İnsülin Tedavisi

'Sağlık Rehberi' forumunda ZeuS tarafından 3 Ekim 2009 tarihinde açılan konu


  1. İnsülin Tedavisi nedir
    İnsülin Tedavisi nasıl yapılır
    İnsülin, vücudumuzda midenin arka tarafında yerleşmiş bir organ olan pankreastaki beta hücrelerinden salgılanan bir hormondur. Kandaki şekerin, hücre içine girmesini sağlar. Böylelikle hem hücrelere yaşamlarının devamı için enerji sağlanmış olur hem de kandaki şeker düzeyi normal seviyede tutulmuş olur. İnsülinin görevini anlayabilmek için öncelikle, vücudumuzun yaşam fonksiyonları için gerekli olan enerjiyi nasıl sağladığını kısaca bilmemiz gerekir. Şema 1'de görüldüğü gibi yediğimiz besinler sindirime uğradıktan sonra şekere parçalanır. Şeker (glukoz) kan akımı ile vücudun tüm bölümlerine taşınır. Vücudumuzun ana besin kaynağı olan şeker, enerji sağlayabilmek için kandan vücut hücrelerinin (kas hücreleri, yağ hücreleri ve karaciğer hücreleri) içine girmelidir. Bunu temin eden yani hücrelere glukozun girişi için kapıyı açan anahtar insülindir.

    Diyabeti olmayan bir insanda, her yemek sonrasında alınan besinlerin enerji haline dönüşmesini sağlamak için pankreas insülin üretir. Bu demektir ki yediklerimizden enerji olarak faydalanabilmek için vücudumuzda insülin yeterli ve etkili olmalıdır.
    Diyabetlilerde ise, pankreas yeterli miktarda insülini üretemez veya üretilen insülin hedef hücreler (kas, yağ ve karaciğer hücreleri) tarafından kullanılmaz. Bu durumda vücudumuz için hayati önemi sahip olan insülini dışarıdan sağlamanız gerekmektedir.

    - İnsülin günümüzde halen, hap ya da tablet şeklinde kullanılamamaktadır.; sıklıkla cilt altına gereğinde kasiçi ya da damardan enjektörle kullanmak üzere sıvı halde bulunmaktadır.
    - İnsülin enjeksiyonu, halk arasında bilinenin aksine, sigara ve alkol gibi bağımlılık ve alışkanlık yapmaz.

    İnsülinin hayat kurtaran bir ilaç olduğunu ve aslında kendimize enjeksiyon yapmakla daha sağlıklı bir yaşam için gerekli olanı yaptığımızı hatırlamak; bu fikre alışmamızı kolaylaştırabilir. İnsülin, diyabet tedavisindeki en önemli öğelerden biridir. Fakat, insülin tek başına kan şekeri düzeyini kontrol etmekte yeterli değildir. Eğer önerilen uygun diyet ve düzenli egzersiz programı içinde değilseniz; dünyadaki hiçbir insülin diyabetinizi kontrol altına alamaz.
    İnsülin hakkında öğrenebileceğinizin en fazlasını öğrenin. Buna kullandığınız insülinin tipi, etki süresi ve maksimum etki zamanı da dahil olmalıdır. Gıda alımınızı ve egzersiz programınızı insülinin enjeksiyon zamanı ve dozu ile koordine etmeyi de öğrenmelisiniz.

    Kimler insülin enjeksiyonuna ihtiyaç duyar?
    - Tip 1 diyabetliler (insüline bağımlı şeker hastaları).
    - Ağızdan şeker düşürücü haplarla kan şekeri kontrolü sağlanamayan Tip 2 diyabetliler,
    - Hangi tip şeker hastalığı olursa olsun, aniden şeker düzeyi yüksek saptananlar,
    - Akut stresi olan, kaza, yanık gibi travmaya maruz kalan, ameliyat olacak tüm diyabetliler,
    - Gebe kalan tüm diyabetliler ve hamilelikte şeker hastası olanlar,
    - Diyabete bağlı olarak göz, sinir sistemi ve böbreklerinde sorun gelişmiş olanlar,
    - Herhangi bir nedenle pankreas ameliyatı olanlar

    İnsülin tedavisinin amaçları nelerdir?
    - Kan şekerini normal düzeye getirmek
    - Diyabetin diğer organlarda oluşturacağı sorunları engellemek,
    - Önlenemeyecek düzeyde sorunlar oluşmuşsa ilerlemeyi durdurmak,
    - Çocuklarda büyüme ve gelişmeyi sağlamak,
    - Hamilelik ve gebelikle ilgili komplikasyonları önlemek.

