insanlığa hizmet

'İslami Bilgiler' forumunda Semerkand tarafından 17 Ağustos 2008 tarihinde açılan konu


  1. insanlığa hizmet

    [​IMG]


    Resulullah’ın (sas) ideali insanlığa hizmet etmekti. Yoksa insanlığı kendisine hizmet ettirmek değildi. O sebeple
    eline geçeni yemez yedirir, içmez içirir, yönettiği insanların mutluluğuyla mutlu olur, üzüntüsüyle de üzülürdü.

    ‘Müslümanların derdiyle dertlenemeyen bizden değildir!’ diyerek sızlanırdı.

    Bu sebeple bir müddetten beri biriktirdiği imkânını yine dağıtmak istiyordu yoksullara. Çevresine de münadiler göndermiş, sesleniyorlardı Medine sokaklarında ihtiyaç sahibi yoksullara:

    -Resulullah (sas) mescidin önünde miskin derecesindeki muhtaçları bekliyor, kimse mahrum kalmasın, miskinler gelip hisselerine düşecek yardımı alsınlar!.. Az sonra mescidin önünde en alt derecedeki yoksullar toplanmış, kasıp kavuran ihtiyaçlarını bir ölçüde karşılayacak imkâna kavuşacak olmanın sevincini yaşıyorlardı.

    Nitekim düşündükleri gibi de oldu. Efendimiz gelenleri şöyle bir gözden geçirdikten sonra elindeki mevcudu da hesap ederek önünden geçenlere hisselerini verirken şefkat dolu tebessümlerle mutluluğunu açıkça belli ediyordu. Mutluydu. Çünkü en büyük sevincini yoksula yardım ederken duyuyordu. İşte o anda da ihtiyaç sahiplerinin sıkıntılarını gideriyordu. Nihayet elindeki imkân bitti, mevcut ihtiyaç sahiplerine de yetti. Demek ki hesap iyi yapılmıştı.

    Ne var ki çok geçmeden ötelerden koşup gelen bir bedevi görüldü. Adam ufkuna doğru bakarak koşuyor hem de nefes nefese söyleniyordu:

    -Yardım dağıttığınızı duydum, onun için koştum, ama yine de yetişemedim. Zaten ben hep böyle şanssızın biriyim. Şefkat ve merhamet menbaı sordu:

    -İhtiyacın çok mu fazlaydı? Saymaya başladı ihtiyaçlarını. Hepsi de zaruri ihtiyaçtı. Ama Resulullah’ın da imkânı bitmiş, elinde avucunda olanı tümüyle vermiş, tek dirhemi bile kalmamıştı. Efendimiz dikkatle baktı yoksul adamın üzgün yüzüne. Sonra beklenmeyen açıklamasını yaptı:

    -Üzülme, dedi ihtiyaçlarını yine alacaksın, hem de hiçbirini eksik bırakmadan!.

    - Nasıl olacak bu, diyerek heyecanlandı yoksul adam?. Efendimiz kelimelere basarak konuştu:

    -Şimdi buradan şehrin içine dal, ihtiyaçlarını nerede bulursan al, satıcılara da de ki:

    - Mal benim, borç Resulullah’ın! Ödemeyi Resulullah yapacaktır!. Adam önce şaşırdı. Sonra Efendimiz’in ısrarı karşısında toparlanarak sevinçle çarşının yolunu tuttu. Alacaklarının hesabını yaparak gidiyordu.

    Olayın şahidi olan Hazreti Ömer, fedakârlığın bu kadarını fazla buldu. Düşüncesini dile getirmekten kendini alamayarak dedi ki:

    -Ya Resulullah! Sen gücünün yettiğiyle mükellefsin. Elinde olanı tümüyle verdin, geriye bir şey kalmadı, neden bu sefer de yardım edemediğin yoksulun borçlarını yükleniyorsun? Bu kadarı da fazla değil mi?..

    Bu sözlerden hiç de memnun olmayan Resulullah’ın yüzündeki tebessümün kaybolduğu görüldü. Halbuki o ana kadar çok mutluydu. Sanki güller açmıştı mübarek yüzünde. Tebessümü hiç eksik olmuyordu. Yoksula yardım etmenin tarif edilemez mutluluğunu yaşıyordu. Bunun üzerine oradaki masum bakışlı bir sahabe söze karıştı:

    -Ya Resulullah, dedi, sen Ömer’e bakma, ver, Arşın sahibi Allah sana yine verir, boş bırakmaz!. Fedakârlığını sürdürmesini isteyenden memnun olan Resulullah’ın (sas) tebessümü tekrar yüzünde belirdi. Şöyle ölçü veriyordu yoksula yardım konusunda: Hiçbir şeyi olmayan, çorbasının suyunu çoğaltsın, o da bulamayanların imdadına sulu çorba ile koşsun, yine çevresindeki yoksullara ilgisiz kalmasın…
     



  2. gerçekten çok beğendim .. Emeğine sağlik mostar
     


    NURDİN bunu beğendi.

  3. emeğine sağlık çok anlamlı bir yazı MOSTAR:f40:
     



  4. ne büyük bir Peygamberin ümmetiyiz

    Allah razı olsun arkadaşım :f118: