islamda kadının kocası üzerindeki hakları

Konusu 'Sorularla İslamiyet' forumundadır ve Dark tarafından 26 Ekim 2010 başlatılmıştır.

  1. Dark Üye

    kadınların eşleri üzerindeki hakları,
    kadının kocası üzerindeki hakları,
    islamda kadının kocası üzerindeki hakları nelerdir?

    Allah-u Zülcelal ayet-i kerimede şöyle buyurmuştur;

    "Ey iman edenler Onlarla (kadınlarınızla) iyi geçinin Olabilir ki, birşey sizin hosunuza gitmez de Allah onda birçok hayır takdir etmiş bulunur"

    (Nisa; 19)

    Zevcenin maddi ihtiyaçlarını karşılamak, maişetini temin etmek erkeğine aittir

    Hz Aişe (ra)’den rivayet edilen bir hadis-i şerifte HzPeygamber (asv) şöyle buyurmuştur;

    “Sizin en hayırlınız, ailesine karşı en hayırlı olnınızdır.Ben aileme karşı sizin en hayırlınızım”(ibn-i Mâce, Hâkim)

    Peygamber Efendimiz (asv) şöyle buyurmuştur:
    "Mü'min bir erkek, mümine bir kadına kızıp darılmasın Eğer onun bir huyundan hoşlanmazsa, başka, huyundan memnun kalabilir"(Müslim)


    iyi niyetli, ülfet edilir insan, kendi zevcesinde hoşuna gidecek nice meziyetler bulabilir Ayıp aramaya değil, meziyet aramaya bakmalıdır Marifet iltifata tabidir iltifatsız marifet, zayidir

    Kadının, kocasının kendisi ile meşgul olmasını istemesi hakkıdır Bunu devamlı ister Buna ruhen muhtaçtır Onun için erkek; sevgi, nezaket, ünsiyet, ikram, ihsan, şefkat ve merhamet gibi güzel islam ahlakını, hiç esirgemeden ailesine göstermelidir Bunlar ünsiyetin şartlarından, saadetin anahtarlarındandır


    Olur olmaz şeyler için kadına darılmak, konuşmamak islam dininde men edilmiştir
    Birbirini garip tecessüslerle, bir konuda aşırı titizlik göstererek sıkıştırmak üzüntü verir iyilik ve hüsn-ü zan varken kötülüğe, su-i zana düşmek doğru değildir Hele mürid olmuş bir kişinin edep olarak iyiliği şeçmesi, seyr-i sülukunda tekamülünü gösterir Huzurunu arttırır
    Aile sırları asla dışarıya ifşa edilmez Nitekim Peygamber Efendimiz (sav) şöyle buyurmuştur;
    "Kıyamet gününde Allah nezdinde en kötü bir mevkide bulunan insanlardan biri de ailenin mahrem münasebetlerini, sırlarını ifşa eden kimsedir” (Müslim)

    Ailenin ilminin, ahlakının, amel-i salihasının yükselmesine çalışmak adabtandır Sıhhatini, hava almasını, meşru olan eğlenme ve dinlenmesini temin etmek de yine erkeğe düşen vazife ve adabtandır
    Hanımının hizmetlerini takdir etmek, yorgunluğunu giderecek söz söylemek; seveceği şeyleri almak; onu neşelendirecek işler yapmak; söz verdiği vakitte gelmek; farz ve sünnet olan hukukuna riayet etmek; erkeğin kendisi için mübah olsa da ailenin intizarda kalmasına, beklemesine, merak ve üzülmesine asla meydan vermemek olgun bir müslüman erkeğin vazifesidir


    Kadının erkek üzerindeki hakları


    1. Mehir hakkı,

    2. Her türlü masraflarının karşılanması. Kadının zengin veya fakir olması bu hakkı açısından fark etmez.

    3. Can güvenliğinin sağlanması ve bunun için gerekli, emniyetli bir evin açılması,

    4. Gün içinde uygun saatlerde kendisiyle baş başa kalınarak rahatlatıcı sohbetler yapılması, sevgisine karşılık görmesi,

    5. Çocuk terbiyesinin gönüllü paylaşımına yardımcı olunması, başardığı işler için takdir ve teşekkür görmesi,

    6. Özel hayatında kendisine zaman ayırıp süslenmesine, giyinmesine maddî ve manevî destek verilmesi,