    İnsülin tedavi planı
    İnsülinin temini ve tedavisinin kolay uygulanır olması sonucu, diyabet tedavisinde aldığı yer ve önem giderek artmıştır. İnsülin uygulaması bir eksiği 'yerine koyma' tedavisidir. Bu tedavi planı her diyabetliye özel olmalı ve onun yaşam biçimine, alışkanlıklarına ve beklentilerine göre şekillendirilmelidir. Bu plan kullanacağınız insülin tipini, dozajını ve enjeksiyonların zamanlamasını içermelidir.

    İnsülinleri birbirinden ayıran özellikler nelerdir?
    Günümüzde tedavi amacıyla kullanılan ticari insülinlerin, birçok bakımdan birbirinden farklı özellikleri vardır.

    İnsülinler:

    Elde edilme biçimine göre
    Hayvan (domuz, sığır) ve insan (yarı sentez, biyolojik sentez) kaynaklı olabilir. Domuz ve sığır insülinlerinin yapıları vücudun ürettiği (insan insülini) insüline tamamıyla benzemez. Bu nedenle insan insülininden daha fazla reaksiyona sebep olabilmektedir.
    İdeal olan insülinine benzer insülinleri kullanmaktır. Elde edilme biçimine göre iki çeşit insan insülini vardır. Domuz insülininin insan insülinine benzeyecek şekilde değişime uğratılmasıyla elde edilen yarı sentetik insülinler ve insan vücudunun yaptığı insülinin yapısı ile aynı olacak şekilde genetik mühendislik teknikleri ile üretilen rekombinat (biyosentetik) insan insülini vücudumuzun ürettiği insülinine tamamıyla benzer olduğu için kullanıldığında vücudun bu insüline karşı tepki gösterme olasılığı hayvan insülinine göre çok daha azdır.

    Saflık derecesine göre
    Monokomponent ve standart olanlar.

    Konsantrasyonlarına göre
    Regüler (kısa etkili), orta etkili (NPH), hazır karışım (%10, 20, 30, 50, 70) olanlar.
    Etki biçimlerine göre (etki zamanı)
    Kısa, orta ve uzun etkili olanlar

    Etkilerinin başlama biçimi ve süresine göre
    Bugün kullanımda olan insülinler etkileri yönünden:
    - Kısa etki süreli ve çabuk etki gösterenler (berrak görünümlüdür),
    - Etkisi yavaş başlayıp orta derecede veya uzun etki süreli olanlar (bulanık görünümlüdür.)
    - Kısa etkili ve orta etkili insülinin belli oranda hazırlanmış karışımlarıyla değişik etki süresi gösterenler olarak gruplandırılır.

    Uygulama biçimlerine göre:
    Deri altı, kas içine, damar içine uygulanabilir. Damardan uygulanan insülinler yalnızca berrak olan kısa etkili insülinlerdir.

    Etki gücü
    İnsülinin etki gücü, sıvının her mililitresindeki insülin miktarını gösterir. Uzunlukları nasıl metre ya da santimetre ile ölçüyorsak, insülin miktarını da 'ünite' ile ölçeriz. Türkiye'de bulunan ve enjektörle yapılan bütün insülin şişelerindeki (flakon) sıvının her mililitresinde 100 ünite insülin vardır. Bu U-100 insülin olarak adlandırılır. Mililitredeki insülin miktarı, insülinin konsantrasyonudur. Bir insülin şişesinde 10 ml sıvı bulunduğundan, bir şişe U-100 insülin 1.000 ünite insülin içerir. Türkiye'de bulunan ve kalem enjektörle yapılan bütün insülin şişelerindeki (penfil, prefil) sıvının mililitresinde de 100 ünite insülin vardır.

    İnsülin uygulamalarında, enjekte edilen insülinin yan etkinliğini değiştiren nedenler nelerdir?

