İngilizcede En Çok Kullanılan Kelimeler ve anlamları

'Etüt Merkezi' forumunda Ezlem tarafından 30 Kasım 2010 tarihinde açılan konu


  1. İngilizcede En Çok Kullanılan kelime,İngilizcede En Çok Kullanılan 1000 Kelime

    • abbreviation: kısaltma
    • ability: beceri
    • able: becerikli
    • about: hakkında
    • above: üstünde, -den yukarı
    • abroad: yurtdışına
    • absence: yokluk
    • absent: dalgın
    • accept: kabul etmek
    • acceptable: kabul edilebilir
    • accident: kaza
    • accidental: kaza ile olan
    • according: e göre
    • account: hesap
    • achive: başarmak
    • achivement: başarı
    • acid: asit
    • across. karşıda
    • act: davranmak
    • action: olay
    • active: aktif
    • activity: aktivite
    • actor,actress: aktör, aktris
    • actual: gerçek
    • actually: aslında, gerçekten
    • add: eklemek
    • addition: eklenti
    • additional: ilave
    • address: adres
    • adjective: sıfat
    • admiration: taktir hayranlık
    • admire: hayran olmak
    • admit: içeri almak,kabul etmek
    • adult: yetişkin
    • advanced: gelişmiş, ileri
    • advantage: avantaj
    • adventure: macera
    • adverb: zarf
    • advertise: ilan vermek
    • advertisement: reklam ilanı
    • advice: tavsiye
    • advise: danışman
    • affair: mesele
    • affect: etkilemek
    • afford: gücü yetmek
    • afraid: korkmak
    • after: sonra
    • afternoon: öğleden sonra
    • afterwards: daha sonra, sonradan
    • again: tekrar
    • against: karşıda
    • age: yaş
    • ago: önce
    • agree: razı olmak, anlaşmak
    • agreement: anlaşma
    • ahead: ileride, öne doğru
    • aim: amaç, hedef
    • air: hava
    • aircraft: uçak
    • airport: hava limanı
    • alcohol: alkol
    • alive: yaşayan
    • all: hepsi
    • allow: izin vermek
    • almost: hemen hemen
    • alone: yalnız
    • along: boyunca
    • alphabet: alfabe
    • already: zaten
    • also: ayrıca
    • although: e rağmen
    • always: her zaman
    • among: arasına
    • amount: tutar
    • amuse: eğlendirmek
    • amusement: eğlence
    • amusing: eğlenceli
    • an: bir
    • ancient: antik, eski
    • and: ve
    • anger: sinir
    • angle: melek
    • angry: sinirli
    • animal: hayvan
    • announce: ilan etmek
    • annoy: rahatsız etmek
    • annoying: rahatsız edici
    • another: diğer
    • answer: cevap
    • anxiety: tasa, kaygı
    • anxious: endişeli, kaygılı
    • any: hiç
    • anyone: herhangi biri
    • anything: herhangi bir şey
    • anywhere: herhangi biyer
    • apart: ayrı
    • apartment: apartman
    • appaer: gözükmek
    • appaerance:
    • apple: elma
    • aproval:
    • approve: onaylamak
    • area: meydan
    • argue: tartışmak
    • arguement: münakaşa
    • arm: kol
    • army: ordu
    • around: etraf
    • arrange: planlamak
    • arrangement: düzenleme
    • arrival: geliş, varış
    • arrive: varmak, ulaşmak
    • art: sanat
    • article: makale
    • artificial: yapay
    • as: gibi
    • as opposed to: tersi anlamı
    • ashamed: utanmış
    • ask: sormak
    • asleep: uykuda
    • association: kurum, ilişki, çağrışım
    • at: de da
    • atom: atom
    • attack: saldırı
    • attempt: girişim
    • attend: uğraşmak
    • attention: dikkat
    • attitude: davranış
    • attract: cezbetmek
    • attractive: çekici
    • authority: uzman kimse
    • autumn: sonbahar
    • available: hazır, meşkul değil
