İmamı Ahmed bin Hanbel Kimdir

'İslami Bilgiler' forumunda Wish tarafından 27 Mayıs 2011 tarihinde açılan konu



  1. Ahmed bin Hanbel eserleri


    Ahmed Bin Hanbel (780-855)

    Dört büyük imamdan birisi ve Hanbeli Mezhebi'nin imamı olan Ahmed bin Hanbel, 780 yılında Bağdat'ta doğdu. Ailesi Merv'den Bağdat'a göç ettiği için Merv'de doğduğunu nakledenler de vardır. Oğlu Salih tarafından düzenlenip bildirilen soy kütüğüne göre, soyu Peygamber Efendimiz'in (asm) soyu ile birleşmektedir. Büyük hadis ve fıkıh alimi olan imamın künyesi; Ebu Abdullah Ahmed b. Muhammed b. Hanbel eş-Şeybani el-Mervezi şeklindedir.

    Dedesi, Emeviler devrinde Serahs valiliği yaparken, babası da Abbasi ordusunda görev aldı. Otuz yaşlarında olduğu sırada babası vefat etti. Bağdatlı alimlerden bir süre ders aldıktan sonra hadis öğrenmeye ağırlık verdi. Bu alanda tanınmış alimlerden Hüşeym b. Beşir, Süfyan b. Uyeyne, Yahya b. Said el-Kattan, Abdurrahman b. Mehdi'den ders aldı. Ayrıca, İmam-ı Şafii'den de ders aldı. Bir çok alimden ders alırken; İmam Buhari, Müslim, Ebu Davud, Tirmizi, Nesai başta olmak üzere tanınmış hadis alimleri de kendisinden ders aldılar.

    Hadis öğrenme konusunda her türlü fırsatı değerlendirirken bu amaçla bir çok merkeze gitti. Küfe, Basra, Mekke, Medine, Dımaşk, Halep, Cezire gibi beldelere bazen bir kaç kez gitti. Çoğu zaman yol parası bulmakta güçlük çekti. Hadis öğrenmek maksadıyla Yemen'e gidebilmek için, kervancıların yanında deve bakıcılığı yaptı. Beş kez yaya olarak hacca gitti. Bu yolculuktaki en önemli maksatlarından birisi Hicaz'daki alimlerden hadis öğrenmekti. Kırk yaşına gelinceye kadar eğitimine ara vermeden devam etti. Çok güçlü bir hafızaya sahip olması, çok sayıda hadisi rivayet ettiğinden dolayı, bazen etrafında hadis dinlemek maksadıyla bulunanların sayısı beş bine kadar ulaştı.

    İslam alimleri ve din büyüklerinin büyük ekseriyetinin uğradığı sıkıntı ve işkencelerden o da nasibini aldı. Mu'tezile Mezhebi mensuplarının tesirinde kalan Abbasi halifesi Me'mun zamanında çok büyük işkencelere uğradı. İslam'ın özüne aykırı fikirlere katılmadığı ve Mu'tezile müntesiplerinin fikirleri doğrultusunda görüş beyan etmediğinden hapse atıldı. Halifenin kendisiyle görüşmek istemesi üzerine, Bağdat valisi İshak b. İbrahim tarafından zincire vurulmuş bir şekilde, Tarsus'a doğru yola çıkarıldı. Ancak, Tarsus'a varmadan halifenin öldüğü haberi geldi. Bunun üzerine geri getirilerek Bağdat'ta tekrar hapsedildi.

    Yeni halife Mu'tasım da aynı politikayı devam ettirdi. Halife, başkadısı Ahmed b. Ebu Duad ve güvendikleri kişiler, fikirleriyle Ahmed b. Hanbel'i susturamadıklarını görünce işkence yapılması emrini verdi. Çünkü, kesinlikle fikirlerinden, doğru bildiklerinden taviz vermedi. "İmam-ı Ahmed ibni Hanbel gibi bir mücahid-i ekber, Kur'ân'ın birtek meselesi için hapiste pek çok azap verilmiş ve şekvâ etmeyerek, kemâl-i sabırla sebat edip o meselelerde sükût ..." (Lem'alar, s. 264) etmedi. Şiddetli kamçı darbelerine rağmen fikirlerinden vazgeçmedi. Uygun ifadeler kullanmak kaydıyla serbest bırakılma teklifini de reddetti. Bunun üzerine işkencelerin dozu arttırıldı ve bizzat halife nezaretinde yapıldı. Bir ara halife onu serbest bırakmak istediyse de, başkadı, fikirlerinden dolayı dinden çıktığını ve Hanbel'in serbest bırakılmasının uygun olmayacağını iddia ederek mani oldu.

    İki buçuk yıla yakın devam eden büyük işkencelerden sonra serbest bırakıldıysa da gözaltında bulundurulmaya devam ettirildi. Yanlış fikirlerin okulda ders olarak okutulmaya başlanmasıyla galeyana gelip ayaklanmak isteyen halkı, isyandan vazgeçirerek sabretmelerini tavsiye etti. Buna rağmen, halk ile görüşmesi ve halifenin bulunduğu yerde ikamet etmesi yasaklandı. Hatta Cuma namazlarına gitmesine bile izin verilmedi.

    Halife Mutevekkil, kendisi hakkında ileri sürülen bazı iddiaların asılsız çıkması üzerine Hanbel'in gönlünü almak maksadıyla bazı hediyeler verdi. Halifeye kızgın olduğundan değil de haram karışmış olduğu gerekçesiyle hediyeleri kabul etmek istemedi. Fakat, başına daha büyük belaların açılmasından korkan yakınlarının isteği üzerine kabul etti. Ancak, aldığı hediyelerin tamamını ihtiyaç sahiplerine dağıttı. Bundan sonra halifenin hiçbir hediyesini kabul etmeyeceğini kesin bir dille ifade ettiği halde kendisinden habersiz ailesine maaş bağlandı. Halifenin verdiklerini alan oğullarına gücendi. Bundan sonra kendi evlatlarının hiçbir lokmasını yemedi. Kadılık görevinin kabul eden oğlu Salih'e de kırıldı.

