İstanbul - Eminönü

'Türkiye ile ilgili' forumunda Oylesine tarafından 12 Temmuz 2008 tarihinde açılan konu


  1. [​IMG]

    Marmara Bölgesi'nde, İstanbul İline bağlı bir ilçe olan Eminönü, kuzeyinde Haliç, batısında
    Zeytinburnu ve Fatih, güneyinde Marmara Denizi, doğusunda da İstanbul Boğazı ile
    çevrilidir. Eminönü İstanbul'un tarihi yarımadası içerisinde yer almaktadır. İlçenin bulunduğu
    alan engebeli bir arazi yapısına sahip olup, Marmara kıyılarından yükselen alçak tepeler
    Sultanahmet'te en üst noktasına eriştikten sonra Haliç'e doğru tekrar alçalmaktadır.

    Yüzölçümü 5 km2, 2000 Yılı Genel Nüfus Sayım sonuçlarına göre toplam nüfusu 55.935'tir.

    İlçede Akdeniz ile Karadeniz iklimleri arasında geçiş iklimi olarak tanınan Marmara
    iklimi hakimdir. Marmara ve Haliç kıyılarında yazlar sıcak ve kurak, kışlar ılık ve yağışlı geçer.

    [​IMG]

    İlçenin ekonomisi turizm ve ticarete dayalıdır. Türkiye'nin en gelişmiş ilçelerinden biri
    olan Eminönü günümüzde turizm başta olmak üzere önemli bir ticaret merkezidir. Bunun
    yanı sıra ilçedeki imalat sanayii önemini korumakla beraber bir kısmı buradan diğer
    ilçelere taşınmıştır. XX.yüzyılın ikinci yarısından sonra artan sermaye birikimleri, özel
    sektöre sağlanan destek, ulaşım kolaylığı ilçenin önemli bir ticaret ve turizm yeri
    olmasında en büyük etkendir. Buradaki evlerin büyük çoğunluğu turizme yönelik
    işyerlerine dönüşmüş, halkın büyük bir kısmı buradan göçmüştür. Bundan ötürü
    de gündüzleri son derece kalabalık olan ilçe nüfusu geceleri büyük ölçüde düşmektedir.

    İstanbul'un arkeoloji, sanat tarihi ve turizm yönünden önemli bir bölgesi olan
    Eminönü'nde arkeolojik araştırmaların yeterince yapıldığı söylenemez. Bunun en
    büyük nedeni de İstanbul'un fethinden sonra Osmanlı döneminde burada yerleşimin
    yoğunlaşmasıdır. XX.yüzyılın başlarında Sarayburnu çevresinde yapılan araştırmalar
    ve ilçenin çeşitli yerlerinde temel kazılarında ortaya çıkan kalıntılar ile günümüze
    ulaşan anıtlar Eminönü’nün oldukça eski yıllara inen bir tarihi olduğunu göstermektedir.

    [​IMG]

    İstanbul’un belirli kesimlerinde yapılan araştırmalar ilk yerleşimin Paleolitik Çağlara
    kadar (MÖ.5000) göstermektedir. Sarayburnu yöresinde Alman Arkeoloji Enstitüsünün
    yapmış olduğu kazılarda ortaya çıkan örneklere dayanılarak Eminönü’nde de
    Prehistorik Çağlarda bir yerleşim olduğu sanılmaktadır. MÖ.2000’den sonra Eminönü
    yöresi Balkanlardan gelen Trak kavimleri ile Friglerin bir bölümünün burada yaşadığı ele
    geçen buluntulardan anlaşılmıştır.

    Tarihi araştırmalar burada kurulan ilk şehrin Byziantion olduğunu göstermiştir. Romalı
    yazar Plinius Byzantion kurulmadan önce buradaki Lygos isimli bir köyden söz etmiştir.
    Byzantion Sarayburnu, Suru-u Sultani ve Sultanahmet’i kapsayan oldukça geniş bir
    alanda bulunuyordu. P.Kretschmer’e göre Byzantion ismi Frigler tarafından
    konulmuştur. Yunan Mitolojisine göre Eminönü, deniz tanrısı Posedion ile Keroessa'nın oğlu
    Byzans tarafından kurulmuştur.

