İyimserlik İle İlgili Yazılar

'Sözel Dersler' forumunda EyLüL tarafından 8 Mayıs 2012 tarihinde açılan konu


  1. İyimserlik Yazıları


    İyimserlik İle İlgili Yazı Örnekleri

    İyimser Olmak Zorundayız


    Son yıllarda ülkemizde bir kötümserlik havası iyice estirilmeğe başlandı. Bu durum sadece bizde değil dünyanın pek çok ülkesinde de hemen hemen aynı şekilde işlenmekte. Kitlesel bilgi ve haber ulaşım vasıtalarının gelişimi ile en ücra yere kadar etki edilebilir duruma gelince, ne yazık ki, kamu oyu oluşturma konularında kötümserlik havası yaratılma yönünde büyük bir patlamaya yol açıldı.

    Gazetenizi alıyorsunuz, kötümserlik konularında haberler ve yazılar çoğunlukta. Radyo ve televizyonu açıyorsunuz haberlerinden tutun eğitici programlara kadar, öldürülen kişiler, horlanan kişiler, hakkı yenen kişiler, moralsiz kişiler üzerine kulaklarımız adeta şişiyor. Seçilen türküler bile bu konuda. Sanki, hiç iyi bir şey yok şu hayatta? Falan ülkede grev filan ülkede pretostolar hükümete karşı imiş ve yayılıyormuş. Diğer ülkede ayrılıkçı cepheler silahlı mücaledeye devam ediyormuş ve bunun gibi birçok kötümser haberi ve yayını hepimiz mecburen dinleriz. Fotoğraflar filmlerlede kötümserlik havasının iyice süslendiğini görürüz. Sanki yarın dünya batacakmışcasına bir yılgınlık sarar insanı.

    Günün yorgunluğunu gidermek amacıyla gazetesini eline alan, radyo ve televizyonunu açan kişi, dinlenmek, rahatlamak, ertesi günü daha dinç olmak için enerji toplamak yerine, daha fazla yoruluyor, sinirleri daha fazla geriliyor, sinir küpü, mutsuz bir insan haline geliveriyor.

    Sanki dünyada gizli bir merkez var. Orada düğmeye basıldığı an bütün dünyada gerilimler, huzursuzlıklar, kavgalar daha da yayılıveriyor. Bazı ülkelerdeki gruplara, insanlara sanki, şu güzelim dünyanın yaşanmaz hale getirilmesi için bozgunculuk yapmaları için görev verilmiş!

    İşte hep görmekteyiz. O taraftan bu taraftan diye binlerce kişi sadece ülkemizde öldü, onbinlerce kişi yaralandı, kimisi sakat kaldı. Nice ana ve babalar evlatsız kaldı. Kanayan yaralar, acılı gözler, sönmüş ocaklar yine devam edecek. Bütün bunlara rağmen değişen ne oluyor. İyimserlik türküsünü kim çağıracak. Niçin hep bütün bunlar? Herkes de insanların mutluluğu için yapıyoruz, demekde. Öncelikle ülkemizde kötümserlik havasını, kaldırmak zorundayız. Birbirimizi sevmemek, birbirimizden şüphe etmek, necidir, ne taraftandır gibi ayrıcılıklardan, dünya hayatımızın gelişimine uymayan kötü alışkanlıklardan bütün milletçe ve dünyaca vazgeçmek zorundayız. Bu konuda gerekli önderliği ve insani görevi yapmaları için toplumumuzu yöneten kişileri ve tüm kuruluşları göreve çağırmaya başlamalıyız. Benden ne köy olur, ne kasaba,ya da adam sende, ben mi düzelteceğim gibi düşüncelerden ve zihniyetlerden uzaklaşmalıyız. Hayatı daha yaşanır, hale getirebilmek için iyimser olmak zorundayız her türlü kötülüğe ve zorluklara inançla karşı konulduğu zaman her şeyin hakkından gelinecektir . mücadele lütfen!

    Ayşe B Yıldız

    İyimserlik İle İlgili Yazı


    Kişilerin iyimser veya kötümser olması;olayları, durumları,objeleri birinci faktör kişinin ruh hali başta olmak üzere kültür,yer,zaman,statü ve rol faktörleriyle bileşkeli algılayışıdır(fenomen olarak isimlendiriliyor).Bu algılayış mutlak objektif olmayıp,subjektif ve görelidir. Fakat bu algılayışı kısır döngü gibi kişinin bakış açısından kaynaklanırken sonuç itibariyle kişinin kendisini,fiziki ve ruhi yapısını etkilemekte ve etkileme alanı genişleyerek çevresini ve olayları da etkilemektedir.
    Aynı ortamda bulunan insanlar;aynı fiziksel çevre içinde bulunmakla birlikte;kişilerin duyumladığı dünya,yani algılama ve yaşantı dünyaları aynı değildir. Yani aynı fiziksel çevre içinde birbirinden farklı fenomenlere sahip insanlar var demektir. Örnek vermek gerekirse;aynı fiziksel çevre içinde bulunan iki kişi farklı objeler dikkatlerini çekmek durumu söz konusu olduğundan birisi uçmakta olan kargayı ve gak etmesini duyarken diğeri farkında olmayabilir. Alman Filozofu Edmund Husserl “kişinin farkında olması ile farkında olduğu şey arasında sıkı bir ilişkinin varolduğunu;her bilincin kendine özgü bir niyet geliştirdiği ve bu niyetinin de bilincinin neyi algılayıp nasıl anlamlandıracağını etkileyeceğini ifade etmektedir.

    İnsanlar karşılaşmış oldukları güçlükleri ne şekilde ele aldıkları iyimserliğini veya kötümserliğini göstermektedir .İyimserleri ele aldığımızda;her türlü güçlüğe karşı kolayca karşı koyabilirler ve güçlükleri çok fazla önemsemezler,kendilerine güvenleri vardır ve hayata karşı kolayca mutlu bir tavır takınabilirler;hayattan çok fazla şey beklemezler,çünkü kendilerini iyi bir şekilde değerlendirirler ve kendilerini önemsiz yada ihmal edilmiş bir kimse olarak görmezler. Böylece hayatta karşılaşmış oldukları güçlükleri yalnızca kendilerinin zayıf ve güçsüz olduklarına inanmalarını haklı gösterecek yeni kanıtlar olarak gören başka tipten insanlarla karşılaştırıldıklarında,bu gibi iyimser kimseler güçlüklere daha kolay katlanabilirler. Daha güç durumlarla karşılaştıkları zaman ise;hataları düzeltmenin her zaman mümkün olduğunu düşünürler. İyimserleri tavır ve hareketlerinden hemen tanımak mümkündür. Ürkek değildirler;açık ve serbest bir şekilde konuşurlar;ne alçak gönüllüdürler,ne de kendilerini engellenmiş ve tutuk hissederler. Bu gibi kimselerin bir heykelini yapmak isteseydik,onları kolları açık,başka insanları kucaklamaya hazır bir halde gösterirdik. Başkaları ile ilişki ve dostluk kurmada hiçbir güçlük çekmezler,çünkü güvensiz değildirler. Konuşmaları tutuk değildir;tavırları,hareketleri,yürüyüşleri tabii ve rahattır. Bu tipin katıksız örneklerine çocukluğun ilk yılları dışında seyrek olarak rastlanır;bununla birlikte,iyimserliğin ve sosyal ilişkiler kurma yeteneğinin bir çok dereceleri vardır ki,bizi yine de tatmin edebilmektedir.

    Alıntıdır