işverenler kadın eleman düşünmüyor

'Sosyal Konular' forumunda Blue tarafından 21 Kasım 2008 tarihinde açılan konu


  1. Şirketler kadınları düşünmüyor!

    --------------------------------------------------------------------------------
    Bankacılıktan perakendeye birçok sektörde çalışanların çoğunluğunu kadınlar oluşturuyor. Buna rağmen, yıllar boyunca her gün en az sekiz saatlerini geçirdikleri ofisler, çocuklu olsun olmasın, kadınlara hiç uygun değil!

    Çalışma masalarının altı çoğu zaman açık. Etek giyen bir kadının sürekli oturuşuna dikkat etmesi gerekiyor. Yüksek topuklu ayakkabılar günün sonunda sıksa da, herkesin gözü önünde ayağınızdan çıkartamazsınız. Topuklu ayakkabıların çıplak koridorlarda çınlayan sesine ne demeli? Odadan odaya giderken “takır tukur” sesler çıkartmamak için parmak ucunda yürürsünüz.
    El bilgisayarları, cep telefonları ancak yeni yeni renkleniyor, taşlarla süsleniyor. Ama fark ettiniz mi, kadınlar için taşınabilir bilgisayar çantasının üretilmesi ne kadar da uzun sürdü. Yıllarca topluklu ayakkabılarınız, yapılı saçlarınız, döpiyesinizle, şık el çantanızla bir toplantıya giderken, sünnetçilerinkine benzeyen sevimsiz, tek lüksü derisi olan, siyah çanta içinde taşımadınız mı dizüstü bilgisayarınızı?

    Kadın, iş ve çocuk
    Sadece fiziksel değil, duygusal sıkıntılar da yaşıyor kadın çalışanlar. Türkiye’de mülakatlarda bazı işverenler ne yazık ki hâlâ her türlü özel soruyu adaya sorma hakkını buluyor kendilerinde. Yanında görüşmeye katıldığım yöneticilerin kadın adaylara “Çocuk düşünüyor musunuz?”, “Ne zaman hamile kalmayı planlıyorsunuz?” gibi direkt sorularını kaygıyla nasıl toparlamaya, geçiştirmeye çalıştığımı anlatamam. Kim bilir kaç kez “mülakat teknikleri” eğitimlerinde bu konuya değindik. Ama potansiyel kadın çalışanların potansiyel çocukları işverenlerin ilgisini çekmeye, onları kaygılandırmaya devam ediyor. Kısaca buralarda, çalışan kadının çocuğunun olup olmaması çok önemli bir mesele.

    Şirketler gitgide daha fazla sayıda başarılı kadın çalışanını, bebeklere karşı savaşta kaybediyor. Çocuğuna daha çok zaman ayırmak isteyen annelere, istifa etmekten başka çare görünmüyor çünkü.

    İki buçuk milyondan fazla okuyucusu olan “Working Mother” (Çalışan Anne) dergisi her yıl anne-dostu 100 şirketi seçiyor. Annelere esneklik sağlama, doğum izninin uzunluğu, çocuk bakım desteği verilmesi, üst düzeyde çalışan kadın sayısı gibi kriterlerle sıralanan şirketlerin başında, bu sene bizim de tanıdığımız şirketlerden Abbott Laboratuvarları, Ernst & Young, HSBC (ABD), IBM, JPMorgan Chase & Co, PriceWaterhouseCoopers ve Johnson & Johnson geliyor.

    Gerçek hediye
    Bugün çalışan memnuniyetini sağlayan unsurlar arasında para ve unvan artık çok arkalarda. 90’larda William Mercer’in uluslararası bir araştırması, yeni yüzyılda şirketlerin personel açısından rekabetçi olabilmesinin “aile dostu” programlar yaratmasına bağlı olduğunu söylüyordu. Otuz yıldır “anne-dostu şirket” listesine girebilen Johnson & Johnson, esnek çalışma ve uzun annelik izni imkânı sağladığı çalışanlarının devamsızlıklarının diğerlerinin yarısı kadar olduğunu ve bu çalışanlarının yüzde 71’inin şirkete sadece bu haklar nedeniyle bağlandığını bulmuş.

    İşten eve olan bu beyin göçünü mümkün olduğunca azaltmak için, "aile dostu" uygulamalar geliştirmek şart. Evden çalışma, esnek saatlerde çalışma imkânları sunmanın dışında bazı şirketler, yılda bir gün çocukları işe davet ediyor. “Etkili anne-baba olmak” konulu seminerler düzenliyorlar. Yeni anneler için ofislerde “süt sağma odaları” ayırıyorlar.

    Savaşlara kadınlar girdiğinde sonuç değişiyor. Meydanlara kadınlar, anneler, çocuklar döküldüğünde hareketler anlam kazanıyor. Güçlü ve doğru yetişecek çocukların annelerine ihtiyacı var. Ama şirketlerin de annelere…