İstiklal Marşının Söz Sanatları

'Sözel Dersler' forumunda Aysell tarafından 16 Haziran 2012 tarihinde açılan konu


  1. İstiklal Marşındaki Söz Sanatları

    İstiklal Marşı Söz Sanatları Nelerdir

    Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak;
    Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.
    O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak;
    O benimdir, o benim milletimindir ancak

    İstiklal Marşının 1. kıtasında “Korkma!” sözüyle, Türk Ulusu’na seslenilerek nida yapılmıştır. Birinci dizede şafak denize benzetilmiştir. Benzetilen bulunmadığı için bu kapalı istiare dir. Sancağın yüzmesiyle kastedilen bayrağın dalgalanması olduğundan burada mecaz sanatı vardır. İkinci mısradaki ocak sözü yurtta bulunan herhangi bir evi temsil etmektedir. Bu dizede ad aktarması (mecaz-ı mürsel) sanatı vardır. Tüten ocak denirken bir evdeki hayatın devam etmesi kastedildiğinden mecaz yapılmıştır. Ocağın sönmesinde de mecaz sanatı vardır. Üçüncü dizede bayrak yıldıza benzetilmiştir. Benzetme (teşbih) sanatı vardır. “sancak – ocak – yurt – millet” sözcükleri ile “şafak – yıldız – parlamak – sönmek” sözcükleri arasında anlam yönünden yakınlık bulunduğundan, bu sözcüklerle “tenasüp” sanatı yapılmıştır. O benim milletimin yıldızı sözündeki yıldız kelimesiyle bayrak sevgisi hatırlatılmıştır. Burada telmih (hatırlatma sanatı vardır. O benim… / O benimdir o benim … dizeleriyle de tekrir (tekrar) sanatı yapılmıştır.


    Çatma, kurban olayım, çehreni ey nazlı hilâl!
    Kahraman ırkıma bir gül! Ne bu şiddet, bu celâl?
    Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helâl
    Hakkıdır, Hakk'a tapan, milletimin istiklâl!

    Şair ikinci kıtada bayrağa seslenmiştir. Birinci mısrada hilal sözcüğü bayrak yerine kullanılmıştır. Burada ad aktarması vardır. İkinci mısrada bayrak insana benzetildiği için kişileştirme sanatı vardır. Son dizedeki “Hak” adının hem “adalet, doğruluk” hem de “Tanrı, Allah” anlamını karşılamak üzere kullanılması ile tevriye sanatı yapılmıştır. “Hilal – ırk – istiklal – millet” sözcükleri ve “hilâl, çatma, gül, şiddet, celâl” sözcükleri arasında anlam açısından yakınlık olduğu için tenasüp sanatı vardır.

    Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım.
    Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!
    Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım.
    Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.

    Çılgın sözcüğü düşmanlar yerine kullanıldığı için benzetme sanatı vardır. Benzeyen yer almadığı için açık istiare dir. Zincir vurmak, tutsak etmek anlamında kullanıldığı için mecaz sanatı vardır. Kükremiş sel gibiyim dizesiyle Türkler kükremiş sele benzetildiği için benzetme sanatı vardır. Bent sözcüğü engel anlamında olduğu için mecaz sanatı vardır. Yırtarım dağları, enginlere sığmam sözüyle abartma sanatı yapılmıştır. Ayrıca yırtarım dağları derken Ergenekon Destanı'na hatırlatma yapılmıştır. “dağ – engin – bent – sel” sözcükleri arasında tenasüp sanatı bulunmaktadır.

    Garbın âfâkını sarmışsa çelik zırhlı duvar,
    Benim îman dolu göğsüm gibi serhaddim var.
    Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imanı boğar,
    "Medeniyyet!" dediğin tek dişi kalmış canavar?

    Garbın afakı ile batı sınırları kastedildiği için mecaz sanatı vardır. Çelik zırhlı duvar sözünde benzetme sanatı vardır. Ama benzeyen gösterilmediği için açık istiare dir. Ulusun sözcüğü sözcüğü hem “yücesin” anlamında hem de “bağırsın” anlamında kullanıldığı için tevriye sanatı vardır. “İman” sözcüğü, Türk Ulusu’nun zorluklarla kazandığı sınırlara benzetildiği için benzetme sanatı vardır. “medeniyet” sözcüğünün tek dişi kalmış canavara benzetildiği dizede de benzetme sanatı vardır.

