istanbul'un doğal varlıkları hakkında bilgi

'Bilgi Rehberi' forumunda YAREN tarafından 8 Kasım 2010 tarihinde açılan konu


  1. istanbul'un doğal varlıkları nelerdir?


    BELGRAD ORMANLARI
    İstanbul'un Avrupa yakasında Istranca Dağları'nın güneydoğü yönünde alçalarak İstanbul Boğazı'nda sonuçlanan Belgrad Ormanı, zengin bitki örtüsü ile doğayla başbaşa kalmak isteyenlere mükemmel bix dinlenme ve eğlenme ortamı sağlayan bir alandır Yapraklı ağaçlardan müteşekkil bir orman olan Belgrad Ormanı'nda meşe, gürgen ve kestane ağaçlarına çok sık rastlanmaktadır Ayrıca ormanda 400'den fazla otsu bitki türü de mevcutıur Ormanda karaca, tavşan, yaban domuzu, tilki, yaban ördeği, çulluk gibi hayvanlara sık sık rastlanabilmektedir

    İçinden geçen dereler ve üzerlerindeki bentlerle ziyaretçilerine suyun ve yeşilin kucaklaştığı bir manzara sunan Belgrad Ormanı bir eğlence alanı olarak da ilgi çekmektedir Orman içinde bir çok yerde ' piknik alanları düzenlenmiş, serbest oyun alanları, büfeler ve banklar konmuştur Spor yapmak isteyenler için düzenlenen "Sağlıklı Yaşam Parkuru" da ziyaretçilere doğayla içiçe spor yapma imkanı tanımaktadır

    GÜLHANE PARKI
    Topkapı Sarayı ile Sarayburnu arasında yer alan park şehrin en fazla ziyaretçi tarafından gezilen dinlenme ve eğlence alanıdır Geniş bir alana sahip olan parkta son derece ilginç ve az rastlanır ağaç ve çalı türleri bulunmaktadırParkın Sarayburnu'na bakan kısmındaki Boğaz manzarası ise son derece etkileyicidirParkı boydan boya kesen ağaçlıklı yol üzerinde yaz mevsimi boyunca hizmet veren çeşitli restoranlar, kahveler, lunapark,hayvanat bahçesi, el sanatları sergileri, çocuk bahçesi, kukla-karagöz temsilleri veren tiyatro burayı ilginç bir eğlence alanı haline dönüştümıektedir Ayrıca 1987 yılından beri İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen Gülhane Şenlikleri ve konserleri de ziyaretçiler için parkı cazip kılmaktadır Gülhane Parkı'nın bir diğer ilginç kısmı ise içinde akvaryumların yer aldığı sarnıçtır

    ADALAR
    İstanbul'un hem yerleşim hem de eğlence ve dinlence alanı olarak hizmet veren Adalar, Marmara Denizi'nde yer alan 10 adadan oluşmaktadır Büyükada, Heybeli, Kınalı, Burgaz, Sedefadası, Kaşıkadası, Tavşanadası, Pide adası olarak isimlendirilen adalardan Büyükada ve Heybeli en önemlilerdir Bu adalar Bizans Döneminde prenslerin sürgün yeri olarak kullanıldığı için Prens Adaları olarak da adlandırılmaktadırlar
    Büyükada isminden de anlaşılacağı gibi adaların en büyüğüdür Bütün tepeleri ağaçlarla kaplı olan adanın iç kısımları ise zengin ağaç, bitki, çiçek türleri ile süslüdür Ada içinde motorlu araç kullanımı yasaklanmış, böylelikle havanın temizliğinden hiç bir şey kaybetmeden ulaşım sorunu çözülmüştür Ulaşım faytonlarla yapılmakta, böylece hem sağlıklı bir ortam sağlanmakta hem de ziyaretçilere şehrin başka hiç bir kısmında yaşayamayacakları nostaljik geziler yapma keyfi yaşatılmaktadır
    İstanbul'un Musevi sosyetesinin ve bazı zengin Türklerin sayfiye evlerinin burada olması nedeniyle yaz aylarında nüfusu artan ada, bu mevsimde yoğun bir ziyaretçi akınına da uğramaktadır Bir çok yazlık restoran, gazino, klüp, diskotek, bar, kahve, çay bahçesi işletilmekte her tür zevke hitap eden bir eğlence ortamı yaratılmaktadır Anadolu Klübü bu anlamda zengin kesimin kumar, eğlence ve dinlenme amacıyla tercih ettiği, bazı siyasetçilerin de tatil yaptığı bir yer olarak adada ki benzerlerinden ayrılmaktadır
    Büyükada plajları ile de ilgi çekmektedir Ada da yer alan Aya Yorgi Kilisesi ise Hristiyanların ilgi duyduğu bir ziyaret yeridir Ayrıca Müslümanlarca da ziyaret edilmekte, adaklar adanmaktadır Heybeliada ise ikinci büyük adadır Sakinliği ve doğal güzellikleri açısından müstesna bir mekandır Faytonlarla ada turları yapılabilmekte ziyaretçilerin zaman geçirebileceği çeşitli eğlence mekanları,restoran ve kahveler hizmet vermektedir Heybeliada plajları da oldukça temiz ve güzeldir Heybeliada'da Deniz Lisesi'nin yanı sıra bir Papaz Okulu da bulunmaktadır

