istanbul'un tarihsel süreçteki nüfusu ve fonksiyonlarının değişimi

Konusu 'Kısaca' forumundadır ve Misafir tarafından 17 Aralık 2010 başlatılmıştır.

  1. Misafir

    Misafir Ziyaretçi


    istanbul'un tarihsel ve nüfus gelişimi

    İstanbul Türkiye’nin en önemli metropoliten kentidir. Bir bakıma ekonomik başkentidir. Bu sebepledir ki Türkiye’de ki kentleşmenin en bariz şekilde görüldüğü yerdir. Hızlı ve çarpık kentleşme, konut ve kaçak yapılaşma, işsizlik, sanayileşme gibi sorunlar hem Türkiye’nin problemi hem de İstanbul’un problemidir. Bu nedenle 21 yüzyıla dünya kenti olarak girmek arzusunda olan İstanbul’un bu problemlerini çözmüş bir kent kimliğine kavuşmuş olması gerekmektedir. İşte bu çalışmada İstanbul’un yapısı ve problemleri ortaya konmuş, dünya kenti olma noktasında bu problemleri nasıl çözmesi gerektiği noktasında çözüm önerilerinde bulunulmuştur.

    20. yüzyılın belirleyici özelliği sanayileşme ve sanayileşmenin sonucu olan kentleşmedir. yine 21. Yüzyıla damgasını vuracak büyük kentler olacaktır. Günümüzde büyük kentler üzerine iki farklı düşünce birbirleriyle çekişmektedir. Bu çekişen iki fikir büyük kentlerin gerçekten gelecek yüzyılda önemlerinin artacağına delildir. Çünkü bir taraftan her yerde büyük kentlerin kriz içinde olduğundan bahsedilirken, diğer taraftan aynı kentlerin ulus devletinin önüne geçen kentlerin dinamikleri ve krizleri arasındaki denge, büyük kent üzerine sürdürülen iddeanın ana teması olacaktır. Günümüzde büyük kent süreci ile ilgili tartışmalar daha çok gelişmiş ülkelerin metropollerini içermektedir. Oysa dikkat edilmesi gerekin bir özellik büyük kentlerin coğrafi dağılımında meydana gelecek değişmedir. 21. Yüzyıl başında nüfusu 10 milyonu aşacak 30 kadar büyük kentin çoğu gelişmekte olan ülkelerde bulunacaktır. Bu da gelecekte sorunun ne kadar büyük olduğunu göstermektedir .
    Sanayi devrimi kentsel bir devrime yol açmış ve kentler yeni işlevler üstlenerek önce İngiltere’de sonra da Avrupa ve Amerika’da hızla yayılmaya başlamıştır. Gelişen ülkelerde ise kentleşme 50 yıl gibi kısa bir sürede hızlanmıştır.

    Günümüzde ileri teknoloji kullanımı ve küresel yeniden yapılanma kentlerin önemli dönüşümler geçirmesine yol açmıştır. Bu çalışmada kentsel dönüşüm süreci işlenmekte ve İstanbul’da ki gelişimin yönlendirilmesi için önerilerde bulunulmaktadır.
     
  2. YAREN

    YAREN Üye

    Katılım:
    12 Şubat 2006
    Mesajlar:
    21.525
    Cevap: istanbul'un tarihsel süreçteki nüfusu ve fonksiyonlarının değişimi


    İSTANBUL METROPOLİTAN ALANININ KENTSEL DÖNÜŞÜMÜ

    İstanbul Metropolünün Küresel Kent Olma Potansiyeli
    İstanbul’u globalleşme sürecinde bir global kent olabilir mi? Bu sorunun cevabını verebilmek için İstanbul’un artılarını ve eksilerini tespit etmek gerekir. Aslında “İstanbul” un bir global kent olmak için gerekli maddi koşulları vardır. Şehir olarak fırsatı yakalamak için insiyatif göstermesi gerekmektedir” .
    Günümüzde İstanbul2un kendine özgü topografik ve coğrafi yapısı, ekonomik gücü ve geniş etki alanı ile çevre il ve bölgeleri etkileme özelliği dolayısıyla 3030 sayılı Büyükşehir Belediyeleri Yasası’nın getirdiği merkeziyetçi yönetim yapısına uymamaktadır. Bugün bu yasa uluslararası alanda bir metropol olmaya aday bir kente dar etmesi ve metropol kavramıyla bağdaşmayan ilçe yönetimine dayalı küçük alt belediyeler oluşturması da İstanbul’u olumsuz etkilemiştir. Artık İstanbul özel bir yasa ile yapısına uygun bir yerel yönetime kavuşturulmalıdır. Bunun için planlama öncelikli ve planlama yönetim bütünlüğünü sağlayacak bir model geliştirilmesi gerekmektedir.

    İstanbul’un Artıları

    · Geçmişteki kozmopolit kentli nüfus yapısı.
    · Dünyanın sayılı güzel kentlerinden biri dünyanın en iyi iklim kuşağı.
    · Estetik ve renkli doğal konum
    · yıllık tarih, 1530 yıllık başkent ve çok büyük değere sahip tarihsel doku.
    · Gelişmiş bir tuizm ve ticaret sektörü.
    · Özel sektör ağırlıklı kurumsallaşmış iş hayatı.
    · Bu iş hayatının yerleşmiş kültürü ve kurumları.
    · Oturmuş, yerleşik eğitim kurumları ve 100 yılın üzerinde geleneği olan eğitim birikimi.
    · Bu kurumların şekillendirdiği, ülkenin en iyi yetişmiş insan gücü.
    · Birikim sonucu ortaya çıkmış bir yaşam biçimi şehir kültürü ve geniş dünya görüşü
    · Ülkenin en yüksek gelir düzeyi.

