birlikte bükülmesi kısalığı belirgin hale getirir; bu durumda dizlerin aynı düzlem üzerinde olup olmadığına bakılır.
    • Daha kısa olan bacağın uyluk bölümünde deri büklümleri ya da boğumları fazladır.
    • Yürüyen çocuklarda özellikle tek taraflı çıkıklarda topallama, iki taraflı çıkıklarda ise paytak yürüyüş.
    • Çocukta yürüme gecikmesi.

    Kalça çıkıklığı riski taşıyan bebekler

    • Ailede kalça çıkığı olması
    • Kardeşlerinde kalça çıkığı olan bebek
    • İlk doğan kız bebek ve makat geliş
    • Makat geliş nedeniyle sezaryanla doğan bebek
    • İkiz yada çoğul gebelik
    • Doğum sonrası bebeğin kundaklanması
    [​IMG]
    Kalça çıkığını önlemek için, erkenden başlanan ve çok kolay uygulanan bir tedavi vardır. Çocuğun bacakları özel bir kilot giydirilerek ya da özel bir yastık kullanılarak bir süre ayrık tutulur. Konjenital kalça çıkıklı olarak doğan bebeğe, kalça kemiğinin (femur) baş kısmını kalça yuvası (acetabulum) içine yerleştirilmesi için bağ benzeri bir aygıt takılır. Bu tedavi genellikle 6 ile 8 hafta içinde başarılı olmaktadır. Yeni doğan bebeklerin ilk dönemlerinde teşhis edilen kalça çıkığı vakalarının çoğu bu yolla gerektiği gibi tedavi edilebilmektedir.Yaşamın ilk yılından, yani çocuk yürümeye başladıktan sonra tanısı konan kalça çıkığı, alçı, cerrahi girişim gibi çok daha zor ve karmaşık yöntemlerle tedavi edilir. Üstelik tedavi çok daha uzun sürdüğü halde sonuçlar her zaman çok iyi değildir. Oysa kalça çıkığı tanısı, yaşamın ilk günlerinden ya da haftalarından başlayarak klinik ve radyolojik veriler temelinde kolayca konabilmektedir.