    [​IMG]

    Antik kaynaklara göre; MÖ.VIII.- VII. yüzyılda ise Megaralılar Ege ve Marmara
    kıyılarından Boğaz’a gelerek Sarayburnu (Akra)’nda, büyük olasılıkla Trak
    yerleşmesinin üzerine Khalkedon’dan (Kadıköy) sonra kendi kentlerini kurmuşlardır.
    M.Ö. 513’te Pers, M.Ö. 479’da Sparta, MÖ. 477 sonrasında Atinalılar buraya
    egemen olmuşlardır. Kent, MÖ. 340-339’da da Makedonya Kralı II. Philippus’un
    eline geçmiş, Helenistik Çağda Byzantionun, Sirkeci, Sultanahmet ve Ahırkapı çevresinde
    gelişmiş, tüm yapılar antik akropol olan Topkapı Sarayı ve çevresinin bulunduğu alanda
    toplanmıştır. Akropolde bulunan kent, taş bloklarla yapılmış sağlam duvarlarla
    kuşatılmıştır. Burada surların batısında Trakion Kapısı ile 27 kule bulunmaktaydı.
    Sarayburnu yakınındaki tepede yer alan ve içinde saray, Zeus, Athena, Artemis-
    Selene ve Poseidon mabetleri, hamamlar, gymnasion , agora, stadion ve tiyatronun
    bulunduğu Akropolis ayrı bir duvarla kuşatılmıştı. Akropolis yakınında etrafı revaklarla
    ( porticus ) çevrili, dörtgen planlı bir Agoranın ortasında Apollon, Helios’un tunçtan
    bir heykeli bulunuyordu. Agoranın batısında Traklara karşı kazanılan bir savaşın anısına
    yapılmış bir başka meydan daha vardı. Ayrıca şehrin en büyük hamamı olan Akhylleos
    Hamamı’da bu çevrede idi. Trakya’dan su kanalları aracılığıyla getirilen sular, şehrin
    içerisindeki açık ve kapalı sarnıçlarda toplanıyordu. Nekropolis (mezarlık) de batıda,
    surların dışındaydı. MÖ.II. yüzyıl sonlarına kadar, yüksek duvarlarla çevrilmiş Byzantion,
    zengin bir kentti. Bu refah düzeyinin kaynağını balıkçılıktan elde edilen gelirler, Boğaz'ı
    geçen gemilerden alınan vergiler ve toprağın verimliliği oluşturmakta idi. Bu durum
    MS.193 yılında, Roma İmparatorluğunda taht kavgalarının neden olduğu kargaşa
    dönemine kadar sürmüştür.
     



  2. [​IMG]

    Septimus Severius zamanında (193-211) Sirkeci’den Çemberlitaş’a, oradan da
    doğuda Marmara Denizi’ne kadar uzanan, ancak günümüze gelememiş yaptırılmıştır.
    Kent merkezi, hamamlar Apollon-Helios ve Aphrodite mabetleri ve tiyatro da dahil olmak
    üzere anıtsal yapılarla donatılmıştı. Nekropolis (mezarlık), Çemberlitaş’la Beyazıt
    arasındaki alanda yer almaktaydı. Zamanın ana yolları iki yanda sütunlarla sınırlandırılmıştı
    ve bu caddelerin en ünlüsü, Divanyolu (Yeniçeriler) Caddesi güzergâhını izleyen
    Mese Caddesi idi.

    [​IMG]

    Roma İmparatorluğunun ikiye bölünmesinden sonra bugünkü Eminönü bölgesinde yer alan,
    Marmara Denizi’nden Beyazıt’a kadar uzanan alanda yeniden yapılanmaya gidilmiştir.
    Ancak, bunlar yangın, deprem, kuşatma ve isyanlardan ötürü zarar görmüş, çoğunun
    kalıntıları günümüze ulaşamamıştır. Bizans döneminde şehir, akropolün çevresindeki
    alanda yapılan Hippodrom, Hagia Sophia, Hagia Eirene ve Sarayburnu’na kadar
    uzanan Büyük Saray çevresinde toplanmıştı. İmparator Theodosios II. Zamanında
    şehir genişletilmiş, surlar bugünkü Edirnekapı’dan Balat’a kadar inen alana kadar
    uzatılmıştır. Kent içerisinde kiliseler, manastırlar yapılmıştır. Kentin ticaret merkezi de
    Hippodrom’dan bugünkü Beyazıt Meydanı’na kadar uzanan alanda yer alıyordu.
    Ayrıca çeşitli meydanlar, sütun ve heykellerle bezenmiştir. Bunlardan hemen hepsi
    günümüze kadar iyi durumda gelebilmiştir.

