İstanbulun Kurtuluşu İle İlgili Şiirler

'Karışık Şiirler' forumunda zamaneanne tarafından 17 Aralık 2012 tarihinde açılan konu


  1. İstanbulun Kurtuluşu Hakkında Şiirler


    FETİH ZAMANI

    Havanın mavisinde, denizin yeşilinde
    Bir türkü, Ortaasya’dan beri duymuşuz.
    Anamızın sütünden bayraklara kadar
    Yüce fetihle büyümüşüz.

    Yakmış gecemizi yıldızlar
    Burçlardan yana uyanmışız.
    Bir yazı gibi tepeler alnında
    Yazılmışız, silinmişiz.

    Nur ile kuvvet ile aşk ile
    Kaderin büyüsünü bozmuşuz.
    Görmüşüz suretini güzelliğin
    Koca feleklere görünmüşüz.

    Cihanın yarısı gök;
    Önünde şehit şehit durmuşuz,
    Cihanın yarısı İstanbul
    Almışız.

    Fazıl Hüsnü DAĞLARCA



    İstanbul’un Kurtuluşu

    Tarihte,hep bağımsız yaşadı Türk Milleti,
    İlk Dünya Savaşı’nda tattı heyhat zilleti.

    Müttefiki Almanya,yenilince savaşta,
    O da yenik sayıldı,ne yazık bu savaşta.

    1918, 30 Ekim Günü’nde,
    Acı bir antlaşmaya,imza attı,o günde.

    Bu talihsiz antlaşma,Mondros’ta yapıldı,
    Türk’ün bağımsızlığı,tüm elinden alındı.

    Önce Yunan askeri,çıkarıldı İzmir’e,
    Sonra yurt planlandı,paylaşmaya Sevr’le.

    Bunu gören Atatürk,hemen Samsun’a çıktı,
    Uyardı milletini,işgale karşı çıktı.

    Kaynaştı milletiyle,Erzurum’da,Sivas’ta,
    Kongreler düzenledi,uzunca bu hususta.

    Vatanı kurtarmaya kesin karar verdiler,
    O azimle,inançla; Ankara’ya geldiler.

    Ankara’ya,tüm yurttan gelen o Temsilciler,
    Yurdu temsil etmeyi,kesin görev bildiler.

    1920′de, 23 Nisan Günü,
    Kurdular hür Meclisi,dünya duydu bu ünü.

    İtilaf devletleri,korktu Türk’ün azminden,
    İstanbul’u zaptetti,vurdu Türk’ü yeniden.

    İngiltere,Fransa ve sonra da İtalya,
    Yurdu paylaşmak için,çıktı Anadolu’ya.

    Sevr Antlaşması’yla,paylaşmaya kalktılar,
    Türk’ün gücüyle buna,fırsat bulamadılar.

    Meclise Başkan oldu,orduya Başkomutan,
    Düzgün,güçlü bir ordu,kurdu kahraman Ata’m.

    Bu azimle,Kurtuluş Savaşı’nı başlattı,
    Üç Buçuk yılda Ata’m,düşmanı yurttan attı.

    Yenilgiye uğrayan,İtilaf devletleri,
    İade etti Türk’ün,gerçek hakkını geri.

    1923, 24 Temmuz’unda,
    Tüm haklar kazanıldı,Lozan Antlaşması’nda.

    Atatürk’ün dediği gibi; geri gittiler,
    Şen İstanbul’umuzu,üzgünce terk ettiler.

    1923, 6 Ekim Günü’nde,
    Kahraman Türk Ordusu,Refet Paşa emrinde;

    Girdi İstanbul’uma,bir bayram sevinciyle,
    Kavuştu İstanbullu,tekrar özgürlüğüne.

    6 Ekim Günlerin,kutlu olsun İstanbul,
    Sana sevgimiz derin,mutlu ol sen İstanbul…

    FETİH MARŞI

    Yelkenler biçilecek, yelkenler dikilecek;
    Dağlardan çektiler, kalyonlar çekilecek...
    Kerpetenlerle surun dişleri sökülecek...

    Yürü: "Hala, ne diye oyunda oynaştasın?
    Fatih’in İstanbul’u fethettiği yaştasın!

