Kadınları İkna Etmenin Yolları

Konusu 'Erkekler Bölümü' forumundadır ve YAREN tarafından 25 Mayıs 2011 başlatılmıştır.

  1. YAREN Üye

    Kadınları İkna Etme Yolları

    Kendinize güvenin
    Kendinize güvenmeniz, yalnız kız tavlama konusunda değil, hayatın bütün alanlarında başarıya ulaşmanızın önşartıdır. Korkulanın başa gelmesi, çoğu zaman, kendine güvenin bulunmayışından kaynaklanır. İlkokul kitaplarında anlatılan küçük bir hikâyeyi hatırlayalım: Süt dolu kaba düşen iki kurbağadan, kendine güvenmeyen, kolayca umitsizliğe kapılan kurbağa boğulmuştu. Sizin de hiç bir zaman ümitsizliğe kapılmamanız ve devamlı mücadele etmeniz gerekir. Ki, sadece bu bile kızların size hasta olmasını sağlayabilir. Kaldı ki sosyal hayattaki başarıyla cinsel başarı arasında paralel bir ilişki vardır. Birini başaran öbürünü de başarır. Çünkü ikisinin temelinde de yukarıda saydığım "erdem"ler bulunmaktadır.

    Neden umutsuzluğa kapılasınız ki? Dünyadaki ve ülkemizdeki kadın - erkek sayıları aşağı yukarı eşittir. Her erkeğe bir kadın düşmektedir. Kör, topal ya da sağır da olsanız. Sizin de kısmetiniz çıkar!


    İlk adımı siz atın
    Her ne kadar kadınlar kabul etmese de erkek üstünlüğüne dayanan bir sosyal ortamda yaşıyoruz. Erkek üstünlüğü kadını geriletmiştir ister istemez. Bu da kadınların pasif olmasına yol açmıştır. Sonradan da tabi bu pasifliğin kadının doğasından geldiği ileri sürülmüştür. Bereket versin ki bunun böyle olmadığı bugün biliniyor. Fakat kadının cinsel istek göstermesi bugün bile ayıp sayılıyor. Oysa hiç bir kadın cinsiyetsiz değildir. Cinsel istek duymak ve bunu belirtmek elbetteki hakkıdır. Ama yine de ilk adımı siz adın. Nasıl mı? Hoşlandığınız kızın arkadaşlarıyla arkadaş olabilirseniz, hedefe yaklaştınız demektir. Bundan sonra sabırla tanıştırılmayı bekleyin ve her zaman konuşmaya hazır bir şekilde tetikte bekleyin. Söz gelişi, kız durakta mı bekliyor? Hemen ona duraktan hangi otobüslerin geçtiğini sorun. Ya da bitişik masanızda afet mi afet mi bir kız mı oturuyor? Hemen ona havanın güzelliğinden bahsedin. Bir kadın size bir şey mi sordu? Sakın bilmiyorum demeyin. Bu ilk adımı atabilirseniz, konuşmanın devamını da istediğiniz yöne çeker ve sürdürürsünüz. Süslü püslü sözler kullanmayın. Bu sizin kendinizi göstermek istediğiniz anlamına gelir ki, belirtilmesi gereken sizin öneminiz değil, karşınızdakine verdiğiniz önemdir.

    Yine ünlü bir yazar, “Kadınları güldürebilmeyi öğren. Kadına kahkayı attırabildin mi, karyola gıcırtılarına dönüştürebilirsin fıkırdamasını” diyerek bizlere nasihat ediyor.



    Her fırsatta kadına dokunun

    Bir ilişkinin kurulmasında gözden ve sözden sonra sıra "el"e gelir. Her fırsatta elinizi kullanmalısınız. Bir caddeden mi geçiyorsunuz, arabalar çiğnemesin diye kızın elinden tutmalısınız. Otobüsten inerken, elinizi sırtına koyarak ona yol vermelisiniz. Bir masada otururken yüzüğünü çok beğendiğinizi söylemeden önce, yüzüğü daha yakından görmek için kızın elini avucunuzun sıcaklığına almalısınız.


