il il imsakiye

'Ramazan ve Oruç' forumunda Wish tarafından 24 Ağustos 2008 tarihinde açılan konu


  1. İl İl İmsakiye 2011

    illere göre sahur,imsak,iftar vakitlerine diyanet işlerinin aşağıdaki bağlantısından bakabilirsiniz. Bulunduğunuz il ve ilçeyi seçerek sorgulamaya başlayabilirsiniz.

    GİRİŞ
     


    By_TuaL bunu beğendi.

  2. Teşekkürler Anne. Bu epey işimize yarayacak.
     



  3. teşekkürler wish.
     



  4. Ramazanda işimize yarayacak süper bir paylaşım tskler WisH:f40:
     



  5. Güzel bir zamanlamayla paylaşılmış bir konu.Teşekkürler
     



  6. Gerçekten hepimizin işine yarayacak bir konu teşekkürler Wishim..:f40:
     



  7. Emeğine sağlık Wish
    işimize yarayacak bir çalışmaya imza atmışsın tebrikler.+ Rep
    Ramazan boyunca imsakiyenin ana sayfada kalması ve Forumumuza güzel bir arşiv daha oluşturmak için
    Kutsal mekanlarımızı bu başlık altında toplamaya nedersiniz arkadaşlar?
     



  8. Mekke

    [​IMG]
    Mekke (Arapça: مكة), Arap Yarımadası'nda Hicaz eyaletinin başkenti ve Suudi Arabistan'ın en büyük şehri. İslam dini bu şehri kutsal kabul etmektedir ve 'Şehirlerin Anası' diye nitelemektedir.

    Müslümanlar İbrahim Peygamber'in M.Ö. 2000'lerde yerleştirdiği hanımı Hacer ve oğlu İsmail'in etrafında inşa edildiğine inanmaktadırlar.

    20 Nisan 571 tarihinde İslam dininin son peygamberi Muhammed burada dünyaya gelmiştir. 610'da Kuran'ın Alak Suresi ile bu kentte vahyolunmaya başlamıştır. 630'da kent müslümanların denetimine geçmiştir. 630'da ünlü Veda Hutbesi bu kentte irad edilmiştir. 1517-1917 arasında Mekke Osmanlı yönetiminde kalmıştır.

    Mekke her yıl hicri-kameri Zilhicce ayında milyonlarca hacıya ev sahipliği yapmaktadır.
     



  9. teşekkürler wish
     



  10. aramamıza gerek yok baska yerden

    tskrlr wısh çok güzel
     



  11. Kubbet-üs sahra

    Kubbetu's-Sahra, Resulullah (s.a.s.)'ın miraca çıkarken bastığı kayanın üzerine inşa edilmiştir. Sahra kelimesi de kaya anlamına gelir ve Kubbetu's-Sahra isimlendirmesi bu kayaya binaen verilmiştir. Ancak Türkiye'de hala birçokları tarafından Mescidi Aksa olarak bilinen mabed işte bu mabeddir.
    [​IMG]

    Gerçekte Mescidi Aksa, Kubbetu's-Sahra'nın kıble tarafında bulunan daha büyük ve geniş bir mabeddir.
    [​IMG]

    Altı boş olan ve sadece bir köşesinden destekle durabilen bir kaya parçası. hz. muhammedîn, üzerinden miraca yükseldigi tas. kubbet-üs sahra’nın içinde "asılı duran taş" anlamına gelen hacer-i muallak adi verilen taştir. bu kayanın içine on bir basamak merdivenle inilebilmektedir.
    [​IMG]

    peygamberimiz (s.a.s) miraca çıkarken üzerine bastığı taş
    [​IMG]

    Kayanın iç kısmı yaklaşık 1.5 metre yüksekliğinde ve 4.5 metre x 4.5 metre boyutlarında boş bir mekandır. içeriden tavana bakıldığında havada asılı izlenimi verir, bundan dolayı hacer-i muallak olarak anılmaktadır.
    [​IMG]
     



  12. Cuma Mescidi

    [​IMG]
    Mescid-i Atike (Vadi) adıyla da anılan bu cami, Kuba caddesinde Mescid-i Kuba'ya 350 m. uzaklıktadır

    Hicret sırasında Kuba'ya ulaşarak burada Mekke'den gelecek olan Hz. Ali ve diğer muhacirleri beklemek üzere bir süre kalan ve 24 Eylül 622 Cuma günü Yesrib'e hareket eden Hz. Peygamber cuma vakti girince Ranuna vadisinde Salim b. Avf kabilesine misafir oldu; buradaki namazgahta ilk cuma hutbesini okuyup namazı kıldırdı. Daha sonra bu ilk cuma namazının hatırasını yaşatmak için Mescid-i Cum'a adıyla meşhur olan bir mescid yaptırıldı.

