İstanbul İle İlgili Şiirler

'Karışık Şiirler' forumunda Aysell tarafından 2 Nisan 2012 tarihinde açılan konu


  1. Ünlü Şairlerden İstanbul İle İlgili Şiirler

    İstanbul Şiirleri

    İstanbul'u Dinliyorum

    İstanbul’u dinliyorum, gözlerim kapalı;
    Önce hafiften bir rüzgar esiyor;
    Yavaş yavaş sallanıyor
    Yapraklar ağaçlarda;
    Uzaklarda, çok uzaklarda
    Sucuların hiç durmayan çıngırakları;
    İstanbul’u dinliyorum gözlerim kapalı.


    İstanbul’u dinliyorum gözlerim kapalı;
    Kuşlar geçiyor derken
    Yükseklerden, sürü sürü, çığlık çığlık;
    Ağlar çekiliyor dalyanlarda; Bir kadının suya değiyor ayakları;
    İstanbul’u dinliyorum, gözlerim kapalı.


    İstanbul’u dinliyorum, gözlerim kapalı;
    Serin serin Kapalıçarşı,
    Cıvıl cıvıl Mahmutpaşa
    Güvercin dolu avlular,
    Çekiç sesleri geliyor doklardan
    Güzelim bahar rüzgarında ter kokuları;
    İstanbul’u dinliyorum, gözlerim kapalı.
    İstanbul’u dinliyorum, gözlerim kapalı
    Başımda eski alemlerin sarhoşluğu,
    Loş kayıkhaneleriyle bir yalı
    Dinmiş lodosların uğultusu içinde.
    İstanbul’u dinliyorum gözlerim kapalı.


    İstanbul’u dinliyorum, gözlerim kapalı;
    Bir yosma geçiyor kaldırımdan.
    Küfürler, şarkılar, türküler, laf atmalar.
    Bir şey düşüyor elinden yere;
    Bir gül olmalı.
    İstanbul’u dinliyorum, gözlerim kapalı.


    İstanbul’u dinliyorum, gözlerim kapalı;
    Bir kuş çırpınıyor eteklerinde.
    Alnın sıcak mı, değil mi biliyorum;
    Dudakların ıslak mı değil mi, biliyorum;
    Beyaz bir ay doğuyor fıstıkların arkasından
    Kalbinin vuruşundan anlıyorum;
    İstanbul’u dinliyorum.


    Orhan Veli KANIK


    İstanbul Işık Işık

    İstanbul rüzgar rüzgar sevdiğim
    Kah bir lodos, denizlerden esen
    Ilık mı ılık
    Kah ustura gibi deli bir poyraz
    Bırak saçlarını rüzgarlarına İstanbulun
    Bu şehirde aşksız ve rüzgarsız yaşanmaz

    İstanbul bulut bulut sevdiğim
    Kimi beyaz mı beyaz
    İnce, tül gibi
    Kimi katran misali kara
    Bulutları da insanlarına benzer İstanbulun
    İnanma sevdiğim, inanma bulutlara

    İstanbul yağmur yağmur sevdiğim
    Kah ince ince
    Kah bardaktan boşanırcasına
    Hele bir yağmur yağmaya görsün
    Ölürcesine yaşanır bu şehirde sevdiğim
    Ve yaşanırcasına ölünür

    İstanbul deniz deniz sevdiğim
    Bir çakır mavi
    Bir camgöbeği tuzlu su
    Üstünde irili ufaklı tekneler
    Kayıklar, yelkenliler, mavnalar
    Kalleştir denizleri istanbulun sevdiğm
    İstanbul kadar

    İstanbul kadeh kadeh sevdiğim
    İçtikçe içesi gelir insanın
    Sarhoşluğu tutuşup yanmaya benzer
    Ve bir gölgedir yalnızlık meyhanelerinde
    Seninle dolaşır, seninle gezer

    Ümit Yaşar Oğuzcan


    İstanbul'a Kar Yağıyordu

    Yetmişdokuzun kışıydı
    Sertti, soğuktu
    İstanbul'a kar yağıyordu
    Kömür yanıyordu sobalarda
    Geceleri polisler, bekçiler oluyordu
    Bir de biz oluyorduk
    Ölümüne üşüyorduk ha,
    Yalan yok, polisler de üşüyordu
    Onaltı yaşındaydım
    Herşeyi bükecek bileğim vardı
    Onaltı yaşındaydım
    Aslan gibi ortadaydım
    Gündüzleri, okulda coğrafya defterimin arkasına
    Senin için şiirler
    Geceleri duvarlara ülkemi kurtarmak için
    Kahrolsun yazacak kadar adamdım
    Onaltı yaşındaydım
    Ne senin haberin oluyordu şiirlerimden
    Ne de birileri kahroluyordu
    Mahalle duvarlarına çiziktirdiğim harflerimden
    Onaltı yaşındaydım
    Yalan yok
    Ben yazmaya böyle başladım
    Coğrafya defterim bir eskiciye kurban gitti
    Duvarlarına yüreğimi bağırdığım o evler birer birer
    Yıkıldı gitti
    Şimdi güzel kağıtlara yazıyorum
    Kocaman laflar ediyorum
    Marşlar biliyordum
    Kitaplar okuyordum
    Koşarak ve ıslanmadan geçiyordum sulardan
    İstanbul'u seviyordum
    Seni seviyordum
    Dualar öğreniyordum
    Meydanlarda toplanıp bağırıyordum
    Herkes gibiydim
    Herkes kadar cesur
    Herkes kadar korkak
    Herkes kadar filinta delikanlı
    Ve herkes kadar buralı
    Yetmişdokuzun kışıydı
    Sertti soğuktu
    İstanbul'a kar yağıyordu
    Ağzımızdan dumanlar çıkıyordu konuşurken
    Haliç'in arkasında toplanıyorduk
    Gece adamı içine çekiyordu
    Biz geceyi içimize çekiyorduk
    En güzel ben yazıyordum duvarlara yazıları
    Herkes beni seviyordu
    En güzel şiirleri de ben yazıyordum oysa
    Coğrafya defterimin arkasına
    Bunu kimse bilmiyordu
    Sizin evin duvarına "kahrolsun" diye yazıyordum
    Ve hızla kaçıyordum
    Sizin evin duvarına birkez olsun
    "Seni seviyorum" diye yazamadım
    O zaman duvarlara öyle şeyler yazılmıyordu
    Dedim ya
    Yetmişdokuzun kışıydı
    Sertti soğuktu
    İstanbul'a kar yağıyordu

    İbrahim Sadri