islamda akraba evliligi

'İslami Bilgiler' forumunda Sitem tarafından 17 Temmuz 2011 tarihinde açılan konu


  1. İslam ve Akraba Evliliği
    islamiyette akraba evliliği
    Dinimizde Akraba Evlilikleri
    islam dininde akraba evliliği

    Akraba Evlilikleri Zararlı Olduğu Halde, Dinimiz Bundan Sakındırmamış, Hatta Teşvik Babından Hz Ali İle Hz Fatma (ra) İzdivaç Etmişler

    Evvelâ, akraba evlilikleriyle ortaya çıkması muhtemel hastalıklara bir göz atalım:

    "İrsi hastalıklar": Ana babadan çocuğa"irsi olarak"geçen hastalıklara verilen addır İrsî hastalıklara, yakın akraba olan (ana-babanın) çocuklarında, diğer çocuklara oranla daha çok rastlanır Akrabalar arasında yapılan evliliklerden doğan çocuklarda, ortak atadan aktarılan ve irsî hastalığın taşıyıcısı olan genlerden iki tane bulunması ihtimali büyüktür

    Az rastlanan irsî hastalıklardan birisi akşınlık (Albinizm)dir Akşınların gözlerinde ve saçlarında boya maddesi (Pigment) yoktur Bu hastalık sadece görünüşü bozmakla kalmaz, yarı körlüğe de yol açar

    Veraseti , DNA adı verilen ve gen adlı birimlerde toplanmış olan bir madde gerçekleştirir Genler organizmanın gelişmesini düzenleyen bilgiyi taşırlar

    Bazı hastalıklar irsîdir ve bu hastalıklara bir enzim yetersizliği yol açar Vücutta meydana gelen bütün "biyokimyevi" hadiseler, enzimlerin kontrolü altında gerçekleşir Bütün "birleşimler" ve "çözülmeler" belli bir sıra izlerler Yani bir madde doğrudan doğruya son ürüne dönüşmez, daha önce çeşitli bileşik dizilerinden geçer İstenilen son ürünü meydana getirmek için bu dizilerdeki bileşiklerin her birine yeni maddeler eklenir ya da çıkarılır

    Zekâ geriliğine yol açtığı sanılan Mongolizm, Fenilketonüri gibi 28 kadar irsî hastalık bilinmektedir Bunlarda yetersiz enzim tespit edilmiştir

    Orak hücreli anemi, Talessemi gibi bazı kan hastalıkları, ayrıca sistinüri, ve galaktosemi de irsî hastalıklardır Saniyen İslâm, akraba evliliklerini teşvik etmemiş, belli bir çerçevenin dışındakilerin evlenmelerini tecviz etmiştir Salisen, İslam'ın yasaklar çerçevesi içine aldığı akrabalar da küçümsenmeyecek kadar bir yekûn teşkil etmektedir Mamafih, aslında zararlı olan akraba evliliği değil anne-babada mekni bulunup evlenince, katlanıp çocukta ortaya çıkan hastalıklardır Bir aile, bir sülale, bir oymak ve bir kabilede bu hastalıklardan biri varsa, aynı oymak içinde aynı hastalığı taşıyan iki kişi izdivaçla bir araya gelince, hastalık ortaya çıkıyor Yani çocuk annesinde ve babasında meknî bulunan bu hastalığı tevarüs edinmiş oluyor

    Şimdi, eğer, böyle bir hastalık taşıyan aile; kabile içinde değil de dıştan olsa, hatta evlenenlerin biri Çin'den biri de Maçin'den gelse hastalık olmayacak mı? Aksine, kimden ve nereden olursa olsun, çocuğun kaderi olarak ortaya çıkan, anne-baba hastalığı akrabadan olmuş, uzaktan olmuş fark etmez Binaenaleyh, asıl mahzurlu olan, iki hastanın bir araya gelmesi, çocukta, kâmil mânâda ortaya çıkan bu tür hastalıkla hasta olanların evlenmesidir

    Bu tür hastaların evlenmesiyle çocuklarda bir kısım ârızalar oluyorsa, hekimler bunu araştırmalı; şayet böyle bir hastalık varsa, bunların evlenmeleri tecviz edilmemelidir Böyle, aynı kabile aynı oymak içinde, izdivaçla ortaya çıkan hastalıklarda hassasiyet gösterildiği gibi, dünyanın tâ öbür ucundan alıp evlendireceğimiz kimseler hakkında da titiz davranılmalıdır Zira aynı hastalık onlarda da olabilir, dolayısıyla aynı vahim netice, onlar için de bahis mevzuudur Binâenaleyh böyle bir meselede belli çerçevenin dışında akraba evliliklerine cephe almak bir haksızlıktır ve ilim adına faraziyecilerin işine de çok yaramayacaktır

    Şayan-ı teessüftür, bir kısım dindar ilim adamları da meseleyi faraziyecilerin aceleciliği içinde ele alarak, tıbbî hükme menat teşkil eden hususu tamamen kulak ardı edip, "zaten Kur'ân'da bütün bütün akraba evliliklerini yasak etmiştir" diyerek Kur'an' la tenakuza düşmektedirler Bir kere Kur'ân-ı Kerim: "Ey peygamber, biz, ücretlerini (mehirlerini) verdiğin eşlerini, Âllah in sana ganimet olarak verdiği (savaş esirlerinden) elinin altında bulunan (câriyeleri) , amcanın, halalarının, dayının ve teyzelerinin seninle beraber göç eden kızlarını sana helâl kıldık Bir de kendisini (mehirsiz olarak) peygambere hibe eden ve peygamberin de kendisini almak dilediği inanmış kadını, diğer mü'minlere değil, sırf sana mahsus olmak üzere (helâl kıldık) Biz, eşleri ve ellerinin altında bulunan (cariyeleri) hakkında müminlere ne farz ettiğimizi bildik (onların bu hususta ne yapması lâzım geldiğini açıkladık) ki,sana bir zorluk olmasın, (sen bir sıkıntıya, güç bir duruma düşmeyesin) Allah, çok bağışlayan, çok merhamet edendir " (Ahzab/50)

