İslama göre Çocuk eğitimi nasıl olmalı

'Bebek Bakımı' forumunda Sezen tarafından 24 Kasım 2015 tarihinde açılan konu

  1. Sezen

    Sezen Editör


    İslama göre Çocuk eğitimi nasıl olmalı

    Çocuklar Allah c.c tarafından Anne ve babaya birer emanetidir. Allah yavrularımızı bize emanet bıraktı. Aslında onların sahibi biz değiliz sadece onların doğumunda bir sebebiz. Onların gerçek sahibi Hz Allah'tır. Büyüklerimiz ne güzel söylemişler "Ağaç yaş iken eğilir" yani ne demek ağaç yaş iken eğilir çocuklarımızı hayra,güzelliğe,güzel ahlaka yöneltirsek oraya doğru eğilim gösterirler.Ve bundan hem o çocukların anne babaları hemde onların yetişmesine sebep olan hocaları sevaplıdır.Fakat bizler çocuklarımızın dalalete islam dığı hal ve harekete, kötü ahlaka çirkinliğe doğru meylettirirsek oraya doğru yönelirler. Ve o çocuk bir betbaht olur. Vatana ,millete ve bizlere zarar verir.Bundan da annesi babası hemde hocası mesul olur. Onun için yavrularımızın eğitimine çok öenm göstermeliyiz.
    Peygamber Efendimiz(sav) bir hadisinde buyuruyor ki; "Sizin en hayırlınız ailenize en hayırlı olanınızdır" demek ki iş önce bizde bitiyor. Biz en hayırlı olursak çocuklarımız da bizden sonraki gelecekler de en hayırlı olacaktır.Anne ve Baba'ya çok büyük görevler düşüyor. Annenin annelikte babanın da babalıktan vazgeçmesi kadar büyük bir hata olamaz.Çocuğu anlamaya çalışmalıyız. Özellikle annelerin çocuk yetiştirme vasfını araştırmalı ve o vasıflarda kendilerini donatmalılardır. Şöyle bir söz vardır "Kendisini ıslah edemeyen başkasını ıslah edemez" Eğer Anne ve baba yaşantısıyla islami güzellikleri kendisinde barındırmıyorsa, kendisinden sonra gelecek neslin güzel olmasını beklememelidir. Osmanlıya baktığımız zaman nasıl dünyaya hükmetmişler demek ki çekirdekten yetiştirmişler.
    Kısa bir Hikaye ile sohbetimizi bitirelim.

    islama göre cocuk eğitimi.

    Ahmet ve Mehmet bican kardeşler

    Ahmed-i Bican bir gün, Gelibolu'nun en büyük camiinde sohbet veriyordu. Herkes dikkatle sohbeti dinliyordu. "Kardeşlerim! İnsanı Rabbinden uzaklaştıran perdelerin en büyüğü, kalbi öldürmek, karartmaktır. Kalbin ölmesine kararmasına sebep de dünyayı sevmektir. Bir hadis-i kutside buyruldu ki:"Ey Âdemoğlu! Kanaat et zengin ol. Hasedi terket, rahat ol! Dünyayı terket, dinin halis olsun."

    Kim gıybeti terkederse, Allah'u tealaya karşı olan sevgisi çoğalır. Kim az ve doğru konuşursa, aklı tam olur. Kim aza kanaat ederse, gerçekten Allahü tealanın ahdine inanmış olur. Kim dünya için kaygılanırsa Allah'u tealadan uzaklaşır."


    Ahmed-i Bican hazretleri vaz ettiği kürsüden bir ara başını kaldırdı. Caminin giriş kapısında ağabeyini gördü. Ayakta bekliyor ve kendisine tebessüm ediyordu. İçeri girip bir yere oturmamasına hayret etmişti. Sonra manevi bir huzurla vazına devam etti. Ağabeyinin bu şekilde beklemesi bir türlü aklından çıkmıyordu.

    Akşam annesi ile sohbet ederken bu aklından çıkmayan şeyin sebebini öğrenmek istedi ve; "Anneciğim! Bugün dikkatimi çeken bir şey oldu. Vaz ederken ağabeyim cami kapısında durmuş, bana bakıyor ve tebessüm ediyordu. Ama içeri girip oturmadı. Sebebini ondan bir sual eylesen." dedi. Evladını kıramayan anne ertesi gün büyük oğlu Muhammed Bican'a giderek sohbet arasında kardeşinin vazı arasında niçin camiye girmediğini sordu. O da; "Kardeşim alim, arif biridir. Hacı Bayram-ı Veli hazretlerini görünce bir başka Ahmed oldu. Sözleri hikmet dolu. Gönülleri alan, ruhları cezbeden bir üslûbu var. İlminden, irfanından istifade edenlerin sayısı belli değil. Ben de mübarek sözlerini dinlemek için gitmiştim. Meleklerin kanatlarını sererek vazını dinlediklerini gördüm. Basmamak için içeriye girmedim." dedi.

    Bu duruma çok sevinen annesi, eve dönerek durumu küçük oğlu Ahmed-i Bican'a anlattı. Ahmed Bican sevineceği yerde durgunlaştı. Bunu fark eden annesi sebebini sorunca; "Ağabeyim melekleri gördüğü halde ben niçin göremiyorum, acaba sebebi nedir?" dedi. Annesi hiç beklemediği bu soru karşısında şaşırdı. Ahmed-i Bican hazretleri sonra ilave etti; "Anneciğim bunun sebebini senin bilmen lazım. Biraz düşün bulacaksın." dedi.

    Annesi bir süre düşündükten sonra yaşlı gözlerle oğluna; "Sen henüz süt emme çağında idin. Namaza durmuştum. O esnada komşularımdan bir hanım geldi. Sen ağlamaya başladın. Selam vermeme de az kalmıştı. Kadıncağız ağlamayasın diye seni emzirmeye başladı. Selamı vermemle birlikte mani oldumsa da sen bir kaç yudum almıştın. Sonra sordum hanım abdestsiz imiş. Ben seni hiç abdestsiz emzirmedim. Her halde sebebi odur." dedi. Ahmed Bican; "Doğru söyledin." dedi.

    Demek ki iş Anne ve baba da bitiyor. Yaşantımızla, her şeyimizle evlatlarımıza örnek olmalıyız.