İngilizce Hukuk Terimleri

'Merak Ettiklerimiz' forumunda Merve tarafından 8 Şubat 2012 tarihinde açılan konu


  1. İngilizce Hukuk Terimleri
    Hukuk Terimleri İngilizce


    aw court: mahkeme
    judge: hakim
    law: hukuk, yasa
    judgement: yargılama
    justice: adalet
    criminal: cezaarticle: madde
    provision: hüküm
    to abolish: yürürlükten kaldırmak
    to amend: tadil etmek
    official journal: resmi gazete
    to conclude: bir sözleşmenin imzalanması
    public corporate body: kamu tüzel kişisi
    unification of judgement: içtihadı birleştirme
    guardianship: vesayet
    testament /will: vasiyet
    discretion: temyiz kudreti
    reserved portion: saklı pay
    ex-officio: re'sen
    tort: haksız fiil
    aggravating ground ( ceza huk.): ağırlaştırıcı sebep
    majority: rüst
    major: reşit
    surety: kefil
    suretyship: kefalet
    domicile: ikametgah
    ratify: icazet
    principle of equity: hakkaniyet ilkesi
    act of prohibition: saldırının önlenmesi davası
    unjust enrichment: sebepsiz zenginleşme
    bodily integrity: vücut bütünlüğüattorney: vekil
    brief: dava özeti, evrak, belge
    case: olay, dava, delil
    evidence: (n) tanık, kanıt, belirti (v) ispatlamak, belirtmek, açıklamak
    guilty: suçlu, kabahatli
    lawsuit: dava
    plead: savunmak, müdafaa etmek, savunma yapmak, dava açmak, avukatlığını yapmak
    plead guilty: suçunu kabullenmek, suçunu itiraf etmek
    plead not guilty: suçu reddetmek
    sentence: (n) mahkeme kararı, hüküm/yargı, (v) hüküm vermek, ceza vermek, mahkum etmek
    solicitor: Hukuk görevlisi, avukat, savcı..
    solicitor general: başsavcı yardımcısı, danıştay başkanı
    sue: dava açmak, mahkemeye vermek, talep etmek
    divorce: boşanmak
    sue for: talepte bulunmak, rica etmek
    sue for a divorce: boşanma davası açmak
    sue out: mahkeme kararı çıkartmak
    sue smb. for damages: zarar ve ziyan davası açmak
    damage: (n) zarar, ziyan (v) zarar vermek, hasara uğratmak
    sum up: araştırmak, bilgi toplamak, özetlemek, kavramak, özet çıkarmak, toparlamak
    submit: ibraz etmek, sunmak
    trial: duruşma
    without prejudice: etki altında kalmadan, önyargısız
    without prejudice to: hakları saklı olarak, haklarına dokunmaksızın, zarar vermeden
    Babalık Davası: Paternity Suit
    Mezkür: Aforementioned
    Miras: Inheritance
    Saikte Hata: Mistake as to motive
    Süreksiz İşçi: Casual Employee
    Takas Odası: Clearing House
    Tahliye Davası: Action in Ejectmen
    Vaad: Promiseİmpunity: Cezasızlık,cezasız kalma
    Review: Yüksek mahkemce kararın yeniden incelenmesi,temyiz,teftiş etmek
    Appeal: Temyize gitmek
    Apprehension: Tutuklama
    Annul: Bozmak,feshetmek,yürürlükten kaldırmak
    Custody: Gözetim,gözaltı,nezaret
    Compensation: Tazminat,tazmin
    Proceeding: Yargılama usulleri,dava,tutanak
    Allege: İddia etmek,kanıt olarak göstermek
    Accusation: Suçlama,itham
    Breach: Bozma,ihlal,uymama(anlaşmaya)
    Breach of faith: Güveni kötüye kullanma
    Arrest : Tutuklamak
    Public Prosecutor: Cumhuriyet savcısı
    Sentence: Hüküm,ilam,mahkum etmek
    Jurisdiction: Yargılama yetkisi



    alıntı