    • average: avaraj
    • avoid: kaçınmak, sakınmak
    • awake: uyanık
    • away: uzağa
    • awkward: uygunsuz, zor
    • baby: bebek
    • back: geri
    • background: geri taraf
    • backward: geri kalmış
    • bad: kötü
    • bag: yatak
    • bake: fırında pişirmek
    • balance: ayar
    • ball: top
    • band: bando
    • bank: banka
    • bar: bar
    • base: üs,taban,kurmak,dayanmak
    • basic: kolay
    • basket: çöp kutusu
    • bath: banyo
    • battle: savaş
    • be: olmak
    • beach: sahil, pilaj
    • beak: gaga
    • beam: yaymak, gülümsemek,ışın
    • bean: fasulye
    • bear: ayı
    • beat: vurmak,karıştırmak,tempo
    • beautiful: güzel
    • beauty: güzellik
    • because: çünkü
    • become: dönüşmek
    • bed: yatak
    • beer: bira
    • before: önca
    • begin: başalamak
    • begining: başlangıç
    • behave: davranmak
    • behaviour: davranış
    • behind: arkasında, gerisinde
    • belief: inanç
    • believe: inanmak
    • bell: zil
    • belong: ait olmak
    • below: aşağıda, altında
    • belt: kemer
    • bend: eğmek, bükmek
    • beneath: altında
    • beside: yanına
    • best: en iyisi
    • better: daha iyi
    • between: arasında
    • beyond: ötede, ileride, - den sonra
    • bicycle: bisiklet
    • big: büyük
    • bill: hesap, kanun tasarısı
    • bird: kuş
    • birth: doğmak
    • bit: biraz, bir parça
    • bite: ısırmak
    • bitter: acı, üzücü
    • black: siyah
    • blade: bıçak
    • blame: sorumluluk, suçlu tutmak
    • blind: kör
    • block: blok
    • blood: kan
    • blow: üflemek
    • blue: mavi
    • board: tahta
    • boat: bot, sal
    • body: vücut
    • boil: yağ
    • bomb: bomba, patlamak
    • bone: kemik
    • book: kitap
    • boot: bot, tekmelemek
    • border: sınır
    • bored: sıkılmış
    • boring: sıkıcı
    • born: doğmuş
    • borrow: ödünç almak
    • both: ikiside
    • bottle: şişe
    • bottom: kıç
    • bowl: kase, tas
    • box: kutu
    • boy: erkek çocuk
    • brain: beyin
    • branch: şube, dal
    • brave: cesur
    • bread: ekmek
    • break: ara, mola, tenefüs
    • breakfast: kahvaltı
    • breast: meme
    • breath: nefes
    • breathe: nefes almak
    • breed: üretmek, beslemek
    • brick: tuğla
    • bridge: köprü
    • bright: parlak
    • bring: getirmek
    • broad: geniş
    • broadcast: radyo yayını
    • brother: erkek kardeş
    • brown: kahverengi
    • brush: fırçalamak
    • build: inşa etmek
    • building: bina
    • bullet: mermi
    • burn: yanmak
    • brust: vahşi
    • bury: gömmek
    • bus: otobüs
    • bush: çalı
    • business: mühendis
    • busy: meşgul
    • but: ama
    • butter: tereyağı
    • button: buton, düğme
    • buy: satın almak
    • by: ile,-e kadar yakınında
    • cake: kek
    • calculate: heaplamak
    • call: çağırmak, seslenmek
    • calm: sakin olmak
    • camera: fotğraf makinası
    • camp: kamp kurmak
    • can: e bilmek
    • cap: kep
    • capital: başkent
    • car: araba
    • card: kart
    • care: bakım, umursamak
    • careful: dikkatli
    • careless: dikkatsiz
    • carrige: havuç
    • carry: taşımak
    • case: kutu,durum
    • castle: kale
    • cat: kedi
    • catch: yakalamak
    • catlle: sığır
    • cause: neden olmak
    • ceiling: tavan
    • celebrate: bayram
    • cell: satmak
    • central: merkezi
    • centre: merkez
    • century: yüzyıl