    EMİRGAN
    Boğaziçi'nin Rumeli yakasında Baltalimanı ile İstinye arasında bulunan semt adeta simgesi haline gelmiş olan korusu ile şehrin en fazla rağbet edilen mesire yerlerinden biridir Emirgan Korusu ziyaretçilerine Boğaziçi'ne tepeden bakan konumu ile seyrine doyulamayan bir manzara sunmaktadır Yüzlerce çeşit ağaç, çiçek ve bitki türünün birarada bulunduğu park bu yönüyle gerçekten ilgi çekicidir Bu türlerin birçoğuna şehrin diğer yeşil alanlarında rastlamak kolay değildir Korunun içinde yer alan göletler, su aynaları, küçük patikalar, çeşmeler vs de yapılan gezintileri ziyaretçiler için daha ilginç ve keyifli hale getirmektedir

    Emirgan Korusu'ndaki üç köşkün her biri koruya ayrı bir güzellik katmakta; her biri ayrı bir mimari üsluba örnek teşkil etmektedir Bunlardan Sarı Köşk Şale üslubunda, Pembe Köşk klasik Türk evi stilinde, Beyaz Köşk Neo Klasik üslupta yapılardır Bu binalar ziyaretçilere kafe, kitaplık, konser salonu gibi çeşitli fonksiyonlanyla hizmet vermektedir Korunun lale bahçeleri ise dillere destan olacak güzelliktedir ve burada her yıl Mayıs ayında İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından bir Lale Bayramı düzenlenmektedir
    Emirgan sahilinde tarihi Çınaraltı kahvesinde Boğaz'a karşı demli bir çay içmek de ziyaretçiler için oldukça keyifli bir iştir

    PİYER LOTİ
    Eyüp sırtlarında 19 yüzyıldan beri varlığını koruyan, ünlü yazar Piyer Loti tarafından sık sık ziyaret edildiği için onun adıyla anılan kahvehanedir
    Kahvehaneyi günümüze dek getiren ve cazip kılan yönü, sahip olduğu eşsiz konumudur Haliç panoramasına ve arka planda İstanbul'un büyülü siluetine hakim olan kahve, halen yerli ve özellikle yabancı ziyaretçilerin popüler bir uğrak yeridir
    Bugünkü kahve eski Şark kahveleri stilinde döşenmiştir ve etrafında turistik eşya satan çeşitli dükkanlar yer almaktadır

    ANADOLU KAVAĞI
    Boğaziçi'nde Anadolu sahilinin kuzey kesiminde yer alan köy olan Anadolu Kavağı, İstanbul'da doğal güzelliklerini günümüzde de koruyabilen ender mekanlardan biridir Bu özelliği nedeniyle yaz mevsimi boyunca turistik bir yer halini almaktadır Ayrıca köyün üst kısmında bulunan ve Bizans döneminden günümüze intikal eden Yoros Kalesi kalıntıları da ziyaretçiler için görmeye değer niteliktedir

    Son yıllarda köye yönelik turistik ilginin artmasıyla birlikte, sahil kısmında çok sayıda balık lokantası, restoran, çay bahçesi, kahve ve hediyelik eşya dükkanları da açılmıştır Bu durum köyde ayrı bir atmosferin oluşmasına katkıda bulunmakta; şehirden fazla uzaklaşmadan farklı bir ortamın keyfini yaşamak isteyenler için Anadolu Kavağı'nı son derece cazip kılmaktadır

    RUMELİ KAVAĞI
    Boğaziçi'nin Avrupa yakasında Anadolu Kavağı'nın karşısında yer alan Sarıyer ilçesine bağlı bir mahalledir Yeşil ile mavinin içiçe olduğu bu sakin ve şirin belde İstanbul'un doğal yapısı en az tahrip edilmiş kısımlarından olup ziyaretçilerine huzur aşılamaktadır Ayrıca Rumeli Kavağının sahil kısmında yer alan balık lokantalan, zengin menüleri ve taze balık çeşitleriyle damak zevkine düşkün pekçok kişinin ilgisini çekmektedir Çay bahçeleri ise İstanbul Boğazı'nı değişik bir açıdan seyretmek isteyen panorama meraklıları için eşsiz bir seyir yeri niteliğindedir
    Evlenmek isteyen genç kız ve erkeklerin adak adadığı Telli Baba türbesi ise yıllardan beri yoğun bir ilgiye mazhar olmaktadır Dileği yerine gelenlerin bıraktığı gelin telleri ve diğer malzemelerle gayet ilginç bir görüntüsü olan türbenin varlığı da buraya yönelik ilgiyi artııran önemli bir faktördür Rumeli Kavağı'nın kuzey kısmında yer alan plajlar da birçok kişinin yaz mevsimi boyunca denize olan özlemini giderdiği müstesna yerlerdir