    Enjeksiyon yeriyle ilgili olanlar:
    Enjeksiyonun yeri, derinliği, insülinin emilme hızı, enjeksiyon yerine masaj yapılması ve egzersiz.

    Enjeksiyon yeri:
    Yapılan araştırmalarda en iyi emilim yerinin karın bölgesi olduğu görülmüştür. Kol, bacak ve kalça bölgesi uygulamalarında insülin etkinliği giderek azalır.

    Bugün kullanımda olan insülinler etkileri yönünden:
    - Kısa etkili süreli ve çabuk etki gösterenler (berrak görünümlüdür),
    - Etkisi yavaş başlayıp orta derecede veya uzun etki süreli olanlar (bulanık görünümlüdür).

    Kısa etkili ve orta etkili insülinin belli oranda hazırlanmış karışımlarıyla değişik etki süresi gösterenler mixt (karışık) insülin olarak gruplandırılırlar. İnsülini kalbe ne kadar yakın bölgeye enjekte ederseniz insülin o kadar çabuk emilir. Enjeksiyon yerinin seçimi kadar, insülinin uygulandığı bölgedeki deri ile kas arasında kalan yağlı dokunun (subkütan) kalınlığı da önemlidir. Kısa yapılan insülin daha çabuk etki gösterir ve etkisi daha kısa sürer.

    Emilme hızı

    Kan akımının artmasını sağlayan durumlar (masaj, ısı uygulaması, geçici ısı artması, enjeksiyon yapılan yere uygulanan egzersiz gibi) emilini hızlandırır.

    Uygulanan insülinle ilgili olanlar:

    İnsülinin tipi , dozu, elde edilme şekli, miktarı, vücuttan atılması, etkili olduğu bölgedeki alıcılar ve oluşan engelleyici faktörler.

    İnsülin tedavisi uygulamasındaki yöntemler hangileridir?
    - Günde tek doz insülin
    - Günde iki kez insülin
    - Günde 3 veya 4 kez insülin
    - Sürekli cilt altı insülin verilmesi (pompa tedavisi)

    En iyi yöntem hangisidir?

    En iyi yöntem, size özel; basit ve kolayca uyum sağlayabileceğiniz, yaşamınızı aksatmayan, tepki vermenize yol açmayan etkin kan şekeri kontrolünü sağlayan yöntemdir.

    Tek doz insülin uygulaması

    Kan şekeri kontrolü ağızdan şeker düşürücü haplarla istenilen düzeyde sağlanamayan yaşlı, sosyal sorunları olan, yalnız yaşayan, hareket kısıtlığı olan Tip 2 diyabetlilere önerilen insülin uygulamasıdır.

    İki doz insülin uygulaması

    Genellikle tek dozun yeterli olmadığı Tip 2 diyabetlilere önerilen insülin tedavisidir, sabah ve akşam yemeklerden önce olmak üzere günde 2 kez insülin uygulaması yapılır.

    Günde 3 veya 4 doz insülin uygulaması
    Günümüzde en iyi insülini yerine koyma yöntemi olarak önerilmektedir. Gebe diyabetikler, Tip 1 diyabetliler, günlük yaşamı yemek ve hareket yönünden yoğun ve düzensiz olanlar için en uygunu olup bu tip uygulama ile çok iyi bir kan şekeri kontrolü sağlanabilir.
     



  2. Cevap: İnsülin Tedavisi

    İnsülin enjeksiyonu nasıl yapılır?

    Doktorunuz insülin kullanmanız gerektiğine karar verdiğinde, insülini nasıl ve nereye enjekte edeceğinizi size öğretecektir. İnsülin enjeksiyonlarını kendiniz yapmalısınız. İnsülin her gün önerilen doz ve şemeya göre kullanmalısınız. İnsülin enjeksiyonu yaptığınız bölgeyi her defasında belli bir programa göre değiştirmelisiniz.

