İslamiyette Sabır

'İslami Bilgiler' forumunda Merve tarafından 10 Şubat 2012 tarihinde açılan konu


  1. İslamiyette Sabır
    İslamiyette Sabretmek

    Sabır; insanın geçici sıkıntı ve musibetlere gözünü kapayarak ebedi nimetlere gözünü açması; Ahiret yurdunu düşünerek dünyadan vazgeçmesi demektir.

    Sabır, müminin dünyada başına gelen derin acılar, gönlünü daraltan sıkıntılar ve ummadığı ölümler karşısındaki yegane sığınağıdır. Mü’min sabrederek Allah’a yönelir ve başına gelen derin acıları, gönlünü daraltan sıkıntı ve meşakkatleri, ölümle gelen ayrılıkları, Allah’a teslimiyet ve tevekkül inancıyla uhrevî bir mükafata dönüştürür. Başka insanların ölüm ve musibet anlarında isyan sözleri ve çığlıklarıyla kader inancını tehlikeye attıkları demlerde; hakikî mümin karşılaştığı tüm hadiselerin Allah’tan geldiğinin bilincinde olarak “Biz Allah’a âidiz ve elbette ona döneceğiz” diyerek yaşadığı acı ve sıkıntıların üzerine sabır külü serper.

    Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bir kabristanın yanından geçerken bir mezarın başında feryâd-ü figan eden yaşlı bir kadına rastlamış ve kendisine sabretmesini ve gerçek sabrın da; bela ve musibetin insanın başına geldiği ilk anda gösterdiği sabır olduğunu ifade etmiştir.

    Sabır; insanın öfke anında öfkesini yutması; kendisine yapılan kötülüklere karşı iyilikle mukabelede bulunması; şeytanın ve nefsinin kışkırtmaları karşısında günah işlemekten kaçınması; musibet ve sıkıntılar karşısında metanetli olması ve son nefesine kadar Allah’a ibadette daim olması demektir. Mü’min; daima bir sabır insanı olmak zorundadır. Çünkü sabırsızlık insanı isyana ve haddi aşmaya sürükler. Hz. Peygamber (s.a.v.), ayağımıza batan dikene varıncaya kadar başımıza gelen tüm sıkıntı, hastalık, keder ve yorgunlukların, günahlarımızın bağışlanmasına vesile olacağını bizlere müjdelemiştir.

    Sabreden kulların mükafatını müjdeleyen bir âyet-i kerîmenin meâliyle hutbeme son vermek istiyorum; “İşte onlar, sabrettiklerinden ötürü cennetin en yüksek dereceleriyle mükafatlandırılırlar. Orada esenlik ve dirlik dilekleriyle karşılanırlar.”


    alıntı