    KİLYOS
    İstanbul'un Rumeli kesiminde Sarıyer ilçesine bağlı olan köy, sahili ve plajlarıyla ünlüdür 1960'lardan bu yana İstanbul'da deniz kirliliğinin giderek artan bir hızla yaygınlaşması deniz ve tatil meraklılarının bu şirin ve sakin sahil köyüne ilgi göstermesine neden olmuştur Özellikle karayoluyla ulaşım olanaklarının ve özel araba sahipliğinin artması bu süreci hızlandırmıştır
    Kilyos plajlarının en önemli özelliği sığ oluşudur ancak zaman zaman oluşan anaforların deniz dibinde meydana getirdiği çukurluklar kazalara neden olabilmektedir
    Yazın bunaltıcı sıcağında Kilyos tertemiz denizi, ışıltılı kumsalı, huzur verici atmosferi ile birçok kişiye özellikle günü birlik tatil olanağı sağlamaktadır Köydeki lokanta, pansiyon, motel ve plaj işletmeleri de ziyaretçilerin her türlü ihtiyacına cevap verecek şekilde düzenlenmiştir

    POLONEZKÖY
    İstanbul'un Anadolu yakasında Beykoz'dan Şile'ye giden yolun üzerinde yer alan sevimli bir köydür 18 yüzyılda politik nedenlerle Osmanlı Devleti'ne sığınan Polonyalılarca oluşturulmuştur Polenezköy son derece verimli bir doğanın ortasına kurulmuştur ve ziyaretçilerine sunduğu en büyük hediyesi sahip olduğu doğal güzellikler ve oksijen dolu havasıdır Günümüzde yoğun bir turistik talebe maruz kalan köy buna bağlı olarak restoran, motel ve pansiyonlarla dolmuştur İlkbahar ve yaz mevsiminde piknik alanı, yürüyüş ve spor alanı olarak ziyaretçilerine hizmet veren Polenezköy kış mevsiminde de av meraklılarının ilgisini çekmektedir
    Ayrıca sayıları çok azalmış olsa da köydeki Polonyalıların yaptığı çeşitli Polonya yemeklerinin tadına bakmak da ziyaretçiler için ilginç bir deneyimdir

    ŞİLE
    Kocaeli'ne komşu ilçe günübirlik veya kısa süreli iç turizmin gözde mekanlarından biridir Marmara ve Boğaziçi'nin kirlenmesine paralel olarak yazın ve hafta sonları denize girmek isteyen kişilerin özellikle tercih ettiği bir sayfiye kasabasıdır Şile sadece temiz deniziyle değil içinden geçen akarsuları ve zengin bitki örtüsüyle de tabiatla başbaşa kalmaktan hoşlanan kişilere hoş bir tatil olanağı sunmaktadır
    Ayrıca içindeki sarkıt ve dikitleriyle ilgi çeken Sofular Mağarası da turistler için yöreyi ilginç kılmaktadır

    ORTAKÖY
    İstanbul'un Avrupa yakasında Beşiktaş ilçesine bağlı olan semtin en ilgi çekici kısmı deniz kıyısında, Ortaköy Camii'nin yanında yer alan Ortaköy Meydanı'dır
    Farklı zevk, görüş ve düşüncelere sahip her türden insanın farklı nedenlerle ziyaret ettiği Ortaköy Meydanı 19 yüzyıl sivil mimarisinin özgün örneklerini teşkil eden iki veya üç katlı cumbalı evlerle çevrelenmiştir İstanbul'un tarihsel macerasından kaynaklanan kozmopolit yapısının rahatlıkla müşahade edilebileceği Ortaköy Meydanı, etrafında yer alan üç büyük dinin anıtsal yapılarıyla da ziyaretçilerin ilgisini çekmektedir Boğaziçi'nin eşsiz güzelliğinin seyredildiği bu meydanda, sanat atölyeleri, sergi salonlan, el sanatı ürünlerinin satıldığı dükkanlar ve tezgahlar, antikacılar, barlar, restoranlar ve cafelerle insanlara birçok değişik eğlence alternatifi sunulmakta; ziyaretçiler, hem nostaljik bir mekanla bağ kurmanın hem de gönüllerince eğlenmenin keyfini yaşamaktadırlar.