    7. İzni olmadan ailenin sorumluluğunu ona bırakıp şehir dışına seyahate çıkmamak,

    8. Kadının onayı olmadan cinsel korunma yapılmaması,

    9. Dinlenme, gezinme, eğlenme ihtiyaçlarını aile birlikteliğiyle karşılamak

    10. Kadının eğitimi yarım kalmışsa tamamlatmak, gerekli güncel bilgilerden uzak tutmamak

    11. Becerilerinin geliştirilmesine imkân vermek, bu konuda eğitim almak istediğinde eğitim imkânı tanımak

    12. Üzerine aldığı sorumluluklarda ona güvenmek, kararlarına saygılı olmak

    Üstünlük takvadadır

    İslam, kadını erkeğin altında veya üstünde tutmaz. Erkekle aynı sorumlulukları kadında taşır. Kadınla erkek birbirini tamamlayan unsurlar olarak görülür.
    Kadının kocası üstündeki hakları
    Hanımının güzel huylu olmasını isteyen, önce kendisi güzel huylu olmalıdır! Kur’an-ı kerimde, insana gelen musibetlerin, günahları sebebiyle geldiği bildirilmektedir. O halde, dinimizin emir ve yasaklarına riayet eden, hanımı ile iyi geçinir.

    Fudayl bin Iyad hazretleri buyuruyor ki:

    (Dine uygun olmayan bir iş yaptığımı, hanımımın huysuzluğundan anlardım. Hemen o işime tevbe ettiğim zaman, hanımımın huysuzluğu da giderdi. Böylece tevbemin kabul edildiğini de anlardım.)

    Aliyy-ül Havas hazretlerine hanımı küsmüştü. Hanımı, kocasına muhalefet etmek için ayrı testi, ayrı bardak kullanıyordu. Aliyy-ül Havas hazretleri, bir gün yanlışlıkla hanımının testisinden su içince, hanımı hemen testiyi kırmıştı. Hazret, “Testiyi niçin kırdın?” bile dememiş, hiçbir şey olmamış gibi davranmıştı.

    Osman el-Hattab hazretlerinin komşusu, Nureddin Şuni efendi anlatır: Bir gece dışarı çıktım eski bir hasıra sarılı birinin dışarıda yattığını görüp (Sen kimsin, burada niçin yatıyorsun?) dedim. (Komşu ben Osman el-Hattabım. Oğlumun annesi, beni evden kovduğu için sokağa çıktım, onun kızgınlığı gidinceye kadar burada yatmaya karar verdim) dedi.

    Huysuz hanım

    İbni Ebil Hamayil-i Sevri hazretlerinin hanımı huysuzdu. Kocasına ağzına geleni söyler, onu rahat bırakmazdı. O mübarek zat da hep sabrederdi. Yine bir gün hanımının yaptığı huzursuzluktan kurtulmak için uçarak kaçmıştı. Hanımı arkasından bakıp, (Hele şuna bak, uçup kaçmakla elimden kurtulacağını sanıyor) diye söylenmişti. Bizim gibilerin uçması mümkün olmayacağına göre, kaçmak suretiyle kavgadan, münakaşadan uzak durmaya çalışmalıyız. Haklı olduğumuzu ispata kalkışmamalıyız!

    Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:

    (Bir mümin, hanımına kızmasın! Kötü huyu varsa, iyi huyu da olur.) [Müslim]

    (Kadın, zayıf yaratılışlıdır. Zayıflığını susarak yenin! Evdeki kusurlarını görmemeye çalışın!) [İbni Lal]

    (Müslümanların iman yönünden en üstünü, ahlakı en güzel olanı, hanımına, en iyi, en lütufkâr davranandır.) [Tirmizi]

    (Müslümanların en iyisi, en faydalısı, hanımına en iyi, en faydalı olandır. Sizin aranızda hanımına karşı en iyi, en hayırlı, en faydalı olan benim.) [Nesai]

    (Hanımının ve çocuklarının haklarını ifa etmeyenin namazları, oruçları kabul olmaz.) [Mürşid-ün-nisa]

    (Kocası razı oluncaya kadar, kadının namazları ve hiçbir iyiliği kabul olmaz.) [Taberani]

    (Namazları kabul olmaz) demek, namaz borcundan kurtulur, fakat namaz kılmakla meydana gelecek büyük sevaba kavuşamaz demektir. Namazı boşa gider demek değildir. Bir kadından kocası razı olmazsa, kadın, günahının cezasını çektikten sonra, Cennete girer. Cennete sadece kâfirler girmez.
    Müslümanın günahı çok olsa da, sonunda mutlaka Cennete girer. Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:

    (İyi kadınlar, Allah’a itaat eder ve kocalarının haklarını gözetir. Kocaları yokken, onların namuslarını ve mallarını, Allah’ın yardımı ile korurlar.)