    Yalanlar söyleyin

    Birlikteliği en az erkekler kadar kadınlar da arzulamaktadır. Fakat, kadınlar yine de hoş bir erkekle karşılaştıklarında ondan kendilerini uzak tutmak için arkadaş olmanın, arkadaş kalmanın erdemlerinden bahsederler. Bilirler ki, erkek üstelerse, kendilerine söz geçiremeyecek, teslim olacaklardır. Bu nedenle de kadınlara her türlü vaadde bulunmakta çekinmeyin. Onlarda özellikle yalana inanmak konusunda müthiş bir yetenek ve istek vardır. Kaldı ki ne kadar yalan söylerseniz söyleyin, bütün yalanlarınızın altında, o kadına duyduğunuz sevginin gerçekliği, içtenliği bulunmaktadır.



    İltifat edip, hediyeler verin

    İnsanoğlu beğenilmekten, övülmekten hoşlanır. Beğenilip övüldükçe otokritikliğini yitirir. Bu, elbette ki kadınlar için de böyledir. Kadın daha çok ilgi ister, daha çok taktir bekler. Hayatını bunun üzerine kurmuştur. Bu ilgi ve taktir, yalnız sevgi bağlarının kurulması için değil, sürdürülmesi için de gereklidir. Sevgi de her şey gibi doğar, büyür ve ölür. Onu uzun ömürlü kılacak şeyler ilgi, taktir, iltifat ve hediyelerdir.


    Kadına uyun
    Günümüzün kadını kendisini erkeğe uydurmak zahmetine katlanmıyor; kendisine uyacak erkeği arıyor. Kadınların bir erkekten ayrıldıktan sonra adamın kendisini anlamadığını öne sürmesi de bundan kaynaklanır. O yüzden kadınları anlamaya çalışın. Anlamıyorsanız da anlıyor gibi görünün. Onun sevdiği artisti sevin. Dinlediği plakları dinleyin. En sevdiğiniz renk onun da en sevdiği renk olsun. Ve onun her fikrine katılın. Bunun tam tersi durumlar olsa olsa dikkat çekmek için olabilir. Fakat burada da dikkat edilmesi gereken husus, kadının sizi ikna etmeye çalışmaya başladığı andan itibaren sona ermelidir. Unutmamak gerekir ki kadınlarla tartışan erkekler, genellikle kadınlarla ilişki kuramayanlardır. Tartışma onları bir arada bulundurur. Ya da bir arada bulunmak için tartışırlar.


    Sabırlı olun

    Atalarımız "Sabırla koruk helva olur" demişler. Sabır, bu kadar imkansız bir şeyi bile gerçekleştirebilecek güçtedir. İşte, bir kadını da elde etmek genellikle sabır isteyen meşakkatli bir süreçtir. Bunun çeşitli sebebleri vardır. Hoşlandığınız kadın başkasıyla birlikte olabilir. Durum böyleyse diğer ilişki bitinceye kadar ona karşı ilginizi sürekli canlı tutmalısınız. Çoğu erkek böyle bir durumla karşılaştığında ilgisini sürdürmeyi bırakır. Bu yanlıştır. Çünkü kadının ilişkisi bir noktaya geldiğinde zayıflayacak ve kadın bir tercih yapmak zorunda kalacaktır. Ya ilişkisini sürdürecek ya da siz ilginizi canlı tutmaya devam ediyorsanız sizinle birlikte olmaya başlayacaktır. Bir kadını elde etmenin sabır işi olmasının bir başka sebebi de, cinsel ilgi ve arzunun zamanla olgunlaşmasıdır. Olgunlaşmanın zamanı ve hızı her kadına göre değişir. Ama ne kadar değişirse değişsin, bu hız daima erkeğinkinden daha yavaştır. Mâhsulünü yazın alacak bir bahçıvan gibi sabırlı olmalısınız. Bu bir ay, bir mevsim hatta bazen yıllarca da sürebilir. Sizin bu ilginiz aynı, suyun taşı aşındırması gibi onun da direncini aşındıracaktır. Üstelik, bu kadar uzun süre ilginizi belirtmeniz, öteki erkekler gibi geçici bir hevesle, sırf isteklerinize alet etmek istemediğiniz gibi de bir sonuç çıkaracaktır. Ve unutmamak gerekir ki "ele geçmez, yola gelmez sevilen tüm kadınlar."


    Üsteleyin
    Şimdiye kadar gördük ki kadın istekle yanarken “hayır” diyor. Direniyor, kaçıyor. Yine gördük ki kadın, aldatılmaktan, güvensizlikten, yasaklardan kaçıyor; Kaçarken de sevgiye, güvene koşuyor. İçgüdüleri ona “yap”, mantığıysa “yapma” diyor. Bu nedenle ona sevgi göstererek, güven vererek ısrar etmeli, içgüdü ve mantık çatışmasından içgüdüsünün galip çıkmasını sağlamalısınız.