    • ceremony: tören
    • certain: kesin
    • chain: zincir
    • chair: sandalye
    • chance: şans, fırsat
    • change: değiştirmek
    • character: karakter
    • charge: şarj etmek
    • chase: kovalamak
    • cheap: ucuz
    • cheat: kopya çekmek,aldatmak
    • check: kontrol etmek
    • cheek: yanak
    • cheerful: neşeli
    • cheese: peynir
    • chemical: tıbbi
    • chemistry: kimya
    • cheque: çek
    • chest: göğüs
    • chicken: tavuk
    • chief: şef
    • child: çocuk
    • children: çocuklar
    • chin: çene
    • chocolate: çikolata
    • choice: seçim
    • choose: seçmek
    • church: kilise
    • cigarette: sigara
    • cinema: cinema
    • circle: daire
    • circular: dairesel
    • citizen: vatandaş
    • city: şehir
    • claim: iddia etmek, talep etmek
    • class: sınıf
    • clay: kil
    • clean: temiz
    • clear: temizlemek
    • clever: akıllı
    • cliff: tepe
    • climb: tırmanmak
    • clock: saat
    • close: kapalı
    • cloth: örtü, kılıf
    • clothes: elbise
    • clothing: giyecek
    • cloud: bulut
    • clup: klup
    • coal: kömür
    • coast: sahil, yokuş aşağı kaymak
    • coat: kot
    • coffee: kahve
    • coin: katılmak
    • cold: soğuk
    • collar: yaka, tasma
    • collect: toplamak
    • college: kolej
    • colour: renk
    • comb: tarak
    • combination: bileşim
    • combine: birleştirmek
    • come: gelmek
    • comfort: konfor
    • comfortable: konforlu
    • command: emretmek, komuta
    • committee: komite
    • common: olağan, genel, müşterek
    • communicate: haberleşmek
    • communication: iletişim
    • company: kampanya
    • compare: karşılaştırmak
    • comparison: karşılaştırmak
    • compete: rekabet etmek
    • competition: yarışma
    • competitor: rakip
    • complain: şikayet etmek
    • complaint: şikayet
    • complete: tam, bitirmek
    • completely: tamamen
    • complicated: anlaşılması güç
    • compound: bileşim
    • computer: bilgisayar
    • concern: kaygılanmak, ilgilendirmek
    • concerning: ilişkin
    • concert: konser
    • condition: koşullandırmak
    • confidence: güven
    • confident: kendinden emin
    • confuse: karıştırmak
    • confusing:
    • connect: bağlanmak
    • connection: bağlantı
    • conscious: bilinçli
    • consider: iyice düşünmek
    • consist: ibaret olmak
    • contain: içermek
    • container: içerik
    • continue: devam etmek
    • continuous: sürekli
    • contract: kontrat
    • control: kontrol etmek
    • conversation: konuşma
    • cook: yemek pişirmek
    • copy: kopya etmek
    • corn: mısır
    • corner: köşe
    • correct: doğru
    • cost: fiyat
    • cotton: pamuk
    • cough: öksürmek
    • could: e bildi
    • council: konsey
    • count: saymak
    • country: ülke
    • countryside: kırsal bölge
    • courage: cesaret
    • course: kurs
    • court: kart
    • cover: örtmek
    • cow: inek
    • i l a ç (yasak Kelime!): kırmak, çatlak
    • crash: çarpmak, çarpışma
    • crazy: çılgın
    • cream: krema
    • creature: yaratık
    • crime: suç
    • criminal: suçlu
    • criticism: eleştiri
    • criticize: timsah
    • crop: ürün
    • cross: karşıda
    • crowd: kalabalık
    • cruel: zalim
    • crush: ezmek
    • cry: ağlamak
    • cup: kupa
    • cupboard: dolap
    • cure: iyileştirmek
    • curl: büklüm
    • current: geçerli
    • curtain: kesin
    • curve: eğri
    • custom: alışkan
    • customer: müşteri
    • cut: kesmek
    • cycle: çevrim
    •
    • daily: günlük
    • damage: zarar
    • dance: dans etmek
    • danger: tehlike
    • dangerous: tehlikeli
    • dark: koyu
    • date: tarih, randevu
    • daughter: kız çocuk
    • day: gün
    • dead: ölü
    • deal: mukavele
    • deal with: uğraşmak
    • death: ölüm
    • dept: derinlik
    • decay: çürümek
    • deceive: aldatmak
    • decide: karar vermek
    • decision: karar
    • decorate: dekore etmek
    • decoration: dekorasyon
    • decrease: azaltmak
    • deep: derin
    • defeat: yenmek, yenilgi
    • defence: savunma
    • defend: savunmak
    • definite: kesin
    • definitely: kesinlikle
    • degree: derece
    • delay: ertelemek, gecikme
    • deliberate: kasti
    • deliberately: kastice
    • delicate: narin
    • deliver: dağıtmak
    • demand: istemek
    • department: bölüm
    • depend: e bağlı olmak
    • dependent: bağımlı olmak
    • depth: derinlik
    • describe: tanımlamak
    • description: tanımlanmış
    • desert: çöl
    • deserve: hak etmek
    • design: dizayn
    • desirable: arzu edilen
    • desire: arzu etmek
    • desk: sıra
    • destroy: patlamak
    • destruction: yıkım
    • detail: detay
    • determination: azim
    • determined: azimli
    • develop: gelişmek
    • dictionary: sözlük
    • die: ölmek
    • difference: farklılık
    • different: farklı
    • difficult: zor
    • difficultly: zorca
    • dig: kazmak
    • dinner: akşam yemeği
    • direct: yönetmek
    • direction: talimat
    • dirt: kir
    • dirty: kirli
    • disappoint: umudunu kırmak
    • disappointing: hayal kırıcı
    • discover: keşfetmek
    • discovery: keşif
    • discuss: tartışmak
    • discussion: tartışma
    • disase: felaket
    • dish: çanak
    • dismis: işten çıkarmak
    • distance: mesafe
    • distant: uzakta
    • divide: bölmek
    • do: yapmak
    • dollar: dolar
    • door: kapı
    • double: çift
    • doubt: nokta
    • down: aşağı
    • draw: çizmek
    • drawer: çizici
    • dream: rüya
    • dress: sıra
    • drink: içmek
    • drive: sürmek
    • drop: düşürmek
    • drug: eczane
    • drum: davul
    • drunk: sarhoş
    • dry: ıslak
    • duck: ördek
    • dull: sıkıcı, hafif
    • during: boyunca
    • dust: toz
    • duty: nöbetçi
    • each: her
    • eager: istekli
    • ear: kulak
    • early: erken
    • earn: öğrenmek
    • earth: dünya
    • east: doğu
    • eastern: doğuya ait
    • easy: kolay
    • eat: yemek
    • economic: ekonomik
    • edge: kenar
    • educate: eğitmek
    • educated: eğitimli
    • education: eğitim
    • effect: etkilemek
    • effective: etkili
    • effort: efor harcamak
    • egg: yumurta
    • eight: sekiz
    • either: her iki, ya
    • elbow: dirsek
    • elect: seçmek
    • elction: seçili
    • electric: elektrikli
    • electricity: elektrik
    • electronic: elektronik
    • else: başka
    • embarrass: rahatsız etmek
    • embarrassing: rahatsız edici
    • emotion: his, duygu
    • emphasize: vurgulamak
    • employ: işçi çalıştımak
    • employer: iş veren
    • employment: işçi
    • empty: boş
    • enclose: etrafını çevirmek
    • encourage: cesaretlendirmek
    • end: son
    • enemy: düşman
    • energy: enerji
    • engine: motor
    • engineer: iş adamı
    • enjoy: eğlenmek
    • enjoyable: eğlenceli
    • enjoyment: eğlence