    31 Temmuz 855 Cuma günü Bağdat'ta vefat ederek Hakk'ın rahmetine kavuştu. Cenazesinde yaklaşık altmış bini kadın olmak üzere sekiz yüz bine yakın insan toplandı. Ömrü boyunca hiç kimsenin yardımını kabul etmedi. Reddettiği büyük ikramların başkaları tarafından kabul edildiğini söyleyen oğlu Salih'e; "Sakın, kendilerini denemek için onlardan bir kesimi faydalandırdığımız dünya hayatının çekiciliğine gözlerini dikme! Rabbinin nimeti hem daha hayırlı, hem de daha süreklidir." (Tâhâ Suresi, 131) ayetini okuyarak, Allah'ın vereceği rızkın daha hayırlı olduğunu söyledi.

    İmam-ı Şafii, Hanbel Hazretlerine ders veren hocalarındandır. İbn Hanbel, çok sevdiği ve her sabah seher vakti kendilerine dua ettiği altı kişiden biridir. İmam-ı Şafii onun hakkında; Bağdat'ta ondan daha faziletli, müttaki, alim ve fıkıh alim bir kimse görmedim, ifadelerini kullanmıştır. Bediüzzaman Hazretleri, "Bir milyon hadisi hıfzına alan" imam olarak tarif eder. (Şualar, s. 348)

    İmam-ı Hanbel, yazdığı her hadisle amel etmeye özel gayret gösterdi. Çalışmasının büyük ekseriyetini hadis ilmine vakfetti. Ona göre fıkıhçı sayılabilmek için iyi bir hadis alimi olmalı, en az dört yüz bin hadisi ezbere bilmeli, sıhhatinden emin olmadığı rivayetlerle amel etmemelidir. Hadis rivayet edenlerin dürüstlüğüne özel önem vererek, emin olmadığı nakilcilerden hadis rivayet etmemeye çalıştı. Topladığı hadisleri vefatından sonra, oğlu Abdullah ve talebesi Ebu Bekir el-Katii tarafından kitap haline getirildi.

    İmam-ı Hanbel, velilerin keramet göstermesinin mümkün olduğunu ancak, harikulade olay gösteren her kişinin veli olduğuna hükmedilemeyeceğini söyler. Ona göre kimin veli olduğunu bilmek mümkün değildir. Çok sayıda Ashab-ı Kiramdan kerametin meydana gelmeyişini, imanlarını kuvvetlendirmek için vasıtaya (keramete) muhtaç olmadıklarının delili olduğuna hükmeder.

    Risale-i Nur'da, kendilerini Ahmed bin Hanbel mezhebinden sayan Vehhabiler konusunda çok önemli bilgiler mevcuttur. Vehhabiliğin, Haricilerin izinde gittiği ve ecdadları olduğuna işaret edilmektedir. Bu mezhebe mensup olanların ifrata kaçmalarına sebep teşkil eden meseleler açıklığa kavuşturulmaktadır. (Mektubat, s. 352-356) İmam-ı Hanbel Hazretlerini taklit etme konusunda ise şu bilgiler yer almaktadır:

    "Hem, Vehhâbiler kendilerini Ahmed İbni Hanbel mezhebinde saydıkları için, Ahmed İbni Hanbel Hazretleri bir milyon hadîsin hâfızı ve râvîsi; ve şiddetli olan Hanbelî mezhebinin reisi ve halkı Kur'ân meselesinde cihanpesendâne salâbet ve metânet sahibi bir zât olduğundan, onun bir derece zâhirî ve mutaassıbâne ve Alevîlere muhâlefetkârâne mezhebinden din nâmına istifade edip, bir kısım evliyânın türbelerini tahrip ediyorlar ve kendilerini haklı zan ediyorlar. Halbuki, bir dirhem hakları varsa, bazen on dirhem ilâve ediyorlar." (Mektubat, s. 353) Böylece, İmam'ın hassasiyeti yanlış anlaşılıp yanlış uygulanmakta ve tahribata yol açılmaktadır.

    Eserleri

    1- El-Müsned; En meşhur hadis kitabıdır. 700 bin hadis arasından seçilmek suretiyle oluşturulan ve 30 bin hadisi ihtiva eder, hadis külliyatları arasında en hacimli iki külliyattan birisidir.
    2- Kitabü's-Sünne; Kader, deccal, melekler, rü'yetullah, kürsi ve ahirete ait fikirlerini ihtiva eder.
    3- Kitabü'z-Zühd; İki bölümden oluşmuştur. Birinci bölümde başta Peygamber Efendimiz (asm) olmak üzere büyük peygamberlerin takvalarından söz eder. İkinci bölümde ise on dokuz büyük sahabe ve on altı tabiin hakkında bilgi verilmektedir.
    4- Kitabü'l-İlel ve Ma'rifetü'r-Rical; Hadis rivayet edenler hakkındaki görüş ve düşüncelerini ihtiva eder.
    5- El-Mesa'il; Fıkıh, akaid, ve ahlak ile ilgili olarak talebeleri ve başkları tarafından kendisine sorulan sorulara verdiği cevapları ihtiva eder (M. Yaşar Kandemir; "Ahmed b. Hanbel", TDVİA, II. C. s. 77-79).

    Bunların dışında da çok sayıda eserleri mevcuttur. Eserlerinin büyük ekseriyeti vefatından sonra oğulları ve talebeleri tarafından derlenmiştir.