    Bizans İmparatorlarından Arcadius (395-408), II.Theodesius, II.Iustinianus (527-565),
    Thephios, III.Mikhael kente yeni yapılar eklemiştir. Buna rağmen kentin tarihi yarımadası
    çeşitli isyanlardan büyük ölçüde etkilenmiş, zaman zaman da yakılıp yıkılmıştır. İstanbul
    patriği Ioannes Chrisosthomos’un İmparator Arcadius’un karısı Eudoksia ile sürekli
    çatışması halkı ayaklandırmış, çıkan isyan önlenemeyince Ayasofya başta olmak üzere
    şehirdeki pek çok yapı yakılıp yıkılmıştır. II.Iustinianus’un yaşamını ve tahtını tehlikeye
    sokan Nika Ayaklanması (532), eşi Theodora ve komutanı Belisarios’un desteği ile
    bastırılabilmiştir. Bu ayaklanma sonunda şehrin hemen her yanında yangınlar çıkmış,
    Hagia Sophia, Hagia Eireni ve Samson Ksenodokion zarar görmüştür. Bunun ardından
    732 ve 740 depremleri kentin belli başlı anıtlarının yıkılmasına neden olmuştur.
    Bu arada ilahi hikmetin simgesi sayılan Ayasofya, Nika İhtilalinden sonra yeniden
    yaptırılmıştır.

    [​IMG]

    Bizans döneminde Eminönü her geçen gün biraz daha gelişmiş, yerleşim artmış, yapılar
    yoğunlaşmış, çeşitli heykellerle bezeli Hippodrom yenilenmiştir. Hippodrom’dan Marmara'ya
    uzanan alanda çeşitli yapılardan oluşmuş Büyük Saray inşa edilmiştir. Tarihi yarımadada
    büyük yollar ve caddeler açılmıştır.

    İstanbul’un fethinden (1453) sonra bugünkü Eminönü’nün içerisinde bulunduğu tarihi
    yarımadada yeni yapılanmaya gidilirken, Bizans dönemine ait harap durumdaki yapıların
    da onarımına başlanmıştır. Osmanlılar daha çok Hippodromun (At Meydanı) çevresinde
    çalışmalarını yoğunlaştırmışlardır. Osmanlı döneminde Eminönü yöresinde ihtilaller,
    ayaklanmalar, görkemli törenler, şölenler ve sünnet düğünleri yapılmıştır. Bunların
    çoğu kaynaklara ve Derviş Abdi ile Nasuh-El Matraki’nin minyatürlerinde günümüze
    kadar gelmiştir.
     



  3. [​IMG]

    İstanbul’un fethinin hemen ardından Sadrazam Mahmut Paşa’nın yaptırdığı külliyenin
    çevresi yoğun bir ticari yapılanmaya neden olmuştur. Bu külliyenin bulunduğu semte
    Mahmutpaşa ismi verilmiştir. Günümüzde Mahmutpaşa İstanbul’un olduğu kadar
    Eminönü bölgesinin de önemli bir ticaret merkezidir. Kapalı Çarşı ve Mısır Çarşısı’nın
    yapılması da bölgenin önemli bir alış-veriş merkezi olmasına neden olmuştur.

    1622 yılında Yeniçerilerle Sipahilerin birleşerek II.Osman’ın tahttan indirilme olayı
    Sultanahmet’te meydana gelmiştir. Ayrıca 1656 Vakası olarak isimlendirilen bir diğer
    olayda da yine Yeniçeriler ile Sipahiler burada isyan etmişlerdir. Osmanlı tarihlerinin
    Vakay-ı Vakvakiye ismini verdikleri bu isyan Eminönü’nde meydana gelmiştir. Sultan
    II.Mahmut döneminde 1826’da isyan eden Yeniçeriler Sultanahmet Camisi’nde
    toplanmışlardır. Osmanlı tarihindeki ilk ve son recm olayı da yine burada yapılmıştır.

