isaac newton simyacı

'Etüt Merkezi' forumunda Dark tarafından 25 Aralık 2010 tarihinde açılan konu


  1. Simya, kokeni kadim caglara uzanan geleneksel bir bilim. Temelindeki inanc soyle ozetlenebilir: Madenler, tipki bitkiler gibi topragin icinden biter. Butun madenler temelde birbirinin aynisidir. Sadece olgunluk dereceleri degisir. Merdivenin en ustunde, bozulma ve curumeye karsi direncinden dolayi altin bulunur. Diger madenler olgunluk derecelerine gore asagiya dogru siralanir. Butun ham madenler, toprak altinda yeterli bir sure kaldiklarinda altina donuseceklerdir (eger olusum asamalarinda bir bozulma olmazsa tabii). Simyacinin gorevi ise tabiatin madenleri olgunlastirma yontemini tekrarlayarak diger madenlerin altina donusme sureclerini kisaltmak ve yeryuzunde mevcut altin miktarini artirmakti. Unlu dinler tarihcisi M. Eliade, madenin mukemmellesmesine yardim ederken simyacinin kendisini de yetkinlestirdigini ekler ve simyayi hem faili, hem de nesneyi mukemmellestirme yolunda ikili islevi olan bir bilim diye tanimlar.

    Iste modern kimya, ayni zamanda manevi bir bilim olan simyanin deneysel teknikleri ve arastirma ruhundan dogmustu. Simya, “dehalar asri” denilen 17. yuzyilda pek cok bilim adami gibi, Isaac Newton’u da cezbedecekti. Yaptigi simya deneylerinin ki bazilarinin basarili sonuclar verdigi biliniyor urunlerini hicbir zaman yayinlamadi Newton. Ancak 1940′ta kesfedildi bu notlar ve 1975′te Betty Teeter Dobbs tarafindan Newton Simyasinin Temelleri (The Foundations of Newton Alchemy) adiyla gun yuzune cikti. Dobbs’a gore Newton, oyle boyle degil, simya deneylerini “ne kendisinden once, ne de kendisinden sonra ulasilmayan boyutlarda” denemisti. Newton, simyanin yardimiyla mikrokozmosun (alemi sugra) yapisini kesfedip onu makrokozmosla (alemi kubra) butunlestirmeyi amacliyordu.

    Mc Guire ve P.M. Rattansi’ye gore Newton, Tanri’nin din ve tabiat felsefesinin sirlarini once birkac imtiyazli kisiye verdigi inancindaydi. Sonra bu bilgi baskalarinin eline gecmis ve efsanelerin, mitoslarin icine karismisti. Bu bilgileri gizli ilimlerin icinden cekip cikartabilmek icin Newton simya literaturunun en deruni bolumlerini, iclerindeki sirri ogrenmek amaciyla didik didik ediyor, bununla da yetinmeyip bizzat simya deneylerine girisiyordu. Bu yuzden, bugun biz ‘biz’ bilimin naif pozitivist etkilerine maruz kalanlari isaret ediyor burada- “tabiat donusume hayrandir” gibi bir cumleyi Newton’a yakistiramiyoruz. Oysa Dobbs’a gore “Newton’un 1675′ten sonraki butun kariyerini, simya ile mekanik felsefeyi butunlestirmek cabasi olarak yorumlayabiliriz.”

    Simya ile bu derece yogun bir bicimde ugrasmasinin sebebini, Newton’un tabiata bakisindan cikartabiliyoruz. O, diger mekanikci filozoflar gibi, fizikle tabiatin nihai olarak butun sirlarinin cozulebilecegi kanaatinde degildi. Tabiat bize oldugu gibi verilmisti; fakat bazi yanlari asla anlasilmayabilecek bir kitapti o. Her zaman anlayamayacagimiz bazi mekanizmalar, deneyle ispatlayamayacagimiz bazi derin iliskiler cozulmeden kalacaktir.

    Newton, matematikten elde ettigi araclari kapida birakmadan girdigi simyanin fanstastik dunyasinda, mekanik bilimi sinirlar icerisinde cozemedigi sirlari aradi yilar yili. 3000 sayfalik simya notlarinin yaninda 175 simya kitabi ve neredeyse kutuphanesinin yuzde 10′unu olusturan simya risaleleri, onun, Tanri’nin bazi insanlara fisildadigi sirlarin ne buyuk bir tutkuyla pesinde oldugunu acikca gostermektedir.