    • enough: yeterli
    • enter: giriş
    • entertain: eğlenceli
    • entertainment: eğlence
    • entrance: enterans
    • envelope: zarf
    • environment: çevre
    • equal: eşit
    • equioment: malzeme
    • escape: kaçmak
    • even: hatta, bile
    • evening: akşam
    • event: olay
    • ever: hiç, herhangi bir zaman
    • every: her
    • everyone: herbiri
    • everything: herşey
    • everywhere: heryer
    • evil: günahkar, kötü
    • exact: kesin
    • exactly: kesinlikle
    • examination: sınav
    • examine: incelemek
    • example: örnek
    • excellent: mükemmel
    • except: hariç
    • exchange: değişim
    • excite: tahrik etmek
    • exciting: ilginç
    • excuse: affetmek, özür
    • exercise: egzersiz
    • exist: var olmak
    • existance: var oluş
    • expect: ummak
    • expensive: pahalı
    • experience: deneyim, maruz kalmak
    • explain: açıklamak
    • explanation: açıklama
    • explode: patlamak
    • explosion: patlama
    • explosive: patlayıcı
    • express: hızlı, açık, kesin, ifade
    • expression: ifade
    • extreme: aşırı
    • exteremly: aşırıca
    • eye: göz
    • face: yüz, surat
    • fact: gerçek
    • factory: fabrika
    • fail: başaramamak
    • failure: başarısızlık
    • fair: dürüst
    • fairly: dürüstçe
    • faith: güven
    • faithful: güvenli
    • fall: düşmek
    • false: yanlış
    • familiar: aşina
    • family: aile
    • famous: ünlü
    • far: uzak
    • farm: çiftlik
    • farmer: çiftçi
    • fashion: moda
    • fashionable: modern
    • fast: hızlı
    • fasten: bağlamak
    • fat: kilolu
    • father: baba
    • fault: faul
    • favourable: olumlu
    • favorite: favori
    • fear: korku
    • feather: tüy
    • feature: özellik
    • feed: beslemek
    • feel: hissetmek
    • feeling: his
    • female: kız
    • fence: parmaklık
    • fever: ateş
    • few: az
    • field: tarla
    • fifth: ellinci
    • fight: kavga, dövüş
    • figure: figür
    • fill: doldurmak
    • film: film
    • final: sonuç, final
    • finally: sonuçta
    • financial: finansal
    • find: bulamk
    • find out: öğrenmek
    • fine: iyi
    • finger: parmak
    • finish: bitiş
    • fire: yangın, ateş
    • firm: sabit, şirket
    • first: ilk
    • fish: balık
    • fit: sağlık
    • five: beş
    • fix: onarmak, sabitleştirmek
    • flag: bayrak
    • flame: alev, ateş
    • flash: flaş, ani parlak ışık
    • flat: kat
    • flesh: insan veya hayvan eti
    • flight: uçuş
    • float: su üstünde durmak
    • food: yiyecek
    • floor: yer
    • flour: un
    • flow: akmak
    • flower: çiçek
    • fly: uçmak
    • fold: kıvrım, katlanmak
    • follow: takip etmek
    • fond: düşkün
    • foot: ayak
    • football: futbol topu
    • for: için
    • force: güç
    • foreign: yabancı
    • foreigner: yabancılık çekmek
    • forest: orman
    • forget: unutmak
    • forgive: affetmek
    • fork: çatal
    • form: form
    • formal: resmi
    • former: önceki
    • fortunate: talihli
    • forward: ileri
    • four: dört
    • frame: çerçeve
    • free: serbest,özgür,hür
    • freedoom: özgürlük
    • freeze: buz dolabı
    • frequent: sık
    • fresh: tazı
    • friend: arkadaş
    • friendly: arkadaşça
    • frighten: korkunç
    • frightening: korkutucu
    • from: dan den
    • full: tam
    • fun: eğlence
    • funeral: cenaze töreni
    • funny: eğlenceli
    • fur: kürk
    • furtiture: öfke
    • further: daha uzağa
    • future: gelecek
    • gain: kazanmak
    • game: oyun
    • garage: garaj
    • garden: bahçe
    • gas: gaz
    • gate: kapı
    • gather: toplanmak
    • general: general
    • generally : genellikle
    • generous: cömert
    • gentle: nazik
    • gentlement: baylar
    • get: sahip olmak, işitmek, olmak
    • gift: hediye
    • girl: kız
    • give: vermek
    • glad: memnun olmak
    • glass: bardak
    • glue: yapıştırmak
    • go: gitmek
    • goat: keçi
    • god: tanrı
    • gold: altın
    • good: güzel
    • goodbye: hoşça kal
    • goods: mal, eşya
    • govern: hükümet etmek
    • government: hükümet
    • graceful: zarif
    • gradual: kademeli
    • garin: gösterişli
    • gram: dil bilgisi
    • garmmer: gramer
    • grand: büyük
    • grandfather: büyükbaba
    • grandmother: büyükanne
    • grandparent: büyük aile
    • grass: çim
    • grateful: minnettar
    • grave: mezar, ciddi
    • great: büyük
    • green: yeşil
    • greet: güzel
    • greeting: selamlama
    • grey: gri
    • ground: bahçe
    • group: grup
    • grow: yetişmek, büyümek
    • growth: büyüme
    • guard: korumak
    • guess: tahmin etmek
    • guest: konuk
    • guide: kılavuzluk etmek, rehber
    • guilty: suçlu
    • gun: silah
    • habit: huy, alışkanlık
    • hair: saç
    • half: yarı
    • hall: salon, koridor
    • hammer: çekiç
    • hand: el
    • handle: kol, elle kullanmak
    • hang: sarkmak
    • happen: oluşmak
    • happy: mutlu
    • hard: zor
    • hardly: zorca
    • harm: zarar
    • harmful: zararlı
    • hat: şapka
    • hate: nefret etmek
    • hatred: nefret
    • have: sahip olmak
    • he: o (erkek için)
    • head: kafa
    • health: sağlık
    • healthy: sağlıklı
    • hear: duymak
    • heart: kalp
    • heat: ısı
    • heaven: cennet
    • heavy: ağır
    • heel: topuk
    • height: yükseklik
    • hello: merhaba
    • help: yardım etmek
    • helpful: yardım sever
    • herself: kendisi (kız için)
    • here: bura
    • hide: tırmanmak
    • high: yüksek
    • hill: tepe
    • him: onu (erkek için)
    • himself: kendisi (erkek için)
    • his: onun (erkek için)
    • historical: tarihsel
    • history: tarih
    • hit: vurmak
    • hold: kilitlemek, tutmak
    • hole: delik
    • holiday: tatil
    • hollow: delik
    • holy: kutsal
    • home: ev
    • honest: dürüst
    • honour: onur
    • hook: çengel
    • hope: ümit etmek
    • hopeful: ümitli
    • horn: korna
    • horse: at
    • hospital: hastane
    • hot: sıcak
    • hotel: otel
    • hour: saat
    • house: ev
    • how: nasıl
    • human: insan
    • humorous: nükteli
    • humour: espri, mizah
    • hundred: bin
    • hungry: aç
    • hunt: avlamak
    • hurry: acele etmek
    • hurt: acı
    • husband: koca
    • ice: buz
    - iceberg : buzdağı
    • idea: düşünce,fikir
    • if: eğer
    • ignore: önem vermemek
    • ill: hastalık
    • illegal: yasa dışı, kanunsuz
    • illness: hastalık
    • image: imaj, görüntü
    • imaginary: hayali
    • imagination: hayal
    • imagine: hayal etmek
    • immediately: hemen
    • importence: ithalatçı
    • important: önemli
    • impressive: etkileyici
    • improve: gelişmek
    • improvement: gelişme
    • in: içinde
    • include: içine almak
    • including: dahil
    • income: gelir
    • increase: yükselmek
    • independent: özgürlük
