III. Mustafa Hayatı ve Padişahlık Dönemi

'Biyografi' forumunda EyLüL tarafından 21 Mayıs 2012 tarihinde açılan konu



  1. III. Mustafa


    Doğum 28 Ocak 1717 - İstanbul
    Ölüm 21 Ocak 1774 - İstanbul
    Hüküm süresi 30 Ekim 1757 – 21 Ocak 1774
    Önce gelen III. Osman
    Sonra gelen I. Abdülhamid
    Babası III. Ahmed
    Annesi Emine Mihr-î-Mâh Sultan
    Mahlası Cihangir



    III. Mustafa, yirmi altıncı Osmanlı padişahı, yüz beşinci İslam halifesidir.

    ŞEHZADELİK DÖNEMİ
    1717 yılında Edirne’de doğan Şehzade Mustafa’nın babası III. Ahmet’tir. Yaşanan Edirne Vak’ası nedeniyle tahttan indirilen II. Mustafa’nın, III. Ahmet’ten sonra tahta çıkan oğulları I. Mahmut ve III. Osman’ın dönemine rastlayan çocukluğu; bu hükümdarların kendi çocukları olmamasına rağmen düşmanca tavırlar nedeni ile sıkıntılı ve hatta hayati tehlike altında geçti. Bu sıkıntılı şehzadelik dönemine rağmen tahta çıkmayı başardı ve 1757 yılında saltanatı başladı.

    PADİŞAHLIK DÖNEMİ
    Tahta çıktığında ilk icraatı olarak halkı memnun etmeye çalıştı ve sorunlar üzerine eğildi. Hac yolunun güvenliğini arttırdı, yolsuzluklara karışan Eski Saray Baltacı Ocağı’nı kaldırdı ve saray masraflarını kıstı.

    Dış siyasette ise sükut hakimdir. 1739 yılında imzalanan Belgrad Anlaşması nedeniyle devam eden sakinlik, Osmanlı Devleti’nin mali durumunun stabil devam etmesini sağladı. Ancak bu dönem gerekli yenilenmelerin yapılmadığı kayıp yıllar olarak nitelendirilebilir. Yaşanan barış ve istikrar iktisadi genişlemeye özellikle Akdeniz üzerinden yapılan ticarette mali şartlardaki iyileşmeleri doğurduysa da Rus savaşının patlak vermesi ile tüm bunlar bozuldu. Ayrıca Anadolu ve Rumeli’nin merkezden uzak bölgelerinin idaresi yerel güçlerin elinde kaldı. Diğer taraftan Aydınlanma dönemini yaşayan Avrupa’daki gelişmelerden habersiz, tüm bu fikri ve ekonomik değişimlerden uzak olarak hayatını sürdürdü. ‘’Cihangir’’ mahlasıyla yazdığı şiirlerde görüldüğü üzere devlet adamlarının yetersizliğinden iyi yetişmiş olanların ise azlığından şikayet ederek; devletin eski gücüne kavuşturulmasının mümkün olmadığını düşünürdü. Askeri durumun, özellikle Yeniçeri Ocağı’nın düzeltilmesindeki zarureti bilse dahi bunun için ciddi bir girişimde bulunma cesaretini gösteremediği gibi, bu konunun açılmasını bile tehlikeli saydı. Bunlar dışında askeri alanda yenilikler yaparak; yeni gemilerin yapımı, Tophane ve Topçu Ocağı’nın ıslahı ve yeni topların dökülmeye başlanması görülür. III. Mustafa, yeni toplarla yapılan atış denemelerine Şehzade Selim’i de yanına alarak katıldı ve tahta geçtiğinde topçulukla ilgili küçük bir eser yazacak kadar uzmanlaşan oğlunun bu sahada yetişmesini sağladı. Kendi dönemine mal edilen ve kuruluş tarihi 1773 olarak gösterilen Mühendishane-i Bahri-i Hümayun’un açılması halefi I. Abdülhamid zamanında gerçekleşmiştir.

    Ciddi hiçbir askeri hazırlık yapılmadan ve 6 ay öncesinden ilan edilen savaşın baştan itibaren kötü bir gidiş göstermesi, ordunun ehil olmayanlara teslimi, Rus donanmasının Akdeniz’e gelmesi ve Çeşme’deki Osmanlı filosunu yakması, Rus kuvvetlerinin Memleketeyn’i ve Kırım’ı istila etmesi, Tuna’yı aşması, yaşanan bozgun ve ağır yenilgiler, askerin içinde bulunduğu düzensiz haliyle savaşmaktan kaçınması, yağmacılığı ve isyanı bir dizi felakete yol açtı. 1772 yılında yapılan barış görüşmelerinde ise bu yenilgiyi en az kayıpla kapatma fırsatı da iyi değerlendirilememiştir. Barışın vazgeçilmez şartı olarak Kırım’ı isteyen Ruslar; aynı zamanda III. Mustafa’nın halifelik kimliğini sarstı. Öyle ki Kırım’daki müslüman halkın aynı zamanda dini lideri durumunda olan III. Mustafa’nın halifelik sıfatının Rus temsilcileriyle yapılan görüşmelerde gündeme gelmesi ve devletlerarası siyasette tartışma konusu yapılması önemli bir süreç başlatmıştır. Bu sıfat, önce bağımsız hale getirilecek olan Kırım için 1774 Küçük Kaynarca Antlaşması’nda resmen yer alacak olmakla beraber savaş sırasında Ruslar’la yapılan görüşmelerin başarısız kalmasının en önde gelen sebebini teşkil etmiştir.

    Savaşın son yıllarında içine düştüğü sıkıntılı durum, padişahın sağlığını bozdu. Dengeli bir hayat sürmesine rağmen savaşın kahrı erken ölümüne sebep oldu, geride ağır tahribata uğramış ve felaketli bir barışa mahkum bir devlet bırakmış olarak 1774 yılında vefat etti. Laleli Camii yanındaki türbede medfundur.