    Pratikte de, ne peygamberimiz ne de Ashap efendilerimiz, muharremât ayetiyle çerçevesi belirlenenlerin dışındakilerle evlenmede beis görmemiş ve bu mübahı kullanmışlardı Efendimiz, (sav) halasının kızı Zeyneb binti Cahş'la; Hz Ali amca torunu Hz Fatıma'yla ve daha yüzlercesi yüzlercesiyle evlenmişti Hem sıhhatli bir oymak içinde niçin kız alınıp verilmesin ki? Hatta, o oymak ve o sülâlenin sıhhat, ruh, karakter ve fiziki yapısının korunması için bunda fayda bile olabilir Meselâ, Dâğıstan halkının umumiyet itibariyle bu mevzudaki hassasiyetleri sayesinde, sağlam nesiller olarak bugünlere kadar gelip ulaştıkları söylenmektedir Denilebilir ki, bunlar daha sıhhatli, daha zinde, Allah'ın bir lütfu, ihsanı, takdiri olarak daha uzun ömürlü olabilmişler

    Şanlı Osmanlı devletinde de bu mübah kullanılıyordu ama, endişe edilen rahatsızlıkların pek çoğu yoktu Hatta, bizzat Âl-î Osman Hânedanı bu mübaha karşı açıktı ve bizim korkulu rüyalarımız sayılan hastalıklardan hiçbiri de bilinmiyordu Hem bir insan kendi soyunun, sopunun, sıhhatini; güçlü, kuvvetli ve zinde olmasını düşünüyorsa, tabii ki, en sıhhatli ailelerden kız alacaktır Kendi kabilesi en sıhhatli ise neden ondan almasın ki?

    Hasılı, çiftlerin bir araya gelmesinde mahzur teşkil eden şey uzak ve yakın olmaktan daha ziyade; eşlerin bir araya geldiklerinde, çocuğun acı kaderi olabilecek hastalıklardır Ve zannımca üzerinde durulması gerekli olan da budur Yoksa, insanlara faideli olan şeylerin en küçüğünü dahi ihmal etmeyip gösteren ve bir yudum içki gibi, zararın en küçüğünün üzerinde hassasiyetle durup onları sakındıran Kur'ân-ı Kerim, çok önemli şeyleri önemsememiş; çok önemsiz şeyler üzerinde de fazlaca durmuş sayılırdı ki, bu da onun herkesçe kabul edilen "muvazene kitabı" olma ruhuna aykırı demektir

    Kur'ân-ı Kerim: "Size (şunlarla evlenmeniz) haram kılındı: Analarınız, kızlarınız, kız kardeşleriniz, halalarınız, teyzeleriniz, kardeş kızları, kız kardeş kızları, sizi emziren analarınız, süt bacılarınız, karılarınızın anaları, birleştiğiniz karılarınızdan olup evlerinizde bulunan üvey kızlarınız - eğer onlarla henüz birleşmemişseniz, (kızlarını almaktan ötürü) üzerinize bir günah yoktur - kendi sulbünüzden gelen oğullarınızın karıları ve iki kız kardeşi bir arada almanız Ancak geçmişte olanlar hâriç Şüphesiz Allah, çok bağışlayan, çok merhamet edendir" (Nisa-23) ayetiyle haram olanların çerçevesini belirledikten sonra, yukarıda temas edip geçtiğimiz Ahzab sûresinin 50 ayetiyle de şöyle buyurarak:

    "Ey peygamber, biz, ücretlerini (mehirlerini) verdiğin eşlerini, Allah’ın sana ganimet olarak verdiği (savaş esirlerinden) elinin altında bulunan (cariyeleri), amcanın, halalarının, dayının ve teyzelerinin seninle beraber göç eden kızlarını sana helâl kıldık Bir de kendisini (mehirsiz olarak) peygambere hibe eden ve peygamberin de kendisini almak dilediği inanmış kadını, diğer mü'minlere değil, sırf sana mahsus olmak üzere (helal kıldık) Biz, eşleri ve ellerinin altında bulunan (cariyeleri) hakkında müminlere ne farz ettiğimizi bildik (onların bu hususta ne yapması lâzım geldiğini açıkladık) ki, sana bir zorluk olmasın, (sen bir sıkıntıya, güç bir duruma düşmeyesin) Allah, çok bağışlayan, çok merhamet edendir" (Ahzab/50) herhangi bir iltibasa meydan vermeyecek şekilde, neyin yasak olup, neyin olmadığını apaçık göstermektedir

    Bununla beraber, evlenmeyi, sağlık prensiplerine riayet ölçüsü içinde mubah kılmak başka, izdivaca zorlamak başkadır Belli bir çerçevenin dışındakilerin evlenmelerine yollar açık ve herhangi bir mâni yoktur Ama, aynı zamanda, evleneceklerin sağlık açısından bir araya gelip gelemeyeceklerinin tetkik ve araştırılması neticesinde, şayet, bir mahzur bahis mevzuu ise böyle bir izdivacın engellenmesinde de sakınca yoktur Hatta, engellemek, yararlı ve insanidir

    netten alıntı