    Arkadaş! Yurduma alçakları uğratma, sakın.
    Siper et gövdeni, dursun bu hayâsızca akın.
    Doğacaktır sana va'dettiği günler Hakkı'ın
    Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın.

    Birinci dizede alçaklar sözcüğüyle düşmanlar kastedildiği için mecaz sanatı vardır. Hayasızca akın düşman işgaline benzetildiği için benzetme sanatı vardır. “Akın – siper – yurt – gövde” sözcükleri arasında tenasüp sanatı vardır. Kurân’da Tanrı’nın insanlara vaadettiği günlerin yakında geleceğini söylerken hatırlatma sanatı yapılmıştır. Kim bilir sorusu ile Türk milletine soru sorduğu için istifham sanatı vardır.

    Bastığın yerleri "toprak!" diyerek geçme, tanı:
    Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı.
    Sen şehit oğlusun, incitme, yazıktır, atanı:
    Verme, dünyaları alsan da, bu cennet vatanı.

    Vatan cennete benzetilmiştir. Son dizedeki dünyaları sözüyle mecaz sanatı yapılmıştır. “toprak – vatan – şehit – cennet” sözcükleri arasında tenasüp vardır.

    Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki fedâ?
    Şühedâ fışkıracak toprağı sıksan, şühedâ!
    Cânı, cânânı, bütün varımı alsın da Hüdâ,
    Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüdâ.

    Şair Türk milletine Kim feda olmaz sorusunu sorduğu için istifham sanatı vardır. Vatan cennete benzetilmiştir. Şüheda fışkıracak derken abartma yapılmıştır. Şüheda sözcüklerinin ikinci dizenin başında ve sonunda tekrar etmesiye tekrir sanatı yapılmıştır. canı, cananı gibi sözcüklerde “a” sesinin tekrarı ile aliterasyon yapılmıştır. “Cennet – şehitler – hüda – vatan” sözcükleri arasında tenasüp sanatı vardır.

    Ruhumun senden, İlâhi, şudur ancak emeli:
    Değmesin mabedimin göğsüne nâmahrem eli.
    Bu ezanlar - ki şahâdetleri dinin temeli -
    Ebedî yurdumun üstünde benim inlemeli.

    Mabedimin göğsü derken kişileştirme sanatı yapılmıştır. “İlahi – mabet – ezan – şehadet – din” sözcükleri arasında tenasüp vardır.

    O zaman vecd ile bin secde eder - varsa - taşım,
    Her cerîhamdan, İlâhi, boşanıp kanlı yaşım,
    Fışkırır ruh-i mücerred gibi yerden na'şım;
    O zaman yükselerek arşa değer belki başım.

    Taş sözcüğü mezar taşına benzetildiği ve benzetilen öge bulunmadığından kapalı istiare vardır. Kanlı yaş derken gözyaşı kana benzetildiği ve benzeyen öge bulunmadığı için açık istiare vardır. Taşın secde etmesi kişileştirme sanatı vardır. İlahi sözcüğünde nida sanatı vardır. “ruh, taş ve naaş” sözcükleri arasında tenasüp vardır.

    Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilâl!
    Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helâl.
    Ebediyyen sana yok, ırkıma yok izmihlâl:
    Hakkıdır, hür yaşamış, bayrağımın hürriyet;
    Hakkıdır, Hakk'a tapan, milletimin istiklâl!

    Hilal bayrak yerine kullanıldığı için ad aktarması vardır. “Hak” sözcüğü, hem “adalet” anlamında hem de “Tanrı, Allah” anlamında kullanıldığı için, burada tevriye sanatı bulunmaktadır. “Hilal – izmihlal – hürriyet – istiklal – millet” sözcükleri arasında tenasüp vardır. Ayrıca son iki dizede tekrir sanatı vardır. (“Hakkıdır…” sözcükleri)