    İnsülin uygulamasında temel ilkeler şunlardır:
    - Ellerinizi sabun ve suyla yıkayınız.
    - İnsülinin tamamen karışması için insülin şişesini elinizin arasında yuvarlayarak çalkalayınız.
    - İnsülin yapmadan önce insülin şişesinin görüntüsünü kontrol ediniz. Orta ve uzun etkili insülinler bulanık ve sütlü görünüşe sahipken, regular insülin (kısa etkili) su gibi berrak ve renksiz görünür. İnsülini çalkalamadan içinde kristal şeklinde parçacıklar, renk değişikliği veya şişenin dibine, kenarlarına yapışık katı insülin parçacıkları olup olmadığını kontrol ediniz. İnsülininizde bunlardan birini görürseniz, insülin şişenizi yenisini almak için eczaneye geri götürünüz.
    - İnsülin şişelerinin tepelerini alkolle (kolonyalı pamukla) siliniz.
    - Yapacağınız doz kadar havayı şırıngaya çekip, sonra havayı şişeye enjekte ediniz.
    - İnsülini şırıngada baloncuklar olmadığından emin olarak istenen dozda çekmelisiniz. Eğer tedaviniz gereği şırıngada insülinleri karıştırmanız gerekiyorsa, kısa etkili insülini önce çekmelisiniz.
    - Her defasında farklı enjeksiyon bölgesini seçerek; bölgeyi alkollü pamukla temizleyiniz.
    - Deriyi sıkıştırın veya gerin, iğneyi açı (çocukta 45 derece, yetişkinde 90 derece) ile sokun.
    İğnenin damara girmediğine ve insülinin tamamının şırıngadan gittiğine emin olduktan sonra insülini enjekte ediniz.
    - Deriyi bırakın ve iğneyi geri çekiniz.
    - Enjeksiyon bölgesini ovalamayınız, yalnızca alkollü pamukla orta kuvvetle basınç uygulayınız.
    - İnsülini mümkün olduğu kadar soğuk yerde, tercihen buzdolabının kapak kısmında saklayınız. İnsülini hiçbir zaman dondurmayınız veya güneş ışığında bırakmayınız. Buzdolabınızda her zaman yedek insülin bulundurmaya dikkat ediniz.

    İnsülin tedavisinin yan etkileri var mıdır?

    Hipoglisemi

    İnsülin tedavisinin en önemli yan etkisi kan şekerinin aşırı düşmesidir (hipoglisemi). Kan şekeri 50 ml/dl'nin altına düştüğü zaman hipoglisemi belirtileri görülür. Bazen bu belirtiler kan şekerinin çok yüksek bir değerden aniden normale düşmesiyle de görülebilir. Hipoglisemi insülin dozunda doktorunuza danışmadan yaptığınız değişiklik, bir öğünü atlamanız veya yemeniz gerekenden az yediğiniz veya çok fazla egzersiz yaptığınızda meydana gelebilir.
    Hipoglisemi belirtileri terleme, titreme, dikkat dağılması, baş dönmesi, şuur bulanıklığı, bulanık görme, uykudan uyanamamadır.
    Hipoglisemi evinizden uzakta, yolculukta veya herhangi bir yerde ve zamanda olabilir. Bu nedenle diyabet kimlik kartınızı mutlaka yanınızda taşıyınız. İnsülin kullanıyorsanız mutlaka yanınızda bulundurmanız gereken herhangi bir karbonhidratlı gıda (kesme şeker, kuru üzüm, meyve suyu v.s) veya eczaneden temin edeceğiniz glukoz tabletidir. Hipoglisemi belirtileri hissedince, derhal şekerli bu gıdalardan alınız.
    Aile bireylerinin, arkadaşlarınızın ve yardımcılarınızın düşük kan şekeri belirtilerinin neler olduğunu ve nasıl tedavi edildiğini öğrenmeleri, sizin için hayati önem taşımaktadır. Eğer şuurunuz kapalı bir durumda bulunursanız, yakınlarınızın derhal, ilk uygulamaları gereken glukagon ampul'dür. Glukagon, kan şekerini hızla yükselten bir hormon olup, mutlaka evinizde buzdolabınızda bulundurmanız gereken bir ilaçtır.

    İnsülin lipoatrofi ve hipertrofi nedir?

    İnsülin lipoatrofisi insülin enjeksiyonu yapılan yerlerde yağ dokusunun kaybı ile oluşan insülin tedavisine bağlayan etkidir. Gençlerde ve kadınlarda daha sık görülmektedir. İnsülin hipertrofisi ise, insülin enjeksiyon yerinde oluşan şişmedir. Uzun süre hep aynı yere enjeksiyon yapılması sonucunda gelişir. Çocuk ve genç diyabetlilerde sıktır. Her iki durumun tedavisi de insülin enjeksiyon yerlerinin değiştirilmesidir.

