İletişim bilimi nedir - İletişim bilimi modelleri ve evreleri

'Ders notları' forumunda YAREN tarafından 11 Mayıs 2011 tarihinde açılan konu


  1. İletişim bilimi nedir ,
    İletişim bilimi alt dalları,
    İletişim bilimi ders notları


    Günümüzde iletişim sosyal yaşantının vazgeçilmez bir parçası haline gelmiş ve dolayısıyla evrensel ve disiplinlerarası bir görünüm arz etmektedir. Bu husus, sosyoloji, psikoloji, yönetim bilimleri, lengüistik, sibernetik v.b. bir çok bilim dalının iletişim fenomeniyle meşgul olmasından açıkça anlaşılmaktadır.

    Fakat, birçok bilim dalının bu fenomene yönelmeler: bazı sorunları da beraberinde getirmektedir. Zira, iletişim sahasında bugün birbiriyle rekabet eden o kadar çok kuram ve modeller mevcuttur ki, bu konuyla ilk defa meşgul olanlar kendilerini kolayca bir kuram, model ve kavram karmaşası içinde bulabilirler.

    Bütün sosyal bilimlerde olduğu gibi, yeni gelişmekte olan iletişim bilim dalında da öncelikle kavramın anlamının ve kapsamanın tanımlanması gereklidir. Hepimizin bildiği gibi, sosyal bilimlerin en büyük özelliği kullandığı kavramlar hakkında ortak bir görüş birliğine kolayca varılmamasıdır. Bu husus tam anlamıyla sosyal bir fenomen olan iletişim içinde geçerlidir. Zira konu ile ilgili ortaya atılan birbirinden farklı o kadar kuram ve model vardır ki neticede tam anlamıyla bir kavram karmaşası ile karşı karşıya bulunmaktadır.


    İletişim Modelleri ve Evreleri

    Günümüzde batı dillerindeki “coinmunication” sözcüğünün karşılığı olan “iletişim” kavramının görmediği olan ve saha hemen hemen kalmadığı gibi, günlük yaşamımızda vazgeçilmez bir parçası olmuştur. Ama buna rağmen iletişimin ne anlama geldiği sorusu halen açıklanmış değildir. Günümüzde iletişim kavramının 160’ın üzerinde değişik tanımlama şekli mevcuttur.

    Genel olarak iletişim süreci ile ilgili görüşlerin takip ettikleri temel gelişim çizgileri açıkça bu fenomeni tasvir etmek ve açıklamak için geliştirilen modellerde görülebilir ve izlenebilir. Bu nedenle, iletişim sahasındaki gelişmelere dayanan bazı maddeleri kısaca özetleyeceğiz.

    1. Felsefi Görüşler

    İletişim sürecinin nasıl işlediğine ilişkin ilk görüşlere Aristoteles’de rastlanmaktadır. Aristotelesin temelini attığı ve bugün “retorik” olarak kaynaklar giren görüşe göre, eğer sözlü iletişim içerik yapısında ve sunulmasında, bazı şartları sürekli taşıyorsa istenen ve amaçlanan etkiyi sağlayabilir. Aristoteles iletişim süreçlerini birbirinden ayırt edebilen üç öğeyle sınıflandırmaktadır. Bunlar; konuşmacı, konuşma metni ve dinleyicidir (bkz: Merten, 1977:14). Bu üç öğenin birbiriyle nasıl bir ilişki içinde olduğu hususları yeterli derecede açıklanmış değildir. Aristoleles’in retorik okulu olarak gelişen bu görüşleri, iletişim alanındaki gelişmeleri büyük ölçüde etkilemiştir.

    I. Lasswell Formülü

    Amerikalı bir siyasat bilimci olan Lasswell, bir iletişim eylemini tanımalamanın en uygun yolunun şu sorulara cevap aramak olduğunu belirtir. “Kim, neyi, hangi kanaldan, kime, hangi etkiyle söyler”

    Lasswell’e göre iletişim çizgisel tek yönlü bir süreçtir. Şöyle ki; ileti verici tarafından mesaj olarak çıkmakta kanal sayesinde alıcıya erişmekte ve böylece mesaj alıcı da değişikliğe yol açmaktadır. Bu nedenle, iletişim temelde bir ikna etme süreci olarak değerlendirilmektedir. Ayrıca Lasswell, mesajların her zaman etkileyici olduğunu varsayar. Yani, mesaj kaynak tarafından gönderilmekte, kanal sayesinde hedefe erişmekte ve neticede değişikliğe yol açmaktadır.

    2. Matematiksel İletişim Modeli

    İletişim süresini bireysel düzeyde ele alan Shannon ve Weaver, matematikten esinlenerek kendilerinden sonra gelecek iletişim modellerine yön verecek ve etkileyecek bir iletişim modeli getirmişlerdir.

    Matematiksel iletişim kuramı iletişim süresini mesajın vericiden alıcıya doğrudan aktarılması olarak tanımlar. Bu aktarmanın tamamlanmasının kaynağın mesajı alıcıya kabul ettirmesi ve istediği yönde uygulatılması niteliğine bağlı olduğunu belirtir.

    3. Psikolojik Modeller

    Psikolojik iletişim konusuna etki-tepki prensibi açısından yaklaşmışlardır, yani gözlenebilir bir uyarı alıcıda gözlenebilir bir değişime neden olduğu görüşünü temel almışlardır.