    Sende geçebilirsin yardan, anadan, serden...
    Senin de destanını okuyalım ezberden...
    Haberin yok gibidir taşıdığın değerden...

    Elde sensin, dilde sen... Gönüldesin, baştasın:
    Fatih’in İstanbul’u fethettiği yaştasın!

    Yüzüne çarpmak gerek, zamanenin fendini,
    Göster: Kabaran sular nasıl yıkar bendini?
    Küçük görme, hor görme, delikanlım kendini

    Şu kırık abideyi yükseltecek taştasın;
    Fatih’in İstanbul’u fethettiği yaştasın!

    Bu kitaplar Fatih’tir, selim’dir, Süleyman’dır;
    Şu mihrap sinanüddin, şu minare Sinan’dır;
    Haydi, artık, uyuyan destanını uyandır!

    Bilmem neden gündelik işlerle telaştasın?
    Kızım, sende Fatihler doğuracak yaştasın;

    Delikanlım, işaret aldığın gün atandan
    Yürüyeceksin... Millet yürüyecek arkandan;
    Sana selam getirdim Ulubatlı Hasan’dan...

    Sen ki burçlara bayrak olacak kumaştasın...
    Fatih’in İstanbul’u fethettiği yaştasın!

    Bırak, bozuk saatler yalan yanlış işlesin!
    Çelebiler çekilip haremlerde kışlasın!
    Yürü, arslanım, fetih hazırlığı başlasın...

    Yürü, hala ne diye, kendinle savaştasın?
    Fatih’in İstanbul’u fethettiği yaştasın!

    Arif Nihat ASYA


    İstanbul’un Kurtuluşu

    Dünyanın en güzel kenti,
    Türk ulusunun gözbebeği,
    Fatih’in armağanı,
    Güzeller güzeli İstanbul…!

    Var mı? Senin gibi şanlı,
    Tüm ulusların gözü hep sende kaldı.
    Güzelliğin dillerde, zengin gönüllerde saklı,
    Güzeller güzeli İstanbul…!

    Kaç kez fethedilmek istendin,
    Fatih seni fethene kadar.
    Atalarımızın emaneti Fatih’in armağanı,
    Türk ulusunun gözbebeği, güzeller güzeli İstanbul…!

    İstanbul Destanı

    Sana bilmem hangi yönden bakayım
    Gece başka gündüz başka güzelsin
    Kâinatta eşsiz tek ve özelsin
    Çağlar değiştirdi sevdan İSTANBUL

    Efendimiz malum ezelden tanır
    Binlercesi şehrin can kıskanır
    Sinende yaşayan cennettir sanır
    Cihanda emsalin yok ki İSTANBUL

    Kalbini son defa fethedenlere
    Elveda deyip de gitmeyenlere
    İmkân bulamayıp gelmeyenlere
    Engin hoşgörünle kızma İSTANBUL

    Kâbe-i ziyaretgâhların vardır
    Şühedadan namazgâhların yardır
    Âlem-i insanlar çok arzu-dardır
    Sevenin koynunda sar ki İSTANBUL

    Köklü medeniyetlerin evisin
    Tarihler boyunca ananevisin
    Mukaddesatını yâd el de bilsin
    Sırr-ı nikabını aç ki İSTANBUL

    Her dinin mensubu ibadet eder
    Havra Kilise ve Cami’ye gider
    O insanlar gönül diliyle ne der
    Sessiz niyetleri duy ki İSTANBUL

    Tüm insanlar âlâ şeyler yazmışlar
    Anlatacak bir söz bırakmamışlar
    Nesillere misal hep taşımışlar
    Ölçülmez değerin var ki İSTANBUL

    Arz ile deniz ve mehtap bakıyor
    Gerçek yıldızlardan taçlar takıyor
    Her gönülde sevdan ataş yakıyor
    Türlü dillerdesin bil ki İSTANBUL

    Elbet ben de bir gün gelir geçerim
    İlahi yasaya ben de naçarım
    Yardan ya da senden vaz mı geçerim?
    Bir eser de benden al ki İSTANBUL

    Çınlar Cami’lerden ezan(ı)salası
    Yıkar nefisleri def-i belası
    Zeki'midir sanki tek müptelası
    Eyyüb Sultan başta say ki İSTANBUL