    İnsülin korkusu neden?

    1921 yılında Kanadalı Dr.Frederick Banting ve ona yardım eden tıp öğrencisi Charles Best, Toronto'daki bir laboratuvarda yaptıkları deneylerde, pankreasın belirli yerlerinden alınan salgıların enjekte edilmesiyle şeker hastalığının tedavi edileceğini kanıtladılar. Dr. Banting ve öğrencisi, söz konusu sıvıyı, sağlıklı bir pankreasın Langerhans adacıkları denilen bölümünden almışlardı. Langerhas adacıkları pankreasın iç kısmında bulunan özel hücre kümecikleriydi. Bu neden le, oradan aldıkları sıvıya, Latince'de 'iç ada' anlamına gelen 'insula' sözcüğünden esinlenerek 'insülin' adını verdiler. Yapılan son bir araştırmaya göre 200 bin insüline bağımlı hastanın yılda 4 milyon 380 bin şişe insülin tüketmesi gerekirken, sadece 1 milyon 116 bin şişe insülin tüketiliyor.
    Uzmanlar, insülinin bir başka alternatifi olmaması nedeniyle insülini az dozda ya da hiç kullanmayan kişilerin 'intihar' ettiğine dikkati çekiyor. İnsülin kullanmayanlarda zamanla damarsal bozukluklar, körlük, ayak-bacak gangreni, şok ya da koma gibi ani ölümler en çok karşılaşılan sonuçları oluşturuyor. Yapılan araştırmalara göre insülin kullanımındaki bu büyük ihmal iki nedenden kaynaklanıyor.

    Birincisi diyabetikler insülini esrar, morfin gibi alışkanlık yapar endişesiyle kullanmaktan kaçınıyor.

    İkinci ve en büyük neden ise bazı hekimlerin ani şeker düşmesinden ve diyabetliyi izlemekteki güçlükler nedeniyle, insülini kullandırmamalarıdır.

    Günümüzde diyabetik hastalar için hedefimiz kan şekeri değerlerini normal değerlere getirebilmektir. İnsülin tedavisinin amacı vücutta eksik olan insülini yerine koyarak kan şekeri kontrolünü sağlamaktır. İnsülin bağımlılık yapmaz. Vücudumuzda insülin eksikliği olduğu müddetçe insülin kullanmamız gereklidir. Genellikle vücudumuzda insülin ihtiyacı başladığında pankreasın insülin üreten dokusunun (* hücreleri) en az %80'i harap olmuştur ve harap olan pankreasın insülin üreten dokusu (beta hücreleri) ne yazık ki kendini yenileyemez. Bu nedenle vücudumuzda yeterince üretilemeyen bu hormonu insülin enjeksiyonları ile dışarıdan sürekli yerine koymamız gerekir.
     



  3. Cevap: İnsülin Tedavisi

    İnsülin Tedavisi

    Günümüzde diyabetik hastalar için hedefimiz kan şekeri değerlerini normal değerlere getirebilmektir. İnsülin tedavisinin amacı vücutta eksik olan insülini yerine koyarak kan şekeri kontrolünü sağlamaktır. İnsülin bağımlılık yapmaz. Vücudumuzda insülin eksikliği olduğu müddetçe insülin kullanmamız gereklidir. Genellikle vücudumuzda insülin ihtiyacı başladığında pankreasın insülin üreten dokusunun (* hücreleri) en az %80'i harap olmuştur ve harap olan pankreasın insülin üreten dokusu (beta hücreleri) ne yazık ki kendini yenileyemez. Bu nedenle vücudumuzda yeterince üretilemeyen bu hormonu insülin enjeksiyonları ildışarıdan sürekli yerine koymamız gerekir.

    Yeni tanıda: Tip 1 diyabetiklere, hastanın uyumu da göz önüne alınarak günde 2-4 kez olmak üzere insülin enjeksiyonu önerilir. Tip 2 diyabetik hastalarda kan şekeri kontrolüne ve diğer sağlık problemlerine göre günde 1 ile 4 defa insülin kullanımı gerekebilir. Hastalar kendi enjeksiyonlarını kendileri yapar ve evde kan şekerlerini glukometre ile takip ederek insülin dozlarını ayarlarlaşabilirler.