    Mescid-i Atike (Vadi) adıyla da anılan bu cami, Kuba caddesinde Mescid-i Kuba'ya 350 m. uzaklıktadır. ilk defa Ömer b. Abdülazız'in Medine valiliği sırasında inşa edilen Mescid-i Cum'a, Osmanlı padişahlarından II. Bayezid tarafından yeniden imar edildi. Mihrabının yakınında Hz. Peygamber'in namaz kıldığı yer belirgin hale getirildi. Daha sonra ufak çaplı onarımlar geçiren Mescid-i Cum'a

    1992'de yıktırılarak yeniden inşa edilmiştir. (Hicaz Albümü, Diyanet İşleri Başkanlığı)

    Türk mimarisini andıran yapısıyla arzı endam eden bu mescid Kuba Mescinin bir km. kuzeyine düşmektedir. Mimarı Mahmut Kirazoğlu’dur.
     



  13. Sabancı Merkez Camii

    Sabancı Merkez Camii
    [​IMG]
    32 metre çaplı ana kubbesi ile Türkiye’nin en büyük kubbeye sahip camisidir...

    Sabancı Merkez Camii, Adana şehrinin merkezinde, Seyhan nehri kıyısında yer alan, Türkiye’nin en büyük camisidir. 1998 yılında hizmete açılmıştır. 32 metre çaplı ana kubbesi ile Türkiye’nin en büyük kubbeye sahip camisidir. Caminin proje mimarı Necip Dinç’tir. Ortadoğu'nun en büyük camiisi olarak da kabul edilir

    20,000 kişilik cami (açık alanın düzenlenmesiyle 28,000 kişi), son cemaat mahaliyle birlikte 6600 metrekareye yayılmıştır; 9 fil ayağı üzerine oturur. Klasik Osmanlı mimarisi tarzında yapılmıştır. Genel görünüm olarak Sultanahmet Camii’ne, plan ve iç mekan olarak Selimiye Camii’ne benzer. Bu nedenle Sabancı Merkez Camii için “Selimiye’nin eşi, Sultanahmet’in kardeşi, Kocatepe’nin çağdaşı” denmektedir.
    [​IMG]
    4 yarım-kubbe, 5 kubbe, 6 minaresi vardır; bunlar 4 kitap, 4 halife ve 4 mezhebe, İslam’ın 5 şartına, imanın 6 şartına karşılık gelmektedir. 32 metre çaplı ana kubbe 32 farza, avludaki 28 kubbe Kuran’da adı geçen 28 peygambere, ana kubbedeki 40 pencere Hz. Muhammed’(sav)in peygamber olduğu yaşa ve 40 rekat namaza, 99 metrelik 4 minare Allah’ın 99 güzel ismine karşılık gelir.

    Caminin temeli 13 Aralık 1988’de atılmıştır. 65 bin metrekarelik arsası Adana Büyükşehir Belediyesi tarafından Türkiye Diyanet Vakfı’na devredilmiş; halkın bağışları ile caminin %50’si tamamlanmıştır. Geri kalan %50, Hacı Sabancı ve onun ölümünden sonra Sabancı ailesi tarafından karşılanmış; bu nedenle başlangıçta Merkez Camii olması düşünülen adı Sabancı Merkez Camii halini almıştır.
     



  14. Teşekkürler Wish :f9:
     



  15. Eyüp Sultan camii

    EYÜP SULTAN CAMİİ
    [​IMG]

    Kara surları ile Haliç surlarının birleştiği yerin dışında yer alan Eyüp Camii ve Türbesi İslam dünyasının kutsal yerlerinden kabul edilir. Eyüp-el Ensari Hz. Muhammet'in bayraktarlığını yapmış bir şahıstı, 7 yy. Arap kuşatması esnasında burada ölmüş, İstanbul'un Türk kuşatması sırasında mezarı keşfedilmiş, sonradan türbe ve şehrin ilk camii buraya yapılmıştı. İlk camii zelzeleden ötürü yıkılınca 1800 de bu günkü camii inşa edilmişti. İslam'ın kutsal Cuma günleri inançlı kalabalıklar türbeyi ziyaret ederler. Yaşlı ağaçlar, uçuşan güvercinler, namaz kılanlar, dua ve ziyaret edenler, türbe ve camii civarını mistik, renkli bir atmosfere büründürür.
    [​IMG]
    Avludaki türbenin duvarları değişik çağların çinileriyle kaplıdır. Tarihi kaynaklar bu semtin Bizans devrinde de kutsal bir mahal olduğunu; aziz bir kimsenin yatırının ziyaret edilerek yağmur duaları yapıldığını kaydeder. Fatih’ten sonra tahta geçip silah kuşanan sultanlar Eyüp Sultan türbesini ziyaret ederek merasimi tamamlarlardı. Camii etrafı ve civar yamaçlar mezarlıklarla çevrili olup, meşhur Pier Loti kahvesi de buradadır. İstanbul aşığı şair ve yazar Loti sık, sık buraya gelerek Haliç’in o zamanki güzel ve doyumsuz manzarasını seydermiş.Dolunay gecelerinde bu küçük kafeden ve terastan görünen seyredenlere unutulmaz anılar yaşatır.

    Eyüp el-Ensari
    [​IMG]
    Emeviler zamanında İstanbul kuşatmasına (671) katılan ve burada şehit olan Eyüb el-Ensari Hazretlerinin kabrini Akşemseddin rüyasında gördü ve Fatih Sultan Mehmed'e bildirdi. 1458'de Fatih burada bir türbe ve cami yaptırdı. 1800'de cami yeniden inşa edildi. Kubbe yazıları Hamit Aytaç'ındır. Medresesi yok olmuş, ziyaret aşırılığı sebebiyle külliyedeki tahribat tamir edilmemiştir.

    Eyüp Sultan, Mekke'ye giderek Akabe'de ilk Müslüman olan sahabilerdendir. Alemdarı Nebi, Mihmandarı Resulullah diye anılır. Bedir, Uhud ve Hendek savaşlarına katılmış, İstanbul kuşatmasında şehit düşmüştür.

    Evliya Çelebi'ye göre: "İlahi arif, Hazreti Eba Eyüb ensari, peygamberin sahabesinden hadis rivayet edenlerdendir. Kendisi ensardandır. Hazreti Peygamber Mekke'den medine'ye hicret ettikleri zaman Cibrili Emin peygamberin devesinin yularından tutup çeke çeke cömert Eba eyübün evinin önünde çöktürmüştür.

    Bu işaret üzerine Muhammed peygamber Eba Eyüb'ün evinden başka bir yere misafir olmamıştır. Hala, peygamberin mübarek mezarı bu Eba Eyüb Ensari hazretlerinin evinin yerindedir ki, peygamberin candan sevdiği dostudur ki o peygamaberden birçok hadisler nakl ve rivayet eder."
     



  16. Hırka-i Şerif Camii

    [​IMG]
    Fatih İlçesi`nde, adını verdiği semtte, Muhtesip İskender mahallesinde yer almaktadır. 1851 yılında Sultan Abdülmecid tarafından Hz. Muhammed`in Veysel Karani`ye verdiği Hırka-i Şerif`in muhafazası ve ziyareti için yaptırılmıştır. Adını da buradan almıştır.
    [​IMG]
    Cami, İstanbul`un dini folklorunda çok önemli bir yere sahiptir. Saklanan hırka 17. yüzyıl başlarında, el-Karani sülalesinden olan Şükrullah Üveysi`den Sultan I. Ahmed`in fermanı ile alınmış, çeşitli yerlerde muhafaza edildikten sonra bu amaçla inşa edilen cami içindeki yerine konulmuştur. Hırka-i Şerif sadece Ramazan ayının on beşinden Kadir gecesine kadar öğlen ve ikindi namazları arasında ziyarete açılır. Cami yapılırken civardaki bir çok yapı kamulaştırılmış, caminin yanı sıra Üveysi ailesinin en yaşlı ferdi için bir meşruta, vekil dairesi, muhafızlar için kışla (halen Hırka-i Şerif İlkokulu olarak kullanılan bina), vazifeliler için odalar yapılarak bir külliye oluşturulmuştur.
    [​IMG]
    Cami avlusuna abidevi görünümlü üç kapıyla girilir. Kesme küfeki taştan yapılmıştır. Tek şerefeli iki minaresi vardır. Sekiz köşeli olan camiyi sekiz pencereli bir kubbe örter. Bahçenin sağındaki kapı üzerinde Sultan Abdülmecid`in tuğrası altında Hattat Kazasker Mustafa İzzeddin`in hattıyla bir kitabe yer alır. Kubbe altında yine aynı hattatın 8 adet ayet levhası sıralanmıştır. Abdülmecid`in yazarak imzasını attığı 8 levhası mimberin üstünde yer almıştır. Vaiz kürsüsü, mihrabı ve minberi kırmızı somakiden yapılmıştır.
     



