III. Mehmed Hayatı ve Padişahlık Dönemi

'Biyografi' forumunda EyLüL tarafından 21 Mayıs 2012 tarihinde açılan konu



  1. III. Mehmed


    Doğum 26 Mayıs 1566 - Manisa
    Ölüm 21 Aralık 1603 - İstanbul
    Görev Süresi 16 Ocak 1595 – 21 Aralık 1603
    Önce gelen III. Murad
    Sonra gelen I. Ahmed


    III. Mehmed, on üçüncü Osmanlı padişahıdır.

    HAYATI
    1566 yılında Manisa’da doğan Şehzade Mehmet, III. Murat’ın oğludur. Çocukluğunu geçirdiği Manisa’da eğitimini de tamamladıktan sonra babasının tahta geçişiyle 9 yaşlarındayken İstanbul’a geldi. Babasının padişah oluşuyla daha bir ihtimam gören Şehzade Mehmet, 16 yaşından sonra Saruhan sancak beyliğine gönderildi. Buradaki idarecilik hayatı 12 yıl sürdü ve ilk icraatı olarak bölgedeki asayişi sağlamak oldu.

    1595 yılında babasının vefatının haberini alınca, yanında lalaları ile birlikte İstanbul’a doğru yola çıktı. Yeni padişah gelene kadar babası III. Murat’ın ölümü gizlendi, III. Mehmet saraya ulaştıktan hemen sonra cülus töreni yapıldı. O tahta geçtiğinde sarayda oldukça kanlı bir gece yaşandı ve kardeş katli ile ilgili uygulama gerçekleştirildi. 4 tanesi yetişkin, diğerleri çok küçük yaşta olan 19 şehzade boğularak öldürüldü. Eski kadrolar yerlerinden alındı, III. Mehmet kendi yakın adamlarını çevresinde görevler verdi.

    PADİŞAHLIK DÖNEMİ
    İlk icraatı olarak iç meselelere yönelen sultan, babasının zamanında mal alımları sebebiyle halka olan borçları ödediği gibi hazine israfını önlemek için de tedbirler aldı. Yine babasının ihmal ettiği cuma selamlıklarına katılıp cuma namazını kılmak üzere alayla saraydan çıktığında vezirlerin kendisine yaklaşarak devletin ve halkın meselelerini konuşma adetini yeniden getirdi, böylece halk nazarında adaletle hükmedeceği beklentisinin oluşmasını sağladı.

    Padişahın Haçova Meydan Savaşı’ndaki zaferin ardından kendisine güveni geldi. Yumuşak yüzü sayesinde annesinin çok kolay etkisi altında kalması, biraz tutarsız davranmasına neden oluyodu. Halk padişahı bizzat seferin başında istiyor, annesi de sultanı kontrol edememekten korktuğu için sefere katılmasını istemiyordu. Ancak yeniçerilerin de padişah olmadan sefere çıkmayacaklarını bildirmeleri üzerine III. Mehmet, harekatı belirledi ve 1596 yılında Viyana üzerine yürüdü. Kanuni Sultan Süleyman’dan sonra ilk kez bir padişah ordunun başında sefere çıkıyordu.

    İlk olarak 1596 yılında Eğri Kalesi alındı fakat Sultan III. Mehmet tamamen annesinin kontrolündeydi. Onun önerdiği isimler veziriazamlığa, vezirlik makamına getirilıyor, içte ve dışta gerçekleşen kötü haberlerin oğluna ulaşmasını engelliyordu.

    Bu sırada İstanbul’da büyük bir veba salgını vardı, padişahın hanımlarından biri, kız kardeşlerinden dokuzu hastalıktan öldü; bir ara azalan salgın yeniden yayılınca padişah Üsküdar’a geçerek Kandilli bahçesinde bir süre oturup hastalığın geçmesini bekledi.

    Anadolu’da baş gösteren Celali isyanı, padişahı oldukça zorladı. Karayazıcı isimli bir şahıs, kendisini Osmanlı padişahı olarak ilan etti ve bu dedikodular İstanbul’a kadar ulaştı. Sultan halkı yatıştırmak ve söylentilerin asılsız olduğunu ispatlamak için harekete geçti ve asileri idam ettirdi. Ancak halk durdurulamadı, saraya gelen bir insanlar padişahı, annesini devlet işlerinden uzak tutmasını istediler.

    Bu sırada güzel olaylarda yaşanıyordu, Habsburglar’a karşı zafer kazanan Osmanlı, 1600 yılında kaleyi teslim aldı. Bir yandan da dış politika ile ilgileniyor, İngiltere kraliçesi ile mektuplaşıp Fransızları ‘’eski bir dost’’ olarak görüyordu.

    Saray içinde vezirler arasında makam kavgası yaşanırken, Sultan III. Mehmet’te tahtına göz koyduğunu ve kendisini tahttan indireceğini düşündüğü büyük oğlu Mahmut’u boğarak öldürttü, annesi ve 30 kadar hizmetçisi de denize atıldı.

    III. Mehmed’in bu olaydan nasıl etkilendiği tam olarak bilinmemektedir. Ancak doğu cephesinden gelen kötü haberlerle sarsılan padişahın rahatsızlığının giderek arttığı ve melankolik mizacı yüzünden iyice içine kapandığı anlaşılmaktadır. 1603 yılına gelindiğinde sultan III. Mehmet hayatını kaybetti, kaynaklardan elde edilen bilgiye göre onun şişmanlıktan kaynaklanan mide rahatsızlığından mustarip olduğu bilinmektedir. Bazı kaynaklarda da kalp krizi sonucu öldüğü kaydedilir. Türbesi Ayasofya Camii haziresindedir.

    MİZACI VE ÇALIŞMALARI
    Devrin kaynaklarında saf, kolayca inanmaya müsait, sakin tabiatlı, son derece dindar bir padişah olarak anılan III. Mehmed’in çok çabuk üzülen ve kötü olaylar karşısında metanetini koruyamayan bir yapısı olduğu anlaşılmaktadır. Avdan hoşlandığı, ok yapımında usta olduğu, daima kılıç ve yay ile gezdiği belirtilir. Üzerinde annesi Safiye Sultan’ın büyük etkisi vardı. Şehzadelik yıllarında edindiği idari tecrübeyi padişahlığı zamanında tam olarak yansıtamamakla birlikte babası dönemindeki uygulamalardan rahatsızlık duyduğu ve halkla daha çok irtibat kurmayı tercih ettiği anlaşılmaktadır. Muhtemelen, tahta geçtikten hemen sonra on dokuz kardeşinin katli olayının ağırlığını bütün saltanatı boyunca üzerinden atamamıştır. Ömrünün sonlarında büyük oğlunun da aynı âkıbete uğraması onun daha da içine kapanmasına yol açmıştır.

    Safiye Sultan ve ekibi onun sekiz yıllık saltanatı dönemine damgasını vurmuş, batıda önceki mücadelelere benzemeyen yoğun ve uzun savaş ortamı, bundan da önemlisi içeride Anadolu’yu derinden sarsan Celâlî hareketleri ve saltanatının sonlarında doğu cephesinde uğranılan kayıplar, son derece bozuk ekonomik durum, genel bir hoşnutsuzluğun ortaya çıkışına ve hakkında menfi kanaatlerin oluşmasına zemin hazırlamıştır.