İşitme Engelinde Erken Tanı ve Önemi nedir?

'Hastalıklar' forumunda Yasemin tarafından 11 Şubat 2012 tarihinde açılan konu


  1. İşitme Engelinde Erken Tanı ve Önemi



    Tüm bebekler, seslerle örüntülü bir dünyaya doğarlar ve hiçbir anne-baba bebeklerinin işitme engelli olabileceği ihtimalini düşünmezler. Yeni doğan bebekle iletişim, jest ve mimiklerle kurulur. Bebek de tepkisini ses çıkarma, gülümseme ve vücut hareketleri ile gösterir. Eğer bebeğin belirgin bir sağlık sorunu yoksa, davranışlarından işitme engelli olduğu anlaşılamayabilir. İşitme engelli bebekler de tıpkı diğer bebekler gibi gülümserler, isteklerini ağlayarak ifade ederler, çeşitli sesler çıkarırlar ve çevreleriyle ilgilenirle. Daha sonra emeklerler, ayağa kalkarlar, kendilerine uzatılan nesneleri kavrarlar, kendi başlarına yemek yemeye çalışırlar, oyuncakları ile oynarlar ve çevresindeki kişi ve nesneleri tanırlar, yaşları geldiğinde de yürürler. Bu doğal görünen gelişim karşısında, aileyi rahatsız eden herhangi bir şey olmayabilir, aile çocuğunun işitme engelli olabileceği ihtimalini düşünmeyebilir. Bu durum çocuğun erken yaşta tanılanmasını geciktirebilecektir.

    İşitme ve konuşma yeteneği hayatın ilk yıllarından itibaren hızla gelişir. Konuşma ve dil gelişimi için işitmenin normal olması gerekir. Ülkemizde genellikle çocuktaki işitme engeli geç fark ediliyor ve işitme engelinin geç tanılanması nedeni ile işitme engelli çocukların eğitimlerine geç başlanıyor. Bu durum işitme engelli çocuğun eğitim sürecinden yeterince yararlanamamasına, başarısızlıklar yaşamasına neden oluyor. İşitme engelli çocukların eğitimlerindeki gecikme, konuşma seslerini algılama ve konuşma becerilerini kazanmada güçlüklere neden olmaktadır. Konuşmayı öğrenemeyen sınırlı iletişim kurabilen işitme engelli çocukların kişiliklerinde düzensizlik ve uyumsuzluklar ortaya çıkabilmektedir.

    Çocuk beyni, hayatın ilk altı ayında dil öğrenmeye programlıdır. Özellikle hayatın ilk üç yılı dil ediniminde çok önemlidir. Çünkü bu süreden sonra dil ve konuşma becerilerinin gelişimi daha da zorlaşır. Erken tanı ve eğitim dil ve konuşma gelişiminin normale yakın şekilde gelişimini sağlayacağından çocuğun sosyal, bilişsel, duygusal ve akademik gelişimini olumlu yönde etkileyecektir.

    Erken tanılamada işitme yetersizliğinin mümkün olan en erken dönemde, özellikle bebeklikte farkına varılması çok önemlidir. Teknolojideki ilerlemeler gün geçtikçe daha erken dönemlerde tanılamanın yapılabilmesine olanak sağlamaktadır. Önceleri çocuğun işitmesi, onun sese verdiği tepkilerle test edilirken, bugün bir bebeğin işitmesi, o uyurken bile ölçülebilmektedir. Bu ölçümlerle çocuğun işitme yetersizliği olup olmadığı ortaya çıkmaktadır.

    İşitme engelli tanısı konulduktan sonra, erken eğitimde atılacak önemli adımlardan biri, çocuğun cihazlandırılması ve işitme cihazına uyum sağlamasına yardımcı olunmasıdır. Bu noktada, çocuğun işitme kaybının özelliklerine göre en uygun cihazın temini oldukça önemlidir. Ayrıca aileye psikolojik ve eğitsel danışmanlık hizmeti verilmesi, erken müdahale ve erken eğitimin başarısını etkileyen önemli bir faktördür. Böylece, çocuğun özel eğitim yaşantısı okul öncesi dönemde başlamış olacak ve işitme engelli bireyin tüm yaşamı boyunca devam edecektir. Unutulmamalıdır ki, erken tanılamanın beraberinde, uygun cihazlandırma ve uygun eğitim ile bu çocuklar, içinde bulundukları topluma daha kolay uyum sağlayabileceklerdir