    • indoor: binanın içinde
    • industrial: endüstriyel
    • industry: endüstri
    • infect: bulaştırmak
    • infection: bulaşma
    • infectious: bulaşıcı
    • influence: etkilemek
    • inform: bilgi vermek
    • information: bilgi
    • injure: incitmek
    • injury: incinmiş
    • ink: mürekkep
    • inner: dahil, iç
    • insect: böcek
    • inside: içine
    • instead: nın yerine
    • institution: kurum
    • instruction: talimat
    • instrument: enstrüman
    • insult: hakaret etmek
    • insulting: sigorta
    • insurance: sigorta
    • insure: sigorta ettirmek
    • intelligence: akıl, zeka
    • intelligent: akıllı
    • intend: niyet etmek
    • intention: niyet, maksat
    • interest: ilgilendirmek
    • interesting: ilginç
    • international: uluslar arası
    • interrupt: sözünü kesmek
    • into: içine
    • introduce: tanıştırmak
    • introduction: başlangıç
    • invent: icat etmek
    • invitation: icat
    • invite: davet etmek
    • involve: gerektirmek
    • inwards: kızgın, öfkeli
    • iron: metal
    • island: ada
    • it: o (cansız)
    • its: onun
    • jaw: çene
    • jewel: mücevher
    • jewelery: kuyumcu
    • jop: iş
    • join: katılmak
    • joint: ortak
    • joke: şaka yapmak
    • journey: yolculuk
    • judge: tenkit etmek
    • judgement: yargı, karar
    • juice: meyve suyu
    • jump: zıplamak
    • just: sadece
    • justice: adalet
    • keep: saklamak,tutmak,işletmek
    • keen: istekli
    • key: anahtar
    • klick: beceri,hüner
    • kill: öldürmek
    • kilo: kilo
    • kilogram: kilogram
    • kilometre: kilometre
    • kind: tür
    • king: kral
    • kiss: öpmek
    • kitchen: mutfak
    • knee: diz
    • kneel: diz çökmek
    • knife: bıçak
    • knock: vurmak
    • knot: düğümlemek
    • know: bilmek
    • knowledge: bilgi
    • lack: yoksulluk
    • lady: bayan
    • lake: göl
    • lamb: lamba
    • lamp: kuzu
    • land: kara
    • language: dil
    • large: geniş
    • lately: son zamanlarda
    • laugh: gülmek
    • laughter: gülünç
    • law: yasa
    • lawyer: avukat
    • lay: yumurtlamak
    • layer: tabaka
    • lazy: ******
    • lead: kılavuzluk etmek,baş rol
    • leaf: yaprak
    • lean: yaslanmak,dayanmak
    • learn: öğrenmek
    • least: l
    • leather: liste
    • leave: ayrılmak
    • left: sol
    • leg: bacak
    • legal: yasal
    • lend: borç vermek
    • lesson: ders
    • let: izin vernek
    • let go of:
    • letter: harf
    • level: bölüm
    • library: kütüphane
    • lid: kapak
    • lie: yalan söylemek, yatmak
    • lie down: uzanmak
    • life: yaşam
    • lift: kaldırmak
    • light: hafif, ışık
    • like: hoşlanmak
    • likely: olası
    • limit: limit
    • line: çizgi
    • lion: kaplan
    • lip: dudak
    • liquid: sıvı
    • list: liste
    • listen: dinlemek
    • literature: edebiyat
    • litre: litre
    • little: orta
    • live: yaşamak
    • load: yüklemek
    • local: yerli
    • lock: kilitlemek
    • lonely: yalnız
    • long: uzun
    • look: bakmak
    • look after: e bakmak
    • look for: aramak
    • look sth up:
    • loose: ayrılmak
    • lord: efendi
    • lose: kaybetmek
    • loss: zarar
    • lot: hisse, çok
    • loud: yüksek ses
    • love: sevgi
    • low: alçak
    • lower: azaltmak
    • loyal: sadık
    • loyalty: sadakat
    • luck: şans
    • lucky: şanslı
    • lung: akciğer