    II. Houland’ın İletişim Modeli

    Houland ve arkadaşlarına göre iletişim “bir bireyin diğer bireylerin davranışlarını etkilemek amacı ile sözlü işaretler göndermesi sürecidir.” Bu nedenle, burada gözlenebilir uyarılardan hareketle gözlenebilir değişiklik ölçülmeye çalışılmaktadır. Houland ve arkadaşlarının asıl amaçları, alıcıdaki tutum, görüş ve nihayetinde davranış değişikliğine neden olan faktörlerin tespit edilmesi olmuştur.

    Netice itibariyle, Houland’in modelini, iletişim süreçlerini açıklama yerine şart koşan bir etki modeli olarak değerlendirmek gerekir. Model katı bir neden-sonuç ilişkisinden hareket etmekte ve modelde gözetlenmeyen faktörler ise çok yüzeysel bir düzeyde kalmaktadır. Ayrıca, modele göre verici ile alıcı arasında vericiye dayalı tek yönlü ilişki söz konusudur.

    III. Westley ve MacLean’ın Modeli

    Westley ve MacLean var olan araştırma bulgularını düzenlemek özellikle de kitle iletişim araçları için uygun olan sistematik bir yaklaşım sunma amacı gütmektedirler. Bu model, seçicilik aspektini ve alıcı tarafından algıların iletilmesini vurgulamaktadır. Gönderilen uyarı bir çok seçme sürecinin sonucudur, yani gönderici iletmek istediği konuyu seçer ve alıcı da gönderilen iletilerden yine kendisine uygun düşeni seçer. İletilmek istenen husus alıcının çevresindeki her şeyi algılama imkanına sahip olmadığına işaret eder. Bu nedenle, alıcı başkalarının algılarından faydalanır, ve bunları ön seçme olarak üstlenir. Böylece çeşitli ileti kanalları değişik seçicilik işlevleri ile oluşur. Alıcılar ise bunları feedback sayesinde belli ölçülerde yönlendirmeye çalışır.

    4. Sosyal Psikolojik Modeller

    Etkileşim süreci hakkında ilgilerinden dolayı sosyal-psikoloji de iletişim olgusunu araştırmaya yönelmiştir. Buna Newcomb’un modelini temsilen tanıtacağız.

    I. Newcomb’un modeli

    Newcomb, en azından iki insanın birbirine ve çevrelerindeki nesnelere karşı aynı anda yönelmelerini sürdürmenin iletişimin en önemli fonksiyonu olduğunu belirtmektedir. İletişim, gerginliğe karşı öğrenilmiş bir tepkidir. Bu nedenle belirsizlik ve dengenin olmadığı durumlarda daha fazla iletişim aktivitesi gerçekleşmektedir. Netice de iletişim burada denge sağlayan bir sürek olarak belirmektedir.

    5. Sosyal Modeller

    Sosyolojik açıdan iletişim araştırmalarının oldukça kısa bir geçmişi vardır. Özellikle, sosyolojide iletişim üzerine yoğun ilgi iletişim kurumlarının oluşması ve gelişmesiyle başlamış ve bu nedenle dikkatler, başlangıçta kitle iletişimi üzerinde yoğunlaşmıştır. Fakat sosyolojinin yeniden mikro süreçler (bireysel ve grup ilişkileri) hakkındaki ilgisini keşfetmesi, onu iletişim fenomeni ile karşılaştırmıştır.

    I. Riley / Riley’in Modeli

    Geleneksel anlayış verici veya alıcı konumundaki bireyi sosyal yapının bir parçası olarak görmemektedir. Sohn W.Riley ve Mathilda W.Riley’e göre ise iletişim sosyal yapıdan soyutlanarak açıklanamaz. Bu nedenle yazarlar, iletişim sistemini, toplum içinde iletişime katılan aktörler ve bu aktörlerin dahil oldukları gruplar ve bu grupların içinde bulunduğu geniş sosyal yapılar, her şeyi soran bir sosyal sistem içinde düşünmektedirler. Kitle iletişim sürecide bu geniş sosyal süreci etkiler ve ondan etkilenir. Yani hem verici hem de alıcı konumundaki birey toplumsal çevrelerinden soyutlanamaz ve bunların davranışları içinde bulundukları toplumsal koşullar tarafından yönlendirilmektedir. Diğer bir deyişle bir iletişim sürecinde, birey verici konumunda ise mesaj seçmesini ve şekillendirmesini; alıcı konumundaysa mesajı nasıl algılayacağına ve mesaja nasıl tepki göstereceğine dahil olduğu grup yardımcı olur.

    Verdiğimiz modeller çok değişik teorik düşüncelere dayanmakta ve böylecede iletişimin ne anlama geldiği hakkında ortak bir görüşe varılmasının çok zor olduğunu göstermektedir. İletişim kimine göre “etkileşimin şekli” kimine göre ise “canlı varlıklar arasında anlam aktarımı (Maletzke 1963:18)’dır. Sonuçta kavramın oldukça değişik anlamlarda kullanıldığını söyleyebiliriz.


    Kaynak:
    Prof. Erol Mutlu / İletişim Sözlüğü
    Konca Yumlu / Kitle İletişim Araştırmaları
    Metin Karadağ / Yazılı Sözlü Anlatım ​