    Her şey olsun ister kadın, ama kendi elinde olmadan. Her zaman bir suçluluk duygusu içindedir ve bunu başka bir şeyin, başka birisinin üstüne atmak isterler. O yüzden "hayır!" sözcüğüne tıka kulaklarını.


    Size güvenmesini sağlayın
    Bir kadının size güvenmesi sizin kendinize güvenmeniz kadar kadar önemlidir. Sizin hiç kimseyi değil, sadece ve sadece onu istediğinize, ilişkinizi çevreye yaymayacağınıza, onu yüzüstü bırakmayacağınıza, zayıf anlarında ona destek olacağınıza inanması ve bu konularda size güvenmesi gerekir.


    Kadınlarla arkadaş olmaya kalkmayın
    Kız tavlamanın kurallarından biri de "Ani taarruz, kat'i neticedir." Cinsellikten utanan kendisine güvenemeyen erkekler, "önce bir arkadaş olayım, sonra her şeyi söylerim" diyerek kadın üzerindeki isteklerini belirtmekten kaçınırlar. Bu çekingenlik arkadaşlık süresince de devam ettiğinden hiç bir zaman söyleyemezler. Söyleseler bile, onlar artık kadın için erkek olmaktan çok uzaktır. Bu nedenle de reddedilirler ve hatta arkadaşlıklarını da kaybederler.

    Ateşle barut yan yana durmaz sözü, sadece barutla ateş arasındaki ilişkinin sonucunu değil, süresini de belirtir. Cinsel bir sonuç elde etmek istiyorsanız, kadına karşı yaklaşmanızın da cinsel olması gerekir. Unutmayın ki bir kadın hoşlanmadığı bir adamla sokakta dahi yan yana yürümez. Eğer sizi arkadaş çevresine almış, sizi de arkadaş olarak bellemişse, demiri tavında dövmeniz gerekir.


    Kıskanmayın
    Kıskançlık erkeğin boynuna takılan hızma gibidir. Kadın, kıskanan erkeği dilediği yere çeker götürür, ocağına incir ağacı diker. Dikkat edilirse kıskanılan kadınlar genellikle havai mizaçlı kadınlardır. Böyle bir kadına duyulan sevgiyle onu kaybetme korkusunun ürünüdür kıskançlık. Bu güçsüzlük, kadını kendinize bağlayamamış olmanız ya da onu kaybettiğinizde yenisini bulamayacağınız korkusunu dile getirir. Oysa, kadın sivilce gibidir. Kendi haline bırakırsanız, kolay iyileşir. Durmadan onunla oynarsınız azar, kıskançlık gibi deva bulunmaz bir illet olur. Kadın, güvercinler gibi uçup gitmek, gökyüzünde vakit geçirmek akşam olunca da kümese dönmek ister. Kıskançlık yüzünden buna izin vermeyen erkek, kadının havasızlıktan boğulacağını, sonunda büsbütün kaybedeceğini bilmelidir. Ayrıca şunu da bilmelidirler ki, kadın bir şeyi aklına koydu mu yapar. Hiçbir şey engel olamaz ona. Asıl mesele, ona engel olmak değil, sizinle ilişkisinin devam etmesidir.....

    Son söz:
    İnsan mizacı kişiden kişiye değişir. Bu bakımdan elde edilmek istenen kadının mizacı kadar yukarıda anlattığımız taktikleri uygulayacak kişinin mizacı da başarıyı ya da başarısızlığı tayin edecektir. Başarısızlık halinde göz diktiğiniz kadını elde etmekten vazgeçip, çevredeki diğer kadınların peşine düşmek gerekir. Sürekli başarısızlık asla söz konusu olamaz. Eğer kendinize has bir yol tutturmuşsanız burada yazılanları uygulamaya çalışmanız boşunadır. Çünkü, nasıl her kadının kalbine giden bir yol varsa, her erkeğin de kendine ait yolları vardır. Şüphe yok ki, bilmek ve yapmak ayrı şeylerdir. Bu nedenle de artık bildiklerinizi, öğrendiklerinizi uygulamaya başlamanın zamanı geldi.

    Netten alıntı