"Işin bitince beni sever misin anne?

'Kısa Bilgiler' forumunda fecr tarafından 29 Nisan 2009 tarihinde açılan konu


  1. Cok duygulandim sizlerle Paylasmak istedim:(


    Kapıdan içeri girer girmez neşeyle bağırdı:

    "Anne biliyor musun bugün yuvada ne oldu?"

    "Görmüyor musun? Telefonla konuşuyorum."

    Hiç kimsenin sevdiği şey birbirine benzemiyordu. Annesi telefonu, babası arabayı seviyordu. Herşey erteleniyordu telefon ve araba söz konusu olduğunda.

    Bir de eve misafir gelecek oldu mu kendisine hiç yer kalmıyordu. Nerelere gitsindi?

    Annesi kapattı telefonu. Mutfaktan tencere kaşık sesleri geliyordu. Koşarak yanına gitti.

    "Sana yardım edeyim mi?" dedi en sevimli halini takınarak.

    Annesi manalı manalı baktı.

    "Hayırdır. Bir yaramazlık filan. Bak bir de seninle uğraşmayayım. Çok yorgunum zaten."

    Yorgunluk nasıl bir şeydi. Bazen elinde oyuncağıyla uykuya daldığında anneannesi oyuncağı yavaşça elinden alır

    "Nasıl yorulmuş yavrucak. Uykunun gül kokulu kolları sarsın seni" diyerek alnına bir öpücük konduruverirdi.

    Yorgunluk gül kokulu bir uykuya dalmaksa eğer, ne diye annesi kendisiyle böyle kızgın kızgın konuşuyordu.

    "Anneciğim yorulduğun zaman gül kokulu uykulara dalarsın. Anneannem öyle söylüyor."

    "Uykuya dalayım da gül kokuları kusur kalsın. Yorgunluktan ölüyorum."

    Bu kelimeden nefret ediyordu. Yorgunum. Yorgun olduğumdan. Böyle yorgun yorgunken...

    "Anneciğim sen yorulma diye..."

    "Yemekte konuşuruz çocuğum. Bankada işler yetişmedi. Baban gelene kadar bunları bitirmem lazım. Hadi sen oyna biraz."

    "Hani siz yoruluyorsunuz ya..."

    "Eeee...."

    "Ben de oynamaktan yoruluyorum."

    "Ne yapayım?"

    "Bilmem..."

    Yapılmaması gerekenleri biliyordu da büyükler, yapılması gerekenleri hiç bilmiyorlardı.

    Işıklar söndü birden.

    Annesi öfkeyle söylenmeye başladı.

    "Mum da yok" diye diye karıştırdı dolapları el yordamı.

    Çocuk sırtüstü yatıp, anneannesinin köyünü düşündü. Gaz lambasının ışığında deli tavşan masalını anlatışını. Deli tavşanın duvardaki aksini getirdi gözlerinin önüne. Anneannesi gibi iki elini birleştirip işaret parmaklarını yukarı kaldırarak tavşan kafası yaptı.

    "bak deli tavşan" diyerek parmaklarını oynattı.

    Yoldan geçen arabaların farları duvardaki tavşana yol açtı. Tavşan alabildiğine hür dolaştı sağda solda. Otlarla kuşlarla konuştu. Sonra yorgun düştü. Duvardaki görüntü o minik avuçların açılmasıyla kayboldu. Kolu yavaşça kanepeden aşağı sarktı.

    Neden sonra ışıklar geldi. Kadın çocuğun hiç konuşmadığını akıl etti birden.

    Kanepeye koştu. Küçücük dizlerini karnına doğru çekerek uykuya dalmıştı.

    Masanın üstündeki dosyalara baktı iğrenerek. Dindirilmez bir pişmanlık doldurdu içini.

    Uyandırmaktan korka korka küçük alnına bir öpücük kondurdu.

    Çocuk sanki bu öpücüğü bekliyormuşçasına

    "Işin bitince beni sever misin anne?" dedi.

    Kadın, sevilmek için randevu alan çocuğuna bakarak sabaha kadar ağladı.


    [​IMG]
     


    MaTi bunu beğendi.

  2. Cevap: "Işin bitince beni sever misin anne?

    Çok güzel bazı şeylerin değerini kaybetmeden bilmek lazım.
    Ne kadar güzel anlatılmış çocuk sevgisi
    İhmal edilemez çocuk tıpkı bir çiçek gibi...
    Harika yazı
    Rep :))))
     



  3. Cevap: "Işin bitince beni sever misin anne?

    fecr paylaşımın için çok teşekkürler daha öncede okumuştum bu yazıyı çok duygulanmıştım oğlumun önüne hiç birşey geçemez isterse kralı gelsin
     



  4. Cevap: "Işin bitince beni sever misin anne?

    Gerçekten çok etkileyici bir yazı..Bazen hayatın telaşına düşüp çocuklarımızı ihmal ettiğimiz durumlar oluyor.Küçün kızın en sondaki cümlesi insanın içini burkuyor.Her okuduğumda etkilenmişimdir.
    Anlamlı paylaşımınız için teşekkürler fecr..
     



  5. Cevap: "Işin bitince beni sever misin anne?

    fecr yoğun hayat temposu yorgunluk koşuşturmaca evet :((