İnternette Dikkat Edilmesi Gerekenler

'Bunları biliyormusunuz' forumunda GezgiN tarafından 19 Haziran 2009 tarihinde açılan konu


  1. Günlük hayatında insanlarla diyalog kurmaktan uzak, çekingen, içe kapanık bireyler internet ortamında bir süre sonra kendilerini farklı kimliklerle tanıtmaya başlıyorlar. Sanal sohbet odalarında arkadaş edinenler çoğunlukla oldukları gibi değil olmak istedikleri gibi bir karakter çiziyorlar.

    İnternet her birimizin hayatında artık vazgeçilmez hale geldi. Çocuklarımızın ödevlerinden, okul kayıtlarına, sınav sonuçlarına, fatura ödemelerinden, bilet rezervasyonuna günlük hayata dair her tür ihtiyacımızı pratik olarak çözme imkânı sağlayan internet, aile ilişkilerinde de en az televizyon kadar rol çalmaya başladı. Artık okuldan gelen çocuklar mutfağa koşup akşam yemeğini hazırlamakta olan annelerine o gün neler yaptıAklarını, neye sevinip, neye üzüldüklerini anlatmak yerine alelacele bilgisayarı açıp sanal arkadaşlarıyla sohbet etmeyi seçiyorlar. Genç kızlar ve genç erkekler problemlerini evde sır saklayan ve her derde bir çare bulan büyükleri, ağabeyleri veya ablalarıyla değil internetteki dostlarıyla paylaşıyorlar. Birbirinin ilgisizliğinden şikayetçi olan eşler, sanal aleme bambaşka kimliklerle girerek sevgi açlıklarını gidermeye çalışıyorlar.

    Tam bu noktada internet kullanımıyla ilgili çok ciddi problemler ortaya çıkıyor. Günlük hayatında insanlarla diyalog kurmaktan uzak, çekingen, içe kapanık bireyler internet ortamında bir süre sonra kendilerini farklı kimliklerle tanıtmaya başlıyorlar. Sanal sohbet odalarında arkadaş edinenler çoğunlukla oldukları gibi değil olmak istedikleri gibi bir karakter çiziyorlar. Kimileri sanal alemde daha çok ilgi görmek ve dikkat çekmek için kendilerine hayali bir hayat kurguluyor. Hayal ettikleri ama gerçeğe dönüştüremedikleri pek çok şeyi yapmış gibi anlatıyorlar. Böylece muhataplarının ilgisini çekerek, hayranlık duyulan biri haline geliyorlar. Kimileri ise yaşadığı kişilik bozukluğu sonucu baskılanmış asıl benliğini sanal ortamda gün yüzüne çıkarıyor.

    Sınırların olmadığı sanal dünyada kendini özgürce ifade edebilmek, sorunlarını hiç tanımadığı ve muhtemelen gerçek hayatta hiç yüz yüze gelmeyeceği insanlara anlatmak bu gibi durumlarda geçici bir rahatlama sağlayabiliyor. Ancak çoğunlukla psikolojik açıdan sorunlu kişilerin bu yolu tercih ettiği düşünülürse internet iletişiminin faydadan çok zarar getireceğini söylemek pek de yanlış olmaz.

    Sanal kimlikler problemleri artırıyor

    Uzmanlara göre sanal dünyada seçilen “nick name” (takma isim) ile yedek kişilikler kimi zaman kişi ile özdeşleşirken kimi zaman da gerçekliğin tam dışına çıkıyor. Hatta kişiliğin ötesinde, sanal ortamda cinsiyet, yaş, sosyal statü, medeni hal bile değişiyor. Sanal alemin sağladığı özgür alan ve “chat modası” insanların asıl dünyada arkadaşlarıyla, aile bireyleriyle ve dostlarıyla yaptıkları sahici muhabbetleri ve duygu alış verişini de ortadan kaldırıyor. Chat, bir yandan sorunları, korkuları paylaşmaya yardımcı olurken, bir yandan da sorunlardan ve gerçek dünyadan kaçmanın bir aracı oluyor. Bu kaçış bir süre sonra daha büyük sıkıntıları da beraberinde getiriyor. İletişim problemi yaşanan evliliklerde eşlerin birbiriyle diyaloğu tamamen ortadan kalkıyor, birbirlerinin yüzünden çok bilgisayar ekranına bakmaya başlıyorlar. Evli olduğu halde kendini bekâr olarak tanıtıp internette arkadaşlıklar kuranların sayısı hiç de az değil. Ortamın “sanal” olduğunun verdiği rahatlıkla bu tür ilişkilerin “aldatma” sayılmayacağını düşünenler de aile kurumuna en büyük zararı veriyor. Gençler kimlik çatışması yaşamaya başlarken okuldaki başarısızlıklar da beraberinde geliyor. Üstelik kendini yetişkin gibi tanıtan çocuk ve gençlerin kötü niyetli kişilerce kullanılmaları da işten bile değil. İnternet ortamında farklı kimliklere bürünenlerde kişiliklerin bozularak yedek kişilikler oluşması, yabancılaşma ve yalnızlaşma ise ciddi psikiyatrik bozuklukların altyapısını oluşturuyor ya da bu bozuklukların açığa çıkmasını hızlandırıyor.

