İskeleti ağrıyanları biliyorum ben ; masalı biterken.

'Masallar ve Hikayeler' forumunda # Derya ~ tarafından 15 Haziran 2010 tarihinde açılan konu


  1. Mavi gözlü dev ,mini minnacık kadını ezdiğinde,
    Prenses uyanıp yedi cüceleri alıp tatile gittiğinde
    Prensler kurbağaya dönüşüp elinize yüzünüze siğil yapan salgılarını fırlatmaya başladığında
    Rapunzel modaya uyup saçlarını kısacık kestirdiğinde…

    Masallar mutlu sonla bitmediğinde bir daha hiçbir şeye, gerçeğin kendisine bile inanamayacak kadar çaresizleştiğinizde evdeki ayna sayısını azaltmak mı gerekir?

    Bir sihirli camda insan kendine tahammülsüzleşmişken hayat onun inadına bir pervane gibi döner.
    Gözlerinizi kısa kısa bakıp iyi ve güzel olanları lanetlemişken o bazen pırrr diye geçen zamanın durup elini beline koyduğunu görürsünüz.

    Peki başlangıçların o her şeyin etrafını buğuya çevirdiği anlarından seke seke yürüyerek geldiğiniz bu yerde, yaşam için ayrılmış tek bir şeyde mi yoktur?

    Su yoktur, oksijen azdır, meyvelerin tadı eksik, şarkılar biraz fazla neşelidir.
    Bu masalın tıkandığı yer elinize geçse tersinizi fena mı görecektir?

    Hani işler bir yerde değişir de;
    - Dur bakayım ben şunun bir alamet-i farikası var mı? Dediğiniz yerdir işte o yer.
    Sorgulamaya başlayan beynin asla duymak istemediği şeyleri kurcalaması kurcalaması ve sonunda
    İşte buldum demesidir bu!

    KUŞKUNUN İPLERİ BİRDEN SALLANIVERİR KAHKUL MİSALİ ALNIN ORTA YERİNDE.
    ÖYLE Kİ İŞYERİNDE BİR TOPLANTININ ORTASINDA GÖZÜNÜZE GİRER TEL TEL.
    EVE DÖNERKEN UZAMIŞTIR, BOYNUNUZU KAŞINDIRIR.
    SONRA OMUZLARA DAĞILIR.
    AĞIRLAŞIR!
    İSKELETİ AĞRIYANLARI TANIYORUM BEN MASALI BİTERKEN!
    O İSKELETİ YATAKTAN KALDIRMAK İÇİN DELİRENLERİ GÖRDÜM!

    Ancak başlar masallar ve biter işte…

    Bir obje alırken sağına soluna bakarız, hemen sonra altına.
    Neden altına bakarız sizce?
    O KADAR EDER Mİ DİYE!
    Demek ki neymiş uzaktan ve ilk bakışta göremediklerimiz hoşumuza gitmezmiş.
    Demek ki neymiş; O kadar eder mi ? diye düşünürken zeminine göz atmak iyi gelirmiş.
    Bir nesnenin altına bakmak demek, onun nasıl göründüğüne değil ne olduğuna bakmaktır.
    İnsanların fosforuna nesnelerin altına bakan bizler konu insana gelice;
    Bunca yol gitmeye -uzun yollar yürümeye- değer mi bu aşk! Deriz…
    Bu konuya biraz eğilirsek;
    Kimin günü fos kimin gecesi görürüz!

    Böyle böyle geçer zaman.
    Masallar başlar ve biter.
    Prenseslerin kazanları çıkar ortaya, kazanlarında duyguları eritirler
    Şövalyeler zırhlarından soyunup birer yabancıya dönüşür.
    Çekilirler sahneden bir daha da görünmezler ortada!

    Hep mutlu aşkları, sonsuz masalları yazacağımı düşünen okuyucular yanılır.
    Biten masallar da vardır;
    Böyle kötü sonlarla…

    Kız kulesinde babası tarafından korunmaya alınmış Prenses’e yılanlı elma taşıyan cadı da
    Kırmızı başlıklı kızın babaannesini yiyen kurtta vardır!
    Hayat bazen böyledir.
    Size bir masal getirir, sonra o masalı kötü sonla bitirir!

    ANCAK UNUTMAYIN BİR MASALIN SONUNA GELENE DEK,
    YAZAR OLMAK İÇİN ELİNİZE TÜRLÜ FIRSATLAR GEÇMEKTEDİR!

    Kaç masaldan geçtiğinizi saymadınız evet.
    Ama buraya kadar geldiniz.
    Öyleyse kötü sonlardan da geçmeyi bildiniz!
    Ne mutlu ki ‘’BÜTÜN CANLARINIZI KAYBETMEDİNİZ!’’




    Elçin Gören