iskelet hangi bölümlerden oluşur hangi organları korur

Konusu 'Kısaca' forumundadır ve Misafir tarafından 20 Aralık 2010 başlatılmıştır.

  1. Misafir Ziyaretçi

    iskelet hangi bölümlerden oluşur hangi organları korur
  2. Wish Üye

    Cevap: iskelet hangi bölümlerden oluşur hangi organları korur

    İnsan iskeleti üç temel bölümde incelenebi*lir:

    * Vücuda destek olan ve iç organları koru*yan gövde bölümü
    * Çok hafif, ama son derece sağlam bir kutu gibi beyni koruyan kafatası
    * Bütün iskeletin en hareketli bölümleri olan kollar ve bacaklar

    1. Gövde
    İskeletin temel ekseni olan omur*ga, omur denen 24 küçük kemiğin üst üste dizilmesiyle oluşmuştur. Omurların biçimi oldukça düzensizdir ve her birinin ortasında birer delik bulunur. Bu deliklerden, beyin ile vücudun öbür bölümleri arasındaki bilgi alış*verişini sağlayan omurilik geçer. Bu nedenle omurganın görevlerinden biri de sinir sisteminin en önemli bölümlerinden biri olan omuriliği ko*rumaktır.
    Sırtın tam ortasında, küçük çıkıntılardan oluşan düğümlü bir çizgi boydan boya uzanır. Bu düğümler, omurların dışarıya doğru taşan çıkıntılarıdır; bu çıkıntılara bağlanmış olan kaslar omurganın eğilip bükülmesini sağlar. Omurga boynun içinden geçerek kafatasına bağlanır ve başa destek olur; ensede, boynun sırta bağlandığı yerde belirgin bir omur çıkın*tısı vardır. Omurganın alt ucunda ise, içe doğru kıvrılarak kasların arasına gömülmüş olan kuyruksokumu kemiği bulunur. Bu ke*mik, insanın ilk atalarında var olan ve evrim sürecinde körelen kuyruğun tek kalıntısıdır.
    Gövde iskeletinin omurga dışındaki temel bölümleri, yukarıdan aşağıya doğru omuz kemeri, göğüs kafesi ve leğen olarak adlandırı*lır. Köprücükkemiği ile kürekkemiğinden oluşan omuz kemeri kolların gövdeyle bağ*lantısını sağlar. Göğüs kafesi ise arkada omurgaya, önde göğüs kemiğine bağlanmış olan kaburgaların oluşturduğu kemikten bir kafes gibidir. Bu sağlam kafes, göğüs boşlu-ğundaki kalp ve akciğerler gibi organlar için çok korunaklı bir yapı oluşturur. İnsanda 12 çift kaburga vardır. Dar, yassı ve yay gibi eğik olan bu kemiklerin yalnızca ilk yedi çifti kıkırdaklarla doğrudan göğüs kemiğine bağla*nır. Geri kalan beş çiftten üçü yedinci kabur*ga kemiğiyle birleşir; daha kısa olan son iki çiftin ucu ise serbesttir. Ama hepsinin sırtta omurlarla bağlantısı vardır. Kaburgaların kıkırdaksı eklemleri bu kemik kafesin genişle*mesine yardımcı olarak solunumu kolaylaş*tırır.
    Gövde iskeletinin alt bölümündeki leğen denen kemik yapı da hem bacakların omur*gayla bağlantısını sağlar, hem de karın boşluğundaki organları korur. Bacakları bir köprü gibi omurgaya bağladığı için kalça kemeri denen bu yapı birkaç kemikten oluşur. Önde ve yanlarda kalça, oturga ve çatı kemikleri*nin, arkada sağrı kemiğinin sınırladığı bu yapının biçimi gerçekten de bir leğeni andırır. Doktorlar leğen kemiklerinin yapısına baka*rak bir iskeletin kadına mı, yoksa erkeğe mi ait olduğunu söyleyebilirler. Çünkü kadınla*rın leğen kemikleri ve aradaki leğen boşluğu bir erkeğinkinden daha geniştir. Doğum sıra*sında leğen kemikleri biraz daha açılarak bebeğin çıkışını kolaylaştırır.

    2. Kafatası
    İskeletin beyni koruyan ve yüzün kemik yapısını oluşturan bölümüne kafatası denir. İnsan doğduğu zaman kafatasındaki kemikler henüz gelişmesini tamamlamamış*tır. Bu yüzden bebeklerin kafatasındaki ke*miklerin arasında, yalnızca deri ve ince bir zarla örtülü olan bir açıklık vardır. Bıngıldak denen bu açıklık, ancak kemikler gelişmesini tamamlayıp kafatası gerçek boyutlarına ulaş*tığında kapanır.
    Parmağınızı üstçenenizin üstüne koyup ağ*zınızı açarsanız üstçenenin oynamadığını, yal*nızca altçenenin hareket ettiğini fark edebilir*siniz. Çünkü üstçene doğrudan kafatasına bağlı olan sabit bir parçadır; oysa altçene kafatasına hareketli bir eklemle bağlanmıştır.

    3. Kollar ve Bacaklar
    Kollardan her biri üç uzun kemikten yapılmıştır. Kolun dirseğin üstünde kalan bölümünde üstkol kemiği, altındaki bölümünde ise döner kemik ile dirsek kemiği yer alır. Üstkol kemiğinin ucu yuvar*laktır ve arkada, üçgen biçiminde düz ve yassı bir kemik olan kürekkemiğine bağlanır. Bu bağlantı yerinin önünde de omuz kemerleri*nin öbür parçası olan köprücükkemiği bu*lunur.
    Üstkol kemiğinin alt ucu ise dışta döner kemikle, içte dirsek kemiğiyle eklemlenmiştir. Kolun alt bölümündeki bu kemiklerin ucunda sekiz bilek kemiği, el ayasını oluştu*ran beş tarak kemiği ve en uçta küçük parmak kemikleri bulunur.
    Bacak ve ayaklardaki kemiklerin yerleşme düzeni de kol ve el kemiklerininki gibidir. Bacağın dizin yukarısındaki üst bölümünde (uylukta) yer alan uylukkemiği vücudun ağır*lığını taşıdığı için bütün iskeletin en uzun ve en güçlü kemiğidir. Bu kemiğin üst ucu top gibi yuvarlaktır ve kalça kemiğindeki çukur yuvaya oturarak çok hareketli bir eklem oluşturur. Alt ucu ise diz eklemiyle kamışkemiğine ve kavalkemiğine bağlanır. Bacakların birbirine bakan iç yanındaki kavalkemiği dış*taki kamışkemiğinden daha kalındır. Dizin altındaki bu iki kemiğin alt ucunda sırayla ayak bileği, tarak ve parmak kemikleri bu*lunur.
    İskelet için en yararlı şey düzenli hareket ve egzersiz yapmaktır. Çünkü hareketsiz kalan kaslar zayıflar ve birbirine eklemlenen kemik*leri doğal konumunda tutamaz. Böylece ke*miklerin biçimi bozulur, eklemler şişer, duruş bozuklukları, sırt ve bel ağrıları başlar.