    Türkiye'de çeşitli insülin türleri mevcuttur. (Şişeler) Flakonlar Mart 2000 tarihine kadar 40 IU/ml insülin içermekteydi ve buna uygun kırmızı kapaklı U-40 yazılı insülin enjektörleri ile birlikte kullanılmaktaydı. Ancak Mart 2000'den sonra flakonların yoğunluğu 100 (ünite)IU/ml'e yükseltildi ve bu şişelerin kapakları turuncu renk olarak satışa sunuldu. Turuncu kapaklı bu şişelerin içindeki insülin daha yoğun ve mutlaka turuncu kapaklı bu şişeler için hazırlanmış yine kapakları turuncu olan U-100 insülin enjektörleri ile yapılması gerekir. (Şekil bununla ilgili tanıtıcı broşür) Turuncu kapaklı 100 IU/ml insülin içeren şişelerdeki insülini turuncu kapaklı enjektörlerinizle yaparken doz değişikliği yapmanıza gerek yoktur. Daha önce 18 ünite (IU) yapıyorsanız, yine turuncu kapaklı enjektörle 18 üniteyi turuncu kapağını açtığınız 100 (ünite)IU/ml'lik şişeden çekeceksiniz. Turuncu kapaklı 100 IU/ml insülin içeren şişelerdeki insülini eski kırmızı kapaklı enjektörlerinizle yaparsanız ikibuçuk kat daha fazla insülin yapmış olursunuz. Bu da kan şekerinizin normal değerlerin altına düşmesine yol açabilir.

    İnsülin 75 yıldır diyabet tedavisinde kullanılmaktadır. İnsülin tedavi yöntemlerinde eşitli gelişmeler yanmıştır. İnsülinin kimyası, farmakolojisi ve etki mekanizmaları aydınlatılmış, ileri derecede saf insan insülin preparatları kullanıma sunulmuştur. Monomerik insülin analogları yakın zamanda geliştirilmiş ve klinik araştırma amaçlı kullanıma sunulmuştur. Nazal yoldan absorbe edilen insülinler üzerinde çalışmalar sürmektedir. Diabet tedavisinde kendi kendine kan şekeri izlemi rutin uygulama haline gelmiş, glikoz ile hemoglabin ölçümleri yaygın kullanılır hale gelmiştir. Diabetik hasta izleniminde kan şekeri kontrolünün ne kadar iyi yapılırsa kronik mikrovasküler komplakasyonların o kadar yavaş geliştiği günümüzde kesin olarak gösterilmiştir. Bu amaçla insülin tedavisinde yoğun insülin rejimleri daha yaygın taraflar bulmaktadır. Bu amaçla multiple enjeksiyonlara uygun dispolin pompaları geliştirilmiştir. İmplate edilebilen insülin sistemleri üzerine çalışmalar sürmektedir.

    Tip 2 diyabetik hastaların hepsi ve Tip 2 hastaların üçte biri insülin tedavisi altındadır. İnsülin tedavisi almayan hastaların bir kısmının diabet kontrolünün subobtimal seviyelerde olduğu ve insülin tedavisine geçilmesi gerektiği bilinmektedir. Genellikle insülin tedavisi hasta tarafından hatta hekim tarafından tedavinin son döneminde başvurulacak bir tedavi yöntemi olarak görülmekte ve geç safhalarda başlanmaktadır. Fizlolojik olarak insülin sekresyonu kan glukoz seviyesine bağlı olarak portal dolaşıma olmaktadır. Diabetes mellitusta bu fizyolojik kontrol bozulduğunda subkütan yolla periferden insülin vererek aynı etkiyi sağlamak oldukça güçtür. Fizyolojik yerine koyma tedavisi o an için ulaşılamaz olda da olanaklar ile bu hedefe ulaşabilmek için daha fazla dikkat ve özen gösterilmelidir. Kan glukoz seviyesi aktivite diyet ve daha pek çok faktör ile değişebildiğine göre insülin dozajını ayarlayabilmek için kan şekeri ölçümleri günlük glisemi değişimlerine uyacak şekilde ve sürekli yapılmalıdır.
    Alıntı