  17. KOCATEPE CAMİSİ

    [​IMG]


    Ankara’da yeni bir cami yapılmasına 1945 yılında karar verilmiş ve bunun için de bir yarışma açılmıştır. Bu cami bugünkü Sigorta binasının olduğu yerde, Kızılay ile Fevzi Çakmak Caddelerinin birleştiği yerde uygulanacaktı. Bu projeyi Y.Mimar Ali Saim Ülgen kazanmış, ancak, bu proje uygulanamadı. İkinci kez 1957 yılında açılan proje yarışmasını Mimar Vedat Dalokay kazandı ve uygulaması da Dalokay’a verildi. 1965 yılına kadar yalnızca Diyanet İşleri Başkanlığı’nın binası ile caminin dört minaresinin temelleri atıldı. Projeler bir türlü tamamlanamadı. Üst örtünün teknik hesaplarının yapılması Ortadoğu teknik Üniversitesi’ne verildi.

    Kocatepe’de Cami Yaptırma Derneği’nin açmış olduğu bu ihalede mukavele hükümlerine göre zamanında proje verilmediğinden Dalokay ile yapılan mukavele feshedildi. Bundan bir buçuk yıl sonra yeni bir yarışma açıldı. Mimar Hüsrev Tayla ile Mimar Fatin Uluengin’in vermiş oldukları iki ayrı proje bir ve ikinciliği kazandı. Bundan sonra proje ve detaylar çizilerek uygulamaya başlandı. Fatin Uluengin’in çizdiği detay projeleri yanı sıra uygulamayı Hüsrev Tayla 1979 yılından sonra tek başına yürütmüştür. 1967 yılında başlayan çalışmalar 1987 yılında tamamlandı.

    Ankara’da Klasik Osmanlı üslubunda yapılan caminin ibadet mekanı merkezi bir kubbe ile örtülü olup, bu kubbe dört yarım kubbe ve trompların yardımı ile desteklenmiştir. İbadet mekanı 67x67 m. ölçüsündedir. Yapıda Klasik Osmanlı mimarisinin plan düzeni ve detayları, bezemeleri aynen uygulanmıştır. Caminin dört köşesine üçer şerefeli dört minare yerleştirilmiştir. Ayrıca girişin önünde Klasik Osmanlı mimarisinde olduğu gibi, dıştan iki sıra pencereli cephesi olan revaklı, üzeri kubbeli bir avlu ve ortasına da bir şadırvan yerleştirilmiştir.
     