    [Nisa 34]

    Eve gelince hanımına selam verip hatırını sormalı, üzüntü ve sevincine ortak olmalıdır. Çünkü, o başkalarından ümitsiz ve yalnız kendisine alışmış bulunan dostu, dert ortağı, kendini neşelendiricisi, çocuklarının yetiştiricisi ve çeşitli ihtiyaçlarının gidericisidir. Hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:

    (Haksız olarak hanımını dövenin, Kıyamette hasmı ben olurum. Hanımını döven, Allah ve Resulüne asi olur.) [R.Nasıhin]

    (Kadınlarınıza eziyet etmeyin! Onlar, Allahü teâlânın sizlere emanetidir. Onlara yumuşak olun, iyilik edin!) [Müslim]

    (Hanımına güler yüzle bakan erkeğin defterine bir köle azat etmiş sevabı yazılır.) [R.Nasıhin]

    (Hanımı ile iyi geçinip şakalaşanı Allahü teâlâ sever, rızklarını artırır.) [İ.Lâl]

    Kadınların çalışması


    (Bir kadının; ana, baba ve mahrem akrabası yok ise veya mevcut olup fakir iseler, kimse buna bakmıyorsa, devlet de yardım etmiyorsa, bu kadın, kendinin, çocuklarının ve hastalık, ihtiyarlık sebebi ile çalışamayan fakir ana babasının nafakalarını temin etmek için çalışmak zorundadır. Erkekle karışık olmayan kadın işlerinde çalışır. Erkek bulunmayan iş yok ise, sıhhatini, dinini, namusunu, Müslümanlık haysiyetini ve şerefini koruyacak kadar farz olan nafakayı kazanmak için, yabancı erkeklerin bulunduğu yerde örtülü olarak çalışması caiz olur. Bu nafakayı kazanmasında mani olunması, ikrah olur. Böyle ihtiyaçtan fazla, orada kalması caiz olmaz.

    Çalışırken, başını, kollarını açması için zorlarlarsa, açmazsan burada çalışma derlerse, örtülü olarak çalışacak başka yer bulamayınca, kolları açık çalışması, İmam-ı Ebu Yusuf kavline göre caiz olur. Kadının kulaklarından sarkan saçlarını örtmesi farz değildir diyen âlimler de mevcuttur. Harac olduğu zaman, bu zayıf kavil ile amel etmek caiz olur. Başında bulunan saçları örtmenin farz olduğu sözbirliği ile bildirildi ise de, kulaklardan sarkan saçların açılması, zorlanmak sebebi ile caiz olur.

    Böyle zorlanan kadın, her zaman, erkekle karışık olmayan veya örtülü çalışacak yer aramalıdır. Bulunca, orada çalışması lazım olur. Saçlarını, kollarını sokakta, gidip gelirken örtmelidir. Müslüman erkekle evlenince, bunun nafakasını kocası temin etmeye mecburdur. Zengin olmadığı için, anasına, babasına ve çocuklarına nafaka vermesi lazım gelmez ise de, kocasının izni ile çalışıp onlara bakması lazımdır.)

    Dinimizde kadın, geçim derdinden, düşüncesinden muaf tutulmuştur. O, çalışarak, didinerek para kazanmaya mecbur değildir. Her şeyi onun ayağına getirmek mecburiyeti vardır. Dinimiz ona bu kıymeti vermiştir.

    Müslüman kadın ticaret, fen, sanat ve ziraat ile uğraşmaya mecbur değil ise de, bunlarla meşgul olması, para kazanması günah değildir, kendi isteği ile çalışabilir.

    Yalnız, bunlarla meşgul olurken, haramlardan sakınması şarttır. Haram işleyerek iş yapılamadığı gibi, ibadet de yapılamaz.