    Osmanlı yönetiminde büyük önemi olan Topkapı Sarayının ve dini yönden Ayasofya,
    Sultanahmet, Yeni Cami, Beyazıt Camisi gibi yapıların burada oluşu Eminönü’nün
    önemini bir kat daha arttırmıştır. Osmanlı döneminde Eminönü yöresi önemli bir
    ticaret merkezi olduğu kadar aynı zamanda da bir liman bölgesi idi bu nedenle dinsel
    yapıların yanı sıra çevrede hanlar, pazarlar yapılmıştır. Yoğun bir yerleşim de bunları
    tamamlamıştır. Bu dönemde Deniz Gümrüğü ve Gümrük Eminliği’nin burada
    bulunmasından ötürü yöreye Eminönü ismi verilmiştir. Osmanlı döneminde önemli
    bir liman merkezi olan Eminönü bu özelliğini sonraki yıllarda da sürdürmüştür.
    İstanbul’un Karaköy yakası ile Eminönü’nü birleştiren Galata Köprüsü’nün
    yapılışından sonra Boğaziçi’nde Eminönü’nden başlayarak sefer yapan Şirketi
    Hayriyye, Sultan Abdülaziz döneminde demiryolunun Sirkeci’ye getirilişi, Sirkeci
    Garının yapılışı, XIX.yüzyılda yapılan rıhtımlar ve depolar ilçenin daha da önem
    kazanmasına neden olmuştur. Aynı dönemde yapılan vakıf hanları ile büyük
    postane Eminönü’nün mimari özelliğini değiştirmiştir.

    [IMG]http://www.kenthaber.com/Resimler/2005/06/15/0167.jpg

    I.Dünya Savaşı’ndan sonra İstanbul ile birlikte Eminönü de işgal edilmiş, Yunanlıların
    İzmir’e çıkışını protesto eden Sultanahmet Mitingi burada yapılmıştır. Kurtuluş
    Savaşı’nın sona ermesi ile birlikte 6 Ekim 1923’te bu işgal sona ermiştir. Cumhuriyetin
    ilanından sonra İstanbul’un Fatih ile birlikte kurulan ilk ilçesidir.

    Cumhuriyetin ilanından sonra, Vali ve Belediye Başkanı Lütfi Kırdar zamanında (1938-1949)
    Eminönü’nün görünümü değişmiştir. Yeni Camiyi gölgeleyen yapıların ortadan kaldırılması,
    Mısır Çarşısı’nın etrafının açılmasının yanı sıra Unkapanı-Eminönü yolu Eminönü’nün
    daha da önem kazanmasına neden olmuştur. XX.yüzyılın başlarında ucuz otellerin, nakliye
    şirketlerinin burada yoğunlaşmasının önüne geçilmiş ve Sirkeci çevresi tarihi ve ticari
    konumuna uygun bir duruma getirilmiştir. 1957-1959 yıllarında açılan Sirkeci-Florya sahil
    yolu da Sarayburnu’ndan geçirilmiş, bunun sonucu olarak trafik rahatlamış ve yöre daha
    Avrupai duruma getirilmiştir. İlçenin kıyı kesiminde Bandırma-Mudanya ve diğer bölgelere
    sefer yapan feribot iskelesi, Harem-Sirkeci araba vapuru Eminönü’nü daha da önemli
    bir konuma getirmiştir.
     



  4. [​IMG]

    Eminönü Belediyesi 1984’de kadar İstanbul belediyesine bağlı bir şube müdürlüğü iken,
    yapılan yeni düzenleme ile İstanbul Büyükşehir Belediyesine bağlı bir Belediye konumuna
    getirilmiştir. Türkiye’nin günlük gazeteleri başta olmak üzere bir çok süreli ve süresiz
    yayınlar, haber ajansları, basımevleri, kitap satış evleri Eminönü’nde, Babıali ve
    Cağaloğlu’nda toplanmıştır.