  18. İstanbul Yeni Camii

    [​IMG]
    Eminönü İlçesi`nde, Eminönü Meydanı`nda, Mısır Çarşısı`nın yanındadır. Külliyenin merkezindeki cami deniz kıyılarındaki sultan camilerinin en görkemlisi olarak İstanbul siluetini tamamlar.
    [​IMG]
    Sultan III. Mehmed`in annesi ve Sultan III. Murad`ın eşi Safiye Sultan adına 1597`de Mimar Davud Ağa tarafından yapımına başlanan caminin mimarlığını 1598`den sonra Dalgıç Ahmed Ağa üstlenmiştir. 1603`e kadar süren inşaat, Sultan I. Ahmed`in tahta çıkışıyla yarım kalmıştır. 1661 yılında Sultan IV. Mehmed`in annesi Hatice Turhan Sultan tarafından tekrar başlatılan inşaat Mustafa Ağa`nın mimarlığında 1663`de tamamlanmıştır.
    [​IMG]
    Külliye bir cami, sıbyan mektebi, sebil, çeşme, hünkar kasrı ve türbeden oluşmaktaydı. Ama sıbyan mektebi günümüze ulaşamamıştır. Sekiz sütun ve dokuz kubbeli son cemaat yeri ikinci kat pencere altlarına kadar çinilerle kaplıdır. Pencere üstlerinde de Hattat Tenekecizade Mustafa Çelebi`nin hatları vardır. Sağda ve solda üçer şerefeli iki minare yer almıştır. Kare planlı camiye merdivenle üç kapıdan girilir. Çinilerle süslü olan dört fil ayağına ve dört kemere oturan merkezi kubbeyi, dört yarım kubbe desteklemektedir. Köşelerdeki dört kubbe ve köprüyle türbe önlerinde sütunlarla çevrili kubbelerle birlikte 66 kubbe bulunmaktadır.
    [​IMG]
    Mihrabı ve minberi beyaz mermerdendir. Mihrabın solunda değerli taşlarla süslü bir mozaik tablo vardır. Külliyeye dahil Hatice Turhan Sultan Türbesi, içinde gömülü beş padişah ve çok sayıda hanedan mensubuyla Osmanlı sülalesinin en büyük kabristanıdır. Türbede Hatice Turhan Sultan`ın yanı sıra Sultan IV. Mehmed, Sultan III. Osman, Sultan II. Mustafa, Sultan III. Ahmed ve Sultan I. Mahmud`un da mezarları vardır. Türbenin kubbesinin çapı 15 m.`den fazladır.
     



  19. Teşekkürler Wish.
     



  20. Bayezid Camii

    [​IMG]

    Beyazıt semtinde, Beyazıt Meydanı`na dağınık bir şekilde yayılmış haldedir. Sultan II. Bayezid tarafından yaptırılmıştır. İnşasına 1500`de başlanmış ve 1505`de bitirilmiştir. Mimarının kim olduğu konusunda ihtilaf vardır. Mimar Hayrettin, Mimar Kemaleddin`in ve Yakupşah bin Sultanşah isimli mimarlardan biri tarafından yapıldığı sanılmaktadır ama kesin bilgiye ulaşılamamıştır.
    Külliye, bir cami, aşhane-imarethane, sübyan mektebi, tabhaneler, medrese, hamam ve kervansaraydan oluşur Kendisinden daha önce yapılmış bulunan Fatih Külliyesi`nden farklı olarak simetrik yapılar şeklinde değil, dağınık bir şekilde inşa edilmiştir.
    [​IMG]
    Külliyenin merkezi Bayezid Camii`dir. 16.78 m çapındaki ana kubbesi dört ayak üstüne oturtulmuştur. Camii yerine külliyeye dahil bulunan tabhaneye bitişik minareleri, bu caminin ayırt edici özelliklerindendir. Bu nedenle iki minare arasındaki mesafe 79 metredir. Cami içerisindeki taş ve ahşap işçiliği ile vitraylar dikkat çekici güzelliktedir. Avlu döşemesi ve şadırvanın sütunları Bizans`tan kalma malzemenin yeniden işlenmesiyle elde edilmiştir.
    [​IMG]
    Özellikle şadırvan sütunlarında Bizans izleri görülebilmektedir. Külliyenin imarethane ve kervansarayının bugüne ulaşan kısmı Beyazıt Devlet Kütüphanesi tarafından kullanılmaktadır ve caminin solunda yer alır. Medrese ise caminin sağında ve oldukça uzağında yapılmıştır. Günümüzde Türk Vakıf Hat Sanatları Müzesi olarak kullanılmaktadır. Külliyenin hamamı medreseden de uzakta, Ordu Caddesi üzerinde, Edebiyat Fakültesi`nin yanındadır. Caminin kıble tarafındaki boşluktaysa türbeler bulunmaktadır. Sultan II. Bayezid`in, kızı Selçuk Hatun`un ve Tanzimat Fermanı`nın mimarı Mustafa Reşid Paşa`nın türbeleri buradadır.