İmanın Sıhhatinin Şartları

'Dini Konular' forumunda Semerkand tarafından 9 Aralık 2011 tarihinde açılan konu


  1. İmanın Sıhhatinin Şartları



    İmanın Allah katında sahih ve geçerli olması için şu şartların bulunması gerekir:

    1- Devam ve sebat: iman dairesine giren bir kimse, bu imanını ölene kadar devam ettirmeli, iman ile Allah'ın huzuruna çıkmaya kesin niyet etmelidir. İmanda devam etmeye niyet etmeyip bir müddet sonra küfre dönmeyi düşünen bir kimsenin imanı sahih ve geçerli değildir.

    2- imanda şek şüphe bulunmamalıdır, insan inandığı şeyleri tereddütle karşılamamalı, inanması farz olan esasları kesin olarak kabul etmelidir. İnandığı şeylerin varlığını kabul etmek başkadır; onların hakikatim anlamak başkadır. Rabbim Allah'dır, O birdir, peygamberim Hz. Muhammed'dir (s.a.v), getirdiği İslam dini haktır, emir ve hükümleri gerçektir, melekler mevcuttur, ahiret ve hesap vardır dedikten sonra, bunların nasıl ve nice olduklarını tam bilmesek te olur. Böyle bir iman geçerlidir.

    3- İman, Ehl-i Sünnet ve'l-Cemaat itikadına uygun olmalıdır. Bu iman şekli, bizden istenen imandır. Kur'an ve sünnete uymayan inanışlar, ibadetler, hayırlar, Allah katında geçerli değildir. Müslümanım dediği halde, yanlış inanışlara saplanan, Kur'an ve sünneti keyfine göre yorumlayıp Allah ve Rasulünün muradı dışında bir yola dalan kimselerin imanı sahih ve makbul değildir.

    4- iman havf ile reca/korku ile ümit arasında olmalıdır. Mü'min, Allah'ın rahmetini, affını ve cennetini ümit eder; gazabından ve azabından da korkar vaziyette olmalıdır. Bir kimsenin: "Ben bu şalin amellerimle mutlaka cennete girerim!" demesi doğru olmadığı gibi; hiçbir kafir veya günahkarın da, Allah'ın rahmetinden ümidini kesip Allah beni affetmez demesi doğru değildir. Ölmeden önce kafir imana gelebilir; Allah korusun mü'min bir kimse de imanını kaybedebilir. Hüküm sona göredir; sonu da ancak Allahu Teala bilir.

    Bunun için bir mü'min Allah'ın rahmetini isteyip, cennet ve cemalini özlemeli; fakat azabından ve cehennemden de korkup onlardan korunmasını istemelidir. Ümidin korkudan biraz fazla olması ve Allahu Teala hakkında güzel zan beslenmesi gerekir.

    5- iman, irade ve sevgiyle olmalı, hayattan ümidin kesildiği vakte bırakılmamalıdır. Can boğaza gelince kula tevbe kapısı kapatılır; o andaki imanın bir faydası olmaz.







    Çünkü ölüm meleğini gören ve ahiret hallerini seyreden bütün kafirler, küfürde yanıldıklarını ve şeytana aldandıklarını anlayacaklardır. Bu hallerdeki iman ve tevbenin durumu âyet-i kerimede şöyle anlatılmıştır.

    "Rabbinin bâzı âyetleri geldiği gün, önce inanmamış ya da imanında bir hayır kazanmamış kimseye artık (o andaki) imanı bir fayda sağlamaz."( En'am6/158.)

    "Kötü işleri yapıp dururken kendisine ölüm gelince: 'Ben şimdi tevbe ettim' diyen kimsenin tevbesi makbul değildir."( Nisa 4/18)

    Allahu Teâlâ, kabul edilecek tevbeyi şöyle anlatmıştır: "Allah'ın kabul edeceği tevbe ancak, cahillikle bir kötülük yapıp da çok geçmeden tevbe edenin tevbesidir."334

    6- İmanı zedeleyen sözlerden ve haraketlerden sakınmalıdır.

    İman şaka kabul etmez; iman edilen esaslarla alay edilmez. Yalan ve şakadan da olsa, Allah ve Rasûlü inkar edilemez, dinin esasları yalanlanamaz; dinin mübarek kıldığı şahıslar, yerler ve değerler karalanamaz.

    Kur'an ve aklımız bize yeter; Hz. Peygamberin hadislerine gerek yoktur, yahut onlar bizi bağlamaz demek de haramdır, sapıklıktır.

    Dine düşman olan kimselere özenmek, onların küfür içindeki hayat tarzını güzel görmek, günahları övmek, küfür ve isyan içindeki insanları takdir etmek, bu devirde din yaşanmaz, Allah'ın emirleri uygulanmaz demek imanı tehlikeye sokar.( Bkz: Kadızade, Amentü Şerhi, 61-64. Saadet yay. ist. 1993.)


    Dr. Dilaver SELVİ