    Chatleşirken mantık ve kurallar unutuluyor

    Chatleşmede kişilerin karşı tarafa kendilerini istedikleri şekilde yani olumsuz yönlerini bastırarak ya da olmadıkları bir kişilik portresi çizerek tanıttıklarının altını çizen Prof. Nevzat Tarhan bunun sebebini de şöyle açıklıyor: “Chat anında insan içindeki düşünce ve duygu obsesyonlarına kolaylıkla kendini kaptırır. Düşünce obsesyonu, beynimizin bir bölgesinin istem dışı yanlış düşünce üretmesidir. İnsanın içindeki düşünce ve duygu obsesyonları, chatleşme esnasında kontrolden çıkar. Kişi o anda hiç düşünmeden, süzgeçten geçirmeden aklına gelen her şeyi yazı ya da ses yoluyla karşı tarafa aktarır. Arzular ve dürtüler ile mantık ve kurallar arasındaki denge, arzular ve dürtülerden yana bozulur.”

    Psikiyatr Dr. Nihat Kaya’ya göre aslında, birçok insan “yüzüne maske takarak” içinde olan arzuları ve ifade edemediklerini başka bir kimlik ve kişilikle ifade edip rahatlamaktadır. Adeta o görüşler onun değil de öteki insanındır. Sanal ortamda hiçbir sansür baskı olmadan her şeyi ifade etme, deşarj olma imkânı vardır.

    Sanal kişiler bize yakın gibi görünebilir ama…

    Doç. Dr. Kemal Sayar “İnternette aşk ve sevgi” başlıklı makalesinde internet üzerinde sanal kimliklerle kurulan arkadaşlıkların mahiyeti hakkında şu bilgileri veriyor: “Kendini açma ya da iç dökme online ilişkilerin de vazgeçilmez bir parçasıdır. İnsanlar hattın diğer ucunda birileri bunları okuyacak da olsa, bir bilgisayara daha fazla açılabilirler ve bu da internet ilişkilerinin özünü oluşturmaktadır. Bazen bilgisayardaki sanal kişilik bize yan odada oturan gerçek kişilikten daha yakın görünebilir.”

    Sanal alemde insanların kendilerini daha rahat ifade edebilmelerini ise internet üzerinde iletişimin kelimelere dayalı oluşuna bağlıyor Sayar: “Sadece bir klavyenin tuşlarına dokunarak ona daha fazla şey açıklayabilirsiniz, duygularınızı belli edebilir ya da karşınızdaki insanın cazibesine kapılabilirsiniz. Klavyede yalnızca kendiniz, kendi kelime ve duygularınız üzerine odaklanırsınız, nasıl göründüğünüzün, ne giydiğinizin, fazla kilolarınızın bir önemi yoktur.” Sayar’a göre sanal iletişimin en büyük riski ise insanların iletişim kurmak için kendilerini başka kimliklerle tanıtmaları. Bu endişesini de şöyle ifade ediyor: “İnsanlar çok fazla açılabilir, gerçekçi olmayan biçimlerde idealize edip düş kurabilirler. Oyun oynama, kandırma, cinsiyet değiştirme gibi durumlar internet ortamını ilişki kurmak için nisbeten tehlikeli bir yer haline getirmektedir, hiç yoksa başlattığınız bir ilişkinin yoktan yere buharlaşması riski vardır.”

    Belki de internet üzerinden insanlarla iletişim kurarken de hiç akıldan çıkarılmaması gereken Mevlana’nın asırlar öncesinden bugüne miras bıraktığı “Ya olduğun gibi görün ya göründüğün gibi ol” düsturu olmalı…

    Edeb ile gelen ,Lütuf ile döner