    [​IMG]

    Eminönü’nde günümüze gelebilen tarihi eserler arasında; Bizans Büyük Sarayı,
    Manganlar Sarayı, Hippodrom kalıntıları, Hagia Sophia (Ayasofya), Hagia Eireni (Aya İrini),
    St.Euphemia kalıntıları, Hippodromun Spinası üzerindeki Theodisius, Örme Sütun,
    Yılanlı Sütün dikili taşları, Çemberlitaş, Gotlar Sütunu, Basilica Sarnıcı (Yerebatan Sarayı),
    Philoksenos Sarnıcı (Binbirdirek), Asdvadzadzin Kilisesi, Surphovhannes Avedaraniç
    Ermeni Kilisesi, Aya Kiryaki Kilisesi, Ayios Teodoros Kilisesi, Panayia Elpida Kilisesi,
    Mahmutpaşa Camisi, Firuz Ağa Camisi, Nuru Osmaniye Camisi, Süleymaniye Camisi,
    Şehzade Camisi, Yeni Cami, Rüstempaşa Camisi, Sultanahmet Camisi, Kalenderhane
    Camisi, Zeynep Sultan Camisi, Ağalar Camisi, Acem Ağa Mescidi, Ahi Çelebi Camisi,
    Ali Paşa Camisi, Atik İbrahim Paşa Camisi, Beyazıt Camisi, Küçük Ayasofya Camisi
    (Sergios Bakküs Kilisesi), Çorlulu Ali Paşa Külliyesi, Hacı Beşir Ağa Külliyesi, Kara
    Mustafa Paşa Külliyesi, Dizdariye Camisi, Şebsefa Hatun Camisi, Hocapaşa Camisi,
    Kepenekci Sinan Mescidi, Katip Şemseddin Camisi, Emin Sinan Mescidi, Vefa Kilise
    Camisi, Laleli Cami, Sokollu Mehmet Paşa Camisi, Hobyar Bey Camisi, Fuat Paşa
    Camisi, Gedikpaşa Camisi, Vilayet Camisi (Nallı Mescit), Arpacılar Mescidi, Bodrum
    Camisi, Mimar Hayrettin Camisi, Soğanağa Mescidi, Kapalı Çarşı, Bakırcılar Çarşısı,
    Mısır Çarşısı, Saraç İshak Mescidi, Topkapı Sarayı, Mahmutpaşa Hanı, Balkapanı Hanı,
    Zicirli Han, Tarakçılar Hanı, Rüstem Paşa Hanları, Vezir Hanı, Süpürgeciler Hanı,
    Kürkçü Hanı, Valide Hanı, Sepetçiler Kasrı, I.Abdülhamit Çeşmesi, Beşir Ağa Çeşmesi,
    Rüstem Paşa Çeşmesi, Valide Sultan Çeşmesi Sultan II.Ahmet Çeşmesi, Alman Çeşmesi,
    Sultan I.Ahmet Çeşmesi, Köprülü Mehmet Paşa Çeşmesi, Hatice Turhan Sultan Çeşmesi,
    I.Mahmut Çeşmesi, Sadrazam Ahmet Paşa Çeşmesi, Esma Sultan Meydan Çeşmesi,
    Şah Sultan Çeşmesi, Kanuni Sultan Süleyman Çeşmesi, Beyazıt Devlet Kütüphanesi,
    Atıf Efendi Kütüphanesi, Galata Köprüsü, Beyazıt Yangın Kulesi, Sultan I.Mahmut,
    Abdülhamit Türbesi, Keçecizade Fuat Paşa Türbesi, Sultan I.Ahmet Türbesi, Mahmut
    Paşa Türbesi, Gedik Paşa Hamamı, Dökmeciler Hamamı, Tahtakale Hamamı, Alaca Hamam,
    Beyazıt Hamamı (Patrona Halil Hamamı), Akbıyık Hamamı, Gedikpaşa Hamamı, Çukurçeşme
    Hamamı, Şifa Hamamı, Kadırga Hamamı, İstanbul Üniversitesi Binası, İstanbul Valilik Binası,
    Arkeoloji Müzesi Binası, İbrahim Paşa Sarayı (Türk ve İslam Eserleri Müzesi), Soğukçeşme
    Sokağı, Eski Sultanahmet Cezaevi Binası bulunmaktadır.