    İstanbul’un Eksiler

    · Mevcut kozmopolit (Şehir-kır) ikili nüfus yapısı ve aşırı nüfus artışı.
    · Sanayi yoğunluğu ve kirlenmesi.
    · Ulaşım sorunu.
    · Anadolu yakasındaki modern fiziki doku ile Avrupa yakasındaki eski dokuyu. birleştirmeye çalışma hatasından doğan ulaşım güçlükleri
    · Boğaz geçişlerinin karayolu ulaşımına yüklediği ilave yükler.
    · Eski dokuda yer üstünün yer altına tercihi .
    · Ekonomik faaliyetlerde Avrupa yakasının tercihi.
    · Su, kanalizasyon, arıtma, ısıtma, haberleşme kesiklikleri, hava, toprak, su ve deniz kirlenmesi.
    · Plansız yerleşmeler, kötü ve illegal arazi kullanımının yasadışı rant paylaşımı.
    · Uluslararası kalitede iş ve ticaret tesislerinin eksikliği.
    · Örgütle suçluluğun artışı.
    · Ekonomik yaşam koşullarının koşulları.
    · Yönetim yetersizliği.

    SONUÇ
    Bugün İstanbul artı ve eksilerine rağmen, yüzölçümü itibariyle olmasa bile, nüfus yoğunluğu ve ulaşım güçlükleri itibariyle yönetilmesi zor bir hale gelmiştir. Günümüzde İstanbul’un ilçeler itibariyle bölünmüş ve parçalanmış bir yapısı vardır. Bu da İstanbul’da siyasi ve idari bütünlüğü sağlamayı güç bir hale getirmektedir. İstanbul için doğal bölünmeyi esas alan insan yapısı bölünmeyi en aza indiren ve her bölümün kendi içindeki bütünlüğünü koruyan bir yerel yönetim modeli geliştirilmesi şarttır. Bugün ilin bütün halinde ve koordinasyonunu sağlayacak bir il idaresi gereklidir.
    Ayrıca İstanbul dünya ekonomisinde stratejik bir noktaya gelebilmesi için sadece insan pazarını geliştirerek ve kurumlaştırarak yararlanabilir. Çünkü finans kapitalin gelişmekte olan ülke metropollerine yönelme eğilimi vardır. Bundan başka İstanbul’un Dünya ölçeğinde hareketli sermayeyi çekmesi olası görülmektedir. Bu sebeple İstanbul esnek üretime geçilebildiği ölçüde yakınlık kriterine cevap veren konum nedeniyle Avrupa kentleri İstanbul’un rakipleridir. Esnek üretim modelinin özelliği gereği küçük ve orta ölçekli tesislerin önemi daha da artacaktır.
    Globalleşme ve bölgeselleşmenin bugün için de bulunduğu süreçler İstanbul’un küresel değil bölgesel ölçekte stratejik bir kent olma imkanlarının aranması halinde dış dinamiklerle de destekleneceğini göstermektedir. İstanbul’un Avrupa kentler ağı ile bütünleşmesi üst düzey servisler aracılığı ile gerçekleştirilirken, u servislerin oluşumunun dış dinamiklere bağlı olması önemli bir mevzudur. Bugün İstanbul ulusal ekonominin yapısına bağlı olarak sanayi kentinden, servisler ve uluslararası ticaret kentine dönüşümü henüz başlamış bir kent özelliğini taşımaktadır. İç dinamiklerin bu dönüşümü yeterince hızlandırması zordur. Dış dinamiklere bağlı gelişme kentin mevcut ikili yapısını değiştirmeyecek aksine güçlendirecektir. Kaldı ki ikili yapı bugün global kent veya stratejik kent statüsü kazanmış gelişmiş kentlerde de ortaya çıkmaya başlanmıştır.

    Görüldüğü gibi, İstanbul’un ileriye dönük yapılanmasında stratejik bir planlama anlayışıyla yaklaşmak kentin içinde yer aldığı dış çevrenin içerdiği fırsat ve engellerin ortaya konmasını ve bunlardan hareketle gelişme stratejileri saptamayı gerektireceğinden, böyle bir planlama kaçınılmaz olarak yukarıda sözü edilen ikilemle ilgili bir siyasal seçme yapma sorununu da beraberinde getirecektir. Dünyada ki global gelişmelere bağlı olarak böyle bir sezme yapmakla karşı karşıya olunduğunun algılanması ve yapılacak seçimin yönü, İstanbul’u küresel bir kent yapmaya dönük stratejik bir planlamanın çıkış noktası olacaktır.

    Bugün, İstanbul’un gelişmesini bütün boyutlarıyla ele alarak yönlendirecek ve onu uluslararası arenada küresel bir kent olma yönünde yarıştıracak böyle bir planlamaya geçme yönünde bir siyasal seçme ortaya çıksa dahi, yerel kapasitenin yani yerel yönetimlerin güçlendirilmesi gereklidir.